19 Ocak 2008 Cumartesi

İADE-İ ZİYARET

Pınarhisar Bal Üreticileri Birliğinin iade-i ziyareti bizi onurlandırdı. Tüm birliğimiz üyelerinin sevinçle karşıladığı bu beraberliğe nazar değmemesi temennisi ile.
Malumunuz İstanbul Bal Birliği Koordinatörlüğünde gerçekleştirilen kursumuz bitmek üzere. Kursumuzu ziyarete gelen Nizamettin Kayral yoğun ilgi ile karşılandı. Kitaplarını imzalayarak katılımcılara bir seri kitap hediye eden Nizamettin amcama ben kursiyerlerimiz adına binlerce teşekkürü bir borç biliyorum.
Kırklarelinden gelen ziyaretçilerimiz yaklaşık bir gün boyunca bilgi alışverişleri sırasında oldukça yoruldular.
Arı kovanları ve kovanlardaki sorunlar günün özel sohbet konusunu oluşturdu.

İstanbul Bal Üreticileri Birliği koordinasyonunda gerçekleştirilen kurs resimlerini ve faaliyet çalışmalarını zaman zaman sizlerle paylaşacağım.

Hoşçakalın

GELECEĞİMİZİN PARLAYAN YILDIZLARI GENÇLERİMİZ.

Ekoloji Fuarı gezimiz sırasında bir standda öğrencilerin doğal ürünler ile ilgili stand görevlisine sordukları sorular ilgimi çekti. Gençlerin fuarların amaçları doğrultusunda sorular sorup cevaplarını yetkili ağızlardan almaları en güzel eğitim sürecini oluşturur. Öğretmenlerini ve gayretli çalışmalarını kutluyorum.

Furkan ve Hüseyin adlı öğrencilerin özel gayretleri ile bu haberin oluştuğunu belirtmek istiyrum. Geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerin sağlıklı ve bilinçli yetişmeleri beni bir eğitimci olarak çok memnun etti.



Samsun İl Tarım Müdürlüğü Şube Müdürlerinden Dr Ali Korkmaz beyefendi Fuar alanında gençlere arı ve bal konularında bilgi aktarımı gerçekleştirirken.
İlkokula giderken öğretmenimizin bizi bir gün PTT ye götürmesi orada telefon açmayı öğretmesi, telgraf çekmeyi ve mektup atmayı ayrı ayrı uygulamalı göstermesi hiç aklımdan çıkmaz. Bu salonda ki eğitim faaliyetlerinin, sektörümüzün en büyük sorunularından biri olan tüketici bilinçlenmesinin gerçekleşmesi için çaba sarf eden arı doktoru Ali beyi gayretli çalışmalarından dolayı tebrik ediyorum.

EKOLOJİ FUARINDAN İZLENİMLER

İSTANBUL CNR fuar merkezinde gerçekleştirilen Ekolojik ürünler fuarında ekolojik bal üretimi ile ilgilenen standlar bulunmakta idi. Ülkemizin çeşitli yörelerinde üretilen sertifikalandırılmış Ekolojik ürünler'in de en büyük sorunu pazar. Fuar alanındaki yetkililer üretilen ürünlerin pazarlanma sorunu yaşandığı ve ürünlerin sanıldığından daha ucuza verildiğinden yakınıyorlar.
Artvin bölgesinde üretilen balların pazarlanmaya çalışılığı bu standda küçük ana arı yetiştirme kutuları içerisinde sergilenmek üzere getirilmiş bir koloni görünüyor.
Ahşap malzemeler kullanılarak doğal bir ortam yaratılmaya çalışılan Ekoloji fuarındaki bu stand bal pazarlanmasında müşterinin sağlığını hedef almaya çalışarak bilinçli tüketici oluşmasında çabalar sarfediyorlar.

17 Ocak 2008 Perşembe

Edirne Lalapaşa Bal Üreticileri Birliği Başkanı Cavit Göçmen
Birlik yönetimindeki Hilmi bey ile birlikte Lalapaşa Bal üreticileri Birliği Yönetimini ziyarette bulunduk. Edirnenin meşhur ciğerinden de yemeyi ihmal etmedik.
Selimiye camii avlusunda yediğimiz ciğer ve köftelerin lezzeti sadece burada yenirse bu şekilde oluyormuş.
Akşam dönerken Silivride bulunan üyelerimizi ziyaret etmeden geçmedik. Trakya kazan biz kepçe.Bu hafta sonu tam bir evliya çelebi gibi olduk. Diyorlar ya bir şarkıda kariyerde yaparım, çocukta yaparım.

Herkese sağlıklı, başarılı, mutlu, huzurlu bir yaşam diliyorum.
Hayat kısa yaşamaya bakalım. Kalpleri kırmayalım.
Dil yarası bıçak yarasından kötüdür.

PINARHİSRADAN EDİRNEYE GEÇERKEN YOLDAKİ MUHSİN ABİNİN ARILIĞI

Arı kovanlarının kuluçkalıklarındaki bacaklar yerden yükseltirken trakyaya özgü kovanların oluşmasına neden olmuş. Burada nakliyeye uygun olmadıkları bir gerçek ama sabit arıcılık yapanlarında bu tip kovanlar için ayrıca yerden yükseltmek için sehpa inşası yapmaya gerek kalmıyor ve çalışma esnasında her biri ile müstakil çalışma söz konusu oluyor.

Arıcılar hiç bir mevsim fark etmiyor hep arılıktalar ve hep akılları arılıkta.

16 Ocak 2008 Çarşamba

PINARHİSARDA HAFTA SONU GEZİMİZ ÇOK GÜZEL GEÇTİ

Pınarhisarlı ve istanbullu Bal Üreticileri Birlik üyeleri hafta sonu bir araya gelerek bal üreticilerinin sorunları üzerine görüşmelerde bulundular.





Kovanlar adeta kovan pazarını andırır nitelikte. Kovanların sahibi Kemal abimiz. İlçe Tarım Müdürlüğünden emekli Ziraat Mühendisi.


Böylesi düzenli ve korunaklı saklanmış yaklaşık 800 adet kabarmış çerçevelerle dolu ilaveler.

Her bir ilave yığını Kemal beyin özenli ilgisi ile,çerçeveleri korumak üzere 15 günde bir tütsüden geçirilmiş.
Ali Osman Çalık abimiz dost canlısı bir kişiliğe sahip. Hepimiz ile ayrı ayrı ilgilendi.
Ali Osman Çalığın samimi ve sıcak kanlı yaklaşımı ile birlik ve beraberlikten haz duyan üyelerin diyoloğu son derece taktir edilecek bir halde idi.
Kabarmış peteklerin bir hazine olduğu hepimizce malum. Bu denli fazla miktarda kabarmış çerçeve görünce koruma altına almak ayrı bir özen ve gayret gerektirmekte.

Depo dışındaki görünüm daha da dehşet ve bir o kadarda ilginç. Ağaç dallarındakiler kar değil. Kırağı. Sabah erken vakitte çıktık yola hava çok soğuktu akşama kadar bu kırağı rimedi ve adeta kar gibi bir görüntü ortaya çıkmış.
Hepimiz bu güzel manzara ile resim çekilmek istedik.
Hava akşama kadar bu şekilde sisli ve kapalı idi. Adeta sisli ve soğuk bir buzhane içerisinde gibiydik. İstanbula yaklaşınca hava birden açıldı. Hatta aynı saatlerde arkadaşlar hamsi partisine bizi çağırdılar fakat sohbet o kadar akıcı olduki zamanın nasıl geçtiğini anlayamadık. Neticede hamsi partisine geç kaldık.
Kovan pazarında kovan satılır. İhtiyacı olanlara kabarmış petek ve eski kovan verilir. Müracaat Ali Osman Çalık.
Depoda yaptığımız incelemelerden sonra birlikteliğimizin resimlerini çekildik.Ardından Bülentin arılığına doğru hareket ettik. Ama arıları göstermeye pek niyeti yok.


Bu resimler yıllar sonra hatıra kalacak. Blog adeta albümüm haline geldi. Sizlerle paylaşılan resimler bilgilerimizi ve yani dostlarımızın tanıtılmasındada yardımcı oluyor.
Depoyu bekleyen bu şirin sarışın bizi görünce çok neşelendi. Ordan oraya koşturuyordu.

ali Osman abi bir türlü zıplatamadı, zıplatıncada ben havada resim yakalayamadım. Biyolog meslektaşım Bülent. Ayrıca arıcı meslektaşım.



15 Ocak 2008 Salı

PINARHİSAR BAL ÜRETİCİLERİ BİRLİĞİ KARDEŞ BİRLİĞİMİZ OLDU

PPınarhisar Bal Üreticileri Birliği ve İstanbul Bal Üreticileri Birliği kardeş birlikler haline geldiler.
Etkinliklerde birbirlerini destekleyen ve bilgi alış verişleri noktasında yardımlaşan birlik yöneticileri çalışmalardaki ve yönetimsel süreçteki ortak sorunlar üzerinde durarak çözüm önerileri üreterek çalışmalarda bulunma kararları aldılar.
Pınarhisar Bal Üreticileri Birliği yönetim kurulu başkanlarından Ali İhsan Çalık yıllardan beri akümülatörle çerçevelere mum geçirdiklerini, tele tutturarak sağlıklı çerçeve yaptıklarını dile getirdi. Bu bilgilerin paylaşılmasının önemini vurgulayarak, arıcıların bilgilerini artırma noktasında eksikleri olduğunu söyledi.
Ali bey çok yönlü bir kişi. Akvaryumda bal üretmekten, arıcılığa, maden çalışmalarından, müteahitliğe kadar çok yönlü bir insan. Her arıcıda olan meziyetlerin aynı ondada var.
Bu pencereli güneş ısısı ile çalışan mum eritme aleti de Ali beyin yapısı.
Bildiğimiz diğer güneş ısısından faydalanarak mum eriten aletlerin aynı.
İki çerçeve alabilen bu aletlerin çok uzun olanlarını ve birden fazla çerçeve yerleştirilebilenlerini de görmüştüm ama resimleyememiştim. Yolum düşerse resimliyip sizlerle paylaşacağım.
Ali beyin kovan çeşitleri. Hemen hepsi langstrot fakat trakyada çok gördüğümüz bacaklı olanlarıda var. Çerçeve ölçüleri aynı. Tabi olmazsa olmaz trakya tipi sepet kovanlar.


Sabah erkenden börekler, çaylar, sütler ve kahveci muhtar abimizin balından,çay içerken balın tadına da baktık. Çok muazzam bir köy balı.
Arı teknikeri Üzeyir kardeşimiz balı test etti ve onayladı.
Üretmenin mutluluğunu ve huzurunu yüzünde hissettiğimiz abimize ömür boyu yüzündeki mutluluğu kaybetmemesini diliyorum.
Ali abinin eski evlerinin bahçesinde bulunan bu minik arılık kış döneminde biraz sıkça yerleştirilmiş olmakla birlikte, diğer arılığa taşıyacağından arılarla çalışması daha sonra rahat bir hale gelecekmiş. Fakat her arı kovanının mustakil bir yükseklik üzerine konulması, birbiri önünü kapatmayacak şekilde yerleştirilmesine özen gösterilmiş.

Trakya belli bir bölgeye kadar sis duman, kar kırağı idi. Yerlerdeki cam gibi buz benim ödümü kopardı. Araba daha 6 aylık bu buzda kayarda sağa sola çarparım diye korktum doğrusu.

Bu günlük bu kadar. Daha sonra size kovan pazarından görüntüler ve kursumuzdaki resimlerden sunucam. Çok verimli geçen kurs çalışmalarımızın resimlerini bile yoğun çalışmalardan dolayı koymaya fırsat bulamadım.




Bu ara havalar artık ne kadar soğuk olursa olsun çok kısa bir süre sonra yurdun hemen her yerinde yumurta atmaya başlayacak arılarımız. Güneyde ve egede ki arkadaşlarımızın yumurta kesilmediki sözlerini duyar gibi oluyorum. Her ne olursa olsun fazla rahatsız etmeden arıların bu mevsimde üzerine güçlerine göre 200 gr ile 500 gr kadar kek konulabilir. Fakat konulan kek arının gücüne göre verilmeli ve bu kek kısa sürede bitirmelerine imkan vermelidir. Eğer arılar fazla verilen kekten dolayı dışarı çıkıp, suya gider ve ısı düşüklüğünden dolayı orada felç olacak ise hiç vermeye gerek yok. Fazlası zarar azı karar misali. Sadece uyandırma anlamında kek verilmesi gerekir. Fazlaca kek vermenin bir esprisi yok. Hele hele kışın ortasında arı besleme arıya yarardan çok zarar getiren bir durum arz eder. Unutmayalımki arılar yaban kaynaklı canlılardır ve bu canlıların hiç birine yaban hayatta bir insan eli yardımı yoktur. Ne bir ağaç kavuğuna ne de duvar çatlağına girmiş oğul, insan yardımına ihtiyaç duyar ve kek ile beslenme yapılmadan sağlıklı bir şekilde gelişimini sürdürebilir.



Herkese çalışmalarında sonsuz başarılar diliyorum. Saygılar sunarım.

12 Ocak 2008 Cumartesi

ANLAYANA SİVRİ SİNEK SAZ ANLAMAYANA DAVUL ZURNA AZ MİSALİ BİR ANEKTOD

Parkta çocuğa saldıran köpeğe üniversiteli bir genç koşarak müdahele etmiş. Az daha çocuğu parçalayacak olan köpeği genç boğarak öldürmüş ve çocuğu kurtarmış. Hemen oracıkta olayı gören gazeteci bu mükemmel olayı gazetede yayınlamak istiyorum izniniz olursa demiş. Şöyle bir başlığa ne dersiniz cesur amerikan genci savunmasız çocuğu vahşi köpekten kahramanca kurtardı. Genç cevap vermiş olur fakat ben amerikalı değilim pakistanlıyım demiş.
Bunun üzerine gazete ertesi gün aşırı dinci bir pakistanlı new york parkında masum amerikan köpeğini katletti diye başlık atmış.

7 Ocak 2008 Pazartesi

KAYRALLARIN OFİSİNDEKİ ANLAMLI DİZELER.

Nizamettin Kayral'ın arıcılık camiasına kazandırdığı yapıtlarını bilmeyenimiz yok. Oğlu Güner Kayralın ofisinde çerçeve içerisinde yer alan aşağıdaki dizeler aşağıdaki hikayeyi adeta destekleyip perçinliyor.
Paylaşımların sınırsız olması dileklerim ile. Kalın sağlıcakla.

ERSAN BAŞKAN ADLI ARICI ARKADAŞIMIZIN MAİLİ SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTEDİM.

EMEGİN KARŞILIGI

Hindistan'da yaşayan Ranga Guru isminde çok ünlü ve herkes tarafından kusursuz bulunan bir ressam varmış. Bu ressamın eğittiği, bir öğrencisi varmış. İsmi: Raciçi Raciçi uzun bir sürecin ardından eğitimini tamamlamış ve son resmini Ranga Guru'ya götürmüş.Ondan bir değerlendirme istemiş... Ranga Guru ise; -Sen artık bir ressamsım Racaçi.. artık senin resmini halk değerlendirecek. diyerek, resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş. Yanına da kirmizi bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Raciçi denileni yapmiş... Ve birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki, tüm resim çarpılar içinde ve neredeyse görünmüyor... Çok üzülmüs tabii. Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki.. Alıp resmi götürmüş Ranga Guru'ya ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş. Ranga Guru üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş.Raciçi yeniden yapmış resmi ve gene Ranga Guru'ya götürmüş. Tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş Ranga Guru... Ama bu defa yanına bir palet dolusu çesitli renklerde yaglı boya, birkaç fırça ile birlikte... Ve yanına insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile birlikte bırakmasını istemiş. Raciçi denileni yapmiş... Birkaç gün sonra gittigi meydanda görmüs ki resmine hiç dokunulmamış, firçalar da, boyalar da kullanılmamış...Çok sevinmiş ve koşarak Ranga Guru'ya gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış.. Ranga Guru ise; "Sevgili Raciçi, sen birinci konumda insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşabileceğini gördün... Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı... Oysa ikinci konumda onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarını istedin... yapıcı olmak eğitim gerektirir... Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkmadı, cesaret edemedi... Sevgili Raciçi, mesleğinde usta olman yetmez,bilge de olmalısın.. Emeğinin karşılığını ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın...

Onlara göre senin emeğinin hiç bir değeri yoktur... "Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartişma...""

Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide;Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki..." (Mevlana)

Bizlerle paylaştığın bu mail için sana çok teşekkür ediyorum. Herşey gönlünüzce olsun.

3 Ocak 2008 Perşembe

MEMLEKETİM KASTAMONUDAKİ KESTANE AĞAÇLARININ DURUMU.

Tüm dünyada kestane ağaçlarında iki hastalık kaydedilmiş durumda. Bunlardan biri mavi mürekkep hastalığı dal ve gövdede öz bölgesinde çürüme ile kendini gösteriyor ve mavi renkli bir sıvı ile kendini belli ediyor, diğeride dal kanseri kestane ağaçlarında önce yapraklarda

sararma ve giderek ilerleyen yıllarda dallarda kuruma olarak karşımıza çıkıyor.Buradaki resimler ağırlıklı olarak dal kanserini ortaya koyan resimler. Bu durum biz kestane balı üreticilerinin ilerleyen yıllarda çiçek açan dallardaki azalma nedeni ile belki de bal eldesini azaltacak ve giderek yayılan bu durumdan dolayıda belkide ilerleyen yıllarda kestane balı bile üretemeyebiliriz.Tüm dünyada kestane ağaçlarının bulunduğu yerlerde bu hastalıklar ile karşılaşıldığı giderek yayılma nedeni ile tedbirler alınması gerektiği bilimsel makalelerde mücadele yöntemleri ile birlikte belirtilmekte. Öncelikli olarak İtalyada ve Fransada dal kanseri ile mücadelelerde gençleştirme yönteminin kullanıldığı kaydediliyor. Uygulama öncelikli olarak hasta olan ağaçların ve hastalıklı kısımlarının imhası şeklinde olurken , yeni sürgünlerin oluşması yada yeni ağaçların yetiştirilmesi ile dal kanseri hastalığının önüne geçildiği ve ağaçların meyve verme kapasitesinde artış sağlandığı belirtilmekte. Bir çok tüketici kestane balındaki buruk acı tadı beğenmez iken bir çoğuda bu sert tadı ayrı bir özellik olarak aramakta. Donma süresinin uzun süre olması Karadeniz Teknik Üniversitesi Biyokimya bölümü hocalarının yapmış olduğu araştırmalar ile antioksidan maddece diğer ballara göre çok daha fazla olması yani yaşlanmayı geciktirici ve kanserli hücrelerin gelişimine ket vurması gibi önemli bir özelliği içerisinde bulundurması nedeni ile büyük bir hazine. Genellikle çiçeklenme döneminde yağışlı hava ile karşılaşan arıların bal toplama süresinin kısıtlı olması kestane balının diğer ballara göre daha az üretilmesine neden olan etkenlerden biri. Genellikle karadenizin içinde yer aldığı sibirya oriential diye adlandırılan bölgenin karakteristik bitkisi olan kestane bitkisi Castanea sativa bilimsel adı ile Fagaceae yani kayıngiller familyasına ait bir üyedir.

Meyvesinin, balının tadına doyum olmayan, mobilyasının dayanıklı olduğunu bildiğimiz Bursa ilimizin şekerini meşhur ettiği, Türkiyede İnebolunun kuzu kestanesi olarak tanıdığı yaban hayata ev sahipliği yapan ve ekolojik dengede önemli bulunan kolay kolay yetiştirilemeyen bu mükemmel ağaçların nesillerinin tükenmemesi dileklerimle.

1 Ocak 2008 Salı

İLGİLİSİNE DUYURULUR.

YALÇIN SEZER İLE İLGİLİ

SIKINTISI OLANLAR

GÖRÜŞEBİLİRLER.

0 532 286 96 23

0 505 476 96 06