Teknik arıcılık sitesi arıcıların sıkıntılarını, problemlerini paylaşmak ve arıcılıktaki yeni gelişmeleri aktarmak amacıyla kuruldu. Sitenin gelişimine katkıda bulunmak için her türlü yapıcı eleştirilerinizi eksik etmeyin ki, bilgilerimizin artmasına yardımcı olacak sitemiz gün geçtikçe büyüsün ve gelişsin.
2 Ağustos 2006 Çarşamba
BALIN DİNLENDİRİLMESİ
Bal süzüldükten sonra büyük tanklarda konulmalı ardından bir müddet dinlenmeye bırakılmalıdır. Dinlenme kazanları içerisinde süzülme esnasında bal içerisinde bulunan polen taneleri, mum kırıntıları, arı kanat bacak gibi kısımları, çerçeve tahtalarının kıymıkları gibi unsurlar ve süzülme sırasında süzgeçten geçirirken meydana gelen hava kabarcıkları ve bal köpüğünün balın üzerinde kalması sağlanır. Bu şekilde balın kavanozlara yada bal bidonlarına doldurulması sırasında görünümleri çok daha güven verici olacak ve müşteriler tarafından tercih edilecek. Göze hitap edecektir. Balın dinlenmesi sırasında her türlü bal içerisinde bulunan ve doğal olarak kabul edilen arı uzuvları gibi , mum gibi kırıntılar bal köpüğü gibi dinlendirme tankının yüzeyine çıkacaktır. Ağzı açık olan dinlendirme tankları bir miktar sıcak havalarda balın suyunun uçmasına da yardım eder. Bu iş yapılırken kesinlikle temiz ve tozsuz yerler tercih edilmelidir.
BAL SONRASI KOVANLARDA GÖZLENEBİLECEK DURUMLAR
Bal sonrası bir çok arıcı kovanlarında ana kaybı ile karşılaşır. Burada arı kolonisi tüm performansı bitmiş gibi görünen ana arıyı imha edip kendilerine yeni ana arı yapma hazırlığı göstermesine karşı bazen de bu tip bir çaba göstermeyerek koloninin anasız kalmasına neden olurlar. Bu durum anasız kalmış olan kovanın sahte ana arı yapmasına ve sonuçta kovanın sönmesine neden olur. Kolonilerde bal sonrası müthiş bir koloni mevcuduna azalmaya neden olur. Bu nedenden dolayı koloni bireylerinin sağlıklı bir şekilde kışı geçirebilmeleri için kuluçkalıkta sağlıklı işçi arı gözü içeren çerçeveler bulundurup mümkün olduğu kadar çok fazla genç arı yetiştirebilmesi sağlanmak adına koloniler ya sonbaharda nektar akışının olduğu yerlere götürülmeli yada beslenmelidir. Bu beslemede şerbetin koyu olması önem arz eder zira sonbaharda suyun uçurulması daha zor olacaktır.
20 Temmuz 2006 Perşembe
TÜM OKUYUCULARIMA SELAMLAR
Sevgili okuyucularım sizlerden gelen mesajlar bende daha iyi bir çalışma gayreti yarattı. Hergün açıp hoca bu gün ne ders veriyor diye bakıyorum diyen bir büyüğümün ailemle birlikte mutlu ve huzurlu olmam adına yaptığı duayı ben tüm okuyucularım için diliyorum. Memleketimize yapılan hizmetleri ibadet sayan arıcılarımızın çabalarını ve gayretlerinin boşa çıkmaması dileği ile.
Çok yakında gene sizlerle olacağım.
Bu ara işlerimizin yoğunluğundan dolayı görüşemiyoruz.
Hepiniz kendinize iyi bakın .
Siz bu memlekete lazımsınız.
Yalçın SEZER
Çok yakında gene sizlerle olacağım.
Bu ara işlerimizin yoğunluğundan dolayı görüşemiyoruz.
Hepiniz kendinize iyi bakın .
Siz bu memlekete lazımsınız.
Yalçın SEZER
16 Temmuz 2006 Pazar
BALI SÜZÜLMÜŞ ÇERÇEVELER İLKBAHARDA ARILARA VERİLEBİLİRMİ
Balı süzülmüş ve bal bulaşıklı çerçeveler ilkbaharda kullanılabilir. Burada dikkat edilmesi gereken bir takım noktalar bulunmaktadır.
En önemlisi bal bulaşığı olan çerçevelerin dikkatli bir şekilde muhafazasıdır. Kış boyunca bekleyen çerçevelerde dikkat edilmez ise mum güvesi oluşumu ortaya çıktığı gibi olgunlaşmadan alınmış olan balların fermente olması yani mikroorganizmalarla karşılaştığında bal kalıntılarının ekşimesi söz konusu olabilir. Bu durumların ortaya çıkmasını engellemek için polen içerikli çerçeveleri bekletmemeli ve arılara vermelidir. Bal olgunlaşmadan alınmamalıdır. Serin ve güneş almayan yerlerde depolanmasına gayret edilmelidir.
Bu şekilde kış boyu bekletilen bal bulaşıklı çerçeveler iki şekilde kullanılabilir. Kuluçkalığı doldurmuş ve bal dönemi ile çakışmış kolonilerde ballıklarda kabarmamış çerçeve vermek yerine bir hamlede arıların ballığa çıkmasını teşvik edecek bal bulaşıklı bir ilave dolusu çerçeve verilebilir. Burada arılar daha hızlı bir biçimde ilaveye çıkacaklardır. Çerçevelerin kabarması için harcanacak bal henüz kata çıkmamış koloni için bir külfettir ve bu ortadan kaldırılmış olur.
Diğer yöntemse ballı çerçevelerin sırlarının alınması sırasında dikkatli davranılmış ve gözlerin çok bozulmamasına özen gösterilmiş ise , ayrıca çerçevelerde işçi arı gözü içeriyorsa bu tür çerçeveler zamanı geldiğince kuluçkalıkta arıya verilmeli ve bal bulaşığı olan kabarmış çerçevelere yumurta atılmasıdır. Burada arıların ırk faktörü önemli bir unsurdur. Bir kısım arıların gelişme düzeni bal dönemi ile çakışıp üstün başarı elde edilmekte, bir kısım arılar ise aşırı gelişimden dolayı zamansız oğul eğilimi ile verimsiz bir arıcılık ortaya koymaktadır.
Çerçeveler gerek kuluçkalıkta, gerekse ballıkta kullanılsın çok eski olmamasına özen gösterilmelidir.
En önemlisi bal bulaşığı olan çerçevelerin dikkatli bir şekilde muhafazasıdır. Kış boyunca bekleyen çerçevelerde dikkat edilmez ise mum güvesi oluşumu ortaya çıktığı gibi olgunlaşmadan alınmış olan balların fermente olması yani mikroorganizmalarla karşılaştığında bal kalıntılarının ekşimesi söz konusu olabilir. Bu durumların ortaya çıkmasını engellemek için polen içerikli çerçeveleri bekletmemeli ve arılara vermelidir. Bal olgunlaşmadan alınmamalıdır. Serin ve güneş almayan yerlerde depolanmasına gayret edilmelidir.
Bu şekilde kış boyu bekletilen bal bulaşıklı çerçeveler iki şekilde kullanılabilir. Kuluçkalığı doldurmuş ve bal dönemi ile çakışmış kolonilerde ballıklarda kabarmamış çerçeve vermek yerine bir hamlede arıların ballığa çıkmasını teşvik edecek bal bulaşıklı bir ilave dolusu çerçeve verilebilir. Burada arılar daha hızlı bir biçimde ilaveye çıkacaklardır. Çerçevelerin kabarması için harcanacak bal henüz kata çıkmamış koloni için bir külfettir ve bu ortadan kaldırılmış olur.
Diğer yöntemse ballı çerçevelerin sırlarının alınması sırasında dikkatli davranılmış ve gözlerin çok bozulmamasına özen gösterilmiş ise , ayrıca çerçevelerde işçi arı gözü içeriyorsa bu tür çerçeveler zamanı geldiğince kuluçkalıkta arıya verilmeli ve bal bulaşığı olan kabarmış çerçevelere yumurta atılmasıdır. Burada arıların ırk faktörü önemli bir unsurdur. Bir kısım arıların gelişme düzeni bal dönemi ile çakışıp üstün başarı elde edilmekte, bir kısım arılar ise aşırı gelişimden dolayı zamansız oğul eğilimi ile verimsiz bir arıcılık ortaya koymaktadır.
Çerçeveler gerek kuluçkalıkta, gerekse ballıkta kullanılsın çok eski olmamasına özen gösterilmelidir.
15 Temmuz 2006 Cumartesi
BALI SÜZÜLMÜŞ ÇERÇEVELERİN DURUMU
Ballı çerçevelerin süzüldükten sonra içerisindeki bal bulaşıkları nasıl değerlendirilmelidir. Bal bulaşıklı çerçeveler kovanlara tekrar iade edilmeli ve arılar tarafından temizlendikten sonra tasnif edilmek üzere geriye alınmalıdır. Tasnif sırasında çerçevelerin işçi arı gözü ihtiva edenleri eni orta ve eski olarak ayrılabileceği gibi eski , erkek göz bulunduran ve kullanımında zorluk bulunan çerçeveler imha edilmeli mum eldesin de kullanılmalıdırlar. Baktığımızda içerisinde polen ihtiva eden çerçeveler var ise bunlar mutlaka kovana verilmelidir. Bu polenler arıların yavrularını beslemesinde kullanılacağından ötürü önemlidir. Ayrıca dışarıda kalan polenli çerçevelerin polen kısımlarında mum güveleri çok rahat bir şekilde gelişirler. Bu gelişme sonucu kovanlarda güve kurtları ve kelebekleri gelişir ki sonuçta
Kovanın sönmesine bile neden olabiliriz.
Kovanın sönmesine bile neden olabiliriz.
13 Temmuz 2006 Perşembe
BAL KOVANIN HANGİ KISMINDAN ALINIR
Bir çok arıcı balın ilaveden alındığını ve kuluçkalıktan ballı çerçeve alınmaması gerektiğini söyler. Aslında ballık diğer adıyla ilave yada kat arıların balı depo ettikleri kısımdır ve mevsimden mevsime değişebilen sayılarda olabilir. Bazı yıllar iki yada üç kat bal alındığına şahit olunur. Tabi sahte bal üreticilerinin ilaveleri merdivenle koyduklarını duyuyoruz.
Sabit yada gezginci fark etmez tamamen doğal elde edilen ballı çerçevelerin genellikle çerçeve kenarlarında yoğun bir bal akışında dahi boşlukların olduğu yada balın sırlanmamış olduğu görülür. Ballı çerçevenin genellikle üçte ikisinin yada yarısından fazlasının sırlanması balın alınabileceğinin işaretidir. Bakıldığında arılar bazı yıllar balı ilaveye değil kuluçkalığa dahi koyabilirler ve ilavede boş çerçevelerin olduğuna şahit olunur.Bu durum balın fazla miktarda gelmediğini , arıların mevcudunun balı kuluçkalık bal kemerine koymasının ardından yukarı ilaveye taşıma isteğini göstermemelerinden kaynaklanır.
Dolayısı ile sizler bal dönemi boyunca gerek besleme periyoduna devam etmiyorsanız ve sahte bal üretme isteğinde değil iseniz yapabileceğiniz iş kuluçkalıktan da bal alabilmek olmalıdır. Kuluçkalıkta en sondaki çerçeveler bal çerçeveleridir. Bazı arı ırkları bal dönemi boyunca yumurta işi ile ilgilenmeyi pek sevmezler. Bu arılar kuluçkalıkta da son derece bal tutma becerisi gösterirler. İki üç çerçeve yumurta neslin devamını sürdürecek olduğundan dolayı gereklidir. Fakat bal verimi yüksek ırklarda görülen bu davranış modeli ile daha fazla bal elde edebildiğimiz gibi eğer besleme yaparken fazla şeker kullanmaz ve kuluçkalığa sirayetini engelleyemez isek kuluçkalıktan bal alamayız. Kuluçkalıktan bal alınabilmesi için bal mevsimi başladığında değil çok önceleri şerbetin kesilmesi ve arıların doğal floradan gelen nektarlar ile kendilerini idare edebilecek beceride olmaları gerekmektedir. Böylece kuluçkalıktan aldığınız ballarda sizi utandıracak bir durum olmaz.
Birde kuluçkalık çerçevelerinin özellikle 2. ve 9. bazen tamamında bazen dağınık olarak polen ihtiva eden çerçeveler bulunur. Bu çerçevelerin balları süzülür iken bala polen tanelerinin karışımından ötürü bulanık bir görünüm verir. Polenli bal besleyici değeri yüksek bir bal olduğu halde balın çabuk donmasına neden olur. Müşterilerce görünümündeki bulanıklık nedeni ile rağbet görmez. Oysaki içerisindeki protein birimlerinin zenginliğinden ötürü son derece kıymetli bir besindir.
Sonuç olarak içerisinde katkı bulunmayan tüm ballar kovandan alınabilir. Amerika gibi kovan başına yüksek miktarlarda bal alındığı söylenen ülkelerin tamamı hesaplamalarında kuluçkalıklarda dahil edilmektedir. Hatta bu hesaplamalara yumurtalı çerçevelerin üzerindeki bal kemerleri de dahil edilir.
Sabit yada gezginci fark etmez tamamen doğal elde edilen ballı çerçevelerin genellikle çerçeve kenarlarında yoğun bir bal akışında dahi boşlukların olduğu yada balın sırlanmamış olduğu görülür. Ballı çerçevenin genellikle üçte ikisinin yada yarısından fazlasının sırlanması balın alınabileceğinin işaretidir. Bakıldığında arılar bazı yıllar balı ilaveye değil kuluçkalığa dahi koyabilirler ve ilavede boş çerçevelerin olduğuna şahit olunur.Bu durum balın fazla miktarda gelmediğini , arıların mevcudunun balı kuluçkalık bal kemerine koymasının ardından yukarı ilaveye taşıma isteğini göstermemelerinden kaynaklanır.
Dolayısı ile sizler bal dönemi boyunca gerek besleme periyoduna devam etmiyorsanız ve sahte bal üretme isteğinde değil iseniz yapabileceğiniz iş kuluçkalıktan da bal alabilmek olmalıdır. Kuluçkalıkta en sondaki çerçeveler bal çerçeveleridir. Bazı arı ırkları bal dönemi boyunca yumurta işi ile ilgilenmeyi pek sevmezler. Bu arılar kuluçkalıkta da son derece bal tutma becerisi gösterirler. İki üç çerçeve yumurta neslin devamını sürdürecek olduğundan dolayı gereklidir. Fakat bal verimi yüksek ırklarda görülen bu davranış modeli ile daha fazla bal elde edebildiğimiz gibi eğer besleme yaparken fazla şeker kullanmaz ve kuluçkalığa sirayetini engelleyemez isek kuluçkalıktan bal alamayız. Kuluçkalıktan bal alınabilmesi için bal mevsimi başladığında değil çok önceleri şerbetin kesilmesi ve arıların doğal floradan gelen nektarlar ile kendilerini idare edebilecek beceride olmaları gerekmektedir. Böylece kuluçkalıktan aldığınız ballarda sizi utandıracak bir durum olmaz.
Birde kuluçkalık çerçevelerinin özellikle 2. ve 9. bazen tamamında bazen dağınık olarak polen ihtiva eden çerçeveler bulunur. Bu çerçevelerin balları süzülür iken bala polen tanelerinin karışımından ötürü bulanık bir görünüm verir. Polenli bal besleyici değeri yüksek bir bal olduğu halde balın çabuk donmasına neden olur. Müşterilerce görünümündeki bulanıklık nedeni ile rağbet görmez. Oysaki içerisindeki protein birimlerinin zenginliğinden ötürü son derece kıymetli bir besindir.
Sonuç olarak içerisinde katkı bulunmayan tüm ballar kovandan alınabilir. Amerika gibi kovan başına yüksek miktarlarda bal alındığı söylenen ülkelerin tamamı hesaplamalarında kuluçkalıklarda dahil edilmektedir. Hatta bu hesaplamalara yumurtalı çerçevelerin üzerindeki bal kemerleri de dahil edilir.
12 Temmuz 2006 Çarşamba
BAL HANGİ KAPLARA KONULUR
Balımızı süzdük , dinlendirdik ve artık kaplara koyma zamanı geldi. Bir çok arıcı koydukları kapların sağlık yönünden sıhhi olup olmadığını bilmeden bu işi yapar. Aslında laklı tenekeler kullanılmalıdır yada gıda nizamnamesi doğrultusunda gıda da kullanılmasında bir sakınca yoktur ibaresi olan kaplar kullanmak zorundayız. Bir çok bal firması bu işi yaparken firma kuruluşu aşamasında sağlığa uygun kaplar kullanacağını taahhüt eder ve tüketici ister plastik olsun isterse teneke bu balı güvenerek alır. Aslında balı arıcıdan alan firma ne ile geldiğine dikkat edermi etmezmi bilemiyorum ama kendilerine gelen balı mutlaka sağlıklı kaplarda pazarlamak zorundadırlar. Biz arıcılar balımızı değerine satmak istiyor isek mevcut birlik yönetimlerinde yer almalıyız. Yönetimdeki insanlara itici güç oluşturmalı ve değerine balların satılması için çaba sarf etmeliyiz. Burada balın konulacağı teneke yada bidonun sağlığa aykırı olup olmadığına dikkat etmek bile , çalıştığımız karanlık sektörde bir mum yakmak olacaktır.
11 Temmuz 2006 Salı
BALI NİÇİN ESKİLER HARMAN ZAMANINDAN SONRA ALIRLARDI
Bal eskiler tarafından bahçede süs , evin ihtiyacının giderilmesi ve birazda müthiş canlıların gizemini ve çalışkanlığının ibret verici halinin zaman zaman seyredilmesi için evin bahçesinde , yakınında tutulurdu. Çoğu da çeşitli ilkel kovanlardı. Özel olarak modern kovan yapıp da bundan gelir elde edeyim diyen sayısı son derece az idi.Çoğaltma yöntemleri bilinmiyor ve sonuç olarak ta doğal oğul yada dışarıdan bahçeye gelecek oğullar bekleniyordu.
Eski arıcılar arı harman tozunu yemeli ki bal değerli olsun derler . Kısmen doğruluk payı olan bu görüşün nedenlerinden bahsetmek istiyorum. Bir koloni balı sırladığı zaman balın suyu uçmuş ve artık bu bal olgunlaşmış sayılır. Lakin arı üzerinde yattığı ve sırrını sağlamlaştırdığı balın çok daha kıvamlı olduğu bilinir. Bunun neden arı her ne kadar çerçeve üzerinde yatarsa o kadar çok suyunu uçuracak ve balın olgunlaşmasını sağlayacaktır. Modern arıcılıkta ise bir yerden bir başka yere arının nakli söz konusu olacaktır. Bu durumda bir bölgenin ablı sırlandığı zaman diğer bölgeye gidilebilir. Balın sırlanması çerçevelerin alınmasını söyleyen bir işarettir.
Eskiler ise genellikle doğal yada ilkel kovanlar ile arıcılık yaptıklarından koloni birey sayısının yoğun olduğu ve gezgincilik yapmadıklarından dolayı bir acelelerinin olmamasından dolayı nüfusun en az olacağı sonbahar ve hatta kışa yakın olan tarihleri beklemektedirler. Hatta kış aylarında arıların soğuktan çekildikleri yuva dalakları üzerinde iken ilkel kovanlardan balın alınması son derece rahat olmaktadır.
Laf aramızda anadoluda bir tabir vardır. Köyün işi ölünce biter diye, eski arıcılarımız işlerinin yoğunluğundan dolayı da bal alınmasını bu kadar sonraya bırakıyorlardı.
Eski arıcılar arı harman tozunu yemeli ki bal değerli olsun derler . Kısmen doğruluk payı olan bu görüşün nedenlerinden bahsetmek istiyorum. Bir koloni balı sırladığı zaman balın suyu uçmuş ve artık bu bal olgunlaşmış sayılır. Lakin arı üzerinde yattığı ve sırrını sağlamlaştırdığı balın çok daha kıvamlı olduğu bilinir. Bunun neden arı her ne kadar çerçeve üzerinde yatarsa o kadar çok suyunu uçuracak ve balın olgunlaşmasını sağlayacaktır. Modern arıcılıkta ise bir yerden bir başka yere arının nakli söz konusu olacaktır. Bu durumda bir bölgenin ablı sırlandığı zaman diğer bölgeye gidilebilir. Balın sırlanması çerçevelerin alınmasını söyleyen bir işarettir.
Eskiler ise genellikle doğal yada ilkel kovanlar ile arıcılık yaptıklarından koloni birey sayısının yoğun olduğu ve gezgincilik yapmadıklarından dolayı bir acelelerinin olmamasından dolayı nüfusun en az olacağı sonbahar ve hatta kışa yakın olan tarihleri beklemektedirler. Hatta kış aylarında arıların soğuktan çekildikleri yuva dalakları üzerinde iken ilkel kovanlardan balın alınması son derece rahat olmaktadır.
Laf aramızda anadoluda bir tabir vardır. Köyün işi ölünce biter diye, eski arıcılarımız işlerinin yoğunluğundan dolayı da bal alınmasını bu kadar sonraya bırakıyorlardı.
10 Temmuz 2006 Pazartesi
KOVANLARDAN BALLI ÇERÇEVELERİN ALINMASI
Kovanlardan ballı çerçevelerin alınması gerçekten maharet isteyen bir çalışmadır. Genellikle balların alındığı dönemde nektar kesilmiştir. Bu dönemde arılarda müthiş bir yağmacılık eğilimi vardır. Tatlı ne bulurlarsa bir müddet sonra ortalık karışır. Sanki tüm tarlacı arıcılara haber verilmiş gibi balın bulaştığı yerde adeta oğul gibi bir kitle doluşuverir. Bu şekilde bir çalışma son derece sakıncalıdır. Arılardan bal son derece sakin ama hızlı bir biçimde alınmalıdır.
Öncelikle balı alınacak olan kovanın yanına bir ilave getirilir. Katlı kovanın içerisine bakılır. Eğer ki arı yoğunluğu ilavenin iç cidarını kaplıyor ise arılar kovan ilavesinin iç cidar duvarlarında yoğun ise çerçeveler teker teker çıkarılarak sarsmadan üzerindeki arlar düşürülmeden sakince dışarıdaki ilaveye yerleştirilir. Daha sonra en son çerçeve üzerindeki arılar kovanın ilavesi içerisine silkme yöntemi ile arılar düşürülmelidir.Üzerinde dolaşan birkaç tane arı ki bunlar genelde genç bireylerdir, fırça ile düşürülmeli ve hemen üzerine ıslak bez konulmuş olan bir kovanın içerisine yerleştirilir. Bu şekilde dışarıdaki çerçevelerin her biri sıra ile arısından arındırıldıktan sonra koloni üzeri hemen bezi örtülerek kapatılmalı ve diğerine geçilmelidir. Bu şekilde hızlı ve seri bir çalışma gerçekleştirilirken arıları huzursuz etmemek gerekir. Oysa her çerçeveyi aldığımızda üzerindeki arıları silkme işlemini yapsaydık bir arı birden fazla sayıda rahatsız edilmiş olacak ve sonuçta huzursuzlaşıp arıcıyı rahatsız edecekti.
Arıların ballı çerçevelerden uzaklaştırılması için kullanılan ilaçları ve aletleri duyuyor , okuyor fakat göremiyoruz. Yurt dışında bazı kimyasalların kullanılmasının yasaklandığını bir yazıda okumuştum. Buradan şu çıkıyor doğal olmak için doğal davranmak lazım.
Öncelikle balı alınacak olan kovanın yanına bir ilave getirilir. Katlı kovanın içerisine bakılır. Eğer ki arı yoğunluğu ilavenin iç cidarını kaplıyor ise arılar kovan ilavesinin iç cidar duvarlarında yoğun ise çerçeveler teker teker çıkarılarak sarsmadan üzerindeki arlar düşürülmeden sakince dışarıdaki ilaveye yerleştirilir. Daha sonra en son çerçeve üzerindeki arılar kovanın ilavesi içerisine silkme yöntemi ile arılar düşürülmelidir.Üzerinde dolaşan birkaç tane arı ki bunlar genelde genç bireylerdir, fırça ile düşürülmeli ve hemen üzerine ıslak bez konulmuş olan bir kovanın içerisine yerleştirilir. Bu şekilde dışarıdaki çerçevelerin her biri sıra ile arısından arındırıldıktan sonra koloni üzeri hemen bezi örtülerek kapatılmalı ve diğerine geçilmelidir. Bu şekilde hızlı ve seri bir çalışma gerçekleştirilirken arıları huzursuz etmemek gerekir. Oysa her çerçeveyi aldığımızda üzerindeki arıları silkme işlemini yapsaydık bir arı birden fazla sayıda rahatsız edilmiş olacak ve sonuçta huzursuzlaşıp arıcıyı rahatsız edecekti.
Arıların ballı çerçevelerden uzaklaştırılması için kullanılan ilaçları ve aletleri duyuyor , okuyor fakat göremiyoruz. Yurt dışında bazı kimyasalların kullanılmasının yasaklandığını bir yazıda okumuştum. Buradan şu çıkıyor doğal olmak için doğal davranmak lazım.
9 Temmuz 2006 Pazar
BAL SÜZMEDEN ÖNCE DÜŞÜNÜLECEKLER
Arılardan ballı çerçevelerin alınması bayağı maharet isteyen bir iştir. Arıların durumu , çevredeki nektar akımı, seri çalışma ve yağmacılık eğiliminin en az olması gibi unsurlara dikkat etmek gerekir.
Öncelikle çevredeki bal kaynaklarındaki azalma dikkati çekiyor ise yağmacılık eğilimine dikkat etmek ve çalışmayı bu konu göz ardı edilmeden dikkatli bir şekilde yapmak gerekir. Ballı çerçeveler kolonilerden alınırken kesinlikle bal eldivenler, kovan ilavelerine ve çeşitli ekipmanlara bulaştırılmamalıdır. Bal bulaşığı olan yerler süratle silinmeli yıkanmalı ve arıların farkına varmadan bu bal bulaşığını kovanlara bildirmesine müsaade edilmemelidir. Aksi taktirde arılıkta arkası kesilmeyen ve iş gücü kaybına neden olacak bir kaos yaşanır ki. Bundan zayıf kolonilerde çok olumsuz etkilenirler. Yağmaya uğrayacak olursa kolonilerin sönmesi söz konusu olabilir.
Ballı çerçeveler alınırken kaç tane koloninin balı alınacak ise o kadarda ilave olması işimizi kolaylaştıracaktır. Ballı çerçevelerin sırları sır bıçağı yada sır tarağı ile alınacaktır. Bu iş için gerekli olan aletler önceden yıkanmalı , temizlenmeli ve sayısı kullanacağımızdan fazla olmalıdır. Olası bir durumda tarak dişlerin kırılması bıçak sapının kopması gibi aksilikler göz önünde tutulmalıdır. Bal süzme kazanı mutlaka geçen yıldan bu yana tozlanmış olacaktır. Temizlenmeli ve yıkanıp,kurutulmalıdır. Sır teknesi yada sır içine konacak olan bir aparat hazırlanmalı burada bal mumunun yanı sıra sır ve mumla birlikte gelen balın süzülüp alınması düşünülmelidir. Sır balının çok taliplisi olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Elimizdeki ballı çerçevelerin içeriği yaklaşık olarak tahmin edilmeli ve o kadar teneke yada bal koyacak kap bulundurulmalıdır.
Balın süzülmesi sırasında gerek ekipmanın gerekse ellerin yıkanması için temiz su bulundurulmalıdır. Ellerin silinmesinde ve ekipmanın kurutulmasında kullanılacak havlu yada bez toz ve hav bırakmayan suyu emen türden olmalıdır.
Kazandan akacak olan balın arı kanadı, bacağı , arı, propolis, mum ve çeşitli doğal unsurlar bulundurabileceği düşünülerek mutlaka süzgeç bulundurulmalıdır. Süzgeçler bir süre sonra kırıntılar ile tıkanacak ve ilk anda olduğu gibi rahat balın süzülmesine imkan vermeyecektir. Yıkandığında ise hem zaman kaybına neden olacaktır. Hem de rahat kuruyamayacaktır. Bundan dolayı yedek bir süzgeç olması işlerin daha seri ve çabuk olmasına yardım eder.
Arılıkta hijyenik kurallara riayet etmek de son derece önemlidir. Gelecekte balların organik üretimi ile ilgilenmesi zorunlu ve kaçınılmaz olan ülkemizin arıcılarının buna çok dikkat etmesi gerekmektedir.
Bir çok arıcı balını gece süzmeyi , bir çoğu da gündüz çadırda süzmeyi tercih eder. Süzme işlemi gerçekleştirilirken havanın sıcak olması çerçevedeki balın daha rahat bir şekilde çıkmasına yardımcı olmaktadır.
Çadırda sağım gündüz yapılarak zamandan kazanç ve çerçeveden daha fazla balın daha rahat bir şekilde çıkması düşünülerek yapılır. Burada eğer ki çadır içerisine arıların girmesi söz konusu olursa önü arkası kesilmeyen bir yağmacılığın oluşmasına ve çalışma zorluğu yaratacağından iş gücü kaybına neden olur. Dikkat etmek gerekir. Hele ki nektar kesilmiş ise bal kokusu arıları fena halde huysuzlandıracaktır.
Gece açık arazide yapılacaksa arıların süzme işleminin yapıldığı noktada yakılacak ışığı görmemesi işimizi kolaylaştıracaktır. Yoksa kovanı ışık varlığından dolayı terk eden arılar huzursuzluk yaratır. Burada yapılan çalışmalar sırasında yerlere damlayan bal damlaları ertesi gün arılar tarafından temizlenecek ve böylece kirlilikte hiç olmayacaktır. Bal sağımının yapıldığı anda gece eğer hava soğuk ise bir miktar bal çerçevelerde kalabilir.
.
Öncelikle çevredeki bal kaynaklarındaki azalma dikkati çekiyor ise yağmacılık eğilimine dikkat etmek ve çalışmayı bu konu göz ardı edilmeden dikkatli bir şekilde yapmak gerekir. Ballı çerçeveler kolonilerden alınırken kesinlikle bal eldivenler, kovan ilavelerine ve çeşitli ekipmanlara bulaştırılmamalıdır. Bal bulaşığı olan yerler süratle silinmeli yıkanmalı ve arıların farkına varmadan bu bal bulaşığını kovanlara bildirmesine müsaade edilmemelidir. Aksi taktirde arılıkta arkası kesilmeyen ve iş gücü kaybına neden olacak bir kaos yaşanır ki. Bundan zayıf kolonilerde çok olumsuz etkilenirler. Yağmaya uğrayacak olursa kolonilerin sönmesi söz konusu olabilir.
Ballı çerçeveler alınırken kaç tane koloninin balı alınacak ise o kadarda ilave olması işimizi kolaylaştıracaktır. Ballı çerçevelerin sırları sır bıçağı yada sır tarağı ile alınacaktır. Bu iş için gerekli olan aletler önceden yıkanmalı , temizlenmeli ve sayısı kullanacağımızdan fazla olmalıdır. Olası bir durumda tarak dişlerin kırılması bıçak sapının kopması gibi aksilikler göz önünde tutulmalıdır. Bal süzme kazanı mutlaka geçen yıldan bu yana tozlanmış olacaktır. Temizlenmeli ve yıkanıp,kurutulmalıdır. Sır teknesi yada sır içine konacak olan bir aparat hazırlanmalı burada bal mumunun yanı sıra sır ve mumla birlikte gelen balın süzülüp alınması düşünülmelidir. Sır balının çok taliplisi olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Elimizdeki ballı çerçevelerin içeriği yaklaşık olarak tahmin edilmeli ve o kadar teneke yada bal koyacak kap bulundurulmalıdır.
Balın süzülmesi sırasında gerek ekipmanın gerekse ellerin yıkanması için temiz su bulundurulmalıdır. Ellerin silinmesinde ve ekipmanın kurutulmasında kullanılacak havlu yada bez toz ve hav bırakmayan suyu emen türden olmalıdır.
Kazandan akacak olan balın arı kanadı, bacağı , arı, propolis, mum ve çeşitli doğal unsurlar bulundurabileceği düşünülerek mutlaka süzgeç bulundurulmalıdır. Süzgeçler bir süre sonra kırıntılar ile tıkanacak ve ilk anda olduğu gibi rahat balın süzülmesine imkan vermeyecektir. Yıkandığında ise hem zaman kaybına neden olacaktır. Hem de rahat kuruyamayacaktır. Bundan dolayı yedek bir süzgeç olması işlerin daha seri ve çabuk olmasına yardım eder.
Arılıkta hijyenik kurallara riayet etmek de son derece önemlidir. Gelecekte balların organik üretimi ile ilgilenmesi zorunlu ve kaçınılmaz olan ülkemizin arıcılarının buna çok dikkat etmesi gerekmektedir.
Bir çok arıcı balını gece süzmeyi , bir çoğu da gündüz çadırda süzmeyi tercih eder. Süzme işlemi gerçekleştirilirken havanın sıcak olması çerçevedeki balın daha rahat bir şekilde çıkmasına yardımcı olmaktadır.
Çadırda sağım gündüz yapılarak zamandan kazanç ve çerçeveden daha fazla balın daha rahat bir şekilde çıkması düşünülerek yapılır. Burada eğer ki çadır içerisine arıların girmesi söz konusu olursa önü arkası kesilmeyen bir yağmacılığın oluşmasına ve çalışma zorluğu yaratacağından iş gücü kaybına neden olur. Dikkat etmek gerekir. Hele ki nektar kesilmiş ise bal kokusu arıları fena halde huysuzlandıracaktır.
Gece açık arazide yapılacaksa arıların süzme işleminin yapıldığı noktada yakılacak ışığı görmemesi işimizi kolaylaştıracaktır. Yoksa kovanı ışık varlığından dolayı terk eden arılar huzursuzluk yaratır. Burada yapılan çalışmalar sırasında yerlere damlayan bal damlaları ertesi gün arılar tarafından temizlenecek ve böylece kirlilikte hiç olmayacaktır. Bal sağımının yapıldığı anda gece eğer hava soğuk ise bir miktar bal çerçevelerde kalabilir.
.
8 Temmuz 2006 Cumartesi
AVRUPA YAVRU ÇÜRÜKLÜĞÜ
Avrupa Yavru Çürüklüğü
Avrupa yavru çürüklüğü hastalığı daha çok ilkbahar ve yaz başında zayıf kovanlarda görülür. Özellikle nektarın az olduğu dönemlerde daha sık görülür.
Kovanların zayıf ve kötü kışlatılması , ilkbaharda soğuk ve nemli havaların uzun süre devam etmesi, yetersiz beslenme, stres ve nektar akımının geç başlaması sonunda hastalık belirtileri görülür.
Dünyada en yaygın görülen hastalıklardan biridir. Hastalığın etmeni en son yapılan sınıflandırmaya göre Melisococcus pluton adında bir bakteridir. Hastalıkta diğer bazı (sekonder) bakteri türleri de görülür ancak bunlar doğrudan hastalık oluşturmazlar fakat ölü larvanın kokusu ve kıvamı üzerinde etkili olurlar.
HASTALIĞIN BELİRTİSİ
Hastalığın kendine özgü kokmuş et ya da balık kokusunu andıran kokusu kovan açıldığında algılanabilir. Açık yavru döneminde ölmüş larvalar koyu kahverengi ve siyaha yakın renktedir ve larvadaki renk değişimi önemli bir belirtidir.
Hastalığın çok şiddetli seyrettiği durumlarda kapalı yavru gözlerinde de görülebilir. Ölmüş larva bir çöple çekildiğinde Amerikan yavru çürüklüğünde görülen ipliksi uzama görülmez, kolayca petek hücresinden çıkartılabilir. Genellikle, Amerikan yavru çürüklüğü kapalı yavrularda görülürken Avrupa yavru çürüklüğü açık yavrularda görülür.
Avrupa yavru çürüklüğü oldukça sık görülen bir hastalıktır. Ancak çoğu yerde enfeksiyonun seviyesi düşük seyrettiği ve kuvvetli koloniler, hastalıkla kendi kendine başa çıktığı için arıcıların gözünden kaçmaktadır.
Hastalığa yakalanmış kovanlarda canlı, istekli çalışan işçi arılarda aşırı bir hassasiyet , tedirginlik, isteksizlik ve tembellik göze çarpar. Ölü larvaların rengi değişir, donuk beyazdan önce sarı sonra kahverengi ve sonra da siyaha dönüşür. Larvalar genellikle kangal (C harfi) formundayken ölürler. Ölen larvalar sulu, yumuşak bir görünüştedirler sonraları ise hamur kıvamını alırlar .
MÜCADELESİ
Amerikan yavru çürüklüğündeki uygulamanın aksine şiddetli durumlar hariç, bu hastalıkta arıların ve yavru peteklerin imhasına gerek yoktur. Koloninin ana arısı bir süre kovan içerisinde kafeslenerek yumurta atması engellenir. Oxytetracycline, erythromycin veya diğer antibiyotik uygulamaları ile tedavi edilebilir. Ancak, antibiyotik kullanımı konusunda mutlak surette bir uzmanın görüş ve önerileri alınmalıdır. Çünkü antibiyotikler belli aralıklarla, belli dozlarda ve belli bir süre için kullanılması gereken maddelerdir. Aksi halde arı kolonisine, aile bütçesine ve balın kalitesine zarar verilir. Antibiyotik verilen kovanın balı uzun bir süre tüketilmemelidir. Örneğin bu sürenin oxytetracycline grubu için en az 8 hafta olmasına karşın diğer antibiyotik grupları için 1 yıla kadar çıkabilir.
Arılıkta kullanılan ekipman ve hastalıklı kolonilerin boş kovanları 50 lt suya 1 kg soda veya 1/1'lik amonyum klorid eriyiği ile dezenfekte edilmelidir.
(KAYNAK: YAYÇEP, ARICILIK , ARİCİLİK.GEN.TR
Avrupa yavru çürüklüğü hastalığı daha çok ilkbahar ve yaz başında zayıf kovanlarda görülür. Özellikle nektarın az olduğu dönemlerde daha sık görülür.
Kovanların zayıf ve kötü kışlatılması , ilkbaharda soğuk ve nemli havaların uzun süre devam etmesi, yetersiz beslenme, stres ve nektar akımının geç başlaması sonunda hastalık belirtileri görülür.
Dünyada en yaygın görülen hastalıklardan biridir. Hastalığın etmeni en son yapılan sınıflandırmaya göre Melisococcus pluton adında bir bakteridir. Hastalıkta diğer bazı (sekonder) bakteri türleri de görülür ancak bunlar doğrudan hastalık oluşturmazlar fakat ölü larvanın kokusu ve kıvamı üzerinde etkili olurlar.
HASTALIĞIN BELİRTİSİ
Hastalığın kendine özgü kokmuş et ya da balık kokusunu andıran kokusu kovan açıldığında algılanabilir. Açık yavru döneminde ölmüş larvalar koyu kahverengi ve siyaha yakın renktedir ve larvadaki renk değişimi önemli bir belirtidir.
Hastalığın çok şiddetli seyrettiği durumlarda kapalı yavru gözlerinde de görülebilir. Ölmüş larva bir çöple çekildiğinde Amerikan yavru çürüklüğünde görülen ipliksi uzama görülmez, kolayca petek hücresinden çıkartılabilir. Genellikle, Amerikan yavru çürüklüğü kapalı yavrularda görülürken Avrupa yavru çürüklüğü açık yavrularda görülür.
Avrupa yavru çürüklüğü oldukça sık görülen bir hastalıktır. Ancak çoğu yerde enfeksiyonun seviyesi düşük seyrettiği ve kuvvetli koloniler, hastalıkla kendi kendine başa çıktığı için arıcıların gözünden kaçmaktadır.
Hastalığa yakalanmış kovanlarda canlı, istekli çalışan işçi arılarda aşırı bir hassasiyet , tedirginlik, isteksizlik ve tembellik göze çarpar. Ölü larvaların rengi değişir, donuk beyazdan önce sarı sonra kahverengi ve sonra da siyaha dönüşür. Larvalar genellikle kangal (C harfi) formundayken ölürler. Ölen larvalar sulu, yumuşak bir görünüştedirler sonraları ise hamur kıvamını alırlar .
MÜCADELESİ
Amerikan yavru çürüklüğündeki uygulamanın aksine şiddetli durumlar hariç, bu hastalıkta arıların ve yavru peteklerin imhasına gerek yoktur. Koloninin ana arısı bir süre kovan içerisinde kafeslenerek yumurta atması engellenir. Oxytetracycline, erythromycin veya diğer antibiyotik uygulamaları ile tedavi edilebilir. Ancak, antibiyotik kullanımı konusunda mutlak surette bir uzmanın görüş ve önerileri alınmalıdır. Çünkü antibiyotikler belli aralıklarla, belli dozlarda ve belli bir süre için kullanılması gereken maddelerdir. Aksi halde arı kolonisine, aile bütçesine ve balın kalitesine zarar verilir. Antibiyotik verilen kovanın balı uzun bir süre tüketilmemelidir. Örneğin bu sürenin oxytetracycline grubu için en az 8 hafta olmasına karşın diğer antibiyotik grupları için 1 yıla kadar çıkabilir.
Arılıkta kullanılan ekipman ve hastalıklı kolonilerin boş kovanları 50 lt suya 1 kg soda veya 1/1'lik amonyum klorid eriyiği ile dezenfekte edilmelidir.
(KAYNAK: YAYÇEP, ARICILIK , ARİCİLİK.GEN.TR
7 Temmuz 2006 Cuma
FARKLI BÖLGELERİN BALLARI KARIŞTIRILMALIMI?
Gezginci arıcılık yapan arkadaşlarımız bir bölgenin balından faydalanıp daha sonra bal akımının azalmasının hemen ardından yoğun bal akımı olan diğer bölgelere kolonilerini taşırlar. Böylece ballarını birbirlerine karıştırabilme imkanına sahip olabilirler.
Arılar bir bölgede yoğun bir şekilde bal akımı ile karşılaştıklarında ve çerçeveler bal ile dolduğunda bu bölgenin balı süzme makinesinde süzülebildiği gibi , çerçeve şeklinde de satılabilecek ballı çerçevelere sahip olurlar. Lakin akım az olursa çerçeveler dolmaz ise diğer bal akımından faydalanma isteği ile bölge değişikliği yapan arıcılar ballarının karışımı ile karşı karşıya kalırlar. Burada talebe göre değişen bir durum yaratabilirler. Arılarda bulunan sırlı çerçevelerini alarak azda olsa ballarının karışımını engelleyebilirler. Yada ballarını karıştırarak daha farklı renk ve rahiya sahip bal elde ederler. Bu arz ve talep meselesidir. Kimi kişiler karışım ballarından ziyade içerisinde tek tip nektar yada nektar karışımı farklı bir çok bitkiye ait olmayan balı tercih ederler. Bu durumda bal karışımı ve bunun oranı isteğe bağlı olarak değişecektir. Ballar dışarıdan katkı maddesi katılmadığı sürece ister karışım olsun ister olmasın kaliteli olacaktır bundan şüphemiz olmamalıdır.
Arılar bir bölgede yoğun bir şekilde bal akımı ile karşılaştıklarında ve çerçeveler bal ile dolduğunda bu bölgenin balı süzme makinesinde süzülebildiği gibi , çerçeve şeklinde de satılabilecek ballı çerçevelere sahip olurlar. Lakin akım az olursa çerçeveler dolmaz ise diğer bal akımından faydalanma isteği ile bölge değişikliği yapan arıcılar ballarının karışımı ile karşı karşıya kalırlar. Burada talebe göre değişen bir durum yaratabilirler. Arılarda bulunan sırlı çerçevelerini alarak azda olsa ballarının karışımını engelleyebilirler. Yada ballarını karıştırarak daha farklı renk ve rahiya sahip bal elde ederler. Bu arz ve talep meselesidir. Kimi kişiler karışım ballarından ziyade içerisinde tek tip nektar yada nektar karışımı farklı bir çok bitkiye ait olmayan balı tercih ederler. Bu durumda bal karışımı ve bunun oranı isteğe bağlı olarak değişecektir. Ballar dışarıdan katkı maddesi katılmadığı sürece ister karışım olsun ister olmasın kaliteli olacaktır bundan şüphemiz olmamalıdır.
5 Temmuz 2006 Çarşamba
AMERİKAN YAVRU ÇÜRÜKLÜĞÜ
Üzülerek bu gün arıların hastalıklarından ve hemde en kötü olanlarından birini açıklamak istiyorum. Aslında arılar bizler için mükemmel gıdaları sunan varlıklar. Onlara zarar veren bir hastalığın olması çok üzücü. Ayrıca bu hastalığın ekonomik olarak arıcılarımıza zarar vermesi bir o kadar daha üzücüdür. Arılarımızı zor duruma sokan bu hastalıkla ilgili bilgiyi Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının vermiş olduğu talimata dayanarak sizi bilgilendirmek istedim.
Aman arılarımıza sahip çıkalım onlar geleceğimizin insanlarının sağlığını, ekonomisini ve mutluluğunu ortaya koyacak olan kapitallerdir.
BAL ARILARININ AMERİKAN YAVRU ÇÜRÜKLÜĞÜ HASTALIĞINA KARŞI KORUNMA VE MÜCADELE TALİMATI
Hukuki Dayanak
12.11.2001 tarih ve HSHD-HHM-10474-029963 Sayılı Koruma ve Kont Gn. Md. Yazısı
1-GİRİŞ
Amerikan Yavru Çürüklüğü (AYÇ), arıların yavru hastalıkları içerisinde oldukça bulaşıcı, dünyanın her tarafında yaygın olarak görülen, önemli ve en tehlikeli bakteriyel hastalıklarından biridir. Amerikan Yavru Çürüklüğü hastalığına karşı teşkilatımızdaki veteriner hekimlerin bilgilerini tazelemek, ülkedeki arı sağlığını korumak, hastalıkla mücadele etmek ve bu hususta gerekli her türlü tedbirin alınmasını sağlamak önem arz etmektedir. Bu çerçevede 3285 Sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Yönetmeliği’nin 129. Maddesine göre bu talimat hazırlanmıştır.
2- HASTALIK HAKKINDA GENEL BİLGİ 2.1.Hastalığın Tanımı
Amerikan Yavru Çürüklüğü yavru arılarda Paenibacillus larvae tarafından oluşturulan infeksiyöz, oldukça bulaşıcı bir hastalıktır. 2.2.Hastalığın Önemi
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de arıların en tehlikeli ve bulaşıcı hastalıkları arasında Amerikan Yavru Çürüklüğü bildirilmektedir. Etkeni Gram (+) bir bakteri olan Paenibacillus larvae (White)'dır. 2.5-5 x 0.5-0.8 mikrometre büyüklükte, çomak şeklinde ve peritrik flagella taşıyan bu bakteri, enfekte larvaların her birinde bir milyarın üzerinde spor meydana getirebilir. 1.1-1.9 x 0.4-0.7 mikrometre büyüklükte ve hastalık oluşturmada etken form olan bu sporlar, ısıya ve kimyasal ajanlara oldukça dirençlidirler. Karbol fuksin ile boyandığında sporların ortası berrak kalmakta, duvarlar ise kırmızı-mor renkte boyanmaktadır. Kültürlerde koloniler 3-4 mm çapında, küçük, opak, beyaz-gri renkte görülür. 35-40 yıl gibi bir süre canlılıklarını sürdürürler. Zamanla tedbir alınmazsa koloniyi (ana arısı bulunan ve minimum 10-14 bin adet işçi arısı bulunan arı ailesini) öldürebilir hatta tüm koloniler ve diğer arılıklara (kolonilerin bir arada bulunduğu mekan) bulaşabilirler. Larvaların sindirim sistemine bulaşan hastalık sporları, barsakta vejetatif forma dönüşerek hemolenfe geçer ve süratle çoğalmak suretiyle tüm doku ve organlara yayılır. İşçi ve erkek arılar ilk 3 (üç) gün arı sütü ile beslendikleri için genç larvaların ilk iki gün hastalığa yakalanma ihtimali çok zayıftır. Yumurta açılımından sonra 53. saatten itibaren larvalar hastalığa yakalanmaya açık hale gelmektedir.
Yavru çürüklüğü kütlesinde sporların, kuru olarak 100 °C 'ye 8 saat, nemlendirilmiş yavru çürüklüğü kütlesinde 60-80 °C 'ye 240-180 dakika, 90°C' ye 120 dakika, 95°C 'ye 55 dakika, 97°C' ye 45 dakika, 100 °C' ye 11-14 dakika ve 120°C 10-15 dakika dayanabildikleri çeşitli araştırıcılar tarafından tespit edilmiştir. Bal içinde sporlar, sulu bal sıvısındakilere nazaran daha dirençlidirler. Her türlü çevre koşullarına dayanıklı olan P. larvae sporlarının bal içinde 1 yıl, peteklerde ise 40 yıl kadar canlı kalabildikleri saptanmıştır. Eğer etkenler pupa oluşumu sırasında hemolenfe geçmişlerse pupa ölür yada ölmediği durumlarda hastalık diğer jenerasyonları etkiler. Bundan birkaç gün sonra petek gözünün kapakları çöker, çatlar veya ortada küçük bir delik görülür. Ölü larva salyamsı bir kütle oluşturur. Sonradan katılaşabilir ve petek gözlerinin kenarına yapışabilir. Kuruyan larvayı yerinden çıkarıp almak çok zordur. Çok sıkı yapışmasından dolayı, temizleyici işçi arılar bunu temizleyemezler. Yaşlı larvalar ise enfeksiyona rağmen gelişimlerini tamamlayarak ergin arı haline gelirler
2.3.Hastalığın Yayılması
Başlıca bulaşma nedenleri şunlardır;
a) Sterilize edilmemiş temel petekler,
b) Arıcıların bizzat kendileri,
c) Her türlü alet ve ekipmanları,
d) Hastalıklı kovandan çerçeve alıp sağlam kovanlara verilmesi,
e) Oğul arıları ile temel petekte kolonilerin birleşmesi,
f) Hastalık etkeni taşıyan ergin arılar,
g) Yağmacılık,
h) Sağlam arıların hastalıklı bölgelere girmesi,
ı) Hastalıklı bulaşık eski kovanların kullanılması,
i) Bal,
j) Ana arı
Petek ve bal hastalığın yayılmasında çok önemlidir. Çünkü bulaşık bal ile beslenen arılar larvaları enfekte edebilmektedir.
3- HASTALIĞIN TEŞHİSİ
3.1.Klinik Muayene
Kuvvetli kolonilerde yeni bulaşmış hastalığın farkına varmak çok zordur. Hastalık ilerledikçe kolonide sürekli bir arı azalması göze çarpar. Önceleri çok istekli ve canlı olarak çalışan koloninin, arıların azalması ile uçuş deliği önündeki canlılığı azalır. Arılar uçuş tahtası üzerinde veya uçuş deliği önünde şaşırmış ve ne yapacağını bilmez bir şekilde isteksizce gezinirler. İşçi arıların dışarıya yavru atma durumunu, bal özü akımının sona ermesi ile erkek arı meydana getirecek pupaların dışarıya atılması veya aşırı açlık çeken kolonilerin koloni yaşamını emniyet altına almak için dışarıya yavru atmaları ile karıştırmamak amacıyla kovan hemen kontrol edilmelidir.
Hastalığın klinik bulguları;
a) Başlangıçta sağlıklı olan larva, önce petek gözünün tabanında " C " harfi şeklinde gelişir. Larva enfekte olduğu zaman morfolojik yapısını kaybederek hücreyi dolduracak şekilde yukarı doğru yerleşir ve bu pozisyonda ölür.
b) Ölü larvalar önce donuk beyaz, açık kahve, koyu kahve ve sonunda siyah renge dönerler.
c) Ölü larva çikolata rengi aldığında bir kibrit çöpü sokulup çekilirse iplik şeklinde 2.5-10 cm kadar uzar.
d) Bazı gözlerde ölü yavru kalıntısı gözün alt yüzeyinde düzgünce uzanmış ve çok sıkı bir şekilde göze yapışmıştır.
e) Yavru, pupa döneminde ölmüşse petek gözü kapağı (Operkulum) yavaşça kaldırılacak olursa arının dilinin yukarıya doğru kalkık ve genellikle gözün alt üst iç yüzeyine değecek biçimde sertleşmiş bir vaziyette olduğu görülür.
f) Kovan kapağı açıldığında, ısıtılmış tutkal kokusu yada bozuk balık kokusu algılanır.
g) Hastalıklı çerçevelerin yavrulu gözleri gayrı muntazam olup, üzeri açık ve kapalı petek gözleri ile alacalı bir görünüm arz eder. Çok sayıda yavrusuz göz vardır.
h) Kapalı gözlerde kapağın renkleri solmuş, içeri doğru çukurlaşmış, toplu iğne başı büyüklüğünde delinmiş bir görünüm vardır. Larva döneminde ölmekle birlikte, ölü yavrular daha ziyade mühürlenmiş gözlerde bulunurlar. Yavru, prepupa ve pupa dönemindedir.
3.2. Laboratuvar MuayeneleriKlinik bulgular hastalığın teşhisinde önem taşırsa da kesin teşhis için marazi madde alınarak laboratuvar muayenelerinin yapılması gereklidir.
3.2.1. Mikroskopik görünüm
Bir tüpe 5 ml fizyolojik tuzlu su konur. Gelen petek gözünden bir öze yardımıyla bu tüpe hastalıklı parça alınır, karıştırılır. Bundan 1-2 damla temiz lam üzerine alınarak froti yapılır. Üzerine 5-6 damla metil alkol damlatılır ve 15 dakika bekletilerek tesbit edilir. Alkol dökülüp kurumaya bırakılır. Spor boyalarından karbol fuksin ile 2 dakika boyanır ve su ile yıkanır. Preparat kurumadan sedir yağı damlatılarak immersiyonda muayene edilir.
AYÇ hastalığının teşhisi ışık mikroskobunda P. larvae’nin görülmesi ile olur. Modifiye asılı damla tekniği AYÇ ve diğer yavru çürüklüğü hastalıklarında ayırıcı teşhis olarak kullanılabilir. Şüpheli materyal su ile karıştırılır ve bu süspansiyondan bir damla lam üzerine konur, kurutulur, ısı ile tesbit edilir. 30 sn süre ile karbol fuksin veya uygun bir spor boyası ile boyanır, fazla boya su ile giderilir. Preparat hala ıslakken lam üzerine ince bir damla sedir yağı konur ve yüksek güçte bir ışık mikroskopu ile incelenir. Böylece P. larvae’nin moleküler hareketleri (brownian) görünür. Bacillus cinsine ait diğer türlerin sporları hareketsiz kalır. Sporların karekteristik ve morfolojik görünümü teşhise yardımcı olur. Eğer enfeksiyon 10 günlükten az ise bakterinin uzun vejetatif formları mevcuttur. Vejetatif formla birlikte yeni oluşan sporlarda görülebilir. P. larvae’nin boyanmasında karbol fuksin yerine giemza boyası da kullanılabilir.
3.2.2. Floresan Antikor Tekniği
Paenibacillus larvae sporları, 1 yaşlı tavşanlara enjekte edilerek immun serum elde edilir. Serumun saflaştırılmasından sonra florokrom boyası ile antiserumun konjugasyonu sağlanır. Şüpheli materyal ile konjugat % 90 oranında nemli bir ortamda iki saat inkube edilir ve floresan mikroskopta incelenir.
3.2.3. Holst Süt Testi
Yüksek düzeydeki proteolitik enzimlerin, sporlanan P. larvae tarafından oluşturulması esasına dayanır. Yağsız süt tozundan % 1’lik hazırlanan çözeltiden 3-4 ml eriyik bir cam tüpe alınır. Hastalıklı gözden bir çubuk yardımıyla numune alınarak cam tüpteki eriğiye karıştırılır. Test tüpü 36 0C’ de 15-20 dakika inkubasyona bırakılır, P. larvae varsa bulanık çözelti berraklaşır.3.2.4. Kültür Teknikleri
Paenibacillus larvae, ancak özel bakteriyolojik besi ortamlarında üreyerek spor verebilmektedir. Bunun için kompleks vasatlar gereklidir. 0.2 mg/lt Tiamin hidroklorür ile kuvvetlendirilmiş Difco Beyin-Kalp İnfüzyonu (BHI) vasatı, maya ekstresi, eriyebilir nişasta, glikoz ve Potasyum fosfat tamponu (pH:6.6) içeren vasatlar ve koyun kanı içeren vasatlar kullanılabilmektedir. Kullanılan vasatlar sıvı, yarı katı (% 0.3 agar içeren) ve katı agar (% 2 agar içeren)’dan oluşabilmektedir. Paenibacillus larvae içeren hastalıklı materyalden alınan örnek 9 ml su bulunan test tüplerinde süspanse edilir. Süspansiyon 80 0C’ye kadar ısıtılarak sporsuz bakteriler öldürülür. Steril swap süspansiyona batırılarak BHI agara sürülerek 2-3 gün 34 o C’de inkube edilir. İnokulum fazla sayıda spor içeriyorsa pleytlerin yüzeyi küçük ve opak kolonilerle kaplanır. Spor süspansiyonları başka sporlu bakterileri içeriyorsa koloniler birbirini örtecek şekilde gelişir.
3.2.5. Nitrat Redüksiyonu
Paenibacillus larvae’nin nitratı nitrite indirgemesi esasına dayanır. Potasyum nitrat (1-2 mg/lt vasat) içeren bir Beyin-Kalp İnfüzyon (BHI) vasatında çoğalabilir. Üreme meydana geldiğinde 1 damla Sulfanilik asit-alfa naftil ilave edilir ve nitrat nitrite indirgenmişse kırmızı renk oluşur. Ancak bu test teyid için uygulanır, tek başına geçerli değildir. 3.2.6.Katalaz Testi
Aktif üremenin olduğu katı besi yerine 1 damla % 3’lük hidrojen peroksit (H2O2) ilave edildiğinde aerobik bakterilerin çoğu hidrojen peroksiti, su ve oksijene ayrıştırarak kabarcıklı bir köpürme meydana getirirlerken P. larvae hemen hemen daima negatif reaksiyon verir.
3.2.7. Balda Spor Aranması
Balı 1/5 oranında sulandırıp yüksek devirde sanrifüj ederek sporları elde ederiz. Bal örneği sporlar için 45 oC ısıtılarak spor varsa yayılsın diye sallanır ve 25 ml bal 25 ml su ile sulandırılır. 44 ml pora sahip dializ tüpünün bir tarafı bağlanarak sulandırılmış bal dializ tüpüne konur ve öbür ucu da bağlanır. Tüpler 18 saat akan suyun altında tutularak veya yine aynı süre içerisinde 3-4 kez suyu değiştirilmek suretiyle dializ edilir. Dializden sonra içerik 2000 devirde santrifüj edilir. Süpernatant 9 ml su ile sulandırılır. Süspansiyon 80 oC’ de 10 dakika bakterilerin sporsuz formu ölsün diye ısıtılır ve BHI agara ekilir.
Diğer bir metot da, sulandırılmış bal örneğinden alınarak direkt agar yüzeyine ekim yapmak. Bir parça bal iki parça buffer ile sulandırılır ve santrifüj edilir. Sediment 0.5 ml su içerisinde eritilir (çözülür) ve 80oC’de 15 dakika şok ısı uygulanarak Avrupa Yavru Çürüklüğünün etkeni olan Paenibacillus alvei’nin büyümesini engelleyen 3 ?g/ml miktarındaki nalidiksik asit içeren koyun kanlı agarına inokule edilir.
4. LABORATUVARA MARAZİ MADDE GÖNDERME
Herhangi bir arı hastalığında doğru teşhis gönderilen numuneye bağlıdır. Petek numunesi yaklaşık olarak 10 x 10 cm ebadında ve mümkün olduğu kadar renk değişikliği olan ve ölü larva içerir şekilde olmalıdır. Numunede hiç bal olmamalı yada çok az bal içermelidir. Numune gevşek şekilde ambalajlanmalı ve ambalaj işleminde plastik çanta, alüminyum folyo, yağlı kağıt, teneke veya cam gibi malzemeler kesin teşhisi imkansız hale getirdiği için kullanılmamalıdır. Numune tahta veya kalın karton kutularla gönderilmelidir. Eğer peteğin bir kısmı gönderilemiyorsa herhangi bir test için yeterince materyal içeren petek gözü de yeterli olabilir.
EK-1 de yer alan marazi madde protokolü eksiksiz ve doğru bilgilerle doldurularak ilgili laboratuvara gönderilir. Numune gönderildikten sonra hastalığın tipik bulguları bakımından incelenir. Bazen peteğin durumundan dolayı larva kalıntıları bulmak zordur. Pul haline gelmiş materyal ultraviyole ışığı kullanılarak tespit edilebilir. 5.KORUNMA
Bütün arıcıların bu hastalıkla mücadeleyi en iyi şekilde öğrenmeleri ve bu konuda aşağıdaki hususlara dikkat etmeleri gereklidir.
a) Arılık temiz ve düzenli olmalı, yerlere petek, petek kırıntıları, propolis parçaları atılmamalı, eski ve hastalıklı petekler yakılarak imha edilmelidir.
b) Koloni satın alınması sırasında hastalık olup olmadığı kontrol edilerek hasta koloniler satın alınmamalıdır.
c) Kullanılmış arıcılık malzemeleri satın almamaya dikkat edilmelidir.
d) Arıların beslenmesinde hastalıklar yönünden kontrol edilmiş bal kullanılmasına dikkat edilmeli, şüpheli durumlarda (sağlıklı bal olmadığı zaman) arıların beslemesinde bunun yerine şeker şurubunun verilmesi teşvik edilmelidir.
e) Kovanların diziliminde, arıların kovanları şaşırmasını önleyici tedbirler (Giriş deliklerinin farklı yönlere bakması, kovanların değişik renklerde boyanması gibi) alınmalıdır.
f) Gezginci arıcılıkta, yer seçimi hastalıksız bölgelerde yapılmalı ve diğer arılıklardan uzakta olmasına dikkat edilmelidir.
g) Koloniler sık sık kontrol edilerek, hastalık görüldüğü anda (bal tutma dönemi hariç) hastalık görülmeyen koloniler de dahil tüm koloniler koruyucu olarak ilaçlanmalıdır.
h) Hastalık görüldüğünde Tarım İl veya İlçe Müdürlüklerine ihbar edilmelidir.
ı) Bal mumları 120°C de 10-15 dakika süreyle sterilize edildikten sonra petek yapımında kullanılmalıdır.
i) Temel peteklerin üretim izni almış olan firmalardan alınmasına dikkat edilmelidir.
j) Strafor kovanlarda nem oluşumu az olduğu için kışın sıcaklık kaybı daha az olmakta ve bakteri, mantar ve protozoa gelişimini en aza indirmesinden dolayı bu kovanların kullanılması tercih edilmelidir.
6. MÜCADELE
Amerikan yavru çürüklüğü hemen her ülkede; İhbarı Mecburi Hastalıklar arasında yer almaktadır.
Bir yerde salgın bir arı hastalığının çıktığını haber alanlar 3285 Sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunun 9 ve 10 uncu maddesine göre illerde Bakanlık İl Müdürlüğüne, ilçelerde İlçe Müdürlüğüne derhal bildirir.
6.1. Hükümet Veteriner Hekimi Gelinceye Kadar Yapılacak İşlemler
a) Hükümet veteriner hekimi hastalık çıkan yere gelinceye kadar o yerdeki idari makamlar, belediye yahut köy ihtiyar heyeti hastalıktan şüpheli kovanları muayene ve teşhis için muhafaza altına aldırır.
b) Geçici kordon konularak hastalıklı kovanların bulunduğu yere giriş ve çıkışlar önlenir. Hastalıklı kovanlarda kullanılan malzemelerin, hastalık mahallinin dışına çıkışına izin verilmez. Hastalıklı yerden kovan çıkarılmaz, buraya başka yerden kovan girmesine izin verilmez.
c) Hastalıklı kovanların bakımı için bir kişi görevlendirilir. Görevli kişinin dışında tecrit mahalline hiç kimsenin girmesine izin verilmez.
d) Bu hastalığın teşhisi için hükümet veteriner hekimi tarafından marazi madde alınmadan, herhangi bir işlem yapılmaz.
e) Alınan tedbirlerin uygulanmasından köylerde muhtarlar ve arı sahipleri, kasabalarda belediyeler, mahalle muhtarı ve arı sahipleri, gezginci arılarda ise korucu, arı bakıcısı ve arı sahipleri sorumludur.
6.2. Hükümet Veteriner Hekimi Geldiğinde Yapılacak İşlemler
Hastalık ihbarını alan hükümet veteriner hekimi en seri vasıta ile en geç 24 saat içinde hastalık yerine gider. Bu maksat için mülki, mahalli idare ve zabıta makamları gereken kolaylığı ve yardımı göstermeye mecburdur.
a) Hükümet veteriner hekimi hastalık mahallinde hastalığa el koyar, kovanlardaki yavru gözlü petekleri muayene ve kontrol eder. Gerekli marazi maddeyi alır ve İl’in bağlı bulunduğu Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsüne gönderir.
b) Hastalığın çıkışı ve seyri hakkında aşağıda belirtilen bilgiler toplanır.
-Hastalığın çıkış tarihi,
-Hastalığın başlangıcından bugüne kadar kaç kovanda larva ölümlerinin olduğu,
-Hastalıklı kovanların diğer arılıklardaki arılarla temasının olup olmadığı
-Yabancı kovan getirilip getirilmediği,
-Kordon konmadan önce başka herhangi bir yere koloni nakli yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa kime, nerelere, ne zaman ve ne kadar yapıldığı,
-İlaç kullanılıp kullanılmadığı, eğer kullanıldıysa hangi ilaçların kullanıldığı,
6.3. Hastalık Çıktığında Yapılacak İşlemler
Hastalığın varlığı laboratuvar raporuna istinaden teyit edildikten sonra mahallin Hayvan Sağlık Zabıtası Komisyonu, Yönetmeliğin 91’inci maddesindeki usullere göre toplanarak hükümet veteriner hekiminin düzenlediği “Amerikan Yavru Çürüklüğü Hastalık Çıkış Raporunu” görüşür. Alınan tedbirleri gözden geçirir, önerileri değerlendirir ve o mahaldeki AYÇ hastalığına karşı yürütülecek mücadele esaslarını oy çokluğu ile karara bağlar.
6.3.1. Hayvan Sağlık Zabıtası Komisyonu Kararları Alınırken Dikkat Edilecek HususlarHayvan Sağlık Zabıtası Komisyon Kararlarında aşağıda belirtilen hususlar yer almalıdır.
a) Hastalıklı kovanların bulunduğu yerler,
b) Kordon altına alınacak yerler,
c) Komşu köy, kasaba, ilçe, şehir veya arıcılara haber verme şekli,
d) Hastalık olduğuna dair levhaların dikileceği yerler,
e) Toplanan bilgilerin nasıl değerlendirileceği,
f) Yeni hastalanan ve ölen larvalı kovanlar için yapılacak işlemler,
g) Kordon altındaki bölgede serbest, şartlı serbest veya yasak olan hususlar,
h) Transit geçişlere yapılacak işlemler,
ı) Kordon bölgesinde zirai mücadele yapılacağı zaman kolonilerin hangi bölgeye taşınacağı
Bu kararlar alınırken dikkat edilecek hususlar şunlardır;
a) Hastalık çıkan yerde, 3285 Sayılı Hayvan Sağlığı Zabıtası Yönetmeliği’nin, Amerikan Yavru Çürüklüğü hastalığı ile ilgili maddesinde belirtilen saha kordon altına alınır.
b) Bulaşmaya vasıta olabilecek her türlü alet, malzeme ve ekipmanlar dezenfektan maddeler bölümündeki dezenfektanlarla dezenfekte edilir.
c) Kordon altındaki bölgede hastalık görülmeyen arılıklarda hükümet veteriner hekimi kontrolünde gerekli tedbirler alındıktan sonra koloni hareketine izin verilir.
d) Kordon altına alınan bölgenin sınırlarına " BURADA ARILARDA AMERİKAN YAVRU ÇÜRÜKLÜĞÜ HASTALIĞI VAR" levhaları asılır.
6.3.2. Hastalığın Tedavisi
Hastalık yeni başlamış ve hemen farkına varılmış ise, ilaçla tedavisi mümkün olabilmektedir. Bu durumda koloni, dezenfektan olarak kullanılan bazı kimyasal maddelerin yardımı ve ilaç olarak kullanılan bazı antibiyotiklerle tedavi edilebilir.
6.3.2.1. Dezenfektan Maddeler
Günümüzde en çok kullanılan dezenfektan maddeler ve özelliklerini sıralayacak olursak;
a) Potasyum hipoklorit (KClO) : Çamaşır sodası olarak da bilinir. Metal şurupluklar, el demiri, körük, ana arı ızgarası, maske, eldiven v.b. gibi malzemeler, 5 lt kaynar suya katılan 500 ml çamaşır suyu çözeltisinde 5-10 dakika kadar tutulur, sonra bol suyla durulanır ve güneşte kurutulur. Hazırlanan sodalı suya 250 gr Kalsiyum klorit ilave edilirse daha güvenilir bir dezenfeksiyon gerçekleştirilir.
b) Küllü Su : Potasyum hipoklorit yoksa, metal arıcılık malzemeleri % 1'lik küllü suda 1 saat kaynatılarak da dezenfekte edilebilir.
c) Zefiran : 100 ml'de 10 gr Benzalkonyum klorür içerir. Maske, eldiven gibi kıyafetlerin sterilizasyonu için 1/4000'lik eriğiyi tercih edilmeli ve çözelti için saf su kullanılmalıdır.
d) Hidrojen peroksit (H2O2): Oksijenli su olarak da bilinir. % 1'lik H2O2 çözeltisi ile arıcılık alet ve ekipmanları, boş kovanlar ve çerçeveler sprey şeklinde ilaç püskürtülerek dezenfekte edilebilir.
e) Kloramin: Boş kovan ve peteklerin dezenfeksiyonunda % 4'lük kloramin çözeltisi de kullanılmaktadır.6.3.2.2. İlaçla Tedavi
Amerikan Yavru Çürüklüğü tüm dünya arıcıları için çok tehlikeli bir hastalıktır. Tedavi için kullanılan kimyasallar dikkatli seçilip uygulanmalıdır. Hatalı ilaç uygulamaları balda kalıntı problemi yaratabilir. Amerikan yavru çürüklüğü hastalığı görülür görülmez ilaçla tedavinin yanı sıra "Transmasyon" (Çekirdek koloniler, yani dayanıklı kolonilerin oluşturulması) uygulaması da yapılmalıdır. Arı hastalıkları için son yıllarda ilaç kullanımı önemli derecede yaygınlaşmıştır. Ancak ilaçların, özellikle, antibiyotiklerin gelişi güzel kullanılması beklenen başarıyı önemli ölçüde etkilemiştir. Zira bazı hastalık yapıcı mikroorganizma türlerinin yaygın ve bilinçsizce kullanılması ilaçlara karşı toleransın artışına yol açtığı gibi dirençli suşların ortaya çıkışı da kaçınılmaz olmuştur. Bu nedenle ilaç seçiminin özellikle antibiyotik seçiminin yapılmasında hastalık etkenlerinin antibiyotiklere karşı duyarlılık derecelerinin bilinmesinde büyük yarar vardır.
Özellikle Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından bal arıları için bu amaçla ruhsatlandırılmış ve veteriner hekim reçetesi ile satılacak ilaçlar kullanılmak suretiyle ilaçlama yapılmalıdır.
Kordon yerinden çıkışta alınan tedbirler veteriner hekim tarafından kontrol edilir, noksan olanlar tamamlattırılır.
6.3.3. Arıların Toptan Öldürülmesi ve İmhası
Hastalığın ileri safhalarında AYÇ hastalığının ilaçlarla önlenmesi pek mümkün olmamaktadır. Bu durumda arı ailesi ve çerçevelerin (petekleri ile birlikte) hepsi yakılarak imha edilir. Önce akşam üzeri arıların öldürülmeleri gerekir. Bunun için kovanın uçma deliği kapatılır, çerçevelerin üzerine kalsiyum siyanid, etilasetat ya da herhangi bir insektisit uygulanarak arılar öldürülür. Yakma işlemi için, çukur kazılarak içinde çerçeveler (petekleri ile birlikte) ve ölmüş arılar toplanır ve benzin v.s. dökülerek yakılırlar. Yakma işi tamamlandıktan sonra çukur toprakla kapatılmalıdır ve bütün bu işlemler arılıktan biraz uzak bir yerde yapılmalıdır.
Isıya dayanıklı kovanın gövde, kapak ve dip tahtası ile işletmede kullanılan her türlü malzeme yukarıda yazılan dezenfektan maddelerle dezenfekte edilip, yüzeyler iyice kazındıktan sonra pürmüzle yakılarak kullanılmasına izin verilir.
Strofor kovanların kullanımına ise çamaşır suyu ile yıkandıktan ve 2 gün güneşte kurutulduktan sonra izin verilir.
6.4. Hastalık Bölgesinin Kontrolü
Amerikan Yavru Çürüklüğü Hastalığını takiple görevli hükümet veteriner hekimi bölgeyi kontrol eder. Bu hastalık ile ilgili konularda arı yetiştiricilerini aydınlatır, bu çalışmalarını bir rapor halinde İl veya İlçe Müdürlüğüne sunar.
6.5. Hastalığın Sönüşü
Kordon kaldırılmadan önce hastalık görülen koloniler son bir kez daha kontrol edilerek, marazi madde alınır ve ilgili laboratuvara gönderilir. Laboratuvar muayeneleri ile hastalığın tamamen ortadan kalktığı teyit edilir.
Hastalığın ortadan kalkmasından ve yönetmelikle belirlenen sürenin geçmesinden sonra dezenfeksiyon yapılarak kordon kaldırılır.
6.6. Temel Petek Üretim Yerlerinde Hastalığın Çıkması Durumunda
Amerikan Yavru Çürüklüğü Hastalığı yönetmeliğinde “Bal mumları 120 0C de 10-15 dakika süreyle sterilize edildikten sonra petek üreticileri tarafından piyasaya sürülür.”denmektedir. Eğer sterilizasyon yapılmazsa bal mumlarında bulunan hastalıklar (Amerikan ve Avrupa Yavru Çürüklüğü ile diğer yavru çürüklükleri, mantar ve kireç hastalığı gibi) peteklerle beraber bütün bölgelere yayılır.
Temel petek üretimi yapan yerler belirlenerek üretim izni olmayan yerler hakkında yasal işlem yapılır, üretim izni alan yerlerden numuneler alınarak ilgili labaratuvarlara gönderilir.
Temel petek üretim yerlerinden alınan bal mumu numunelerinin, laboratuvarda yapılan analizleri sonucunda hastalık etkeninin tespit edilmesi durumunda; imalathanenin üretimi durdurulur, mevcut stoklara el konularak satışı engellenir. Bütün stoğun yönetmelikte belirtilen sterilazasyon işlemine tabi tutulmasından ve üretimde kullanılan kazan ve ekipmanların dezenfeksiyonundan sonra tekrar numune alınarak ilgili laboratuvara gönderilir. Laboratuvar muayenelerinin temiz çıkmasından sonra ancak imalathanenin tekrar üretim ve satışına izin verilir.
Bakanlık hastalıkla ilgili gerek gördüğü her türlü mücadele esaslarını tespit ederek valiliklere bildirir.
EK-1
ARI HASTALIKLARI İÇİN LABORATUARA MARAZİ MADDE GÖNDERME PROTOKOLÜ
Arıcının Adı, Soyadı
:
Arıcının Adresi
:
Arılıktaki Koloni Sayısı
:
Gezginci Arıcılık Yapılıyorsa Arının Menşei
:
Hastalığın Başlangıç Tarihi
:
Arılıktaki Hasta Koloni Sayısı
:
Hastalıktan Kaç Koloninin Söndüğü
:
Kullanılan İlaçlar ve Kullanma Tarihleri
:
Klinik Bulgular
:
Hangi Hastalıktan Şüphe Edildiği
:
Marazi Maddenin Cinsi ve Adedi
:
Marazi Maddenin Alındığı Tarih
:
Marazi Maddeyi Alan Veteriner Hekimin Düşünceleri :
Veteriner Hekim
İmza
Not: İki suret doldurularak, biri laboratuara gönderilecektir.
TARIM VE KOYİŞLERİ BAKANLIĞI, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü
Aman arılarımıza sahip çıkalım onlar geleceğimizin insanlarının sağlığını, ekonomisini ve mutluluğunu ortaya koyacak olan kapitallerdir.
BAL ARILARININ AMERİKAN YAVRU ÇÜRÜKLÜĞÜ HASTALIĞINA KARŞI KORUNMA VE MÜCADELE TALİMATI
Hukuki Dayanak
12.11.2001 tarih ve HSHD-HHM-10474-029963 Sayılı Koruma ve Kont Gn. Md. Yazısı
1-GİRİŞ
Amerikan Yavru Çürüklüğü (AYÇ), arıların yavru hastalıkları içerisinde oldukça bulaşıcı, dünyanın her tarafında yaygın olarak görülen, önemli ve en tehlikeli bakteriyel hastalıklarından biridir. Amerikan Yavru Çürüklüğü hastalığına karşı teşkilatımızdaki veteriner hekimlerin bilgilerini tazelemek, ülkedeki arı sağlığını korumak, hastalıkla mücadele etmek ve bu hususta gerekli her türlü tedbirin alınmasını sağlamak önem arz etmektedir. Bu çerçevede 3285 Sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Yönetmeliği’nin 129. Maddesine göre bu talimat hazırlanmıştır.
2- HASTALIK HAKKINDA GENEL BİLGİ 2.1.Hastalığın Tanımı
Amerikan Yavru Çürüklüğü yavru arılarda Paenibacillus larvae tarafından oluşturulan infeksiyöz, oldukça bulaşıcı bir hastalıktır. 2.2.Hastalığın Önemi
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de arıların en tehlikeli ve bulaşıcı hastalıkları arasında Amerikan Yavru Çürüklüğü bildirilmektedir. Etkeni Gram (+) bir bakteri olan Paenibacillus larvae (White)'dır. 2.5-5 x 0.5-0.8 mikrometre büyüklükte, çomak şeklinde ve peritrik flagella taşıyan bu bakteri, enfekte larvaların her birinde bir milyarın üzerinde spor meydana getirebilir. 1.1-1.9 x 0.4-0.7 mikrometre büyüklükte ve hastalık oluşturmada etken form olan bu sporlar, ısıya ve kimyasal ajanlara oldukça dirençlidirler. Karbol fuksin ile boyandığında sporların ortası berrak kalmakta, duvarlar ise kırmızı-mor renkte boyanmaktadır. Kültürlerde koloniler 3-4 mm çapında, küçük, opak, beyaz-gri renkte görülür. 35-40 yıl gibi bir süre canlılıklarını sürdürürler. Zamanla tedbir alınmazsa koloniyi (ana arısı bulunan ve minimum 10-14 bin adet işçi arısı bulunan arı ailesini) öldürebilir hatta tüm koloniler ve diğer arılıklara (kolonilerin bir arada bulunduğu mekan) bulaşabilirler. Larvaların sindirim sistemine bulaşan hastalık sporları, barsakta vejetatif forma dönüşerek hemolenfe geçer ve süratle çoğalmak suretiyle tüm doku ve organlara yayılır. İşçi ve erkek arılar ilk 3 (üç) gün arı sütü ile beslendikleri için genç larvaların ilk iki gün hastalığa yakalanma ihtimali çok zayıftır. Yumurta açılımından sonra 53. saatten itibaren larvalar hastalığa yakalanmaya açık hale gelmektedir.
Yavru çürüklüğü kütlesinde sporların, kuru olarak 100 °C 'ye 8 saat, nemlendirilmiş yavru çürüklüğü kütlesinde 60-80 °C 'ye 240-180 dakika, 90°C' ye 120 dakika, 95°C 'ye 55 dakika, 97°C' ye 45 dakika, 100 °C' ye 11-14 dakika ve 120°C 10-15 dakika dayanabildikleri çeşitli araştırıcılar tarafından tespit edilmiştir. Bal içinde sporlar, sulu bal sıvısındakilere nazaran daha dirençlidirler. Her türlü çevre koşullarına dayanıklı olan P. larvae sporlarının bal içinde 1 yıl, peteklerde ise 40 yıl kadar canlı kalabildikleri saptanmıştır. Eğer etkenler pupa oluşumu sırasında hemolenfe geçmişlerse pupa ölür yada ölmediği durumlarda hastalık diğer jenerasyonları etkiler. Bundan birkaç gün sonra petek gözünün kapakları çöker, çatlar veya ortada küçük bir delik görülür. Ölü larva salyamsı bir kütle oluşturur. Sonradan katılaşabilir ve petek gözlerinin kenarına yapışabilir. Kuruyan larvayı yerinden çıkarıp almak çok zordur. Çok sıkı yapışmasından dolayı, temizleyici işçi arılar bunu temizleyemezler. Yaşlı larvalar ise enfeksiyona rağmen gelişimlerini tamamlayarak ergin arı haline gelirler
2.3.Hastalığın Yayılması
Başlıca bulaşma nedenleri şunlardır;
a) Sterilize edilmemiş temel petekler,
b) Arıcıların bizzat kendileri,
c) Her türlü alet ve ekipmanları,
d) Hastalıklı kovandan çerçeve alıp sağlam kovanlara verilmesi,
e) Oğul arıları ile temel petekte kolonilerin birleşmesi,
f) Hastalık etkeni taşıyan ergin arılar,
g) Yağmacılık,
h) Sağlam arıların hastalıklı bölgelere girmesi,
ı) Hastalıklı bulaşık eski kovanların kullanılması,
i) Bal,
j) Ana arı
Petek ve bal hastalığın yayılmasında çok önemlidir. Çünkü bulaşık bal ile beslenen arılar larvaları enfekte edebilmektedir.
3- HASTALIĞIN TEŞHİSİ
3.1.Klinik Muayene
Kuvvetli kolonilerde yeni bulaşmış hastalığın farkına varmak çok zordur. Hastalık ilerledikçe kolonide sürekli bir arı azalması göze çarpar. Önceleri çok istekli ve canlı olarak çalışan koloninin, arıların azalması ile uçuş deliği önündeki canlılığı azalır. Arılar uçuş tahtası üzerinde veya uçuş deliği önünde şaşırmış ve ne yapacağını bilmez bir şekilde isteksizce gezinirler. İşçi arıların dışarıya yavru atma durumunu, bal özü akımının sona ermesi ile erkek arı meydana getirecek pupaların dışarıya atılması veya aşırı açlık çeken kolonilerin koloni yaşamını emniyet altına almak için dışarıya yavru atmaları ile karıştırmamak amacıyla kovan hemen kontrol edilmelidir.
Hastalığın klinik bulguları;
a) Başlangıçta sağlıklı olan larva, önce petek gözünün tabanında " C " harfi şeklinde gelişir. Larva enfekte olduğu zaman morfolojik yapısını kaybederek hücreyi dolduracak şekilde yukarı doğru yerleşir ve bu pozisyonda ölür.
b) Ölü larvalar önce donuk beyaz, açık kahve, koyu kahve ve sonunda siyah renge dönerler.
c) Ölü larva çikolata rengi aldığında bir kibrit çöpü sokulup çekilirse iplik şeklinde 2.5-10 cm kadar uzar.
d) Bazı gözlerde ölü yavru kalıntısı gözün alt yüzeyinde düzgünce uzanmış ve çok sıkı bir şekilde göze yapışmıştır.
e) Yavru, pupa döneminde ölmüşse petek gözü kapağı (Operkulum) yavaşça kaldırılacak olursa arının dilinin yukarıya doğru kalkık ve genellikle gözün alt üst iç yüzeyine değecek biçimde sertleşmiş bir vaziyette olduğu görülür.
f) Kovan kapağı açıldığında, ısıtılmış tutkal kokusu yada bozuk balık kokusu algılanır.
g) Hastalıklı çerçevelerin yavrulu gözleri gayrı muntazam olup, üzeri açık ve kapalı petek gözleri ile alacalı bir görünüm arz eder. Çok sayıda yavrusuz göz vardır.
h) Kapalı gözlerde kapağın renkleri solmuş, içeri doğru çukurlaşmış, toplu iğne başı büyüklüğünde delinmiş bir görünüm vardır. Larva döneminde ölmekle birlikte, ölü yavrular daha ziyade mühürlenmiş gözlerde bulunurlar. Yavru, prepupa ve pupa dönemindedir.
3.2. Laboratuvar MuayeneleriKlinik bulgular hastalığın teşhisinde önem taşırsa da kesin teşhis için marazi madde alınarak laboratuvar muayenelerinin yapılması gereklidir.
3.2.1. Mikroskopik görünüm
Bir tüpe 5 ml fizyolojik tuzlu su konur. Gelen petek gözünden bir öze yardımıyla bu tüpe hastalıklı parça alınır, karıştırılır. Bundan 1-2 damla temiz lam üzerine alınarak froti yapılır. Üzerine 5-6 damla metil alkol damlatılır ve 15 dakika bekletilerek tesbit edilir. Alkol dökülüp kurumaya bırakılır. Spor boyalarından karbol fuksin ile 2 dakika boyanır ve su ile yıkanır. Preparat kurumadan sedir yağı damlatılarak immersiyonda muayene edilir.
AYÇ hastalığının teşhisi ışık mikroskobunda P. larvae’nin görülmesi ile olur. Modifiye asılı damla tekniği AYÇ ve diğer yavru çürüklüğü hastalıklarında ayırıcı teşhis olarak kullanılabilir. Şüpheli materyal su ile karıştırılır ve bu süspansiyondan bir damla lam üzerine konur, kurutulur, ısı ile tesbit edilir. 30 sn süre ile karbol fuksin veya uygun bir spor boyası ile boyanır, fazla boya su ile giderilir. Preparat hala ıslakken lam üzerine ince bir damla sedir yağı konur ve yüksek güçte bir ışık mikroskopu ile incelenir. Böylece P. larvae’nin moleküler hareketleri (brownian) görünür. Bacillus cinsine ait diğer türlerin sporları hareketsiz kalır. Sporların karekteristik ve morfolojik görünümü teşhise yardımcı olur. Eğer enfeksiyon 10 günlükten az ise bakterinin uzun vejetatif formları mevcuttur. Vejetatif formla birlikte yeni oluşan sporlarda görülebilir. P. larvae’nin boyanmasında karbol fuksin yerine giemza boyası da kullanılabilir.
3.2.2. Floresan Antikor Tekniği
Paenibacillus larvae sporları, 1 yaşlı tavşanlara enjekte edilerek immun serum elde edilir. Serumun saflaştırılmasından sonra florokrom boyası ile antiserumun konjugasyonu sağlanır. Şüpheli materyal ile konjugat % 90 oranında nemli bir ortamda iki saat inkube edilir ve floresan mikroskopta incelenir.
3.2.3. Holst Süt Testi
Yüksek düzeydeki proteolitik enzimlerin, sporlanan P. larvae tarafından oluşturulması esasına dayanır. Yağsız süt tozundan % 1’lik hazırlanan çözeltiden 3-4 ml eriyik bir cam tüpe alınır. Hastalıklı gözden bir çubuk yardımıyla numune alınarak cam tüpteki eriğiye karıştırılır. Test tüpü 36 0C’ de 15-20 dakika inkubasyona bırakılır, P. larvae varsa bulanık çözelti berraklaşır.3.2.4. Kültür Teknikleri
Paenibacillus larvae, ancak özel bakteriyolojik besi ortamlarında üreyerek spor verebilmektedir. Bunun için kompleks vasatlar gereklidir. 0.2 mg/lt Tiamin hidroklorür ile kuvvetlendirilmiş Difco Beyin-Kalp İnfüzyonu (BHI) vasatı, maya ekstresi, eriyebilir nişasta, glikoz ve Potasyum fosfat tamponu (pH:6.6) içeren vasatlar ve koyun kanı içeren vasatlar kullanılabilmektedir. Kullanılan vasatlar sıvı, yarı katı (% 0.3 agar içeren) ve katı agar (% 2 agar içeren)’dan oluşabilmektedir. Paenibacillus larvae içeren hastalıklı materyalden alınan örnek 9 ml su bulunan test tüplerinde süspanse edilir. Süspansiyon 80 0C’ye kadar ısıtılarak sporsuz bakteriler öldürülür. Steril swap süspansiyona batırılarak BHI agara sürülerek 2-3 gün 34 o C’de inkube edilir. İnokulum fazla sayıda spor içeriyorsa pleytlerin yüzeyi küçük ve opak kolonilerle kaplanır. Spor süspansiyonları başka sporlu bakterileri içeriyorsa koloniler birbirini örtecek şekilde gelişir.
3.2.5. Nitrat Redüksiyonu
Paenibacillus larvae’nin nitratı nitrite indirgemesi esasına dayanır. Potasyum nitrat (1-2 mg/lt vasat) içeren bir Beyin-Kalp İnfüzyon (BHI) vasatında çoğalabilir. Üreme meydana geldiğinde 1 damla Sulfanilik asit-alfa naftil ilave edilir ve nitrat nitrite indirgenmişse kırmızı renk oluşur. Ancak bu test teyid için uygulanır, tek başına geçerli değildir. 3.2.6.Katalaz Testi
Aktif üremenin olduğu katı besi yerine 1 damla % 3’lük hidrojen peroksit (H2O2) ilave edildiğinde aerobik bakterilerin çoğu hidrojen peroksiti, su ve oksijene ayrıştırarak kabarcıklı bir köpürme meydana getirirlerken P. larvae hemen hemen daima negatif reaksiyon verir.
3.2.7. Balda Spor Aranması
Balı 1/5 oranında sulandırıp yüksek devirde sanrifüj ederek sporları elde ederiz. Bal örneği sporlar için 45 oC ısıtılarak spor varsa yayılsın diye sallanır ve 25 ml bal 25 ml su ile sulandırılır. 44 ml pora sahip dializ tüpünün bir tarafı bağlanarak sulandırılmış bal dializ tüpüne konur ve öbür ucu da bağlanır. Tüpler 18 saat akan suyun altında tutularak veya yine aynı süre içerisinde 3-4 kez suyu değiştirilmek suretiyle dializ edilir. Dializden sonra içerik 2000 devirde santrifüj edilir. Süpernatant 9 ml su ile sulandırılır. Süspansiyon 80 oC’ de 10 dakika bakterilerin sporsuz formu ölsün diye ısıtılır ve BHI agara ekilir.
Diğer bir metot da, sulandırılmış bal örneğinden alınarak direkt agar yüzeyine ekim yapmak. Bir parça bal iki parça buffer ile sulandırılır ve santrifüj edilir. Sediment 0.5 ml su içerisinde eritilir (çözülür) ve 80oC’de 15 dakika şok ısı uygulanarak Avrupa Yavru Çürüklüğünün etkeni olan Paenibacillus alvei’nin büyümesini engelleyen 3 ?g/ml miktarındaki nalidiksik asit içeren koyun kanlı agarına inokule edilir.
4. LABORATUVARA MARAZİ MADDE GÖNDERME
Herhangi bir arı hastalığında doğru teşhis gönderilen numuneye bağlıdır. Petek numunesi yaklaşık olarak 10 x 10 cm ebadında ve mümkün olduğu kadar renk değişikliği olan ve ölü larva içerir şekilde olmalıdır. Numunede hiç bal olmamalı yada çok az bal içermelidir. Numune gevşek şekilde ambalajlanmalı ve ambalaj işleminde plastik çanta, alüminyum folyo, yağlı kağıt, teneke veya cam gibi malzemeler kesin teşhisi imkansız hale getirdiği için kullanılmamalıdır. Numune tahta veya kalın karton kutularla gönderilmelidir. Eğer peteğin bir kısmı gönderilemiyorsa herhangi bir test için yeterince materyal içeren petek gözü de yeterli olabilir.
EK-1 de yer alan marazi madde protokolü eksiksiz ve doğru bilgilerle doldurularak ilgili laboratuvara gönderilir. Numune gönderildikten sonra hastalığın tipik bulguları bakımından incelenir. Bazen peteğin durumundan dolayı larva kalıntıları bulmak zordur. Pul haline gelmiş materyal ultraviyole ışığı kullanılarak tespit edilebilir. 5.KORUNMA
Bütün arıcıların bu hastalıkla mücadeleyi en iyi şekilde öğrenmeleri ve bu konuda aşağıdaki hususlara dikkat etmeleri gereklidir.
a) Arılık temiz ve düzenli olmalı, yerlere petek, petek kırıntıları, propolis parçaları atılmamalı, eski ve hastalıklı petekler yakılarak imha edilmelidir.
b) Koloni satın alınması sırasında hastalık olup olmadığı kontrol edilerek hasta koloniler satın alınmamalıdır.
c) Kullanılmış arıcılık malzemeleri satın almamaya dikkat edilmelidir.
d) Arıların beslenmesinde hastalıklar yönünden kontrol edilmiş bal kullanılmasına dikkat edilmeli, şüpheli durumlarda (sağlıklı bal olmadığı zaman) arıların beslemesinde bunun yerine şeker şurubunun verilmesi teşvik edilmelidir.
e) Kovanların diziliminde, arıların kovanları şaşırmasını önleyici tedbirler (Giriş deliklerinin farklı yönlere bakması, kovanların değişik renklerde boyanması gibi) alınmalıdır.
f) Gezginci arıcılıkta, yer seçimi hastalıksız bölgelerde yapılmalı ve diğer arılıklardan uzakta olmasına dikkat edilmelidir.
g) Koloniler sık sık kontrol edilerek, hastalık görüldüğü anda (bal tutma dönemi hariç) hastalık görülmeyen koloniler de dahil tüm koloniler koruyucu olarak ilaçlanmalıdır.
h) Hastalık görüldüğünde Tarım İl veya İlçe Müdürlüklerine ihbar edilmelidir.
ı) Bal mumları 120°C de 10-15 dakika süreyle sterilize edildikten sonra petek yapımında kullanılmalıdır.
i) Temel peteklerin üretim izni almış olan firmalardan alınmasına dikkat edilmelidir.
j) Strafor kovanlarda nem oluşumu az olduğu için kışın sıcaklık kaybı daha az olmakta ve bakteri, mantar ve protozoa gelişimini en aza indirmesinden dolayı bu kovanların kullanılması tercih edilmelidir.
6. MÜCADELE
Amerikan yavru çürüklüğü hemen her ülkede; İhbarı Mecburi Hastalıklar arasında yer almaktadır.
Bir yerde salgın bir arı hastalığının çıktığını haber alanlar 3285 Sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunun 9 ve 10 uncu maddesine göre illerde Bakanlık İl Müdürlüğüne, ilçelerde İlçe Müdürlüğüne derhal bildirir.
6.1. Hükümet Veteriner Hekimi Gelinceye Kadar Yapılacak İşlemler
a) Hükümet veteriner hekimi hastalık çıkan yere gelinceye kadar o yerdeki idari makamlar, belediye yahut köy ihtiyar heyeti hastalıktan şüpheli kovanları muayene ve teşhis için muhafaza altına aldırır.
b) Geçici kordon konularak hastalıklı kovanların bulunduğu yere giriş ve çıkışlar önlenir. Hastalıklı kovanlarda kullanılan malzemelerin, hastalık mahallinin dışına çıkışına izin verilmez. Hastalıklı yerden kovan çıkarılmaz, buraya başka yerden kovan girmesine izin verilmez.
c) Hastalıklı kovanların bakımı için bir kişi görevlendirilir. Görevli kişinin dışında tecrit mahalline hiç kimsenin girmesine izin verilmez.
d) Bu hastalığın teşhisi için hükümet veteriner hekimi tarafından marazi madde alınmadan, herhangi bir işlem yapılmaz.
e) Alınan tedbirlerin uygulanmasından köylerde muhtarlar ve arı sahipleri, kasabalarda belediyeler, mahalle muhtarı ve arı sahipleri, gezginci arılarda ise korucu, arı bakıcısı ve arı sahipleri sorumludur.
6.2. Hükümet Veteriner Hekimi Geldiğinde Yapılacak İşlemler
Hastalık ihbarını alan hükümet veteriner hekimi en seri vasıta ile en geç 24 saat içinde hastalık yerine gider. Bu maksat için mülki, mahalli idare ve zabıta makamları gereken kolaylığı ve yardımı göstermeye mecburdur.
a) Hükümet veteriner hekimi hastalık mahallinde hastalığa el koyar, kovanlardaki yavru gözlü petekleri muayene ve kontrol eder. Gerekli marazi maddeyi alır ve İl’in bağlı bulunduğu Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsüne gönderir.
b) Hastalığın çıkışı ve seyri hakkında aşağıda belirtilen bilgiler toplanır.
-Hastalığın çıkış tarihi,
-Hastalığın başlangıcından bugüne kadar kaç kovanda larva ölümlerinin olduğu,
-Hastalıklı kovanların diğer arılıklardaki arılarla temasının olup olmadığı
-Yabancı kovan getirilip getirilmediği,
-Kordon konmadan önce başka herhangi bir yere koloni nakli yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa kime, nerelere, ne zaman ve ne kadar yapıldığı,
-İlaç kullanılıp kullanılmadığı, eğer kullanıldıysa hangi ilaçların kullanıldığı,
6.3. Hastalık Çıktığında Yapılacak İşlemler
Hastalığın varlığı laboratuvar raporuna istinaden teyit edildikten sonra mahallin Hayvan Sağlık Zabıtası Komisyonu, Yönetmeliğin 91’inci maddesindeki usullere göre toplanarak hükümet veteriner hekiminin düzenlediği “Amerikan Yavru Çürüklüğü Hastalık Çıkış Raporunu” görüşür. Alınan tedbirleri gözden geçirir, önerileri değerlendirir ve o mahaldeki AYÇ hastalığına karşı yürütülecek mücadele esaslarını oy çokluğu ile karara bağlar.
6.3.1. Hayvan Sağlık Zabıtası Komisyonu Kararları Alınırken Dikkat Edilecek HususlarHayvan Sağlık Zabıtası Komisyon Kararlarında aşağıda belirtilen hususlar yer almalıdır.
a) Hastalıklı kovanların bulunduğu yerler,
b) Kordon altına alınacak yerler,
c) Komşu köy, kasaba, ilçe, şehir veya arıcılara haber verme şekli,
d) Hastalık olduğuna dair levhaların dikileceği yerler,
e) Toplanan bilgilerin nasıl değerlendirileceği,
f) Yeni hastalanan ve ölen larvalı kovanlar için yapılacak işlemler,
g) Kordon altındaki bölgede serbest, şartlı serbest veya yasak olan hususlar,
h) Transit geçişlere yapılacak işlemler,
ı) Kordon bölgesinde zirai mücadele yapılacağı zaman kolonilerin hangi bölgeye taşınacağı
Bu kararlar alınırken dikkat edilecek hususlar şunlardır;
a) Hastalık çıkan yerde, 3285 Sayılı Hayvan Sağlığı Zabıtası Yönetmeliği’nin, Amerikan Yavru Çürüklüğü hastalığı ile ilgili maddesinde belirtilen saha kordon altına alınır.
b) Bulaşmaya vasıta olabilecek her türlü alet, malzeme ve ekipmanlar dezenfektan maddeler bölümündeki dezenfektanlarla dezenfekte edilir.
c) Kordon altındaki bölgede hastalık görülmeyen arılıklarda hükümet veteriner hekimi kontrolünde gerekli tedbirler alındıktan sonra koloni hareketine izin verilir.
d) Kordon altına alınan bölgenin sınırlarına " BURADA ARILARDA AMERİKAN YAVRU ÇÜRÜKLÜĞÜ HASTALIĞI VAR" levhaları asılır.
6.3.2. Hastalığın Tedavisi
Hastalık yeni başlamış ve hemen farkına varılmış ise, ilaçla tedavisi mümkün olabilmektedir. Bu durumda koloni, dezenfektan olarak kullanılan bazı kimyasal maddelerin yardımı ve ilaç olarak kullanılan bazı antibiyotiklerle tedavi edilebilir.
6.3.2.1. Dezenfektan Maddeler
Günümüzde en çok kullanılan dezenfektan maddeler ve özelliklerini sıralayacak olursak;
a) Potasyum hipoklorit (KClO) : Çamaşır sodası olarak da bilinir. Metal şurupluklar, el demiri, körük, ana arı ızgarası, maske, eldiven v.b. gibi malzemeler, 5 lt kaynar suya katılan 500 ml çamaşır suyu çözeltisinde 5-10 dakika kadar tutulur, sonra bol suyla durulanır ve güneşte kurutulur. Hazırlanan sodalı suya 250 gr Kalsiyum klorit ilave edilirse daha güvenilir bir dezenfeksiyon gerçekleştirilir.
b) Küllü Su : Potasyum hipoklorit yoksa, metal arıcılık malzemeleri % 1'lik küllü suda 1 saat kaynatılarak da dezenfekte edilebilir.
c) Zefiran : 100 ml'de 10 gr Benzalkonyum klorür içerir. Maske, eldiven gibi kıyafetlerin sterilizasyonu için 1/4000'lik eriğiyi tercih edilmeli ve çözelti için saf su kullanılmalıdır.
d) Hidrojen peroksit (H2O2): Oksijenli su olarak da bilinir. % 1'lik H2O2 çözeltisi ile arıcılık alet ve ekipmanları, boş kovanlar ve çerçeveler sprey şeklinde ilaç püskürtülerek dezenfekte edilebilir.
e) Kloramin: Boş kovan ve peteklerin dezenfeksiyonunda % 4'lük kloramin çözeltisi de kullanılmaktadır.6.3.2.2. İlaçla Tedavi
Amerikan Yavru Çürüklüğü tüm dünya arıcıları için çok tehlikeli bir hastalıktır. Tedavi için kullanılan kimyasallar dikkatli seçilip uygulanmalıdır. Hatalı ilaç uygulamaları balda kalıntı problemi yaratabilir. Amerikan yavru çürüklüğü hastalığı görülür görülmez ilaçla tedavinin yanı sıra "Transmasyon" (Çekirdek koloniler, yani dayanıklı kolonilerin oluşturulması) uygulaması da yapılmalıdır. Arı hastalıkları için son yıllarda ilaç kullanımı önemli derecede yaygınlaşmıştır. Ancak ilaçların, özellikle, antibiyotiklerin gelişi güzel kullanılması beklenen başarıyı önemli ölçüde etkilemiştir. Zira bazı hastalık yapıcı mikroorganizma türlerinin yaygın ve bilinçsizce kullanılması ilaçlara karşı toleransın artışına yol açtığı gibi dirençli suşların ortaya çıkışı da kaçınılmaz olmuştur. Bu nedenle ilaç seçiminin özellikle antibiyotik seçiminin yapılmasında hastalık etkenlerinin antibiyotiklere karşı duyarlılık derecelerinin bilinmesinde büyük yarar vardır.
Özellikle Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından bal arıları için bu amaçla ruhsatlandırılmış ve veteriner hekim reçetesi ile satılacak ilaçlar kullanılmak suretiyle ilaçlama yapılmalıdır.
Kordon yerinden çıkışta alınan tedbirler veteriner hekim tarafından kontrol edilir, noksan olanlar tamamlattırılır.
6.3.3. Arıların Toptan Öldürülmesi ve İmhası
Hastalığın ileri safhalarında AYÇ hastalığının ilaçlarla önlenmesi pek mümkün olmamaktadır. Bu durumda arı ailesi ve çerçevelerin (petekleri ile birlikte) hepsi yakılarak imha edilir. Önce akşam üzeri arıların öldürülmeleri gerekir. Bunun için kovanın uçma deliği kapatılır, çerçevelerin üzerine kalsiyum siyanid, etilasetat ya da herhangi bir insektisit uygulanarak arılar öldürülür. Yakma işlemi için, çukur kazılarak içinde çerçeveler (petekleri ile birlikte) ve ölmüş arılar toplanır ve benzin v.s. dökülerek yakılırlar. Yakma işi tamamlandıktan sonra çukur toprakla kapatılmalıdır ve bütün bu işlemler arılıktan biraz uzak bir yerde yapılmalıdır.
Isıya dayanıklı kovanın gövde, kapak ve dip tahtası ile işletmede kullanılan her türlü malzeme yukarıda yazılan dezenfektan maddelerle dezenfekte edilip, yüzeyler iyice kazındıktan sonra pürmüzle yakılarak kullanılmasına izin verilir.
Strofor kovanların kullanımına ise çamaşır suyu ile yıkandıktan ve 2 gün güneşte kurutulduktan sonra izin verilir.
6.4. Hastalık Bölgesinin Kontrolü
Amerikan Yavru Çürüklüğü Hastalığını takiple görevli hükümet veteriner hekimi bölgeyi kontrol eder. Bu hastalık ile ilgili konularda arı yetiştiricilerini aydınlatır, bu çalışmalarını bir rapor halinde İl veya İlçe Müdürlüğüne sunar.
6.5. Hastalığın Sönüşü
Kordon kaldırılmadan önce hastalık görülen koloniler son bir kez daha kontrol edilerek, marazi madde alınır ve ilgili laboratuvara gönderilir. Laboratuvar muayeneleri ile hastalığın tamamen ortadan kalktığı teyit edilir.
Hastalığın ortadan kalkmasından ve yönetmelikle belirlenen sürenin geçmesinden sonra dezenfeksiyon yapılarak kordon kaldırılır.
6.6. Temel Petek Üretim Yerlerinde Hastalığın Çıkması Durumunda
Amerikan Yavru Çürüklüğü Hastalığı yönetmeliğinde “Bal mumları 120 0C de 10-15 dakika süreyle sterilize edildikten sonra petek üreticileri tarafından piyasaya sürülür.”denmektedir. Eğer sterilizasyon yapılmazsa bal mumlarında bulunan hastalıklar (Amerikan ve Avrupa Yavru Çürüklüğü ile diğer yavru çürüklükleri, mantar ve kireç hastalığı gibi) peteklerle beraber bütün bölgelere yayılır.
Temel petek üretimi yapan yerler belirlenerek üretim izni olmayan yerler hakkında yasal işlem yapılır, üretim izni alan yerlerden numuneler alınarak ilgili labaratuvarlara gönderilir.
Temel petek üretim yerlerinden alınan bal mumu numunelerinin, laboratuvarda yapılan analizleri sonucunda hastalık etkeninin tespit edilmesi durumunda; imalathanenin üretimi durdurulur, mevcut stoklara el konularak satışı engellenir. Bütün stoğun yönetmelikte belirtilen sterilazasyon işlemine tabi tutulmasından ve üretimde kullanılan kazan ve ekipmanların dezenfeksiyonundan sonra tekrar numune alınarak ilgili laboratuvara gönderilir. Laboratuvar muayenelerinin temiz çıkmasından sonra ancak imalathanenin tekrar üretim ve satışına izin verilir.
Bakanlık hastalıkla ilgili gerek gördüğü her türlü mücadele esaslarını tespit ederek valiliklere bildirir.
EK-1
ARI HASTALIKLARI İÇİN LABORATUARA MARAZİ MADDE GÖNDERME PROTOKOLÜ
Arıcının Adı, Soyadı
:
Arıcının Adresi
:
Arılıktaki Koloni Sayısı
:
Gezginci Arıcılık Yapılıyorsa Arının Menşei
:
Hastalığın Başlangıç Tarihi
:
Arılıktaki Hasta Koloni Sayısı
:
Hastalıktan Kaç Koloninin Söndüğü
:
Kullanılan İlaçlar ve Kullanma Tarihleri
:
Klinik Bulgular
:
Hangi Hastalıktan Şüphe Edildiği
:
Marazi Maddenin Cinsi ve Adedi
:
Marazi Maddenin Alındığı Tarih
:
Marazi Maddeyi Alan Veteriner Hekimin Düşünceleri :
Veteriner Hekim
İmza
Not: İki suret doldurularak, biri laboratuara gönderilecektir.
TARIM VE KOYİŞLERİ BAKANLIĞI, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü
4 Temmuz 2006 Salı
ANA ARININ İŞARETLENMESİ
Ana arı kolonide en önemli bireydir. Bu önemli bireyin kalabalık koloni içerisinde bulunması zaman zaman gerekebilir. Ana arının arlığını anlamak için mutlaka ana arının görülmesine gerek olmayabilir. Arı kovanı içinde günlük yumurtalar var ise mutlaka ana arı vardır anlamına gelir ve görmeye gerek kalmaz. Diyelim ki ana arı olup olmadığı kovan içerisindeki yumurta ile de anlaşılamıyor. Yani kovanda ana arıyı görmediğimiz gibi günlük yumurtada göremiyoruz bu durumda yapılacak iş koloniye günlük yumurtalı bir çerçeve vermek olmalıdır. Bu durumda eğer koloni içerisindeki ana yokluğu durumu varsa o halde arılar kendilerine verilen günlük yumurtalı çerçeve üzerine genelde de çerçevenin orta kısımların da ana memesi yaparlar. Eğer ki döllenmemiş yada döllenmiş fakat daha yumurtlama becerisi kazanmamış bir ana var ise bu yumurtalara hiç dokunmazlar. Normal yumurtaların bakımına devam ederler.
İşte gerek pratik bir takım bilgiler ışığında gerekse tecrübelerle ana arının bulunmasına kolaylık sağlayan bir diğer uygulama ise ana arıların işaretlenmesidir. Bu iş için özel yapılmış ana arıya zarar vermeyen kimyasal içerikli boyalar kullanılmaktadır. 5 yıllık renkleri yılın son harfi ile gösteren boyalar kullanılmaktadır. Beş ayrı renk 10 yıla dağıtılmıştır.0-5 mavi renk beyaz 1 ve 6'yı; sarı 2 ve 7'yi; kırmızı 3 ve 8'i, yeşil 4 ve 9'u belirtir. Bu şekilde ana arılar işaretlenmelidir. Fakat teknik arıcılıkta her yıl ana değişimi uygulaması daha sağlıklı ve başarılı bir yoldur. En çok analar 2 yaşında olmalıdır. Ana arıların yaşlarının bu kadar yaşlı saklanmasındaki amaç belli ırkların ana arılarının yumurtalarından erkek ve yeni ana arılar için damızlık yumurtası kullanılması çalışmasıdır.
Ana arılar ele alınarak, direkt çerçeve üzerinden, yada bir pistona sıkıştırılarak işaretlenebilir. Fakat tavsiyem ana arıyı çok ezmemek,üzerine bastırmamak ve ona zarar vermemektir. Çünkü kolonideki arılar içerisinde en nazik ve dayanıksız olan arı ana arıdır.
İşte gerek pratik bir takım bilgiler ışığında gerekse tecrübelerle ana arının bulunmasına kolaylık sağlayan bir diğer uygulama ise ana arıların işaretlenmesidir. Bu iş için özel yapılmış ana arıya zarar vermeyen kimyasal içerikli boyalar kullanılmaktadır. 5 yıllık renkleri yılın son harfi ile gösteren boyalar kullanılmaktadır. Beş ayrı renk 10 yıla dağıtılmıştır.0-5 mavi renk beyaz 1 ve 6'yı; sarı 2 ve 7'yi; kırmızı 3 ve 8'i, yeşil 4 ve 9'u belirtir. Bu şekilde ana arılar işaretlenmelidir. Fakat teknik arıcılıkta her yıl ana değişimi uygulaması daha sağlıklı ve başarılı bir yoldur. En çok analar 2 yaşında olmalıdır. Ana arıların yaşlarının bu kadar yaşlı saklanmasındaki amaç belli ırkların ana arılarının yumurtalarından erkek ve yeni ana arılar için damızlık yumurtası kullanılması çalışmasıdır.
Ana arılar ele alınarak, direkt çerçeve üzerinden, yada bir pistona sıkıştırılarak işaretlenebilir. Fakat tavsiyem ana arıyı çok ezmemek,üzerine bastırmamak ve ona zarar vermemektir. Çünkü kolonideki arılar içerisinde en nazik ve dayanıksız olan arı ana arıdır.
3 Temmuz 2006 Pazartesi
BÜYÜK KENTLERDE ARICILIK YAPILABİLİRMİ?
Büyük şehirlerde arıcılık yapılabilir mi diye soru çoğu zaman ilgi çekici gelmeli insana. Bende ilkin bu soruya olmaz herhalde diye düşünerek hayıflanmıştım. Ömrümün büyük bir kısmını İstanbul gibi büyük bir şehirde geçirdiğimden ve kent ortamında hiç de ziraat ile ilgili bir çalışma görmediğimden belki de tabiat ilgimi daima çekmiş ve isteyerek biyoloji bölümünü okumuş idim. Yıllar sonra arıcılıkla olan ilgili çalışmalarıma anadoluda mesleğimi gerçekleştirme çabaları ile birlikte yan yana götürme fırsatı buldum.
Arıcılığa başlayan herkes mutlaka Nizamettin Kayral amcanın kitabını mutlaka hatim eder hatta yetmez tekrar tekrar okurlar. Bende çocukluğumun geçtiği Bakırköy de zaman zaman arı kovanlarının bulunduğu o bahçeyi dikkatle izler gelip geçerken kutuların içerisinde ne olduğunu anneme sorardım. Çocukluk yaşlarında kovanlardan çıkan bu böceklerin yuvalarına nasıl girdiklerini , nasıl yerlerini şaşırmadıklarını anneme sorardım. Sanki ilerde bu işlerle uğraşacağımı biliyormuşçasına tabiatla ilgili gözlemlerim hiç durmadan arttı. İsteyerek okuduğum Biyoloji bölümünün ardından en çok heves ettiğim araştırmaya açık olan Biyoloji öğretmenliğime devam etmekteyim. Nizamettin beyin arılığını gören onunla tanışan ,konuşan biri olmak benim için bir ayrıcalıktır.
Arıcılığa Artvin ili Yusufeli ilçesinde Pamukçular köyünde başladım. O bölgenin mükemmel arıcısı Ahmet Ağduman hocamızın arıcılıkla ilgili bilgi ve tecrübelerinden yaralandım. Köydeki Hacı amcadan aldığım 2 Kovanla başladığım arıcılığı bu gün büyük boyutlarda şehirde yapmaktayım.
Şehre gelinceye kadar arılarımı önce Yusufelinden görev yerim olan Giresun Espiye ilçesine götürdüm sonra memleketim Kastamonu Abana – Bozkurt ilçelerine götürdüm Fakat uzaktan kumanda ile çok zor olduğunu gördüğüm arıcılık işini İstanbul da doğduğum büyüdüğüm kentte yanı aşımda yapmalıydım ve öyle oldu. İstanbul dışında tabiatın müsaade ettiği yerleri bir köşeye bırakın balkonlarında arı bakan nice arı sevdalısı gördüğümde şaşkınlıktan kendimi alamadım. Algıda seçicilik denilen psikolojik tanım burada kendini gösterdi ve ben hemen her yerde arıcılıkla uğraşan kişileri kısa sürede buldum ve tanıştım.Şimdi bırakın İstanbul u Türkiye de arcılıktan bahsedildiğinde tanınan biri olmakla karşı karşıya kaldım. Bu tanınma durumu bana mutluluk vermekte . İnsanlar akalarından birkaç şey bıraktıklarında ölümsüz olurlarmış. Yada öldükten sonra kendilerinden bahsettirebilirlermiş. Kitap, cami gibi kullanılabilen bir bina , bilgili insanlar yetiştirdiklerinde. İçeriğini doldurduğum sitede mutlaka eksikler vardır ve mutlaka eklenilecek birçok bilgi bulunmaktadır. Fakat yapılan bu çalışma bile büyük bir boşluğu dolduracak seviyede nitelendiriliyor. Bilgiye ne kadar çok ihtiyacımız olduğunun göstergesi mailler her zaman geliyor.
İstanbul da en ufak bir bölge bulan arı sevdalıları dere kenarlarında, bahçelerinde, taraslarında,balkonlarında, yol kenarlarında ,yazlıklarda yapmaktadırlar bu zevkli işi . Belki büyük masraflar harcayarak çok cüzide olsa bal elde etmektedirler. Bazı seneler yüksek miktarda bal elde ettiklerini söyleyenlerde vardır. Şehir atmosferinde elde edilen balların ne derece iyi olduğunun düşünülmesi gerekmektedir. Lakin şehrin yoğun olduğu bölgeler dışında ziraat yapılan kırsal ilçelerin olduğu bir gerçektir. Buralarda yıllardır ayçiçeği yada kestane balı elde eden arıcılar bulunmaktadır.
Şişli gibi bir yerde balkonda duran oğulun kendine mum örerek yuva yapmaya çalıştığı düşünülecek olursa memleketimizin ne derece arıcılık yapmaya elverişli olduğunu anlatmaya gerek bile kalmaz.
Ne diyorlar. İstanbulun taşı toprağı altın . Söyleyenler bilerek söylemişler demekki.
Arıcılığa başlayan herkes mutlaka Nizamettin Kayral amcanın kitabını mutlaka hatim eder hatta yetmez tekrar tekrar okurlar. Bende çocukluğumun geçtiği Bakırköy de zaman zaman arı kovanlarının bulunduğu o bahçeyi dikkatle izler gelip geçerken kutuların içerisinde ne olduğunu anneme sorardım. Çocukluk yaşlarında kovanlardan çıkan bu böceklerin yuvalarına nasıl girdiklerini , nasıl yerlerini şaşırmadıklarını anneme sorardım. Sanki ilerde bu işlerle uğraşacağımı biliyormuşçasına tabiatla ilgili gözlemlerim hiç durmadan arttı. İsteyerek okuduğum Biyoloji bölümünün ardından en çok heves ettiğim araştırmaya açık olan Biyoloji öğretmenliğime devam etmekteyim. Nizamettin beyin arılığını gören onunla tanışan ,konuşan biri olmak benim için bir ayrıcalıktır.
Arıcılığa Artvin ili Yusufeli ilçesinde Pamukçular köyünde başladım. O bölgenin mükemmel arıcısı Ahmet Ağduman hocamızın arıcılıkla ilgili bilgi ve tecrübelerinden yaralandım. Köydeki Hacı amcadan aldığım 2 Kovanla başladığım arıcılığı bu gün büyük boyutlarda şehirde yapmaktayım.
Şehre gelinceye kadar arılarımı önce Yusufelinden görev yerim olan Giresun Espiye ilçesine götürdüm sonra memleketim Kastamonu Abana – Bozkurt ilçelerine götürdüm Fakat uzaktan kumanda ile çok zor olduğunu gördüğüm arıcılık işini İstanbul da doğduğum büyüdüğüm kentte yanı aşımda yapmalıydım ve öyle oldu. İstanbul dışında tabiatın müsaade ettiği yerleri bir köşeye bırakın balkonlarında arı bakan nice arı sevdalısı gördüğümde şaşkınlıktan kendimi alamadım. Algıda seçicilik denilen psikolojik tanım burada kendini gösterdi ve ben hemen her yerde arıcılıkla uğraşan kişileri kısa sürede buldum ve tanıştım.Şimdi bırakın İstanbul u Türkiye de arcılıktan bahsedildiğinde tanınan biri olmakla karşı karşıya kaldım. Bu tanınma durumu bana mutluluk vermekte . İnsanlar akalarından birkaç şey bıraktıklarında ölümsüz olurlarmış. Yada öldükten sonra kendilerinden bahsettirebilirlermiş. Kitap, cami gibi kullanılabilen bir bina , bilgili insanlar yetiştirdiklerinde. İçeriğini doldurduğum sitede mutlaka eksikler vardır ve mutlaka eklenilecek birçok bilgi bulunmaktadır. Fakat yapılan bu çalışma bile büyük bir boşluğu dolduracak seviyede nitelendiriliyor. Bilgiye ne kadar çok ihtiyacımız olduğunun göstergesi mailler her zaman geliyor.
İstanbul da en ufak bir bölge bulan arı sevdalıları dere kenarlarında, bahçelerinde, taraslarında,balkonlarında, yol kenarlarında ,yazlıklarda yapmaktadırlar bu zevkli işi . Belki büyük masraflar harcayarak çok cüzide olsa bal elde etmektedirler. Bazı seneler yüksek miktarda bal elde ettiklerini söyleyenlerde vardır. Şehir atmosferinde elde edilen balların ne derece iyi olduğunun düşünülmesi gerekmektedir. Lakin şehrin yoğun olduğu bölgeler dışında ziraat yapılan kırsal ilçelerin olduğu bir gerçektir. Buralarda yıllardır ayçiçeği yada kestane balı elde eden arıcılar bulunmaktadır.
Şişli gibi bir yerde balkonda duran oğulun kendine mum örerek yuva yapmaya çalıştığı düşünülecek olursa memleketimizin ne derece arıcılık yapmaya elverişli olduğunu anlatmaya gerek bile kalmaz.
Ne diyorlar. İstanbulun taşı toprağı altın . Söyleyenler bilerek söylemişler demekki.
2 Temmuz 2006 Pazar
KOVANDAN BALLI ÇERÇEVELER NE ZAMAN ALINMALIDIR?
Ballı çerçeveler kovanlardan eskilere göre harman tozu görmeden alınmaz. Aslında buradaki amacın kovan içerisindeki ballı çerçevelerin suyunun iyice uçması şeklinde yorumlanması gerekir. Kovanlardaki balların sırlanması artık balın olgunlaştığı anlamına gelmektedir. Ballı çerçevelerin üzerinde bulunan sır balın artık olgunlaştığını ve alınabileceğinin bir göstergesidir.
Bazen arılar bal gözlerinin üzerini mevsim kısıtlı gittiğinden dolayı tamamen doldurulamaz ve bal sırlanamaz ballı gözler üzeri açık bekler ve belli bir süre sonra arılar göz balı olarak adlandırılan bu balı alt kata alırlar böylece arıcılar balı tüketti diye düşünürler. Bal kısmen tüketilmiş kısmen alt kata taşınmıştır ve üst katta bulunan sırlı bal beklemektedir. Miktarı mevsimin çerçeveleri doldurabilecek kadar iyi bir mevsim olmadığından dolayı bu şekilde olmuş olur.
Bazı yıllar ise arılar artık yumurtlayacak kuluçkalıkta dahi yer bulamayacak şekilde kovanları bal ile doldururlar. Bu şekilde mevsimin çok iyi olduğu anlaşılabilir. Lakin kışlatma bakımları yapılırken kovan içerisindeki kuluçkalık çerçevelerinde yumurta atılımı için gerekli olan yerin ayarlanmasına dikkat etmek gerekir. Kenarlarda bulunan ballı çerçeveler alınabilir.
Bal alınırken bir çerçevenin 4 de 3ünün sırlanmış olması yeterlidir. Bu hesapla 3 çerçeve sırlı bir çerçeve sırsız bal da kullanılabilir. Fakat çerçevelerin sırlı olması balların ekşime durumunu ortadan kaldıracaktır. Sırsız balların kovanlardan alınıp süzülmesi sonucu alınan ballar bir müddet sonra ekşir ve bozulur. Bu tür ballar tad bozukluğuna uğrar ve sirkeye benzer bir yapı kazanır. Böyle olması da normaldir. Sulu olduğundan dolayı fermentasyon sonucu balda sirkeleşme olayı meydana gelir.
Teknik arıcılıkta balın sırlanmasının ardından alınması balın alınıp yerine yeni kabarmış çerçeveler verilerek daha fazla bal elde edilme çabası ile düşünülmelidir.
Bazen arılar bal gözlerinin üzerini mevsim kısıtlı gittiğinden dolayı tamamen doldurulamaz ve bal sırlanamaz ballı gözler üzeri açık bekler ve belli bir süre sonra arılar göz balı olarak adlandırılan bu balı alt kata alırlar böylece arıcılar balı tüketti diye düşünürler. Bal kısmen tüketilmiş kısmen alt kata taşınmıştır ve üst katta bulunan sırlı bal beklemektedir. Miktarı mevsimin çerçeveleri doldurabilecek kadar iyi bir mevsim olmadığından dolayı bu şekilde olmuş olur.
Bazı yıllar ise arılar artık yumurtlayacak kuluçkalıkta dahi yer bulamayacak şekilde kovanları bal ile doldururlar. Bu şekilde mevsimin çok iyi olduğu anlaşılabilir. Lakin kışlatma bakımları yapılırken kovan içerisindeki kuluçkalık çerçevelerinde yumurta atılımı için gerekli olan yerin ayarlanmasına dikkat etmek gerekir. Kenarlarda bulunan ballı çerçeveler alınabilir.
Bal alınırken bir çerçevenin 4 de 3ünün sırlanmış olması yeterlidir. Bu hesapla 3 çerçeve sırlı bir çerçeve sırsız bal da kullanılabilir. Fakat çerçevelerin sırlı olması balların ekşime durumunu ortadan kaldıracaktır. Sırsız balların kovanlardan alınıp süzülmesi sonucu alınan ballar bir müddet sonra ekşir ve bozulur. Bu tür ballar tad bozukluğuna uğrar ve sirkeye benzer bir yapı kazanır. Böyle olması da normaldir. Sulu olduğundan dolayı fermentasyon sonucu balda sirkeleşme olayı meydana gelir.
Teknik arıcılıkta balın sırlanmasının ardından alınması balın alınıp yerine yeni kabarmış çerçeveler verilerek daha fazla bal elde edilme çabası ile düşünülmelidir.
29 Haziran 2006 Perşembe
NEKTARDA MEYDANA GELEN DEĞİŞİKLİKLER.
Nektar içerisinde bol miktarda su bulunmaktadır. Yaklaşık %60-80 oranında bulunan su arıların fiziksel bir takım çabaları ile uçurulur. Kovan giriş deliği önünde yapılan kanat çırpma hareketleri koloni içerisinde bulunan nektardaki suyun uçurulması için yapılmış olan bir çabadır.. Balın olgunlaştırılması olarak ifade edilir. Nektar içerisinde bol miktarda bulunan suyun uçurulması bu tatlı maddenin bal olarak ortaya çıkmasına neden olur. Bu işler arıların kanat çırpma hareketleri ile gerçekleşmektedir.
28 Haziran 2006 Çarşamba
BAL NEDİR?
Arılar tabiatta bulunan bitkilerin nektar bezlerinden elde ettikleri nektarları toplarlar ve bir takım enzimsel değişikliklerle içerisinde bulunan suyun uçurulması sonucu koyu kıvamlı ve çeşitli şeker türevlerinden oluşmuş balı elde ederler. Bu çok basit bal tarifi aslında çok uzun ve bir takım seri işlemleri içerisine alan karmaşık bir olaydır. Ayrıca bu işlemler sosyal yapıları itibari ile arı kolonisi içerisinde görev bölümü ile yapılan bir işlem olarak dikkati çeker.
27 Haziran 2006 Salı
BAL DÖNEMİNDE KOLONİLERİN KONTROLÜ
Bal döneminde arılar artık tüm düzenlerini oluşturmuşlardır. Bakıldığında çevre şartları ile uyumlu bir şekilde çalışmalıdırlar. Mevsim bal yapımı için uygun şartları ortaya koyduğunda koloni bireyleri üzerlerine düşen görevi mükemmel bir şekilde yapmak zorundadır. Kısa bal dönemleri yaşandığına dikkat edecek olursak , bal dönemi arıların görevlerini en hızlı biçimde yerine getirdikleri bir o kadarda hızlı balın depolandığı zamandır. Bir çok arıcı bir kovanın altına kantar koyarak arılarının günlük getirebileceği nektar miktarını tespit etmek ister. Bu şekilde bir yöredeki nektar yoğunluğunun akışını ve azalışını anlayarak kolonilerini daha uygun bölgelere götürür.
Bal döneminde yaşlı analar yada artık bahar döneminden bu yana tüm eforunu sergileyen ve verimsiz bir hal almış olduğu düşünülen analar değiştirilmek istenebilir.Bu işleri bal döneminden sonraya bırakmak daha avantajlı olacaktır. Bundan dolayı da bal döneminin ardından ana arının değişimi gerçekleştirilebilir. Arılar ana değişimi moduna geçebilirler. Ana arının değişimi nedeni ile birden çok ana arı namzedi hazırlanabilir. Sonuçta ana arıların gözlerden çıkmasını müteakip oğul veriyormuş şekli ile kovandan bir kısım arının çıkması söz konusu olabilir. Bu durumla karşılaşmamak için her yıl sıfır yaşında ve verimli ana arılar kullanmak gerekir. Genç ana arıcılıkta en önemli uygulama olmalıdır. Başarı için bu kaçınılmazdır.
Bal döneminde nektarın azalmaya başladığı dönemde artık yakın ve yüksek yerlerdeki nektar kaynaklarına koloniler taşınabilir. Bu noktadaki akımdan da yararlanarak bal oluşumuna bir nebze daha yardımcı olabiliriz. Nektar kaynaklarının azaldığı ve bittiği dönemde arılar daha çok hırçın ve saldırgan oldukları gibi çok fazla miktarda yağmacılık eğilimi gösterirler. Az bir tatlı maddeye dahi saldırı son derece yüksek düzeyde olmaktadır.
Bal dönemi içerisinde arılar acaba ne yaptılar diye sık sık üzerlerinin açılması , kontrol edilmeleri,çerçevelerin çıkarılıp bakılması gibi uygulamalardan uzak durmak gerekir. Arılar bal döneminde huzurlu bir şekilde çalışmaları için rahat bırakılmalıdırlar. Bir koloninin huzuru bozulduğunda bu koloninin tekrar eski düzenini oluşturabilmesi 15 dakika ile 4 saat arasını almaktadır. Bu denge bozucu hareketler koloninin nektar toplama çalışmasını durdurmasını, dışarıdan gelen tarlacılarında görevlerini bırakıp düzeni oluşturma çabası içerisine girmelerine neden olmaktadır. Sonuçta bal döneminin boşa geçmesi durumu meydana gelir.
Tüm gayemiz, az çalışma ve çok ürün elde etme çabası olduğuna göre ,uygulamalarımız ile ortaya koymuş olduğumuz çalışmalarımızın boşa gitmemesi için,uygulamalarımızın arıların bal döneminde çalışmalarına sekte verecek şekilde olmamasına gayret etmeliyiz.
Bal döneminde yaşlı analar yada artık bahar döneminden bu yana tüm eforunu sergileyen ve verimsiz bir hal almış olduğu düşünülen analar değiştirilmek istenebilir.Bu işleri bal döneminden sonraya bırakmak daha avantajlı olacaktır. Bundan dolayı da bal döneminin ardından ana arının değişimi gerçekleştirilebilir. Arılar ana değişimi moduna geçebilirler. Ana arının değişimi nedeni ile birden çok ana arı namzedi hazırlanabilir. Sonuçta ana arıların gözlerden çıkmasını müteakip oğul veriyormuş şekli ile kovandan bir kısım arının çıkması söz konusu olabilir. Bu durumla karşılaşmamak için her yıl sıfır yaşında ve verimli ana arılar kullanmak gerekir. Genç ana arıcılıkta en önemli uygulama olmalıdır. Başarı için bu kaçınılmazdır.
Bal döneminde nektarın azalmaya başladığı dönemde artık yakın ve yüksek yerlerdeki nektar kaynaklarına koloniler taşınabilir. Bu noktadaki akımdan da yararlanarak bal oluşumuna bir nebze daha yardımcı olabiliriz. Nektar kaynaklarının azaldığı ve bittiği dönemde arılar daha çok hırçın ve saldırgan oldukları gibi çok fazla miktarda yağmacılık eğilimi gösterirler. Az bir tatlı maddeye dahi saldırı son derece yüksek düzeyde olmaktadır.
Bal dönemi içerisinde arılar acaba ne yaptılar diye sık sık üzerlerinin açılması , kontrol edilmeleri,çerçevelerin çıkarılıp bakılması gibi uygulamalardan uzak durmak gerekir. Arılar bal döneminde huzurlu bir şekilde çalışmaları için rahat bırakılmalıdırlar. Bir koloninin huzuru bozulduğunda bu koloninin tekrar eski düzenini oluşturabilmesi 15 dakika ile 4 saat arasını almaktadır. Bu denge bozucu hareketler koloninin nektar toplama çalışmasını durdurmasını, dışarıdan gelen tarlacılarında görevlerini bırakıp düzeni oluşturma çabası içerisine girmelerine neden olmaktadır. Sonuçta bal döneminin boşa geçmesi durumu meydana gelir.
Tüm gayemiz, az çalışma ve çok ürün elde etme çabası olduğuna göre ,uygulamalarımız ile ortaya koymuş olduğumuz çalışmalarımızın boşa gitmemesi için,uygulamalarımızın arıların bal döneminde çalışmalarına sekte verecek şekilde olmamasına gayret etmeliyiz.
26 Haziran 2006 Pazartesi
HANGİ KOVANLARA ANA ARI VERMEK DAHA KOLAYDIR?
Kovanlara bakıldığında sağlıklı bir kolonide çok farklı yaşlarda arı ve yumurta bulunduğunu görürüz. Bu şekildeki bir koloni ana arının kendi eforunu ve performansını gösterebildiği en güzel topluluğu ortaya koyar. İşte bu koloninin anası yaşlı yada istemediğimiz bir cins ise o taktirde yapılacak iş anayı almak ve hemen döllü kaliteli bir anayı kovana kafesle vermek olmalıdır.
Fakat bazen kovanın yaşamını sağlayabilen verimsiz veya sakat analarda bulunabilir. Bu durumda da ana arıyı almak ve yerine hemen kafesle vermek durumu söz konusu olabilmektedir.
Asıl problemli olan durumsa bazı arı kovanları verilen ana arıları cins itibari ile yada verimsiz bulduklarından dolayı öldürmeleri eğiliminden kaynaklanır. Bizim kontrollerimiz sırasında yada yaşlılığı nedeni ile ölmüş bir ana arının olmayışı yüzünden koloni uzun süre anasız kalmışsa ve kış dönemi çıkışında yada bal dönemi içinde bu durumla karşılaşıldığında arılar kendilerine yeni ana yapma fırsatını yakalayamayabiliriler. Bu dönemler sonunda ana arı yapacak yumurta bulamayan kolonilerin arıları oldukça yaşlı olacağı için ana arı kabul etme şansı son derece azalır. Ana arıların kabul edilme derecesini artıran birkaç unsur vardır. Anaların verimli oluşu. Döllenme sonucunda bol sperm depolamış olması. Cüssesinin büyük olması. Kolonide genç bireylerin ve kapalı gözlü yumurta varlığının olması. Yaşlı arı populasyonundaki azlık. Kolonideki bireylerin sayısının dengeli olması. Çevrede nektar ve polen akımının olması.
Bu tür kovanlarda son derece rahat ana arı kabul ettirilebilmektedir.
Fakat bazen kovanın yaşamını sağlayabilen verimsiz veya sakat analarda bulunabilir. Bu durumda da ana arıyı almak ve yerine hemen kafesle vermek durumu söz konusu olabilmektedir.
Asıl problemli olan durumsa bazı arı kovanları verilen ana arıları cins itibari ile yada verimsiz bulduklarından dolayı öldürmeleri eğiliminden kaynaklanır. Bizim kontrollerimiz sırasında yada yaşlılığı nedeni ile ölmüş bir ana arının olmayışı yüzünden koloni uzun süre anasız kalmışsa ve kış dönemi çıkışında yada bal dönemi içinde bu durumla karşılaşıldığında arılar kendilerine yeni ana yapma fırsatını yakalayamayabiliriler. Bu dönemler sonunda ana arı yapacak yumurta bulamayan kolonilerin arıları oldukça yaşlı olacağı için ana arı kabul etme şansı son derece azalır. Ana arıların kabul edilme derecesini artıran birkaç unsur vardır. Anaların verimli oluşu. Döllenme sonucunda bol sperm depolamış olması. Cüssesinin büyük olması. Kolonide genç bireylerin ve kapalı gözlü yumurta varlığının olması. Yaşlı arı populasyonundaki azlık. Kolonideki bireylerin sayısının dengeli olması. Çevrede nektar ve polen akımının olması.
Bu tür kovanlarda son derece rahat ana arı kabul ettirilebilmektedir.
25 Haziran 2006 Pazar
ANA ARI VERME YÖNTEMİ
Bir çok ana arı verme yöntemi bulunmaktadır. Bunlardan en basitini şimdi daha karmaşık olanlarını daha sonra bildireceğim. Bir koloninin anası yaşlı, verimsiz, ana kaybetmiş olduğunda,cinsi istediğimiz türden olmadığı zaman yada yeni bir bölme yapmak istediğimiz zaman kolonimize ana arı verebiliriz.
En kısa ve doğru yol ruşetlerde döllenmiş olarak bulunan bir ana arının kafesle koloniye verilmesidir. Bu kafeslerin bir ucunda kek diğer ucunda ana ve bakıcı işçi arıların bulunduğu kısım vardır. Koloninin orta noktasında arıların yoğun bulunduğu bölgedeki çerçeveler aralanmalı ve buraya kafesin kekli kısmı açılarak kek kısmı aşağı gelecek şekilde biraz eğimli bir şekilde kafes çerçevelere sıkıştırılmalıdır. Kafes kovan tabanına düşmemeli ve arıların ana arıya bakıp bakmadıkları inceleme imkanı ile yerleştirilmelidir. Ana verilecek kovanda ana olmamasına dikkat edilmelidir.
Bu yöntem en basit yöntemdir. Eski anası alınır alınmaz verilebildiği gibi, anayı vermek üzere başka yöntemler daha vardır. Buradaki yöntemler daha teknik olmakla birlikte ana kabulünün garantili olması düşüncesi ile yapılmaktadır.
En kısa ve doğru yol ruşetlerde döllenmiş olarak bulunan bir ana arının kafesle koloniye verilmesidir. Bu kafeslerin bir ucunda kek diğer ucunda ana ve bakıcı işçi arıların bulunduğu kısım vardır. Koloninin orta noktasında arıların yoğun bulunduğu bölgedeki çerçeveler aralanmalı ve buraya kafesin kekli kısmı açılarak kek kısmı aşağı gelecek şekilde biraz eğimli bir şekilde kafes çerçevelere sıkıştırılmalıdır. Kafes kovan tabanına düşmemeli ve arıların ana arıya bakıp bakmadıkları inceleme imkanı ile yerleştirilmelidir. Ana verilecek kovanda ana olmamasına dikkat edilmelidir.
Bu yöntem en basit yöntemdir. Eski anası alınır alınmaz verilebildiği gibi, anayı vermek üzere başka yöntemler daha vardır. Buradaki yöntemler daha teknik olmakla birlikte ana kabulünün garantili olması düşüncesi ile yapılmaktadır.
24 Haziran 2006 Cumartesi
AYÇİÇEĞİ ARILARIN GÖZÜNÜ KÖR EDERMİ?
Ülkemizdeki bitki çeşitliliği son derece zengindir. Dört mevsimle birlikte , iklim farklılığı bu gelişime katkıda bulunmuştur. Bitkisel çeşitlilik bitkilerin bulunduğu bölgede diğer canlıların bir takım canlılık yapılarının gelişimine neden olmuştur. Bitkiler nesillerini devam ettirebilmek için diğer canlıları cezp eden yada kendisinden uzaklaştıran bir takım özellikler kazanmışlardır. Bu özelliklerle beraber yıllar boyu adaptasyon diye adlandırılan bir durum ile diğer canlılarda yapılarında bir takım değişimler oluşturur.
Arıların bulundukları bölgelere adapte olmaları incelenecek olursa farklı bitkilerin yoğun olduğu bölgelerde farklı bir takım arıların gelişmiş olduğu görülebilir. Karadenizde bulunan rhodadendron denilen orman gülü, komar , kara avu gibi isimlerle anılan bitkinin nektarı zehirlidir. İnsanlarda dahi tansiyon düşüklüğüne neden olmaktadır. Rus askerlerinin Trabzonu işgali sırasında yerli halkın düşman askerine bal ikram etmesinin ardından düşmanın tansiyon düşmesi nedeni ile baygınlık geçirmesi biyolojik bir silah olarak düşünülebilir. Burada önemli olan unsur bölge arılarının bu bitkinin nektarından zehirlenmediği gibi derin olan nektar bezlerinden nektarın alınması için bölge arılarının dillerinin diğer arılardan daha uzun olması durumudur.
Muğla bölgesinde çam balları elde edilmektedir. Bakıldığında bu bölgede polen son derece az ve arı gelişimi yavaştır. Fakat bu bölge arısı az olan polen kaynaklarından yararlanabilme özelliği kazanmış ve kışı gayet sağlıklı geçirebilmektedir.
Ayçiçeği balları bol polenlidir. Polen arılarda protein ihtiyacını karşılayan yegane unsurdur. Bir düşünceye göre polenli ballarla kışlayan arıların bağırsaklarında polen atığının bol miktarda kış döneminde birikmesinden dolayı nosema gibi problemlerin ortaya çıktığı düşüncesidir. Bu düşüncenin ortaya koyduğu problemlerden kurtulmak için çabuk kristalize olabilen bu balın hem donma etkisinin ortadan kaldırılması için hem de imkan veren iklimsel koşullarda ihtiyacı olan poleni hemen sağlaması için polenli ballarla besleme sağlanması en doğru yöntemdir. Ülkemizdeki iklimsel şartlar arıların dışkılarını kış ortasında dahi dışarı atabilecekleri günleri zaman zaman sunmaktadır.
Uzun yıllar elimine olmuş ve ortam şartlarına uygun bireylerin gelişmesine neden olmuş zaman süreci sonunda, gezginci arıcılık yapan kişiler arılarını belli bir bölgeye taşıdıklarında arılarının başarı gösteremediklerini görmektedirler. Bunun nedeni ise bölgeye adapte olamayan arılardan kaynaklanmaktadır. Genetiksel yapı bir bölgede bal yapacak olan arının özelliklerini ortaya koyar. Bölge şartları arımıza uygun değilse bizde başarısız oluruz.
Bir kısım arıcılar arılarının bol polen taşıdığından dolayı ayçiçeği balı döneminde arılarının kör olduğunu ve kovanlarına geri gelemediklerini söylerler. Oysa yıllardan beri Trakya bölgesine hiçbir etki gösterilmeden yaşayabilme becerisi gösteren arıların esas bal kaynağı ayçiçeğidir ve bu baldan dolayı arılarda bir gelişememe ve ölme durumu ile karşılaşılamamıştır.
Ayçiçeği ekiminin yoğun olduğu bölgelerde arılar bu nektardan faydalanabilecek şekilde gelişmiştirler.
Zehirli bitkilerden bal yapacak olan arılar bu zehirden etkilenmeyecek şekilde gelişmişlerdir.
Eğer arıdır bal yapmak zorundadır diye arımızı her bölgeye taşıyıp gezginci arıcılık yapacağız diyerek düşünürsek başarısız oluruz.
Arıların belli bal dönemleri olduğunu ve bölgelere göre cinsler kullanmamız gerektiğini unutmamalıyız.
Arıların bulundukları bölgelere adapte olmaları incelenecek olursa farklı bitkilerin yoğun olduğu bölgelerde farklı bir takım arıların gelişmiş olduğu görülebilir. Karadenizde bulunan rhodadendron denilen orman gülü, komar , kara avu gibi isimlerle anılan bitkinin nektarı zehirlidir. İnsanlarda dahi tansiyon düşüklüğüne neden olmaktadır. Rus askerlerinin Trabzonu işgali sırasında yerli halkın düşman askerine bal ikram etmesinin ardından düşmanın tansiyon düşmesi nedeni ile baygınlık geçirmesi biyolojik bir silah olarak düşünülebilir. Burada önemli olan unsur bölge arılarının bu bitkinin nektarından zehirlenmediği gibi derin olan nektar bezlerinden nektarın alınması için bölge arılarının dillerinin diğer arılardan daha uzun olması durumudur.
Muğla bölgesinde çam balları elde edilmektedir. Bakıldığında bu bölgede polen son derece az ve arı gelişimi yavaştır. Fakat bu bölge arısı az olan polen kaynaklarından yararlanabilme özelliği kazanmış ve kışı gayet sağlıklı geçirebilmektedir.
Ayçiçeği balları bol polenlidir. Polen arılarda protein ihtiyacını karşılayan yegane unsurdur. Bir düşünceye göre polenli ballarla kışlayan arıların bağırsaklarında polen atığının bol miktarda kış döneminde birikmesinden dolayı nosema gibi problemlerin ortaya çıktığı düşüncesidir. Bu düşüncenin ortaya koyduğu problemlerden kurtulmak için çabuk kristalize olabilen bu balın hem donma etkisinin ortadan kaldırılması için hem de imkan veren iklimsel koşullarda ihtiyacı olan poleni hemen sağlaması için polenli ballarla besleme sağlanması en doğru yöntemdir. Ülkemizdeki iklimsel şartlar arıların dışkılarını kış ortasında dahi dışarı atabilecekleri günleri zaman zaman sunmaktadır.
Uzun yıllar elimine olmuş ve ortam şartlarına uygun bireylerin gelişmesine neden olmuş zaman süreci sonunda, gezginci arıcılık yapan kişiler arılarını belli bir bölgeye taşıdıklarında arılarının başarı gösteremediklerini görmektedirler. Bunun nedeni ise bölgeye adapte olamayan arılardan kaynaklanmaktadır. Genetiksel yapı bir bölgede bal yapacak olan arının özelliklerini ortaya koyar. Bölge şartları arımıza uygun değilse bizde başarısız oluruz.
Bir kısım arıcılar arılarının bol polen taşıdığından dolayı ayçiçeği balı döneminde arılarının kör olduğunu ve kovanlarına geri gelemediklerini söylerler. Oysa yıllardan beri Trakya bölgesine hiçbir etki gösterilmeden yaşayabilme becerisi gösteren arıların esas bal kaynağı ayçiçeğidir ve bu baldan dolayı arılarda bir gelişememe ve ölme durumu ile karşılaşılamamıştır.
Ayçiçeği ekiminin yoğun olduğu bölgelerde arılar bu nektardan faydalanabilecek şekilde gelişmiştirler.
Zehirli bitkilerden bal yapacak olan arılar bu zehirden etkilenmeyecek şekilde gelişmişlerdir.
Eğer arıdır bal yapmak zorundadır diye arımızı her bölgeye taşıyıp gezginci arıcılık yapacağız diyerek düşünürsek başarısız oluruz.
Arıların belli bal dönemleri olduğunu ve bölgelere göre cinsler kullanmamız gerektiğini unutmamalıyız.
23 Haziran 2006 Cuma
TEŞEKKÜR
Pek kıymetli arıcı dostlarım
Sizlerden gelen eleştrilere her zaman açığım. Bu eleştriler ister yapıcı ister yıkıcı olsun yolumuzun insanımıza değer veren yol olduğunun bilincindeyim.Arıcılarımıza hakettikleri değeri verme konusunda hiç bir kurumun yada kuruluşun pekte istekli olmadığını görüyorum. Derya gibi arıcılık bilgisi içerisinden bilebildiğim bir damla olan bilgimi sizlerle paylaşmaya çalışarak bende bir takım eksiklerimi ve yenilikleri beraberce öğrenme kafası ile bu bloğu kurdum. Pek kıymetli arkadaşım Murat Çakır yardımları ile kurulan bu blog tarzı sitede umarım arkadaşlarıma faydalı olabiliyorumdur.
Bundan sonraki çalışmalarımı kış aylarına doğru düzenlemeyi düşünüyorum. Şu şekilde özetleyeyim. Blog tarzı olan bu sitenin bir web sitesi haline dönüşümü gerçekleşecek. Uzunca bir zamandır yazılarımız resimlerle süslenemiyor arşivdeki resimlerimiz konular içerisine yerleştirilecek. Ayrıca mevsimin çiçekleri bölümleri ülkemiz florasında yer alan bitkilerin tanıtımı sağlanacak.
Ancak tüm bu çalışmalar için zaman en büyük değer durumunda. Sizlerle daha güzel bilgileri paylaşacağımız önümüzdeki günlerde sıkıntılarınızı ve değer bulduğunuz konulları sitede yer almasını istediğiniz özel bir takım kritik bilgileri paylaşmaktan çekinmeyelim. Bu da sorulurmu diye geri durmayalım. İnanın birimizin bildiğini diğeri bilmemekte buradan paylaşmaktan kaçınmayalım. Bilgi paylaşılırsa çoğalır. Unutmayın çevrenizde bilgi saklayanlar varsa emin olun ki o da bir şey bilmiyordur, yada çekiniyordur acaba yanlışmı biliyorum diye.
Kendinize iyi bakın. Biz arıcılar olmazsa memleketimizde kendiliğinden ortaya çıkan sonrada yok olan nektarları , polenleri kim bir araya getirebilir. Ne mukaddes bir iş yapıyoruz. Devletimizin ekonomisine yardımda bulunduğumuz gibi toplumun sağlıklı beslenmesine yardımda bulunuyoruz. Ayrıca hastalara deva sunuyoruz.
Hepinize bereketli sezonlar , bol kazançlar diliyorum.
Yalçın SEZER
22 Haziran 2006 Perşembe
KOVANLARIN SICAKTAN ETKİLENMELERİ
Özellikle gezginci arıcılık yapan arıcılar çok fazla miktardaki arıyı nakliyede zorlukla karşılaşmamak için sacla kaplı düz kapaklar kullanmaktadırlar. Bu tür kapaklar içeren kovanlar yerleştirilmiş oldukları yerde bakıldığında kızgın güneş altında Kovan içindeki sıcaklığın çok fazla artmasına neden olurlar. Kışın özellikle ilkbaharda son derece fazla sıcağa ihtiyaç varken, yaz aylarında kovanların serine ve hatta gölgeye ihtiyaçları vardır.
Kovanlar güneş altında çok fazla ısınırlar ve yüksek ısının azaltılması için kovanların gölge yerlere yerleştirilmesi gerekir. Bu durum söz konusu değilse kovanların üzerine ot, tahta , strafor ve benzeri unsurlar koyarak ısınmaları azaltılmalı yada sac plakaların beyaz renge boyanmaları sağlanmalıdır. Bu durum sıcaklığın düşmesine ve arışların daha fazla uçuş yapmalarını sağlayacaktır. Çok yüksek sıcaklıklarda arılarda çalışmama durumu söz konusu olmaktadır. Hatta kolonide yüksek sıcaklıkta tüm faaliyetler durabilmektedir. Batı devletlerindeki iklimsel şartlar ülkemizdekinden daha serin olmasına rağmen kovanlarda bulunan havalandırma tertibatları dikkate değer özellikler taşır. Kuluçkalık yada ballık gövdesinden uçuş deliği bulunması , kuluçkalık tabanında havalandırma deliği bulunması gibi havalanmaya müsaade eden bir çok uygulama vardır. Bu havalanma kovan içi sıcaklığın düşmesine yardımcı olacaktır.
Kovanlar güneş altında çok fazla ısınırlar ve yüksek ısının azaltılması için kovanların gölge yerlere yerleştirilmesi gerekir. Bu durum söz konusu değilse kovanların üzerine ot, tahta , strafor ve benzeri unsurlar koyarak ısınmaları azaltılmalı yada sac plakaların beyaz renge boyanmaları sağlanmalıdır. Bu durum sıcaklığın düşmesine ve arışların daha fazla uçuş yapmalarını sağlayacaktır. Çok yüksek sıcaklıklarda arılarda çalışmama durumu söz konusu olmaktadır. Hatta kolonide yüksek sıcaklıkta tüm faaliyetler durabilmektedir. Batı devletlerindeki iklimsel şartlar ülkemizdekinden daha serin olmasına rağmen kovanlarda bulunan havalandırma tertibatları dikkate değer özellikler taşır. Kuluçkalık yada ballık gövdesinden uçuş deliği bulunması , kuluçkalık tabanında havalandırma deliği bulunması gibi havalanmaya müsaade eden bir çok uygulama vardır. Bu havalanma kovan içi sıcaklığın düşmesine yardımcı olacaktır.
21 Haziran 2006 Çarşamba
ARICILIK SORUNLARI
Arıcılıkla uğraşan bir kişi hangi arıcılık dalı ile uğraşırsa maalesef ülkemizde ekipman eksikliği ile karşı karşıyadır. Herhangi bir arıcılık malzemesi satan dükkana gidildiğinde malzeme almaya gelen arıcıların raflarda acaba bir yenilik var mı diye baktıklarına çok fazla şahit olmuşumdur. Birkaç malzeme satan büyük firma ülkemizde vardır. Bu firmalarda alışılagelmiş malzemelerin satışını yapmaktadırlar. Gelişmelere açık olmak isteyen insanımız ise kendilerine destek göstermeyen sektörün öncüleri sayesinde kendi standardını kendisi oluşturma yolunu tercih etmiştir.
Kimisi verilen petek ölçülerini kimisi marketlerden aldıkları çerçeve ölçüsünü , kimileri komşusunun eski kovanını kendisine örnek alarak kovan yapmaya çalışmıştır. Ülkemizde son derece fazla standart doğmuştur. Hatta büyük firmalar bu sektörde öncü olmaları gerekirken kendilerine göre bir standart ortaya koymuşlar ve piyasaya sürmüşlerdir.
Malzeme almaya gidildiğinde alınan malzemelerin basit yapılarına rağmen fiyatı incelendiğinde son derece pahalı olduğunu görmemek bir körlük olacaktır. Arıcılarımız pahalı malzemeleri almak zorunda bırakılmaktadır.
Bahar mevsimi ile birlikte arılarımızın gelişmelerini izlerken plaka halindeki mumları kullandığımızda bazı arıcıların mumları kestiklerini parçaladıklarını zaman zaman duyar ve nektar akımının henüz olmadığı kanaati hakim olurdu. Fakat bakıyoruz ki nektar akımının yoğun olduğu dönemde dahi mumları arıların parçaladığı hatta kovandan dışarı attıkları görüldüğünde aklımıza mum içerisinde zararlı bir takım unsurların bulunabileceği geliyor. Parafin gibi petrol ürünlerinin mum içeriğinde kullanılmaya çalışılması, bal ile kanserojen bir takım unsurların, bal sağlık verir diyerek yiyen insanlara, hastalık vereceği akıldan çıkarılmamalıdır.
Pazar sorunu en büyük sorun gibi görünmesine rağmen aslında çözümü en kolay olan ama çözümü engellenen bir durumdur. Arıcılarımızın ürettikleri balı sahte ballar ile aynı fiyattan satmalarının nedeni bu engellenme durumudur. Sektörde eğitimsiz bir çok arıcı bulunmaktadır diye düşünen bal firmaları arıcının eğitimini artırarak başına dert etmek istememekte , sonuçta sektör sorunları ortaya konulup balı ucuza alıp , ticari gayelere bağdaşmayacak şekilde sadece kavanozladıkları için çok fahiş fiyata satmayı kendilerine hak görmektedirler. Üreticinin balını pazarlayabilmesi için şartların gelişimini hızlandırdığımızda fiyatların artacağı ve arıcının yüzünün güleceği ortadadır.
Arıcılarımız sektörde kullanılan tüm ürünleri yüksek fiyatlara alıp ürettiklerini çok ucuza satmak durumundadır. Balını kıymetli değerlerde sattığını düşünen arıcılarımız dahi ballarını düşük sattıklarının farkında değillerdir. Sağlık gibi bir hazinenin korunmasına ve sürdürülebilir bir hal almasına yardımcı olan bal gibi bir doğal ürünün üretilmesini sağlayan arıcılarımız el üstünde tutulmaları gerekirken ,ürününü satan arıcı borçlu olmaktadır. Bu işle uğraşmanın keyfini ve heder olup giden milli servetin toplanmasını sağlayan arıcılarımız binbir zorlukla karşı karşıya bırakılmaktadır. Sahipsizlikleri ve küskün halleri arıcılarımızın artık istemeyerek bu işle uğraştıklarını memleketimizin bitki zenginliğini fark etmeyen yöneticilerin bu işlere el atmamalarına neden olmaktadır.
Son yıllarda yapılan bazı teşvikler arıcıları sevindirememektedir. Nedeni ise balını toptancıya vermek zorunluluğunda kilosuna verilecek 400 kuruş ve ana gençleştirme gibi bir durumun önemini idrak edemeyen arıcıların bol miktarda olmasından dolayı ana arı teşviklerinin kullanılabilir bir halde olmamasından ileri gelmektedir.
Kovanlarını standart halde kullanamadıklarından, ekipmanların pahalı oluşundan , pazar sıkıntısından , üretilen ürünlerin ederine satamayan ve eğitimsiz bir şekilde arıcılık yaptığımız için kovan başı en fazla 16 kilo bal almaktayız. Oysa bu işi bilimsel ve eğitimli yapan toplumlar bitki çeşitliliği gelişmiş olmamasına karşın 100 kilo kadar ürün almaktadırlar.
Sektörün sorunları ancak ve ancak arıcıların seslerini duyurmaları ile ortadan kalkacaktır. Seslerini duyurmaları ise eylemle olur. Planlar ve eyleme geçerseniz istediğimiz olayları gerçekleştiririz. Birileri yapar diye bekleyenlerin sonu hep hüsran olacaktır.
Sorunlar çözülmek içindir. Bir sektör var ortada bu sektörün sorunlarını görmezlikten gelemeyiz. İsyanları oynamak doğru değil fakat sektörün sorunlarını bilmeden girenler uyarılmalı, farkında olmayanlara hissettirilmeli, girişimde bulunmayanlara eylem planları yaptırmalı, yapanlara destek vermeli, uygun girişimde bulunmayanlar uyarılmalı, ısrarcı olanlarsa ana arının değişimi gibi değiştirilmelidir.
Hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Yalçın SEZER
Biyolog
www.teknikaricilik.com
Kimisi verilen petek ölçülerini kimisi marketlerden aldıkları çerçeve ölçüsünü , kimileri komşusunun eski kovanını kendisine örnek alarak kovan yapmaya çalışmıştır. Ülkemizde son derece fazla standart doğmuştur. Hatta büyük firmalar bu sektörde öncü olmaları gerekirken kendilerine göre bir standart ortaya koymuşlar ve piyasaya sürmüşlerdir.
Malzeme almaya gidildiğinde alınan malzemelerin basit yapılarına rağmen fiyatı incelendiğinde son derece pahalı olduğunu görmemek bir körlük olacaktır. Arıcılarımız pahalı malzemeleri almak zorunda bırakılmaktadır.
Bahar mevsimi ile birlikte arılarımızın gelişmelerini izlerken plaka halindeki mumları kullandığımızda bazı arıcıların mumları kestiklerini parçaladıklarını zaman zaman duyar ve nektar akımının henüz olmadığı kanaati hakim olurdu. Fakat bakıyoruz ki nektar akımının yoğun olduğu dönemde dahi mumları arıların parçaladığı hatta kovandan dışarı attıkları görüldüğünde aklımıza mum içerisinde zararlı bir takım unsurların bulunabileceği geliyor. Parafin gibi petrol ürünlerinin mum içeriğinde kullanılmaya çalışılması, bal ile kanserojen bir takım unsurların, bal sağlık verir diyerek yiyen insanlara, hastalık vereceği akıldan çıkarılmamalıdır.
Pazar sorunu en büyük sorun gibi görünmesine rağmen aslında çözümü en kolay olan ama çözümü engellenen bir durumdur. Arıcılarımızın ürettikleri balı sahte ballar ile aynı fiyattan satmalarının nedeni bu engellenme durumudur. Sektörde eğitimsiz bir çok arıcı bulunmaktadır diye düşünen bal firmaları arıcının eğitimini artırarak başına dert etmek istememekte , sonuçta sektör sorunları ortaya konulup balı ucuza alıp , ticari gayelere bağdaşmayacak şekilde sadece kavanozladıkları için çok fahiş fiyata satmayı kendilerine hak görmektedirler. Üreticinin balını pazarlayabilmesi için şartların gelişimini hızlandırdığımızda fiyatların artacağı ve arıcının yüzünün güleceği ortadadır.
Arıcılarımız sektörde kullanılan tüm ürünleri yüksek fiyatlara alıp ürettiklerini çok ucuza satmak durumundadır. Balını kıymetli değerlerde sattığını düşünen arıcılarımız dahi ballarını düşük sattıklarının farkında değillerdir. Sağlık gibi bir hazinenin korunmasına ve sürdürülebilir bir hal almasına yardımcı olan bal gibi bir doğal ürünün üretilmesini sağlayan arıcılarımız el üstünde tutulmaları gerekirken ,ürününü satan arıcı borçlu olmaktadır. Bu işle uğraşmanın keyfini ve heder olup giden milli servetin toplanmasını sağlayan arıcılarımız binbir zorlukla karşı karşıya bırakılmaktadır. Sahipsizlikleri ve küskün halleri arıcılarımızın artık istemeyerek bu işle uğraştıklarını memleketimizin bitki zenginliğini fark etmeyen yöneticilerin bu işlere el atmamalarına neden olmaktadır.
Son yıllarda yapılan bazı teşvikler arıcıları sevindirememektedir. Nedeni ise balını toptancıya vermek zorunluluğunda kilosuna verilecek 400 kuruş ve ana gençleştirme gibi bir durumun önemini idrak edemeyen arıcıların bol miktarda olmasından dolayı ana arı teşviklerinin kullanılabilir bir halde olmamasından ileri gelmektedir.
Kovanlarını standart halde kullanamadıklarından, ekipmanların pahalı oluşundan , pazar sıkıntısından , üretilen ürünlerin ederine satamayan ve eğitimsiz bir şekilde arıcılık yaptığımız için kovan başı en fazla 16 kilo bal almaktayız. Oysa bu işi bilimsel ve eğitimli yapan toplumlar bitki çeşitliliği gelişmiş olmamasına karşın 100 kilo kadar ürün almaktadırlar.
Sektörün sorunları ancak ve ancak arıcıların seslerini duyurmaları ile ortadan kalkacaktır. Seslerini duyurmaları ise eylemle olur. Planlar ve eyleme geçerseniz istediğimiz olayları gerçekleştiririz. Birileri yapar diye bekleyenlerin sonu hep hüsran olacaktır.
Sorunlar çözülmek içindir. Bir sektör var ortada bu sektörün sorunlarını görmezlikten gelemeyiz. İsyanları oynamak doğru değil fakat sektörün sorunlarını bilmeden girenler uyarılmalı, farkında olmayanlara hissettirilmeli, girişimde bulunmayanlara eylem planları yaptırmalı, yapanlara destek vermeli, uygun girişimde bulunmayanlar uyarılmalı, ısrarcı olanlarsa ana arının değişimi gibi değiştirilmelidir.
Hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Yalçın SEZER
Biyolog
www.teknikaricilik.com
20 Haziran 2006 Salı
SAHTE ANA
Öncelikle bir kolonide bir tek ana olması gerektiğini ve bu ana arının koloni devamı için gerekli olduğunu bilmemiz gerekiyor. Ana kolonideki tüm bireylerin anası durumundadır. Hepsinin doğmasını sağlayan yumurtaların atıcısıdır. Kolonide ana kaybı ortaya çıktığında ana arının yerini alacak bir ana yapımı durumu söz konusudur. Bu da kolonide bulunan genç yumurtalar sayesinde hemen yapılır.
Ana arı ömrü boyunca atacağı yumurtaları iki şekilde atar bir kısmı döllü bir kısmı dölsüz. Döllü yumurtalardan işçi arılar ki bunlar yumurtlama özellikleri ortadan kalkmış olan dişilerdir. Dölsüz yumurtalardan ise erkek bireyler ortaya çıkar. İşçi arıların yumurtlama özelliğini ortadan kaldıran unsur ana arının varlığıdır. Ana arının varlığını ortaya koyansa ana arının kokusudur. İşçiler ana üzerine dokunduklarında aldıkları kokuyu birbirlerine kokuyu ileterek ananın varlığını dokunmadan hissederler. Eğer ki bir koloninin anası yok ise hemen bu durumda kovan içerisindeki 1ila 3 günlük yumurtalardan kendilerine hemen ana yapmaya çalışırlar.
Bazı dönemlerde ananın varlığı anlaşılamaz bu dönemler öncelikli olarak bal akımı dönemine ve kış dönemine rastlar. Bu dönemlerde koloni bireyleri ya çok aktiftirler yada çok pasiftirler. Ananın varlığının önemi olmasına rağmen öncelikli olarak bal döneminde bal çalışması kış döneminde ise hareket kabiliyetinin azlığı olmak zorundadır.
Ana yokluğu anlaşılamadığında kolonideki açık gözlü yumurtaların yani yaklaşık 21 gün sonra bireyler çıktığında yumurtasız kalan koloni kendine ana yapacak yumurta bulamaz. Bu durumda ana kokusunu da birbirlerine aktaramayan arılar işçilerin yumurtalıklarının gelişmesine neden olan bu durum karşısında bazı işçileri arı sütü ile besleyerek ana haline sokmak isterler. Aynı ana arı gibi yumurtlayabilme becerisi kazanan bu analara sahte ana denilir.
Sahte analar bir kolonide birden fazla sayıda olabilir. Yumurtlama başlangıcında gözlere tek tek yumurta atabilen analar sayılarının fazlalığı ve yumurtlama kabiliyetinin artması ile birlikte bir gözde birden fazla sayıda yumurta oluşmasına neden olurlar. Sahte analar döllenmeden yumurta atımına başladıkları için bu anaların yumurtalarından erkek bireyler ortaya çıkar. Bazen koloni bireyleri bu durum karşısında bu dölsüz yumurtalardan ana yapmaya kalkışırlar ve sonuçta ana özelliği olmayan bireyler oluşur.
Çok sık rastlanmayan bir durum da şudur. Kolonideki sahte ana varlığı anlaşıldığında günlük yumurtalı çerçeve verilirse ana yapımı ortaya çıkabilir. Ana çıkar ve koloniye sahip olur. Akla sahte anaların dölsüz olan anayı öldürüp öldürmeyeceği gelebilir. Koloni içinde çıkan bu yeni dölsüz ananın öldürülmediği ve döllenip geldiğinde sahte anaların beslenmesinin ortadan kalktığı ve koloninin kurtarıldığı bilinmektedir. Koloniye yeni bir ana verilmediği yaptırılmadığı müddetçe bu koloni sönmeye mahkumdur.
Ana arı ömrü boyunca atacağı yumurtaları iki şekilde atar bir kısmı döllü bir kısmı dölsüz. Döllü yumurtalardan işçi arılar ki bunlar yumurtlama özellikleri ortadan kalkmış olan dişilerdir. Dölsüz yumurtalardan ise erkek bireyler ortaya çıkar. İşçi arıların yumurtlama özelliğini ortadan kaldıran unsur ana arının varlığıdır. Ana arının varlığını ortaya koyansa ana arının kokusudur. İşçiler ana üzerine dokunduklarında aldıkları kokuyu birbirlerine kokuyu ileterek ananın varlığını dokunmadan hissederler. Eğer ki bir koloninin anası yok ise hemen bu durumda kovan içerisindeki 1ila 3 günlük yumurtalardan kendilerine hemen ana yapmaya çalışırlar.
Bazı dönemlerde ananın varlığı anlaşılamaz bu dönemler öncelikli olarak bal akımı dönemine ve kış dönemine rastlar. Bu dönemlerde koloni bireyleri ya çok aktiftirler yada çok pasiftirler. Ananın varlığının önemi olmasına rağmen öncelikli olarak bal döneminde bal çalışması kış döneminde ise hareket kabiliyetinin azlığı olmak zorundadır.
Ana yokluğu anlaşılamadığında kolonideki açık gözlü yumurtaların yani yaklaşık 21 gün sonra bireyler çıktığında yumurtasız kalan koloni kendine ana yapacak yumurta bulamaz. Bu durumda ana kokusunu da birbirlerine aktaramayan arılar işçilerin yumurtalıklarının gelişmesine neden olan bu durum karşısında bazı işçileri arı sütü ile besleyerek ana haline sokmak isterler. Aynı ana arı gibi yumurtlayabilme becerisi kazanan bu analara sahte ana denilir.
Sahte analar bir kolonide birden fazla sayıda olabilir. Yumurtlama başlangıcında gözlere tek tek yumurta atabilen analar sayılarının fazlalığı ve yumurtlama kabiliyetinin artması ile birlikte bir gözde birden fazla sayıda yumurta oluşmasına neden olurlar. Sahte analar döllenmeden yumurta atımına başladıkları için bu anaların yumurtalarından erkek bireyler ortaya çıkar. Bazen koloni bireyleri bu durum karşısında bu dölsüz yumurtalardan ana yapmaya kalkışırlar ve sonuçta ana özelliği olmayan bireyler oluşur.
Çok sık rastlanmayan bir durum da şudur. Kolonideki sahte ana varlığı anlaşıldığında günlük yumurtalı çerçeve verilirse ana yapımı ortaya çıkabilir. Ana çıkar ve koloniye sahip olur. Akla sahte anaların dölsüz olan anayı öldürüp öldürmeyeceği gelebilir. Koloni içinde çıkan bu yeni dölsüz ananın öldürülmediği ve döllenip geldiğinde sahte anaların beslenmesinin ortadan kalktığı ve koloninin kurtarıldığı bilinmektedir. Koloniye yeni bir ana verilmediği yaptırılmadığı müddetçe bu koloni sönmeye mahkumdur.
19 Haziran 2006 Pazartesi
SAHTE ANA OLUŞUMU SÜRESİ
Genellikle arılar anasız kaldıklarını çabuk algılıyorlar fakat bal dönemi yada kış aylarında bu algılama süresi uzuyor. Kovanda bulunan kapalı yada açık gözlü yumurtalarda bir nevi ana varlığını ortaya koyan unsurlar. Arı kolonisi yaşamının en zor dönemlerinden biri olan anasızlığın algılanamayışı sonucunda yalancı ana oluşumu meydana geliyor. Bu durumu arılar sanki nesillerini devam ettirme çabası ile sürdürüyorlar ve yumurtaların işçi arıların yumurtalıkları üzerine yaptığ baskı ortadan kalkıyor. Ana arı gibi yumurtlayabilme kabiliyetleri artıyor. bu özellik neticesinde döllenme gerçekleşmediğinden dolayı bir çok erkek yumurta gözlerde görülüyor. en belirgin özelliğide bir gözde birden fazla yumurta olması. Hatta ana memesi yapıp içerisinede fazla yumurta koyuyorlar. bu süreç analı bir kolonide eski atılmış yumurtaların gelişip çıkması sona erdikten sonra kovanda kapalı dahil yumurta olmadığı süre içinde oluyor. Oğulların özellikle ilk oğullardan sonra çıkan döllenemeden anası geri gelemeyen oğulların anaları olmadığı için kısa bir müddet sonra yaklaşık 1 hafta ile 15 gün içerisinde sahte ana oluşumu başlayabilir.
ARILARDA ALARM FEREMONU
Arılar tüm yaşamlarını varlıklarının devamı için çalışan yaratıklardır. Bakıldığında arıların en önemli özelliklerinin kolonizatör yaşamlarındaki iş bölümü mükemmeliyetidir. Öyleki acil bir durum karşısında arılar mutlak benliklerini yitirmişçesine düşmana saldırmaktan çekinmezler. Ölümün kendileri için bir son olduğunu bilir yada bilmezler fakat koruma iç güdüsü ile tüm varlıklarını heba ederler. Ölüm onlara bir son olacağını bilsin bilmesin arı zehirinin vermiş olduğu koku diğer arılarca da bir alarm kokusu olarak algılanır. Ve sonu kesilmez saldırıların devam etmesine yol açar. Arıcı bu durumu bilmeli bir tek arı sokması dahi olsa mutlaka sokulan ve zehir kokusunun ortadan kalkması için girişimde bulunmalıdır. Mesela sokulan bölge su ile yıkanmalı ve kokunun ortadan kalkması sağlanmalıdır. Arıların koku ile anlaştıkları ve bu kokuların her birinin başka işlerde başka görevleri ortaya koyduklarını bilmek onlara yaklaştığımızda başımıza gelecekleri ortadan kaldıracaktır.
18 Haziran 2006 Pazar
ARI BÖLME İŞLEMİNDE DİKKAT EDİLECEK NOKTALARDAN BİRİ
Arı bölme işleminde bölme yapıldığında tarlacı arılar genelde eski yerlerine gitme eğilimindedirler. Burada yapılması gerekli esaslar vardır. Arılar öncelikle eski kovanlarını tanırlar. Buradaki tanınan kovanın rengi, şekli , yanındaki bir işaret ,taş, ağaç, çalı gibi unsurlardır. Bu unsurlar arıların kovanlarına gitme eğilimini artırır. Öncelikle arımızı böldüğümüzde sadece genç bireyler yeni kovan içerisinde kalır. Tarlacılar uçuş deliği kovanlar için ortada bir yere konsa dahi eski yerlerine giderek yeni bölmenin zayıflamasına neden olurlar. Burada yapılacak esas unsur
Eski kovana benzemeyen tamamen birbirinin aynı iki kovan alınmalı
Bölünecek olan kovanın uçuş deliğinin bulunduğu yer kovanların kenarları ile ortalanmalı ve yan yana yerleştirilen kovanlara bölünecek kovanın çıtaları ikiye bölünerek yerleştirilmelidir. Bölünecek kovanın çıtalarının yerleri değiştirilmemeli ve yumurtalı kısmına kabarmış bir çerçeve koyarak tamamlanmalıdır. Böylece şaşıma eğilimi azalacak bir müddet tereddüt yaşayan arılar daha sonra yeni kovanlarına yerleşeceklerdir. Burada anasız olan koloniye hemen hazır ana vermek en doğrusudur.
Eski kovana benzemeyen tamamen birbirinin aynı iki kovan alınmalı
Bölünecek olan kovanın uçuş deliğinin bulunduğu yer kovanların kenarları ile ortalanmalı ve yan yana yerleştirilen kovanlara bölünecek kovanın çıtaları ikiye bölünerek yerleştirilmelidir. Bölünecek kovanın çıtalarının yerleri değiştirilmemeli ve yumurtalı kısmına kabarmış bir çerçeve koyarak tamamlanmalıdır. Böylece şaşıma eğilimi azalacak bir müddet tereddüt yaşayan arılar daha sonra yeni kovanlarına yerleşeceklerdir. Burada anasız olan koloniye hemen hazır ana vermek en doğrusudur.
17 Haziran 2006 Cumartesi
TÜRKİYE ARI YETİŞTİRİCİLERİ MERKEZ BİRLİĞİ ÇALIŞMALARI
Merkez arı yetiştiricileri birliği başkanı Mustafa Sarıoğlu arıcılara yeni bir müjde verdi. Ülkemiz arıcılarının Pazar bulmakta zorlandıkları ve hatta üretimini bile yapmadıkları propolis artık pazarda kendini gösterecek. Yapılan çalışmalarla arıcılara yeni bir kazanç elde etmelerinde yardımcı olduklarını söyleyen Sarıoğlu fiyatının kalitesine ve içeriğine göre belirlenecek olan propolisin toplanmasında kullanılacak olan tuzakların çok yakında arıcılara dağıtılacağını da söyledi. Arıların yuvalarındaki çatlakları ve delikleri tıkamak aynı zamanda antimikrobiyal etkisi nedeni ile kovanlarını dezenfekte etmekte kullandıkları propolis artık ilaç sanayiinde kullanılmak için sadece Türkiyeden alınacak şeklindeki protokol çok yakında imzalanacak. Bütün arıcıları kendi illerindeki birliklerde çalışmaya buradaki çalışanların görevlerini doğru dürüst yapmaları için takip etmeye davet ediyorum. Unutmayalım biz işimize sahip çıkmaz isek kimse bizim işimize sahip çıkmaz. Buradan merkez birliği çalışanlarına çabaları için şükranlarımı sunuyorum.
16 Haziran 2006 Cuma
SABİT ARICILAR BİRDEN FAZLA BAL AKIMINDAN FAYDALANABİLİRMİ?
Birden fazla bal dönemi denildiğinde akla öncelikle farklı bölgelerdeki bal akımı gelir. Aslında bu kısmen doğrudur. Fakat sabit arıcılık yapanlarda birden fazla bal dönemi yaşayabilirler. Mevsimin uzun olması bulunduğumuz bölgede farklı zamanlarda yoğun bal akışına izin veren bitki çeşitliliği ile doğru orantılıdır. Uzunca bir zaman dilimi bazen bitkilerdeki nektar akımının azalmasına bazen çoğalmasına izin verirse bu durumda sabit arıcılık yapanlar farklı dönemlerde farklı bitkilerin nektarlarından yararlanarak birden fazla bal döneminden de yararlanabilirler.
Gezginci arıcılıkta ise nektarın yoğun olduğu bölgeye gelişmiş arılarla direkt olarak gitme durumu söz konusudur.
Balın elde edileceği bitkiler birbiri ardı sıra açtığı gibi aynı dönemde de açabilir. Arılar bu karışımı özenle değil rasgele yaparlar. Sonuçta da karışım balı elde edilmiş olur. Sabit arıcılık yapanlar bazı yıllar gezgincilik yapanlardan daha fazla bal alırlar. Bu durum sabit arıcılık yapılan bölgedeki bitkilerin daha çok nektar salgılamasından kaynaklanıyor olabilir. Gezgincilik kusurlarıda burada önem arz eder.
Gezginci arıcılıkta ise nektarın yoğun olduğu bölgeye gelişmiş arılarla direkt olarak gitme durumu söz konusudur.
Balın elde edileceği bitkiler birbiri ardı sıra açtığı gibi aynı dönemde de açabilir. Arılar bu karışımı özenle değil rasgele yaparlar. Sonuçta da karışım balı elde edilmiş olur. Sabit arıcılık yapanlar bazı yıllar gezgincilik yapanlardan daha fazla bal alırlar. Bu durum sabit arıcılık yapılan bölgedeki bitkilerin daha çok nektar salgılamasından kaynaklanıyor olabilir. Gezgincilik kusurlarıda burada önem arz eder.
15 Haziran 2006 Perşembe
MEVSİMİN ÇİÇEKLERİ
En başta ıhlamur, katalpa,ligusturum,umbella,iğde,trifolium türleri.
Bunların teferruatlı bilgisini kış aylarında sizlerle paylaşacağım.
Bunların teferruatlı bilgisini kış aylarında sizlerle paylaşacağım.
14 Haziran 2006 Çarşamba
ARI AKVARYUMU
13 Haziran 2006 Salı
Arıcılık faaliyetinde bulunan mükellefin arılarının nakliyesinde kullandığı kamyonetinin kaydının ticari olarak yapılıp yapılamayacağı hk.
Başlık
Arıcılık faaliyetinde bulunan mükellefin arılarının nakliyesinde kullandığı kamyonetinin kaydının ticari olarak yapılıp yapılamayacağı hk.
Tarih
27/03/2000
Sayı
B.07.0.GEL.0.40/4015-22/13207
T.C.MALİYE BAKANLIĞIGelirler Genel Müdürlüğü
TARİH : 27.03.2000SAYI : B.07.0.GEL.0.40/4015-22/13207KONU : Arıcılık faaliyetinde bulunan mükellefinarılarının nakliyesinde kullandığı kamyonetininkaydının ticari olarak yapılıp yapılamayacağı hk.
BURDUR VALİLİĞİ(Defterdarlık: Gelir Müdürlüğüne)
İliniz ..... köyü ..... adresinde ikamet eden ..... tarafından Bakanlığımıza verilen 4.12.1999 tarihli dilekçenin incelenmesinden, arıcılık faaliyetinde bulunan ödevlinin arılarının nakliyesinde kullanmak üzere aldığı 50 NC kamyonetinin kaydının ticari olarak kaydedilmek istenildiği anlaşılmış olup, aşağıdaki açıklamaların yapılmasına gerek duyulmuştur.
Bilindiği üzere, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37'nci maddesinin birinci fıkrasında, her türlü ticari ve sınai faaliyetten doğan kazançların ticari kazanç olduğu belirtilmiştir.Aynı Kanunun 52'nci maddesinde, zirai faaliyet, "arazide, deniz, göl ve nehirlerde, ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veyahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle nebat, orman, hayvan, balık ve bunların mahsullerinin istihsalini, avlanmasını, avcıları ve yetiştiricileri tarafından muhafazasını, taşınmasını, satılmasını veya bu mahsullerden sair bir şekilde faydalanılmasını" ifade eder şeklinde tanımlanmış, satışların dükkan ve mağaza açılarak yapılması halinde mahsullerin dükkan ve mağazaya gelinceye kadar geçirdikleri safhaların zirai faaliyet safhasında kalacağı belirtilmiştir.Zirai faaliyette bulunan ödevlilerin kendi zirai işlerinde kullandıkları kamyon ve benzeri araçların, ayrıca nakliyecilik yapılmaması şartıyla trafik kaydının gayri ticari olması mümkün bulunmaktadır.Söz konusu aracını arıcılık faaliyetinde kullanacağını belirten ödevli ile ilgili olarak zirai işlerinde kullandığı taşıtın gayri ticari olmasında bir sakınca bulunmamaktadır.Bu çerçevede, adı geçenin durumunun zirai kazanç hükümlerine göre değerlendirilmesi, ayrıca anılan nakil vasıtası zirai faaliyetten ziyade ticari faaliyette; özellikle nakliyecilikte kullanılmaya müsait vasıtalardan olduğundan, bu ve bu durumda olan mükelleflerin çok sık aralıklarla yoklamaya sevk edilerek gerçek durumlarının tespit edilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması uygun olacaktır.Bilgi edinilmesini ve gereğinin buna göre yapılarak, sonucundan adı geçene de bilgi verilmesini rica ederim.
Bakan a.Daire Başkanı
Arıcılık faaliyetinde bulunan mükellefin arılarının nakliyesinde kullandığı kamyonetinin kaydının ticari olarak yapılıp yapılamayacağı hk.
Tarih
27/03/2000
Sayı
B.07.0.GEL.0.40/4015-22/13207
T.C.MALİYE BAKANLIĞIGelirler Genel Müdürlüğü
TARİH : 27.03.2000SAYI : B.07.0.GEL.0.40/4015-22/13207KONU : Arıcılık faaliyetinde bulunan mükellefinarılarının nakliyesinde kullandığı kamyonetininkaydının ticari olarak yapılıp yapılamayacağı hk.
BURDUR VALİLİĞİ(Defterdarlık: Gelir Müdürlüğüne)
İliniz ..... köyü ..... adresinde ikamet eden ..... tarafından Bakanlığımıza verilen 4.12.1999 tarihli dilekçenin incelenmesinden, arıcılık faaliyetinde bulunan ödevlinin arılarının nakliyesinde kullanmak üzere aldığı 50 NC kamyonetinin kaydının ticari olarak kaydedilmek istenildiği anlaşılmış olup, aşağıdaki açıklamaların yapılmasına gerek duyulmuştur.
Bilindiği üzere, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37'nci maddesinin birinci fıkrasında, her türlü ticari ve sınai faaliyetten doğan kazançların ticari kazanç olduğu belirtilmiştir.Aynı Kanunun 52'nci maddesinde, zirai faaliyet, "arazide, deniz, göl ve nehirlerde, ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veyahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle nebat, orman, hayvan, balık ve bunların mahsullerinin istihsalini, avlanmasını, avcıları ve yetiştiricileri tarafından muhafazasını, taşınmasını, satılmasını veya bu mahsullerden sair bir şekilde faydalanılmasını" ifade eder şeklinde tanımlanmış, satışların dükkan ve mağaza açılarak yapılması halinde mahsullerin dükkan ve mağazaya gelinceye kadar geçirdikleri safhaların zirai faaliyet safhasında kalacağı belirtilmiştir.Zirai faaliyette bulunan ödevlilerin kendi zirai işlerinde kullandıkları kamyon ve benzeri araçların, ayrıca nakliyecilik yapılmaması şartıyla trafik kaydının gayri ticari olması mümkün bulunmaktadır.Söz konusu aracını arıcılık faaliyetinde kullanacağını belirten ödevli ile ilgili olarak zirai işlerinde kullandığı taşıtın gayri ticari olmasında bir sakınca bulunmamaktadır.Bu çerçevede, adı geçenin durumunun zirai kazanç hükümlerine göre değerlendirilmesi, ayrıca anılan nakil vasıtası zirai faaliyetten ziyade ticari faaliyette; özellikle nakliyecilikte kullanılmaya müsait vasıtalardan olduğundan, bu ve bu durumda olan mükelleflerin çok sık aralıklarla yoklamaya sevk edilerek gerçek durumlarının tespit edilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması uygun olacaktır.Bilgi edinilmesini ve gereğinin buna göre yapılarak, sonucundan adı geçene de bilgi verilmesini rica ederim.
Bakan a.Daire Başkanı
12 Haziran 2006 Pazartesi
ARI NAKİLLERİNDE KANUNİ PROSEDÜR NASIL İŞLER ? AKSAKLIKLAR VARMI ?
Burada kanuni prosedür bir seri işlemle gerçekleşir. İlçe dışına yada il dışına çıkılacaksa menşei şahadetnamesi alınmalıdır. Köyse köy muhtarından , ilçe yada belde ise belediyeden alınan belge ilçe tarım müdürlüğünden rapora dönüştürülmelidir. Gidilen yerden dönüşte bu belde arkasına yer alan vize kısmından vizelenmeli ve gidilecek yer belirtilmelidir. Yerleşilecek yerde kalacak olan elemanlar jandarma bölgesi ise jandarmaya polis bölgesi ise emniyete kimlik bildiriminde bulundurularak tanıştırılmalıdır. Olabilecek sorunları önceden halletme ve bu şekilde hız kazanma sağlanmış olur.
Arıcıların nakil kağıtlarının verilmesinde hız önemli olduğuna göre işlemler daha seri bir şekilde yapılmalı ve arıcıların yol boylarında kontrolleri daha hızlı bir şekilde gerçekleştirilmelidir. Nakil işlemleri ve nakil kontrolleri belli bir takım istasyonlarda yapılmalıdır.Belgesiz olan arı nakil araçlarının birlikler vasıtası ile eksiklikleri giderilene kadar takip altına alınmaları sağlanmalıdır.
Arıcıların nakil kağıtlarının verilmesinde hız önemli olduğuna göre işlemler daha seri bir şekilde yapılmalı ve arıcıların yol boylarında kontrolleri daha hızlı bir şekilde gerçekleştirilmelidir. Nakil işlemleri ve nakil kontrolleri belli bir takım istasyonlarda yapılmalıdır.Belgesiz olan arı nakil araçlarının birlikler vasıtası ile eksiklikleri giderilene kadar takip altına alınmaları sağlanmalıdır.
NAKİL ESNASINDA ARI KOVANLARINDAN KAYNAKLANAN SORUNLAR
Tüm arıcılar bilirler ki nakil sırasında mutlaka bir iki arı çıkar ve nakliye sırasında problem çıkarır. Tüm arıcılar bu problemi ortada kaldırmak için tüm çatlak ve patlakları günler öncesinden tamire çalışırlar. Gerçektende tam nakledilecekleri gece kovanlardan arı çıkması iş gücü kaybını ortaya koyar. Arı sokmasından rahatsız olan taşımadan sorumlu elemanların işi bırakması sırasında birkaç kovanın kovana konması aksayacaktır. Bu durum giderek artarsa nakliye zamanı uzayacak gidilecek yere daha uzun sürede gitmek durumu ortaya çıkacaktır. Öncelikle bu tür durumlar olduğunda yapılacak iş arı çıkan kovanın çıkan arısının çokluğuna bakmak olmalıdır. Çıkan delik yada aralık bir yumuşak cam macunu ile tıkanıyor ve arı çıkışı bitmiş ise devam edilir. Fakat çıkma durmuyor ise hiç vakit kaybetmeye gerek yoktur bu koloni öncelikli olarak arılıkta kalacaktır. Mutlaka nakliye yapılan ve çalışılan noktadan uzak , karanlık ve sakin bir noktaya yerleştirilmelidir. Tüm nakliye işi bittikten sonra arının durumu kontrol edilir. Arı çıkan nokta tespit edilmeye çalışılır. Başarılı olursa arı götürülebilir. Kovandan kaynaklanan bir durum var ise bu arıyı nakil etmek yarardan çok zarar verecektir. Bundan dolayı bırakılması gerekir.
Arı çıktığı anlaşıldığı için çıkılan yerin tahta çıtalarla çakılarak delik kapanmak istenebilir. bu durumda delik tıkanamayacak olursa kovana yapılan darbenin etkisi ile arı daha fazla dışarı çıkacak ve sinirli hali şiddetle artan arılar etraftaki tüm taşıyıcılara saldıracaklardır. Unutulmamalıdır ki arılar geceleri uçamamaktadır fakat sıcaklık algılayıcıları ( termal duyuları ) etrafta çalışan kişilerin üzerine gelecek kadar uçmalarını sağlayacak ve konduğu anda sokacak ve arılıkta bir kaosun çıkmasına neden olacaktır. Elimizdeki canlının bir biyolojik silah olduğunu ve yıllardır arıcılık yapan insanların ve hatta alerjik reaksiyonu olmayanların dahi arı sokmasından ilk etapta acı duyduğunu unutmamalıyız. Acının derecesi aynı olmakla birlikte verilen tepki tecrübeli arıcılarda daha az olmaktadır. Aradaki fark tamamen bu kadardır.
Arı çıktığı anlaşıldığı için çıkılan yerin tahta çıtalarla çakılarak delik kapanmak istenebilir. bu durumda delik tıkanamayacak olursa kovana yapılan darbenin etkisi ile arı daha fazla dışarı çıkacak ve sinirli hali şiddetle artan arılar etraftaki tüm taşıyıcılara saldıracaklardır. Unutulmamalıdır ki arılar geceleri uçamamaktadır fakat sıcaklık algılayıcıları ( termal duyuları ) etrafta çalışan kişilerin üzerine gelecek kadar uçmalarını sağlayacak ve konduğu anda sokacak ve arılıkta bir kaosun çıkmasına neden olacaktır. Elimizdeki canlının bir biyolojik silah olduğunu ve yıllardır arıcılık yapan insanların ve hatta alerjik reaksiyonu olmayanların dahi arı sokmasından ilk etapta acı duyduğunu unutmamalıyız. Acının derecesi aynı olmakla birlikte verilen tepki tecrübeli arıcılarda daha az olmaktadır. Aradaki fark tamamen bu kadardır.
NAKİLDEN SONRA ARI KOVANLARINA YAPILACAK UYGULAMALAR NELERDİR?
Nakilden sonra arılar son derece huzursuz olurlar. Her türlü yapılacak olan uygun durum bile arıların yol boyunca huzursuz bir durumda olmasını engelleyemez . arıların hepsini birden bir kerede hemen indirir indirmez açmak ve gün ortasında yerleşim yerlerine yakın bir yerde hemen hava sıcakken serbest bırakmak doğru olmayabilir. Arıların indirilme sırası dikkat edilerek en önce indirilenlerden bir kaçı açılıp duruma bakılmalıdır. Hava sıcaklığı düşük olduğunda ve yağmur yağıyor ise sorun yoktur fakat sıcaklık yüksek ve arı huzursuz ise arılar bilin ki kımıldayan yaprağa yapışacaklardır. Olası kötü bir durumu ortadan kaldırmak için arıların indirildiği zamanı ya sabaha karşı yada geceye getirmeli arıların huzursuzluğunun ortadan kalktıktan sonra ağızlarının açılmasına dikkat etmeliyiz. Nakilden sonra her türlü tehlikeye karşı kendini arazide mağdur bırakan arıcılarımızın dinlenmeleri için kuracakları barınaklarını önceden kurmaları da dinlenmeleri için önem arz eder. Havalandırma için konulan sinek telleri alınmalı ve yerlerine çuval yada tahtaları yerleştirilmelidir. Kovanlar içerisinde havalandırma boşluğu oluşturmak için alınmış kabarmış çerçeveler yerlerine konulmalı ve bal döneminde arılar rahatsız edilmemelidir.
ARI NAKİLLERİNDEN ÖNCE YAPILMASI GEREKEN ÖNEMLİ İŞLER NELERDİR?
Öncelikle arıları götüreceğimiz yere önceden gitmeliyiz. Gidilecek yerin mülkü kime ait ise mülk sahibinin izni önemlidir. Resmi yada özel kişiliğe ait olan mülkün sahibinden izin aldığınızı belgelendirmeniz resmi kuruluşlarca istenebilir. Köy tüzel kişiliği ise muhtarla , orman arazisi ise orman işletme müdürlüğü ile, özel bir mülk ise yer sahibinden izin alınmalıdır. Daha sonra arıların yerleştirileceği yerin doğu yada güney doğuya ağızları bakacak şekilde sehpalar yerleştirilip hazırlanmalıdır. Arıların konulacağı yerin otları temizlenmeli ve arıların çalışmasına rahat bir ortam hazırlanmalıdır.
Arıların götürüleceği kamyon ve kamyoncu ile anlaştıktan sonra bulunduğunuz yer köy ise muhtardan, belde yada ilçe ise belediyeden menşei şahadetnamesi almalısınız. Bu belge daha sonra il dışına yada ilçe dışına çıkacak iseniz ilçe tarım müdürlüğüne götürülüp , hayvan sevklerine ait yurt içi veteriner sağlık raporuna dönüştürülmelidir. Arılar nazik oldukları kadar sevkleri hız ve dikkat isteyen nakiller ile yapılmalıdır. Hız yaparken arıları dikkatsizce gitmemeli kazaya meydan vermemelidir. Kızışmaları engellensin diye kovan üst tablasına sinek teli geçirilmeli kapaklarında havalandırma deliği bulunmalı, hatta havlu yada sünger ile su emdirilerek içine su konulmalıdır. Yol boyunca sıcaklık gün içinde gidildiğinde artıyor ise yağmurlama sistemi ile kovanlara su sıkılabilir. En iyi nakliye gece yapılan ve gün ağarmadan arıların ağızlarının açılabildiği nakillerdir. Yaz aylarında havanın geç karardığı ve erken aydınlandığı göz önünde tutulmalı ve gidilecek yer çok uzun ise müsait bir yerde arıların ağızlarının açılması ve yola daha sonra gidilmesi tavsiye edilebilir.
Arıların götürüleceği kamyon ve kamyoncu ile anlaştıktan sonra bulunduğunuz yer köy ise muhtardan, belde yada ilçe ise belediyeden menşei şahadetnamesi almalısınız. Bu belge daha sonra il dışına yada ilçe dışına çıkacak iseniz ilçe tarım müdürlüğüne götürülüp , hayvan sevklerine ait yurt içi veteriner sağlık raporuna dönüştürülmelidir. Arılar nazik oldukları kadar sevkleri hız ve dikkat isteyen nakiller ile yapılmalıdır. Hız yaparken arıları dikkatsizce gitmemeli kazaya meydan vermemelidir. Kızışmaları engellensin diye kovan üst tablasına sinek teli geçirilmeli kapaklarında havalandırma deliği bulunmalı, hatta havlu yada sünger ile su emdirilerek içine su konulmalıdır. Yol boyunca sıcaklık gün içinde gidildiğinde artıyor ise yağmurlama sistemi ile kovanlara su sıkılabilir. En iyi nakliye gece yapılan ve gün ağarmadan arıların ağızlarının açılabildiği nakillerdir. Yaz aylarında havanın geç karardığı ve erken aydınlandığı göz önünde tutulmalı ve gidilecek yer çok uzun ise müsait bir yerde arıların ağızlarının açılması ve yola daha sonra gidilmesi tavsiye edilebilir.
ARI KOVANLARINI NAKİLDEN ÖNCE HAZIRLAMA
Arılığımızdaki katlı yada bala götürülecek olan kovanların hazırlık çalışmaları mümkünse bir gün önceden bitmelidir. Kovanların havalandırma deliği içeren kapakları olmalıdır. Her bir kapağın altını kaplayacak ve arıların çıkmasını önleyecek sinek telleri olmalı kovan içerisinde hava boşluğu yaratmak için kabartılmış çerçevelerden 4-5 tanesi alınmalıdır. Bu boşluklar içerisi boş çerçevelerle doldurulabildiği gibi bu nokta boşta bırakılabilir. Fakat çerçevelerin yerlerinden oynamamaları için ufak bir er çivi ile iki başı kovan lambalarına tutturulmalıdır. Her bir kovanın ilavesi kapağı mutlaka çivilenmelidir. Öyleki bir kaza anında dahi kovanlar yere düşse açılmayacak şekilde düşünülmelidir. Kovanlarda taşıma kulpları nakliyenin hızlı olmasına yardım eder. Arı kovanlarının çivilenme işi de bir gün evvel gece yapılmalıdır. Kovanların ağızları sanki gidiliyormuş gibi kapatılmalı ve daha sonra çakma işlemine girişilmelidir. Böylece gündüz arıların çakma şiddetinden dolayı saldırmaları ortadan kalkar. Hızlı bir çalışma temposu yaratılır. Ayrıca problemli olan kovanlarda tespit edilmiş olur. Ertesi gün bu kovanlardaki problem ortadan kaldırılır. Nakliye günü sorunsuz bir taşıma işi gerçekleştirilmiş olur. Bazı arıcılar uzak nakillerde kovanlardaki susuzluğu ortadan kaldırmak için kovan içerisine su emdirilmiş sünger yada havlu benzeri bezler koyarlar. Kovan içerisindeki harareti ve susuzluğun ortadan kaldırılmasını düşünerek bu iş yaparlar. Bazı arıcılar yol boyunca birkaç kez arıları yağmurlama sistemi gibi hortumla ıslatırlar . Bu şekilde arıların serinlemesini ve havalandırma deliğinden geçen su ile de susuzluklarının ortadan kalkmamasına yardımcı olurlar. Bir kısım arıcı bunun tehlikeli olduğunu ve arıyı yakabilir derler. Yapılan çalışmalar ve tecrübeler herkese bir yoğurt yeme biçimi ortaya koyar. Benim tavsiyem nakilleri bir gecede yapabilecek şekilde kendinizi ayarlayın. Sabaha arınız çalışmaya başlasın. Gece serinliğinden yararlanın. Mümkünse gideceğiniz dönemin yağmurlara denk gelmesine çalışın. Meteoroloji tahminlerini takip edin.
6 Haziran 2006 Salı
BAL DÖNEMİ NEDİR?
Ülkemizde dört mevsimi yaşayan bölgelerimiz aynı zamanda birbiri içine girmiş farklı iklim yapılarının oluşmasına sebep olmuştur. Bundan dolayı da farklı bölgelerde farklı bitkilerin gelişmesine farklı zamanda rastlanır. Bakıldığında bitkilerin bazısı gün ışığının yoğun ve uzun süreli olduğu dönemlerde daha fazla çiçeklenmekle birlikte. Hava sıcaklığının belli sınırlar içerisinde yer aldığı bir dönemde bitkiler daha fazla salgı yaparak nektar artışına neden olurlar. Bitkilerdeki bu nektar salgılama işi, hava sıcaklığı, bölgenin yüksekliği, gün ışığının daha uzun ve yoğun olması gibi etkenlerle ortaya çıkabilmektedir.
Sahil bölgelerinden yüksek yaylalara gidildikçe hava sıcaklığı düşmektedir. Bu yükseklik artışı ile birlikte bitkilerin gelişimi de son derece uzun bir zaman süreci içerisinde gerçekleşmektedir. Gezginci arıcılarda bir bölgeden başka bir bölgeye arılarını taşırken bu farklı çiçeklenme dönemlerini izlemektedirler.
Çiçeklenmenin en yoğun olduğu , arıların artık birey sayısını artırma çalışmalarını azalttıkları, oğul eğiliminin azaldığı , balın kovana yığılmaya başladığı döneme biz bal dönemi diyoruz . bu dönem arıcıların yıl içerisinde en çok dinlendikleri dönem, arılarının ise en çok çalıştıkları dönem olarak görülebilir.
Bal dönemi bölgeden bölgeye zaman farklılığı arz ettiğinden dolayı ülkemiz gezginci arıcılık için adeta bir hazine olarak görülebilir. Arıcılarımız bozuk paraları saçıldığı doğadan toplayan bir çalışandır. Böylece milli ekonomiye yardımcı olurlar. Bal dönemi arıcılarca iyi takip edilmeli doğru zamanda doğru bölgelerde yer almaya gayret etmelidirler.
Sahil bölgelerinden yüksek yaylalara gidildikçe hava sıcaklığı düşmektedir. Bu yükseklik artışı ile birlikte bitkilerin gelişimi de son derece uzun bir zaman süreci içerisinde gerçekleşmektedir. Gezginci arıcılarda bir bölgeden başka bir bölgeye arılarını taşırken bu farklı çiçeklenme dönemlerini izlemektedirler.
Çiçeklenmenin en yoğun olduğu , arıların artık birey sayısını artırma çalışmalarını azalttıkları, oğul eğiliminin azaldığı , balın kovana yığılmaya başladığı döneme biz bal dönemi diyoruz . bu dönem arıcıların yıl içerisinde en çok dinlendikleri dönem, arılarının ise en çok çalıştıkları dönem olarak görülebilir.
Bal dönemi bölgeden bölgeye zaman farklılığı arz ettiğinden dolayı ülkemiz gezginci arıcılık için adeta bir hazine olarak görülebilir. Arıcılarımız bozuk paraları saçıldığı doğadan toplayan bir çalışandır. Böylece milli ekonomiye yardımcı olurlar. Bal dönemi arıcılarca iyi takip edilmeli doğru zamanda doğru bölgelerde yer almaya gayret etmelidirler.
5 Haziran 2006 Pazartesi
ARILAR BİR BÖLGEDEKİ ÇİÇEKLERİ NEYE GÖRE GEZERLER?
Bazı yörelerde arıların çiçeklere konmak için sıraya girdikleri , Arıların bal yapabilmek için çiçeklere konamadıkları söylenir. Komşuların arı yoğunluğu dijkkati çekilmek istenir. Şu vardır ki arılar sadece kondukları çiçekten nektar ve polen taşımazlar. Bunun yanı sıra kondukları ve işlem yaptıkları çiçeğe bir işaret koyarlar. Bu işaret tekrar bu çiçeğe konacak olan bir başka arının buna teşebbüsünü engellemek içindir. Ne zaman bu işaret ortadan kalkarsa işte o zaman gezginci arılar tekrar bu çiçeğe konarlar. Hemen belirtelim amerika gibi gelişmiş bilim kafasına ve teknik çalışmalara önem veren devletlerde , arılar tarlalarda ve meyve bahçelerinde tozlaşma yapması için kiralanmaktadır. Bizde bırakın tozlaşma yapma çalışmalarını arıcı arıcının aynı muhitte yer almasını engelleme anlamında olmadık çabalar içerisine girmektedir. Belli bir bölgedeki arı yoğunluğunun arazi şartlarına uyumunun sağlanması için koloni yoğunluğu önemli olmakla birlikte memleketimizdeki çiçek yoğunluğundaki zenginlik göz ardı edilmemelidir. Unutulmamalıdır ki arılar bir meyve bahçesinde hiç de tahmin edemeyeceğimiz kadar tozlaşma yapmakta ve verimi artırmaktadırlar.
4 Haziran 2006 Pazar
PLASTİK PETEK
Amerika gibi bir ülkede FDA buna sağlığa uygundur deyip izin veriyorsa bizdede kullanılabilir sanırsa. üstelik arıcılarımızı çıta yapımı için verilen emekten, zamandan kurtaran üstüne üstlük kullanılmış balmumunu verip yerine hazır temel petek almaktan kurtarıp balmumunu direk olarak satarak gelir elde edebilir bir konuma getirecek bu yöntem aladığım kadarıyla ülkemizzde yok.elbetteki maliyeti belki yüksek ama kullanım zamanı, bakımı, ek gelir getirici olması sebebiyle bence ilgilenilmeli.bizleri böylesine işçilikten masraftan zaman israfından kurtaran ayrıca gelir sağlamamızı sağlayan bu sistemler neden ülkemize gelmiyor yada getirilmiyor. yoksa yeniliklere açık değilmiyiz? yada şirketler mi engel oluyor? şimdiden cevabınız için teşekkür ederim. iyi çalışmalarKorhan ÇELİKOĞLUBiga/ÇANAKKALE
Sayın Korhan bey söylemlerinize yerden göğe kadar hak veriyorum. Katılıyorum. Bununla ilgili daha önce başka arıcılık sitelerinde bilgi vermiş ve yazı yazmış idim. Sizin sorunuzada cevap vererek diğer arkadaşlara da konu ile ilgili bilgi vermeye çalışalım.
Yurt dışındaki arkadaşlarımızdan aldığımız bilgiye göre plaka halinde arılara verilen petekler plastik olduğunda iki türlü biri kabarmış bu tamamen plasikten oluşuyor. Arılar bu plastik kabarmış peteği kullandıklarında bal mevsimi balı dolduracak kadar uzun bir zaman dilimi sunmaz ise arılar kabarmış gözün ortalarından balı sırlayarak problem ortaya koyuyorlar balın süzülmesi son derece zor oluyor deniyor.
Diğeri ise plaka halindeki plastik ve işçi arı gözlü plakanın üzerinin balmumu ile kaplanması şeklinde satılıyor bunu yine arı kabartıyor.Fakat arılar kabarttığı için sadece daha sağlam bir temel üzerinde yine arının yaptığı mum içerisinde bal hapis ediliyor. Kabarmış plastiklerin kuluçkalıkta daha iyi sonuç ortaya koyabileceği böylece erkek gözlerin inşaasının azalacağı düşüncesi vardır.
Ülkemizde mum firmaları arıcıların en çok üzerinde durdukları ve zamanlarını alan çerçeve işlerini ele almalıdırlar. Mum geçirme, çerçeve telleme ve delme gibi işlemleri azaltan ve böylece daha fazla arı ile iştigal ederek arı kolonisi fazla olan ülkemizde verimin artmasına yardımcı olacak firmaların öncülüğüne ihtiyaç var.
Sayın Korhan bey söylemlerinize yerden göğe kadar hak veriyorum. Katılıyorum. Bununla ilgili daha önce başka arıcılık sitelerinde bilgi vermiş ve yazı yazmış idim. Sizin sorunuzada cevap vererek diğer arkadaşlara da konu ile ilgili bilgi vermeye çalışalım.
Yurt dışındaki arkadaşlarımızdan aldığımız bilgiye göre plaka halinde arılara verilen petekler plastik olduğunda iki türlü biri kabarmış bu tamamen plasikten oluşuyor. Arılar bu plastik kabarmış peteği kullandıklarında bal mevsimi balı dolduracak kadar uzun bir zaman dilimi sunmaz ise arılar kabarmış gözün ortalarından balı sırlayarak problem ortaya koyuyorlar balın süzülmesi son derece zor oluyor deniyor.
Diğeri ise plaka halindeki plastik ve işçi arı gözlü plakanın üzerinin balmumu ile kaplanması şeklinde satılıyor bunu yine arı kabartıyor.Fakat arılar kabarttığı için sadece daha sağlam bir temel üzerinde yine arının yaptığı mum içerisinde bal hapis ediliyor. Kabarmış plastiklerin kuluçkalıkta daha iyi sonuç ortaya koyabileceği böylece erkek gözlerin inşaasının azalacağı düşüncesi vardır.
Ülkemizde mum firmaları arıcıların en çok üzerinde durdukları ve zamanlarını alan çerçeve işlerini ele almalıdırlar. Mum geçirme, çerçeve telleme ve delme gibi işlemleri azaltan ve böylece daha fazla arı ile iştigal ederek arı kolonisi fazla olan ülkemizde verimin artmasına yardımcı olacak firmaların öncülüğüne ihtiyaç var.
3 Haziran 2006 Cumartesi
ANA ARININ YAŞI GÖZLE NASIL TESPİT EDİLİR?
Arılığımızda kolonilerin çoğaltılması doğal oğullar ile sağlanıyor ise bilinmelidir ki bir kısım ana arımızın yaşı diğerlerinden daha yaşlı olacaktır. Mevcudu kalabalık kolonilerin baharda sönmelerinin bir nedeni de anaların yaşlı ve verimsiz olmasından kaynaklanır. Bu nedenle arılığımızda her yıl mutlaka ana değişimi yolunu tercih etmeliyiz. Genç ana arılardaki yumurtlama potansiyelinin yüksek olması ve oğul eğiliminin bu kolonilerde daha az olması ana arıların her yıl değiştirilmesini mutlak kılmaktadır.
Arıcılarımız ana değişimi ile kış kayıplarından kurtulacaklar ve daha fazla miktarda ürün elde edeceklerdir. Bundan dolayı da ana yaşının tespiti önem arz etmektedir. İlk bakışta ana yaşının anlaşılması biraz tecrübe gerektirse de bazı önemli bariz farklılıklar vardır. Amatörler incelemeleri sırasında yaşlı ve genç ana içeren kolonilerdeki anaları inceleyerek tecrübe kazanabilirler. Bu da ancak bir arılıkta bir iki yıl çalışıp aynı kovanın daha önce oğul verip vermediği bilinmek sureti ile olabilir.
Genç ana arı eğer ki ikinci ve daha sonraki oğullar ise uzaklara uçabilme becerisinde olan anaya sahiptir. Ana arı görüldüğünde üzerine doğru üflendiğinde hareket edebilmesi sağlandığında bakıldığında kanatlarını açarak çok hızlı bir biçimde hareket eder. Döllenme gerçekleştikten sonra son derece geniş bir gövdeye yani abdomen bölgesine sahip olur. Bu anaların tüyleri bol miktarda ve parlak bir yapısı vardır.
Yaşlı anaların ise parlak görünümü ortadan kalkmış ve tüylerde kopmalar olmuş olur. Ananın hareketleri son derece ağırdır. Kanatlarda yıpranma meydana gelir. Yırtık kopuk kanatlara sahip olan analar işçiler tarafından tartaklanmış yada diğer analarla rekabetten ötürü yıpranmış olabilir.
Arıcılarımız ana değişimi ile kış kayıplarından kurtulacaklar ve daha fazla miktarda ürün elde edeceklerdir. Bundan dolayı da ana yaşının tespiti önem arz etmektedir. İlk bakışta ana yaşının anlaşılması biraz tecrübe gerektirse de bazı önemli bariz farklılıklar vardır. Amatörler incelemeleri sırasında yaşlı ve genç ana içeren kolonilerdeki anaları inceleyerek tecrübe kazanabilirler. Bu da ancak bir arılıkta bir iki yıl çalışıp aynı kovanın daha önce oğul verip vermediği bilinmek sureti ile olabilir.
Genç ana arı eğer ki ikinci ve daha sonraki oğullar ise uzaklara uçabilme becerisinde olan anaya sahiptir. Ana arı görüldüğünde üzerine doğru üflendiğinde hareket edebilmesi sağlandığında bakıldığında kanatlarını açarak çok hızlı bir biçimde hareket eder. Döllenme gerçekleştikten sonra son derece geniş bir gövdeye yani abdomen bölgesine sahip olur. Bu anaların tüyleri bol miktarda ve parlak bir yapısı vardır.
Yaşlı anaların ise parlak görünümü ortadan kalkmış ve tüylerde kopmalar olmuş olur. Ananın hareketleri son derece ağırdır. Kanatlarda yıpranma meydana gelir. Yırtık kopuk kanatlara sahip olan analar işçiler tarafından tartaklanmış yada diğer analarla rekabetten ötürü yıpranmış olabilir.
2 Haziran 2006 Cuma
İLK OĞULLAR VE ANA DURUMU
Arılığımızdaki oğul çalışmalarında bilmemiz gerekli bir kaç tane önemli bilgi bulunmaktadır. En önemlisi birinci oğuldaki ananın eski ana olmasıdır. Eski ana döllenmiş ve yumurtlama yeteneğine sahip olan anadır ve koloninin tüm bireylerini oluşturan yegane unsurdur. Mevsimin ilerlemesi ile koloni birey sayısının artışı , mum üretici bireylerdeki fazlalık ve üretilen mumun harcanamaması, yumurtlama alanının azlığı , hava sıcaklığı gibi unsurlar koloninin oğul verme eğilimini körükler.Biliyoruzki oğul denen unsur ana arının artık pehrize alındığı uçma becerisinin arttığı ve her yaştan bireylerle birlikte koloniden bir kısım arının dışarı çıkmasıdır. İlk oğullar yaklaşık koloni bireylerinin yarısını oluşturmaktadır. Hızlı gelişebilme becerisi ile dikkati çeker.Yumurtlama yetisine sahip olan ana mum kabartılmasını ve zaman kaybetmeden yumurtaların bakımı için çalışılmasını hızlandırır.Diğer yandan ilk oğulun dışarı çıkış zamanı genellikle ana memesinin kapanmasından sonra gerçekleşir. Hatta bazı ırkların daha memenin kapanmasını beklemedikleri görülür. Açlık ve kolonideki kalabalıkta memelerin kapanmadan oğul eğiliminin artmasına neden olur. ilk oğuldan sonraki oğullar ise farklı zamanlarda ana yüzüklerine atılan yumurtaların gelişimi ile oluştuklarından dolayı hem çok fazla ana ile birlikte hemde daha az mevcutla çıktıkları gibi analarda dölsüzdürler. Bazen arıcılarımız ilk oğulların çok zayıf olduklarını söylerler. Bu durumda yapılan oğul kolonideki ana arının verimsizliğinden dolayı değişimi düşüncesi ile yapılmış bir oğuldur. Bu tür oğullar çok az birey içerdiği gibi oğulun içerisinde dölsüz ananında bulunması normaldir. Hatta bir çok arıcı ana ile kızının bir arada yaşadıklarını da gözlemleyebilmektedirler
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
