tarımsal haberler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tarımsal haberler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Aralık 2007 Pazartesi

HAYVANCILIK SEKTÖRÜ İÇİN ÖNERİLER

>>AB ile entegrasyonda karşılaşılacak kota problemlerine ilişkin gerekli tedbirlerin alınması.>>AB’dekine benzer Ödeme Kurumu/Kurumlarının faaliyete geçirilmesi.>>Araştırmacı (Üniversite ve Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı araştırma kuruluşları), yayımcı ve üretici arasındaki iletişimin sağlanması amacıyla ilgili kuruluşlar arasında organizasyon ve işbirliğinin desteklenmesi.>>Bazı salgın hastalıkların eradikasyonunu sağlayacak düzenlemelerin yapılması, örneğin ulusal salgın hastalıklar eradikasyon programı hazırlanması ve uygulanması.>>Bölgesel düzeyde barınak planlarının oluşturulması ve hizmete sunulması.>>Yatırımcı ve işletme sahipleri için bürokratik işlemlerin azaltılması.>>Değişik türlerde küçük işletmeleri bir araya getirerek entansif veya ekolojik üretim yapabilecek işletmelerin kurulması.>>Denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi.>>Fiyat oluşum ve takip mekanizmalarının oluşturulması ve kayıtdışılığının engellenmesi.>>Genetik ıslaha ağırlık verilmesi.>>Hayvan kaçakçılığı yoluyla ya da eksik denetim sonucu hayvan ve hayvansal ürün girişlerinin önlenmesi.>>Hayvan kayıt sisteminin genişletilmesi.>>Hayvancılığa yatırım yapacaklara entegrasyonu sağlamaları halinde daha avantajlı imkânların sunulması.>>Hayvancılık bilgi ağının kurulması.>>Hayvancılık yatırım teşviklerinin yeniden düzenlenerek, rekabet edebilir işletmelere öncelik verilmesi.>>Hayvansal ürünlerin dış satımının teşviki için verilen ihracat iadelerinin rakip ülkelerin uyguladığı düzeye çıkarılması ve teşviklerin sürdürülmesi.>>Kayıtdışılığı engelleyecek tedbirler alınması.>>Kayıt sistemi ve veri tabanının tüm türleri kapsayacak şekilde oluşturulması.>>Kesif yem üretiminde dışa bağımlı olunan yem hammaddelerinin üretiminin artırılması.>>Köylerde istihdam edilecek teknik elemanların görev ve yetkilerinin kanunla belirlenmesi.>>Küçük işletmelerin bir araya gelerek ortak hizmet alaya ve ortak yatırıma özendirilmesi.>>Laboratuar hizmetlerinin geliştirilmesi.>>Maliyeti düşürücü ve büyümeyi teşvik edici destek sağlanması.>>Pazarlama organizasyonlarında aracı sayısını asgariye indirecek örgütlenmenin sağlanması.>>Sınır kontrol noktaları ve ihtisas gümrüklerinin oluşturulması ve etkin kılınması.>>Sığırcılık başta olmak üzere, tüm türlerde Türkiye’nin değişik bölgeleri için uygun büyüklükler tespit edilerek, teşviklerin buna ulaşılması yönünde kullandırılması.>>Standartların belirlenmesi, gerekli sınıflandırmayı sağlayacak mevzuatın hayata geçirilmesi.>>Sürü idaresi, döl verimini artırıcı ve iklimsel denetimi sağlayacak işlemlerin denetimi ve kullanımının özendirilmesi.>>Talep artırıcı önlemler alınması ve dış pazar bulunması.>>Tarım danışmanlığının, uygulamadaki eksiklikler de dikkate alınarak, etkin kılınması.>>Ticareti yapılan genetik materyalin nitelik ve hastalıklarını belirlemeye uygun alt yapının oluşturulması.>>Tür bazında mevcut hayvansal üretim materyalimizin genetik kapasitelerinin tespiti.>>Üretici ile işleyici arasında sözleşme ve benzeri anlaşmaların üretici örgütleri üzerinden gerçekleştirilmesine imkân sağlanması.>>Üretici örgütleri ile tarımsal sanayicinin birlikte çalışmasını sağlayacak tedbirler alınması.>>Üreticinin bilgi talebini doğuracak, ekonomik, sosyal ve bilimsel tedbirlerin alınması.>>Üreticinin eğitim ve iletişim ihtiyacının en kısa yoldan ve sürekli sağlanabilmesi amacıyla işletmelerin teknik hizmet satın almalarının teşvik edilmesi.>>Üretilen tüm ürünlerin kayıt altına alınması.>>Ürün kalitesinin belirlenmesine yönelik laboratuarların oluşturulması.>>Yem bitkisi ekilişine sağlanan desteklerin sürmesi.>>Yem üretiminde kullanılan hammadde fiyatlarının dış piyasa fiyatları ile yurtiçinden temininin sağlanması.>>Yetiştirici örgütlerinin üyelerine hammadde sağlama konusunda etkin kılınması.>>Yetiştiricilerin çalışma alanındaki yerel veya bölgesel örgütlere üyeliğinin sağlanması.>>Toprak ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Miras Hukukunun tarım işletmelerinin bölünmesini engelleyecek şekilde uygulanması.

Kaynak: Yaratım İçerik İletişim(Bu yazı Bu yazı T.C. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı 9. Kalkınma Planı (2007–2013) Hayvancılık Özel İhtisas Komisyonu Raporu’ndan derlenmiştir.)

29 Aralık 2007 Cumartesi

BAL ZENGİNİ TÜRKİYE'NİN EN TATSIZ YILI

Küresel ısınmanın olumsuz etkilerinin hisseden sektörlerden haberler yavaş yavaş gelmeye başladı. Haber mer­kezimize gelen en ciddi ha­berler balcılık ile ilgili. 2007’de birçok ancının arılarını kaybettiği, bir çoğu­nun ise oldukça kurak geçen yaz nede­niyle verim sorunu yaşadığı bildiriliyor. Her yıl ortalama 70 bin ton bal üreti­len Türkiye’de, bu nedenle üretimin yüzde 30 civarında düştüğü ve yıllık bal üretiminin 50 bin ton civarında kaldığı belirtiliyor. Üretimde ciddi bir düşüş olduğunu gören birçok üreticinin ellerindeki ürünü stoklamaya başladığı ve bu yüz­den üreticilerden bal temin edemeyen paketleyici şirketlerin de ciddi bir so­runla karşı karşıya oldukları ileri sürü­lüyor. Söz konusu şirketler, baldaki fi­yat baskısını kırmak için de ithalat ya­pılmasını gündeme getiriyor. Ancak arıcıların Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’na yaptığı söyleyen baskı sonucunda, bakanlığın henüz ithalat için bir karara varmadığı ifade ediliyor. Türkiye’nin özellikle Avrupa ülkelerine her yıl yaptığı 10 bin tonluk ih­racat ise bu yıl hiç yapılamadı. Sek­törde üreticinin ve paketleyicinin olduğu kadar, fiyat tırmanışı nede­niyle tüketicinin de 2007’de tadının kaçtığı gözleniyor. Ege Sıkıntılı Küresel ısınmayla birlikte özellikle çam balında ciddi bir üretim kaybı ya­şandığı ifade edilirken, Türkiye’nin or­talama 40 bin ton çiçek balı, 30 bin ton ise çam balı üretimi olduğu belirtiliyor. Dünya çam balı üretiminin tamamına yakınını Türkiye yapıyor. Ve bunun da tamamına yakınını karşılayan Ege’de sıkıntının büyük boyutlarda olduğu söyleniyor. Üretimde yaşanan yüzde 30’luk düşüş nedeniyle bal fiyatları ar­tarken, ithalat talebinde bulunan şir­ketlere de her geçen gün yenileri ekle­niyor.
Sektörde faaliyet gösteren şirketle­re göre, bal üreticileri fiyatlar daha da yükselir diye ellerindeki ürünü piyasa­ya çıkarmak istemiyor. Paketleyici şir­ketler ise yüksek fiyattan aldıkları ürün­den kar elde edemediklerini söyleye­rek, ithalat yapılmasını istiyor. Ancak şu an için ithalata izin verilmiyor. Üre­ticiler, kuraklığın getirdiği sıkıntıdan dolayı fiyatların yükselmesinin doğal olduğunu, çam balında ise üretimin ye­niden başladığını ve sorunların hafifle­yeceğini belirtiyor. Fiyat Artışındaki Etken Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Mustafa Sarıoğlu’na gö­re aslında bal fiyatlarındaki bu artışın küresel ısınma dışında bir başka boyu­tu daha var. Bu sorun da şöyle: “Bal fiyatları 2001-2007 yılları arasın­da 27 kiloluk tenekelerde 100-130 YTL arasında satılıyordu. Bunun raf fiyatı ise 7 ile 20 YTL arasındaydı. Fakat 2003 yılından itibaren taklit ürünler nede­niyle balda teneke fiyatı 45-70 YTL ara­sına indi. Devletten bazı teşvikler alan üretici­lerin de ballarını mecburen satma riskinden uzaklaştığını söyleyen Sarıoğlu "Biz taban fiyatlar koyduk. Ancak zincir marketlere büyük paralar ödeyen pa­ketleyiciler yeterince ürün bulamama­nın da endişesini yaşıyorlar. Bir an ön­ce ürün alabilmek için belirlediğimiz taban fiyatlarının üzerinde bir alım yaptılar. Şimdi zora girdiler" diyor. İhracat Tablosu Karanlık Türkiye’nin yıllık 55-60 bin tonluk bir bal tüketimi var. Her yıl 10-15 bin ton­luk bir kısım ise ihraç ediliyor. Özellikle Avrupa ülkeleri en büyük alıcımız duru­munda. Ancak 2007’de üretim ve tüketim başa baş geldiği için ihracat yapılamadı. Binbirçiçek Bal’ı üreten Orbal Arı­cılık AŞ’nin Yönetim Kurulu Başkanı ve Bal Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Başkan Yardımcısı Hamdi Yılmaz, "Tür­kiye’de olduğu gibi aslında tüm dünya­da bir üretim sıkıntısı var. Ancak Avru­pa ülkeleri şimdi Türkiye yerine Çin, Macaristan, Arjantin gibi ülkelerden bal temin ediyor. Bu Türkiye için bir kayıp. Acilen önlemler alınması gereki­yor" uyarısını yapıyor. Üreticilerin sıkıntıları da özellikle arılarda görülen hastalıklardan ziyade küresel ısınmadan kaynaklanıyor. Bazı arıcıların iyi bal elde ettiği, bazılarının ise hiç üretim yapamadığı belirtiliyor. Temsilciler, "İhracat açısından tab­lo karanlık. Ortada ihraç edecek çam balı yok. Sadece bir miktar petek balı ihraç edilebilir. 2003~2004 yıllarında 16 bin ton olan ihracatımız, 1995’te 8 bin tona düştü. Sonuçta bu kadar kötü du­ruma gelindi. Önümüzdeki yıllarda ar­tık ihracatı tamamen unutabiliriz" şek­linde konuşuyor. Perakende Fiyatı 13-14 YTL Paketleyici şirketler ise çiçek balı it­hal etmek istiyor. Ancak piyasada yete­rince çiçek balı bulunduğunu söy­leyen bal üreticile­ri, paketleyici şir­ketlerin spekülasyon yaptıklarını ifade ediyor. Muğla Ancılar Birliği Başkanı Ziya Şahin, ’Tarım ve Köyişleri Bakanlı­ğı’na başvuran şirketlerin talebi konusunda henüz karar verilmedi. İthalat yapılması planlanan Çin ve Macaristan’dan gelecek ürün ise yeterli kalitede değil" diyor. Bal üretiminde 2006’ya oranla yaşanan yüzde 30’luk düşüşe göre pera­kende satış fiyatlarının kilo başına 9-10 YTL’den 13-14 YTL’ye kadar çıktığını söyleyen Hamdi Yılmaz ise "Üretici ürününü elinde tutuyor, fiyatların da­ha da yükselmesini bekliyor. Tabi bu durumu fırsatçılık ve karaborsacılık olarak görmüyoruz. Üretici yıllardır ezildi. Son yıllarda da fiyatlar artınca bunu değerlendirmek istiyor" diyor. Bal tedarikinde yaşanan yüksek fiyatların, zincir marketlere hemen yansıtılamaması da ayrı bir sorun olarak görülüyor. Paketleyici ’şirketler fiyat artışının ancak yüzde 20’sinin raflara yansıtıldığını, bunun da tüketicide cid­di kayıplara neden olduğunu söylüyor.

Kaynak: Ekonomist Dergisi

SEKTÖRE BAŞKA YÖNDEN BAKIŞ.

Arıcılık Sektöründe Yaşanan Değişimler

Bilindiği gibi bal, en yararlı besinlerden biri... Türkiye’de bal üretimi maalesef giderek düşüyor. Neden olarak da küresel ısınma gösteriliyor. Bal genelde çiçeklerden toplanmakla birlikte çamların genç sürgün dallarında yaşayan bazı canlıların çıkardığı sıvılardan da elde ediliyor. Bunlara bilindiği üzere "çam balı" deniyor. Gerçekten de küresel ısınma ve biyolojik çevrimsel değişim bal üretimini etkileyecek gibi görünüyor. Saf çiçek balları 3.3-4.6 pH değerinde olup, çeşitli çiçeklerden toplanıyor ve üretimi çok dikkat istiyor. Yeni nesil bal yetiştiriciliğinde uygun araziler üzerine belli çiçek kültürleri oluşturularak arıcılık yapmak mümkün hale gelecek. Bu ballar kültürü yapılan çiçeğin adıyla anılacaklar. Belli yükseltilerde meydana getirilecek çiçek ve balözü taşıyan bitki popülasyonlarıyla etkin arıcılık yapılabilecek. Uygulama bir bakıma çiçek yetiştiriciliği ve bal üretimi üzerine kurulan entegre bir faaliyet olacak. işte yakın gelecekte bu yöntemle Türkiye’de en kaliteli balları üretmek mümkün hele gelecek. Şimdiden bu konuda araştırma yapmakta ve verilen teşvikler sayesinde yatırıma yönelmekte yarar var. Kalite ve kalıntıya ilişkin bazı kaygılar ortadan kaldırıldığında Türkiye rahatlıkla bal ihraç edecek konuma gelecek. Yıllık bal ihracatı şimdilik 20 bin tonu geçemiyor. Eğer gerekli entegrasyon sağlanır ve kontrollü arıcılık yapılırsa Türkiye’nin toplam üretimin yaklaşık 150 bin tonu geçeceği hesaplanıyor. Bu yeni iş kent yaşamını sevmeyen girişimciler için altın fırsatlardan biri. Kaynak: Para Dergisi/Nur Demirok

BAL İTHALATI GEREKLİ Mİ?

Sevgili Okurlarım,

Gazetelerde bu ara boy boy balın ithalatı ile ilgili demeçler görüyoruz. Bir çok kişi hayatta kalma düşüncesi ve bol kazanç ile ilgili çalışmalar yapıyorlar. Bir kısım balın ithalinden para kazancı umarken bir kısmı da ithal edilmemesinin kendisine kazanç getireceğini düşünüyor. Her zaman olduğu gibi para daha çok para kazanıyor.

Arıcıların bir çok sorunları olduğunu defaten yazmışızdır. Bir hatırlatma ve öneri daha yapmak istiyorum.

Arıcıların girdileri çok pahalı ve ürünlerde çok ucuz. Bu çarpıklığın giderilmesi için çalışmalar yapılmalıdır.

Arıların beslenmesinde kullanılan ürünlerden vergi alınmamalıdır.

Arı nakillerinde mazot desteği verilmelidir.

Arı ilaçlarının Avrupa da olduğu gibi ücretsiz verilmesi hastalıklarla mücadelede bir ivme kazandıracak. Varova mücadelesi önüne kısmen de olsa daha iyi geçilebilecektir.

Üretimin kayıt altına alınması son derece önemlidir.

Bunlara benzer tedbirlerin alınması durumunda tüketici sağlıklı bal tüketebilir. Büyük firmalar sağlıklı balların tüketimi konusunda çok düşünceli iseler bu tür çalışmalara gayret gösterseler. Daha çok üretimle daha çok bal satışı için balın pazarlanmasında üreticiye yardımcı olsalar fiyatların düşmesi için yurt dışı çalışmalar yerine balın bol ve kaliteli üretimi için çalışmalar yapılması sektörde herkesin mutlu olmasını sağlayacaktır. Bunun aksi durum kartelciliğe neden olur.

Daha bilgili çalışmalar ile daha çok bal üretmeli ve ürünler kaliteli fiyatlarda düşük olmalıdır.

Kalın sağlıcakla.

BAL SANAYİCİLERİ İLE ZİRAAT ODALARI KARŞI GÖRÜŞTELER. KİMLER KAYBEDİYOR?

Kaybeden kim : Tüketici, üretici, devlet, toptancı, sanayici.

Çözüm nedir : Üretimin kayıt altına alınması.

Nasıl Olacak : Alanı ile ilgilenen birimlerin profesyonelleşmesi.

Her şeyden önce Eğitim Eğitim Eğitim.

Ülkemize sahip çıkmak istiyorsak yaptığımız işin en iyisini yapmaya çalışmalıyız.

22 Aralık 2007 Cumartesi

ÜRETİMDE YENİ YAKLAŞIMLAR.

Üretimde yeni yaklaşımlar.

İçinde bulunduğumuz sektör bal sektörü. Lakin hem tarım hem gıda hem üretim ve hem de sanayi sektörüne hitap eden bir sektör özelliği taşımaktadır. Sektör anlamı ile baktığımızda yeni bakış açıları üretmek ve bu pencerelerden verimlilik artışlarında sektörde varlığımızı sürdürmek ve hatta gelişmek için zaman içerisinde bu sektörler arasında yer değişikliğine uğramak zorunluluğu doğmaktadır. Bu gün üretim sektörü içinde yer alırken bir müddet sonra sanayi sektöründe bulunulabilir. Bu gelişim göstergesidir. Olağan olan bu durum gerçekleşmez ise sektör ölür. Sektörün ölmesi değişikliği yaşayamamasından , dünya bakışının dar olmasından kaynaklanır.

Bal sektörü üretimi içinde bulunan her üreticinin dolum tesisi kurması büyük bir ekonomik kayıp ve aynı zamanda gereksiz bir yatırım olur. Belli bölgelerde kurulacak birkaç adet dolum tesisi büyük kitlelerin bal paketlemesinde artarda fazla bile kalır. Fason üretim dünyada hemen her sektörde kullanılan yeni bir yapılanma süreci yaratmaktadır.

Büyük firmalarda dahil olmak üzere bir çok firma üretim ayağından uzaklaşmakta ve hatta paketleme işlerini de fason hale getirmekte kendileri markalarını satma yolunu tercih etmektedirler. Üretim hamallık olarak düşünülmekte her işletmenin yaptığı işi en iyi şekilde yapması planlanmaktadır. Hesaplanmaktadır.

Sektörümüzün içinde de bu böyledir. Arı ıslahı, balın pazarlanması, paketlenmesi, yeni üretim modellerinin geliştirilmesi, alternatif yan ürünlerin üretilmesi, yeni bir takım çalışma stratejilerinin ortaya konulması hep fikir anlamında konuşulurken artık çalışır hale getirilmiştir. Birileri parçalanma olarak görürken bir diğeri uzmanlaşma olarak ifade eden bu tür çalışmalar kişilerin yaptıkları işlerde kaliteyi ortaya koyarken marka olmaları yolunda yollarının açılmasına neden olmuştur.

Bu gün kafkas arısı bir marka, yurdumuzdaki birkaç şirket bal sektöründe marka konumundadır. Başarılı şirketler en ucuz ve kaliteli üretilen ürün nerede ise mallarını oraya üretmektedirler. Bu onlara gelir sağlamaktadır. Üreticiye de öyle. Eğer üretilen mal kalitesiz ise şirket bir daha ürün almaz. Bu pek bal sektöründe bu şekilde görülemese de üretim modeli örneği bu tip olduğunda menşei belli olan ballar marka anlamında satışa sunulabilmekte ve üretici sanayici rolüne bürünebilmektedir. Eğer üretici sanayi rolü üslenmez ise şirketler ile çalışmayı tercih ederse o anlamda marka karını şirket, kar anlamında kullanır ve üreticinin de bir anlamda yükünü hafifletmiş olur.

Buradan üreticinin yada sanayicinin rolünü iyi belirlemesi ve yaptığı işi en iyi ve kaliteli şekilde yapması gerekliliği ortaya çıkıyor. Bu anlamda tüketici sağlıklı ve kaliteli üretimi almış oluyor.

Büyük şirketlerin marka yatırımlarında bulunmaları temennisi ile.

Birliklerin markalaşan ürünlerini satmaları dileklerimle.

Sektördeki üretim sektörüne katılmak isteyenlerin başarılı olmaları dileklerimle.

Üreticilerimizin bol ve hayırlı kazançlar kazanmaları dileklerimle.

Hangi ayağı oluşturmak istiyor isek isteyelim üretimin fason yapılması kazanç getiriyor. Karlılık getiriyor. Kalite getiriyor. Fason üretimlerde kalitesizlik ortaya çıkar mı? diye düşündüğümüzde kalitesiz üründe başarısızlık getirir. Müşteri portfeyi değişir. Her tüketici sağlıklı ürünü hak eder lakin parasına göre de ürün almak ister. Sadece ben çok kazanayım diğerleri ezilsin mantığı başarısızlığı getiriyor. Başarılarınıza başarılar katılsın. Tüm üreticiler sağlıklı ürün kullansın. Tüm kazançlarınız helalinden bol olsun.

Kalın sağlıcakla.

Yalçın SEZER
Uzman Biyolog
İstanbul Bal Üreticileri Yönetim Kurulu Başkanı

yalcinsezer@msn.com

www.teknikaricilik.com

18 Aralık 2007 Salı

ÇİZGİ ARI FİLMİ ÇOCUKLARIMIZIN ARILARI TANIMASINA VE DOĞAYI KORUMALARINA YARDIMCI OLACAK.

http://www.beemovie.com/intl/tr/index.php


Dün akşam Arı filmine gittim e izledim. Bu filmi hazırlayanların ellerine sağlık. Arı kolonisinin tanıtımı için gerekli tüm bilgiler aktarılmaya çalışılmış. İnsanların yaşaması için arıların ne kadar önemli olduğu vurgulanmış. Benzer filmler arıların gizemli dünyası ve balın doğadan sofraya nasıl geldiği ile ilgili ilişkilendirilerek te yapılabilir.

Bence balın ve arıların tanıtımında başarılı bir yapıt olmuş. Çizgi film ile çocukların bal, arı ve ekolojik yapı ile ilgili bilgilerinin artırılmasına yardımcı olmuş filmin yönetmeninden seslendirenlerine her noktasını çizenlere sonsuz teşekkürler.

12 Aralık 2007 Çarşamba

HMF NEDİR? NE DEĞİLDİR?

HMF=Hidroksi Metil Furfurol

Bu tanımı zaman zaman duymuş olmalısınız. Özellikle ısıl işlemlerin uygulanması ile muhafaza edilen ve koyulaştırılan gıdalarda çok önemli bir kalite faktörüdür. Balın ısıtılması sırasında glikoz, fruktoz gibi şekerlerin asidik ortamda parçalanması sonucunda oluşan HMF un yükselmesi insan sağlığına zararlıdır. Bu nedenle balların kristalizasyonunu önlemek için bala doğrudan bir ısıl işlem uygulamamak gerekiyor. Fırın sistemi denilen bir yöntem ile balın kristalizasyonu durdurulabilir yada eski haline döndürülebilir. Bal içinde bulunduğu teneke ile 45 derecede 24-48 saat ısısı sürekli hareket halinde ve homojen olan, fan sistemi bulunan ısıtıcılar kullanılır. Böylece insan sağlığına zararı ortaya çıkmaz. Para vererek aldığımız ve ilaç niyeti ile tükettiğimiz balların HMF oranı yüksek olmaması gerekiyor. Bal ne kadar çok ısıl işleme maruz kalırsa ve sıcaklığı artırılırsa HMF oranı o denli yükselir ve bal kalitesiz hatta zararlı hale gelir. Şimdi bizler balı fan sistemli fırın yöntemini yada ben mari yöntemini kullanmaz isek sağlığımız tehlikeye girebilir. Bal tüketicileri sağlıklarına dikkat ettikleri için bal tüketirken bu durumu bilseler acaba kristalize olmaya başlamışımı yoksa bir yıldır rafta hiç değişmeden duran glikoz içerikli ve kristalize olmayan ballarımı tercih ederler.
Bal üreticilerinin bilmeden de olsa HMF değerini bazen artırarak balın yapısında bozulmaya yol açtıkları bilinen bir durum. Tüketicilere özellikle doğal balın donması gerektiğini bildirmeli ve donmayan balın sahte bal olduğu bildirilmelidir.

Eğitim uzun soluklu bir iş birden olmuyor.
Eğitim olumlu davranışların ortaya çıkması durumu.
Eğitim kişi üzerinde istendik davranışların oluşmasını sağlamak.
Eğitim doğru bilgilere ulaşmada geçmişte yapılan yanlışları tekrar etmeden onlardan ders almaktır.
Eğitim bulunduğunuz ortama adapte olabilme becerisidir.

Görüyoruz bir çok eğitim tanımı var. Burada birkaçını dile getirdik. O halde bal kültürünün oluşması ve tüketicilerin, üreticilerin, gençlerin eğitim süreçleri içinde bal kültürünün oluşması noktasında çalışmalar yapılmalıdır. Bal eğitiminin oluşması için hep beraber bu sektördeki tüm kuruluşlar tüm bireyler kol kola girmeli ve çalışmalıyız ki geleceğimizin parlayan yıldızları gençlerimiz sağlıklı beslensin ve toplumumuz sağlıklı olsun.

Kalın sağlıcakla.

2 Kasım 2007 Cuma

GELENLER GELMEYENLER

Sektörümüz sahipsiz diyenlere biz varız. Sen kimsin diyenlere gel sende katıl buyur sende yap diyoruz ortada kimse yok. Diyeceğim sektörümüze zarar verenlerde olmak üzere herkes bir şeyler yapma peşinde. Kimse vatan hainliği peşinde değil herkes ekmek peşinde ve çalışma peşinde. Arkadaşlar çabalayanlara destek verelim eksikleri giderme ve yapılan yanlışları düzeltme noktasında yapıcı eleştirilerde bulunurken çorbada tuzum olsun mantığı ile hareket ederek herkesin başarılı bir üreticilik anlayışı içinde çalışmaya gayret edelim.

Üyelerimize ve sektörde bu iş ile uğraşan tüm arıcı arkadaşlarımıza bu tür etkinliklerde yer almaya hazır olmaları gerektiğini duyurmak istiyorum. Yoksa bal fiyatlarından ve yapılan uygulamalardaki noksanlıkları konuşmaktan kendilerini alamayacaklar.

Sadece üreticide değil bu sektörde yer alan ve yer almak isteyen herkesin zaman bulmaya mecburiyeti var. Serzenişlere neden olan en büyük etkenlerden bir tanesi de isteklerimizi bilmeyen ama bizi müdafaa eden insanlar olmadığı için arıcıların ihtiyaçlarını ve sorunlarını dile getirenlerin tavukçular olmasıdır.

12 Ekim 2007 Cuma

BU BİRLİKLERİ HALA KİMSE ANLAMADI

1998 yılında Yılın da Arıcılık bölümünde öğrenim görürken Arıcılığımızın en önemli sorunu örgütlenememe, birlik olamayışımızdır diye bize anlatılmaktaydı. Ve bu düşünceden hareketle akademisyenlerin telkiniyle Arı ve bal birlikler kurulmaya başlanıldı. Belki ilerde oğul arı yetiştiricileri birlikleri, polen üreticileri birlikleri veya arı sütü üreticileri birlikleri kurulur mu? Bilmem. Ama Bence biz daha birlik olamadan bölünmeye başladık, bu da bize gösteriyor ki biz birlik olamıyoruz çünkü ben halen neden Arı Yet. Birliği neden Bal Üretici Birliği var anlayabilmiş değilim. Her neyse benim gördüğüm şu; Arı Yet. Birlikleri ana arı teşviği organizasyonu ve bal teşviği organizasyonu ile meşgul, bal üreticileri birlikleri de kuruluyor ki arı yetiştirici birliğinin elinden bu bal teşviği organizasyonu işini kapmaktır. Başka bir şey yok yani..Birliğin adı her ne olursa olsun kesinlikle üretim yapmamalı, ana arı üretmemeli, satmamalıdır. Arı yetiş. Birliklerinin kuruluş mantalitesi. Arıcıları kayıt altına alma disipline etme en önemlisi BİRLİK te hareket edebilme reaksiyonunu göstermektir. Yani hangi birlik şunu yapıyor. Birliğin camına şöyle bir ilan asıyor ‘ değerli arıcılarımız bu yıl kurak geçti kolonilerinizi iyi besleyin ve şu tarihlerde toplu halde varroa ilaçlaması yapmanız uygundur.’ Deyip teknik elemanını oraya gönderip bunların yapılıp yapılmadığını gözlemliyor. Var mı böyle bir birlik.hangi birlik arılıklardaki uygulamaların da ortak hareketi gerçekleştiriyor, Ve üyeleri bunlara itibar ediyor mu?? Veya üyelerine x hattan olan ana arı yı kullanalım deyip hangi birlik ve üyeleri buna uyuyor var mı böyle bir birlik işte birlik budur. Birlik bir ana arıdan 2 ytl kazanmak değildir. Gelir kaynaklarını başka yönden bulucan. Çözüm çokARI YETİŞTİRİCİLER BİRLİKLERİNİN YAPMASI GEREKEN İŞLER1. Birlik merkezinde sekreterya ve memurluk yapacak bir personel ile 1 teknik personel istihdam etmelidir.2. Birlik merkezinde bilgisayar ortamında veri tabanı oluşturarak her üyesini her bir kovanı için bir sayfa açılmalıdır. Ve her koloninin menşei bilinmeli, koloni ile ilgili bilgiler buraya kayıt etmeli. Bu tespitleri arıcı yapıp bu bilgileri birliğe ulaştırılmalı teknik eleman ise bunun doğruluğunu test etmelidir. Bilgiler memur tarafından işlenmelidir3. birlikler radikal kararlar alıp kendi bölgelerinde yerel ekotipleri varsa bu ekotiplerin olabileceği yerler izole edilmeli. Ve o bölgede bu arının seleksiyonu yapılmalı, ıslahını sağlamaya çalışmalıdır. Bu bölgelerde profesyonel üreticiler ile damızlık üretimi yapılmasına yardımcı olmalı, asla kendisi üretmemeli4. bölgesinin ekotipini üreticileri arasında yaygın bir şekilde kullanılmasını sağlamaya çalışmalıdır.5. birlik, üyelerinin kolonilerinin garantörü olmalı, sürekli üyelerini kolonilerini verim perfomansıyla hastalık ile mücadele konusunda yardımcı olmalıdır.





Merhaba sayın balkaya
Şimdi ben İstanbul Bal Üreticileri Birliği Başkanı olarak bu yazıyı kendime alındım ve cevap vermek istedim.
Yaklaşımınız çok güzel, yapıcı, irdeleyici, ileri gitmek üzere tasarlanmış fakat oldukça eksik.
Şimdi Tıp fakültelernde bir sürü doktor yetişiyor pratisyen ve her biri çeşitli alanlarda uzmanlaşıyorlar. Kalp, miğde, dahiliye, ortopedi bunlar şimdi bölünmüşmü oluyorlar.
Birlikler evet farklı alanlarda kurulabilir. BU her şirkette her alanda mümkündür.
Arıcılık faaliyeti ile uğraşan ve bu işi profesyonelce yapanlara bir bakalım.
Kovan imalatı, kovanların boyanması, çıta çakılması tellenmesi, mumlanması, mahmuzlanması, arının beslenmesi gereklimevsimsel çalışmalar, bal dönemi balın pazarlanması, arı hastalıkları tedavisi, ıslah çalışmaları, üretilmiş paketlenmiş bal elde etmek ve bu balların sevkiyatı dahi her alanı bu işin ayrı bir sektör ayrı bir alan ve ayrı bir komplike iştir.
Şimdi biz hangi kanunla kurulmuş bakmadan, bu birliklerin içeriğini anlamadan, yok bir tane var yapsın bu işlerin tamamını dersek o vakit mejlistede bir parti olsun çoğulcu yaklaşım ve her alana ait bir uzman bulunmasın.
Aslına bakılacak olursa tarım teşkilatları bu işleri yapmak üzere eleman bulunduruyor. O zaman birliklere de gerek yok nasılsa ilçe tarım müdürlüğünde bu işlerden anlamayan bir sürü elaman var. Ne diye birlik kuruyoruz ki onların eksik ve hatta hiç olmayan bilgileri ile dahada geri kalalım.
Şimdi devlet eksiklikleri tamamlamak için bu farklı birliklerin görev çerçevesini belirlemiş ve şu işleri yapın demiş. Artık onun görevi ne bunun görevi nedir zamanı gelmiş.
Arıcıların en büyük sorunu olan balın pazarlanması gerçekleşmesin, dışarıdan bal getirilsin Türk çiftçisi para kazanmasın diye ortalıkda dolaşan birlikler var ne diye alternatiflerini kuralım deniliyorsa zaten olay bitmiştir ve konuşacak bir şyde yoktur.
Lakin birliklerin eksiklerini tamamlamak ve beraberce ortak bir dille çalışmalarını sürdürmeleri gerekmektedir. bundada herkes hemfikir olmalıdır. Velhasıl herkes görevini yapmalıdır.
Tabanın söylemleri değil, devletin kanun tüzük ve yönetmelikleri bu alanda yolumuzun göstergesi olmalıdır.
Evet yetiştirici birlikleri ıslah kanununa göre kurulmuştur ve ıslah çalışmalarına hız vermelidir. Üretici birliklerinin teşkilatlanması ile birlikte artık geçici olarak yaptıkları bir takım görevleride acilen işin asıl ehline vermek için çaba sarfetmelidir.
bu memlekete dışarıdan bal getirmenin hiç bir vatandaşımıza faydası olmayacağı aşikardır.
Söz gelimi görevler ile yetkilendirilmiş birliklerin görevlerini yapması son derece basittir. Bu işleri yapan nice birlikte söz konusudur. Ben daha iyisini yaparım diyenlere kapılar açıktır. Kalkınmada benimde tuzum olsun diyenler çalışmak için bu kurumlara gitmelidirler.
Sakın yanlış anlaşılmasın balkaya bir çok söylemi ile doğru yaklaşım içindedir. Fakat bilgileri eksiktir. Biz birliğimiz olarak kendisinin yardımlarını almak üzere hazır olduğumuzu bildirir çalşmalarınızda başarılar dileriz.
Hoşçakalın
Yalçın SEZER

12 Eylül 2007 Çarşamba

5200 SAYILI ÜRETİCİ BİRLİKLERİ

Kıymetli okuyucularım

Bu gün sizlere 5200 sayılı üretici birliklerinin neden kurulması gerektiği ile ilgili bilgiler vermek istiyorum.

Ülkemizin Avrupa birliğine girme yolundaki çabaları ile birlikte, uyum çalışmaları yapması bir zorunluluktur. Uyum sürecinde tüm üreticilerin sivil toplum örgütleri olarak birliklerini kursun isteniyor. Daha önce bizim sektörümüz ile ilgili olarak kurulmuş fakat kanunen yapması gereken görevlerden daha fazlasını yapmak üzere yoğun çalışmalar üzerlerine verilen yetiştirici birlikleri vardır. Arı yetiştirici birlikleri ıslah kanununa göre yapılmış birliklerdir.

Üretici birlikleri bir hastahane gibi kabul edilir ise; yetiştiriciler birliği bu hastahanenin kalp hastalıkları ile ilgili birimi dernekler böbreklerle ilgili kısmını, kooperatifler miğde ile ilgili bölümü oluşturabilirler. Şunu söylemek istiyiorum. Üretici birlikleri tüzüğünde diğer bu sektör ile ilgili kuruluşların bünyelerinde toplanmaları söz konusudur. Kapsamı geniş olan üretici birliklerinin görevleri ne diye soracak olursak kesinlikle kar amacı güdmediklerini söylemeliyiz.

Üretici birlikleri pazara ulusal ve uluslararsı normlarda bal üretiminin gerçekleştirilmesi için çaba sarfederler. Bununla ilgili çalışmaları yaparlar. Eğitim yolu ile hijyenik koşullarda sağlıklı balların üretilmesi için çaba sarfederler. Kaliteli üretilmiş ola balın üretici tarafından 18 kg üretiliyorsa daha fazla kg üretilmesi konusunda gerekli olan teknik desteği verir. Kovanlarının standart olması, hastalıklardan ari arılar ve ekipmanlar kullanılması, bu ekipmanların ucuza elde edilmesi için gerekli olan tüm çabaların yapılması için çalışmalar sergilemek. Üretilen balın karsız bir şekilde pazarlanması noktasında çalışmalar yürütmektir.

Sonuçta toplumun ucuz ve sağlıklı bal tüketmesine yardımcı olurken hem bu işten para kazanan üreticiler hem pazarlayanlar hemde ürünü tüketen toplum avantajlı olacak sonuçta memleketimiz artı katma değerler kazanacaktır.

Üretici birlikleri alternatif birlikler değil. Alternatifi olmayan birliklerdir. Herkesi düşünürler ve faydalı olmaya çalışırlar.

İster amatör olun ister profesyonel herkese yardım elini uzatan kuruluşlardır.
Amatörler yalan yanlış bilgilerle prpofesyonellik basamaklarında ilerleyeceklerine, bilinçli bir şekilde bu sektörde para kazanan duruma ancak bu birliklerdeki bilinçli üreticilerin bilgileri ışığı altında kendilerini geliştirebilirler.

Birliklerde kar amacı güdülmemesi çalışmaların sağlıklı yürütülmesinde etkin rol oynayacaktır. Aksi taktirde bu birlikler tekel haline gelirki haksız rekabet ortaya çıkarken sektörün daha kötü bir hal almasına neden olurlar.

Üreticiler üretmeyi, sanayiciler sanayiciliklerini bilirlerse sorunlar ortadan kalkmış olur.