KKKA AÇISINDAN İSTANBUL RİSK TAŞIMIYOR
Zati Vatansever'in verdiği bilgiye göre, İstanbul'da görülen kene türü ağırlı olarak Ixodes Ricinus. Bu kene genellikle nemli taban örtüsüne sahip ormanlık alanlarda yaygınlık gösteriyor. Türkiye'de en çok Marmara ve Karadeniz bölgelerinin denize bakan kesimleri ve Akdeniz bölgesinin yüksek kesimlerinde görülüyor.
Söz konusu kene Laym Boreliyoz ve kene ensefaliti denilen iki ciddi hastalık taşıyabiliyor. Bu hastalıklar da günümüzde birçok Avrupa ülkesinin başlıca sağlık sorunları arasında yer alıyor. KKKA hastalığı ise hyalomma marginatum adındaki kene tarafından bulaştırıyor. Bu kene genellikle orta Anadolu platosu ile Karadeniz Bölgesinin güneye bakan kesimleri arasında yaygınlık gösteriyor. İstanbul'da ise pek gözlenmiyor. Dolayısıyla İstanbul'da KKKA hastalığı açısından bir risk bulunmuyor.
KKKA VİRÜSÜ TAŞIYAN KENE
Türkiye'de 30'un üzerinde kene çeşidi bulunuyor ve bunlar 800'ün üzerinde hastalık taşıyor. KKKA virüsü her kenede bulunmuyor. Bu virüsü özellikle Hyalomma soyuna ait keneler taşıyabiliyor.
Virüs taşıyabilen kene yumurtadan çıktıktan sonra tavşan gibi küçük yaban hayvanları ile yerde beklenen yabani kuşların üzerinde konaklıyor. Erişkin olduğu zaman buradan yere düşüyor, daha sonra da büyük yaban hayvanları, büyükbaş evcil hayvanlar ve insanların üzerine geliyor. Beslenmesini tamamlayan kene tekrar toprağa düşüyor erkek ölüyor, dişi kene ise önce yumurtluyor (bir defada 5-7 bin adet yumurta bırakıyor) daha sonra ölüyor. KKKA virüsü taşıyan bir kenenin yumurtalarının yüzde 3-5'i virüslü çıkıyor.
Erişkin avcı kene konaklayacak bir canlı bulamazsa iklim şartlarına göre ortalama 1 yıl yaşıyor. Artı 16-18 derece sıcaklıkta yaşam süresi 3 yıla kadar çıkıyor.
Büyükbaş yaban veya evcil hayvanlara gelen kene bir defa besleniyor (kan emerek), bu da 10-15 gün sürüyor.
Bu keneler karakter olarak diğer kenelere benzemiyor. KKKA virüsü taşıyabilen Hyalomma soyuna ait keneler "avcı kene" olarak da biliyor. Bu keneler diğer keneler gibi otların üzerinde değil toprakta veya toprak altında saklanıyorlar, titreşimleri, ısı, koku ve nefesteki karbondioksiti hissedebiliyorlar, gözleri olduğu için de avlarını siluet şeklinde görebiliyorlar ve avlarına atlıyorlar.
KORKMAYIN, KİŞİSEL ÖNLEMİNİZİ ALIN
Hangi kene türü olursa olsun, kenelerle bulaşan hastalıklardan korunmak için birinci ve en öncelikli yapılması gereken şey "kişisel korunma önlemlerinin" alınması. Bu konuda Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış kene öldürücü spreyler ile muamele edilmiş elbiselerin kullanılması, kenelerden korunma açısından önem taşıyor.
Özellikle kırsal alanda yaşan, tarlada çalışan kişilerin bunu bir yaşam tarzı haline getirmeleri gerekiyor.
NASIL ÇIKARILMALI
Vücuda kene yapıştığı zaman öncelikle paniklememek gerekiyor, çünkü her kene hastalık taşımıyor. Keneyi bir uzmanın çıkarmasına veya hemen bir sağlık kuruluşuna gitmek gerekmiyor.
Keneyi deriye batmış bir ağaç kıymığı gibi algılamak gerekiyor. Kene elle, peçete, pens veya iple çıkartılabiliyor. Keneyi deriye tutunduğu en yakın yerinden sabit ve yavaş hareketlerle çıkartmak gerekiyor. Keneler kolay kolay patlamıyorlar ve kusmuyorlar.
Kene tutunmasını takip eden ilk 10 günü takip etmek gerekiyor. Ateş, baş ağrısı ve aşırı kırgınlık varsa hemen bir sağlık kuruluşuna gidip kene tutma hikayesini doktora anlatmak gerekiyor.
Bu arada Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yetkilileri de kenelerin tümüyle yok edilmesinin imkansız olduğunu belirtirken, "bu konuda insanlık aciz kaldı" diye konuştular. Kene ile mücadelede en önemli önlemin "kişisel önlem" olduğunu vurgulayan yetkililer, pikniğe veya yeşil alana giden insanların en azından elbiselerinin kıvrım yerlerine sinek ilacı sıkmaları tavsiyesinde bulundular.
Teknik arıcılık sitesi arıcıların sıkıntılarını, problemlerini paylaşmak ve arıcılıktaki yeni gelişmeleri aktarmak amacıyla kuruldu. Sitenin gelişimine katkıda bulunmak için her türlü yapıcı eleştirilerinizi eksik etmeyin ki, bilgilerimizin artmasına yardımcı olacak sitemiz gün geçtikçe büyüsün ve gelişsin.
arıcıların sorunları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arıcıların sorunları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Mayıs 2008 Pazartesi
UYKU HASTALIĞI YAYAN SİNEKLERDE KAPIDAYMIŞ
ÇEÇE SİNEKLERİ», 1 santimden biraz iri sineklerdir. Koyu renk tonları, grimsi esmer ile koyu sarımsı - esmer arasında oynar. Yatay ve zayıf hortumlarından ve sırtlarından makas gibi caprazlanmış kanatlarından derhal tanınırlar. Kafaları geniş, torakstan az daha dardır. Bir çift iri petek gözleri vardır. Erkekler, dişilerden ancak cinsiyet organlarından ayırt edilirler.Çeçe sinekleri yalnız Afrika'da bulunurlar. Orta Afrika'nın geniş bir alanında insanlarla evcil ve yabani hayvanların ölümüne sebep olduklarından, «Glossinidae» ailesi bütün kitaplarda yer alır.Çeçe sinekleri'nin çok garip bir üreme usulleri vardır. Döllenen dişi, rahminin içinde gelişen ve özel bir salgıyle beslenen bir tek yumuşak, hacimli ve beyazımsı larva doğurur. Anne bunu doğurmak için, kumlu bir alanda bir bitki dibi veya devrilmiş bir ağaç altı arar. Larva doğduktan sonra beslenmeyerek derhal toprağın içine girer ve birkaç saatin içinde küçük bir fıçı biçiminde, siyahımsı bir pupa olur. Çeçe sineği altı hafta sonra pupanın içinden çıkar. Her iki eşey de kan emicidir. Çeçe sinekleri'nin birçoğu, insanların ölümüne sebep olan Afrika uyku hastalığının amilleri tripanozoma'ların ileticisidir.

Ufak, fakat tehlikeli bir aile:
«Glossinidae» ailesi çok ufaktır. Yirmi bir türün hepsi «Glossina» grubundandır. Bu türler üç gruptur:Adını «Glossina fusca» türünden alan «fusca» grubundan on tür vardır. Bunların, Afrika uyku hastalığını bulaştırıcı rolleri yoktur.Adını «Glossina palpalis» ten alan «palpalis» grubunda beş tür bulunur. Bu grubun üyeleri, Gambiya uyku hastalığının âmili «Trypanosoma gambiense» yi insanlara, suma hastalığına sebep olan «Trypanosoma uniforme» yi koyunlarla keçilere, «Trypanosoma vivax» ı ise sığırlarla atlara bulaştırırlar.Adını ««Glossina morsitans» tan alan «morsitans» grubunda altı tür vardır. Bu çeçe sinekleri, Rodezya uyku hastalığı'mn âmili «Trypanosoma rhodesiense'yi insanlara, öldürücü nagana hastalığının âmili «Trypanosoma brucei» yi sığırlarla atlara, suma hastalığına sebep olan «Trypanosoma caprae» yi sığırlara ve otlayan yabani hayvanlara, «Trypanosoma suis» i ise domuzlara bulaştırırlar.
Kaynak:
http://www.hayvanansiklopedisi.com/Oldurucu-Cece-Sinegi.html
Ismail Daracikliwrote:
Yeni bela "uyku hastalığı" kapıda25.05.2008Uzmanlar, Afrika'dan yurda giriş yapan ürünlerle birlikte gelen ve kara sinekten daha iri olan çöl sineğinin öldürücü etkiye sahip "uyku hastalığı" bulaştırdığını belirterek, yetkilileri uyarıyor.Sedef ŞENKAL DEMİR/ GAZETEPORT İSTANBUL- Ziraat Yüksek Mühendisi Derya Ulaşoğlu, kenelerin yanı sıra yine ölümle sonuçlanan bazı salgın hastalıkların da yine kapıda olduğunu belirterek, özellikle Afrika'dan yurda girişi yapılan ürünlerde ilaçlamanın büyük önem taşıdığını söyledi. Ulaşoğlu çeçe sineği de denilen "Tsetse Fly", yani çöl sineğinin gümrüklerden yurda giriş yaptığına dikkat çekerek, Kanamalı Kırım Kongo hastalığına neden olan keneler gibi bu sineklerin de öldürücü olacağını söylüyor. GÜMRÜKTEN GEÇEN ÖLÜMCÜL SİNEKLERTürkiye'ye Afrika'dan bol miktarda ürün girişi olduğunu belirten Ulaşoğlu, gümrüklerde fumigasyon, yani zehirli gaz ile böcekten arındırma yönteminin iyi uygulanmadığına dikkat çekerek şu uyarılarda bulunuyor: "Şu anda yalnız Afrikada görülen 'Tsetse Fly' (Çeçe Sineği, Çöl Sineği) veya ' Glossina spp.' , 'Trypanosoma' parazitinin bazı türlerini insanlara taşıyarak "Uyku Hastalığı" ( Sleeping sickness)'na, at, sığır gibi hayvanlara taşıyarak da "Nagana Hastalığı"na neden olmaktadır. Bu durumun iş kaybına neden olmanın yanında öldürücü etkisi de vardır." HER YIL 250-300 BİN KİŞİ UYKU HASTALIĞINA YAKALANIYORWHO (Dünya Sağlık Teşkilatı) kayıtlarına göre heryıl 250-300 bin kişi uyku hastalığının pençesine düşüyor. Tedavisi çok pahalı olan bu hastalık karasinek gibi görünen ancak 'Tsetse' sineklerinden bulaşıyor. Tsetse sineklerinin karasinekten biraz iri olup, 8-17 mm uzunluğunda olduğu belirtiliyor. Bu sineklerin Türkiye'ye Afrika'dan giriş yapan ürünler içerisinde geldiği belirtilirken, Afrika'dan ülkemize tonlarca ürün girişi olması nedeniyle uzmanlar vatandaşları uyku hastalığı bulaştıran bu sinekler için ciddi bir şekilde uyarıyor.FUMİGASYON'UN ÖNEMİ"Ülkemizde böcek populasyonun artışı ve yeni türlerin ortaya çıkmasında 'Küresel ısınma' tek başına sorumlu tutulamaz.Ülkeye giriş yapan her türlü ürün içerisinde canlı hayvan girişi de önemli bir konudur. Gelişmiş ülkeler ,ülkeye giriş yapan her türlü üründe (mermer dahil) fumigasyon şartı (zehirli gaz ile böcekten arındırma yöntemi) aramaktadır. Ülkemizde bu sorun ne yazık ki az gelişmiş ülkeler boyutundadır.Her türlü yönetmeliğe rağmen ülkeye içerisinde canlı hayvan olan ürün girişine (gıda dahil) iltimas gösterilmektedir.Bu olay kimi kime şikayet edeceksin boyutundadır.Olaylar görmezlikten gelinmektedir.Gazeteport.com

Ufak, fakat tehlikeli bir aile:
«Glossinidae» ailesi çok ufaktır. Yirmi bir türün hepsi «Glossina» grubundandır. Bu türler üç gruptur:Adını «Glossina fusca» türünden alan «fusca» grubundan on tür vardır. Bunların, Afrika uyku hastalığını bulaştırıcı rolleri yoktur.Adını «Glossina palpalis» ten alan «palpalis» grubunda beş tür bulunur. Bu grubun üyeleri, Gambiya uyku hastalığının âmili «Trypanosoma gambiense» yi insanlara, suma hastalığına sebep olan «Trypanosoma uniforme» yi koyunlarla keçilere, «Trypanosoma vivax» ı ise sığırlarla atlara bulaştırırlar.Adını ««Glossina morsitans» tan alan «morsitans» grubunda altı tür vardır. Bu çeçe sinekleri, Rodezya uyku hastalığı'mn âmili «Trypanosoma rhodesiense'yi insanlara, öldürücü nagana hastalığının âmili «Trypanosoma brucei» yi sığırlarla atlara, suma hastalığına sebep olan «Trypanosoma caprae» yi sığırlara ve otlayan yabani hayvanlara, «Trypanosoma suis» i ise domuzlara bulaştırırlar.
Kaynak:
http://www.hayvanansiklopedisi.com/Oldurucu-Cece-Sinegi.html
Ismail Daracikli
Yeni bela "uyku hastalığı" kapıda25.05.2008Uzmanlar, Afrika'dan yurda giriş yapan ürünlerle birlikte gelen ve kara sinekten daha iri olan çöl sineğinin öldürücü etkiye sahip "uyku hastalığı" bulaştırdığını belirterek, yetkilileri uyarıyor.Sedef ŞENKAL DEMİR/ GAZETEPORT İSTANBUL- Ziraat Yüksek Mühendisi Derya Ulaşoğlu, kenelerin yanı sıra yine ölümle sonuçlanan bazı salgın hastalıkların da yine kapıda olduğunu belirterek, özellikle Afrika'dan yurda girişi yapılan ürünlerde ilaçlamanın büyük önem taşıdığını söyledi. Ulaşoğlu çeçe sineği de denilen "Tsetse Fly", yani çöl sineğinin gümrüklerden yurda giriş yaptığına dikkat çekerek, Kanamalı Kırım Kongo hastalığına neden olan keneler gibi bu sineklerin de öldürücü olacağını söylüyor. GÜMRÜKTEN GEÇEN ÖLÜMCÜL SİNEKLERTürkiye'ye Afrika'dan bol miktarda ürün girişi olduğunu belirten Ulaşoğlu, gümrüklerde fumigasyon, yani zehirli gaz ile böcekten arındırma yönteminin iyi uygulanmadığına dikkat çekerek şu uyarılarda bulunuyor: "Şu anda yalnız Afrikada görülen 'Tsetse Fly' (Çeçe Sineği, Çöl Sineği) veya ' Glossina spp.' , 'Trypanosoma' parazitinin bazı türlerini insanlara taşıyarak "Uyku Hastalığı" ( Sleeping sickness)'na, at, sığır gibi hayvanlara taşıyarak da "Nagana Hastalığı"na neden olmaktadır. Bu durumun iş kaybına neden olmanın yanında öldürücü etkisi de vardır." HER YIL 250-300 BİN KİŞİ UYKU HASTALIĞINA YAKALANIYORWHO (Dünya Sağlık Teşkilatı) kayıtlarına göre heryıl 250-300 bin kişi uyku hastalığının pençesine düşüyor. Tedavisi çok pahalı olan bu hastalık karasinek gibi görünen ancak 'Tsetse' sineklerinden bulaşıyor. Tsetse sineklerinin karasinekten biraz iri olup, 8-17 mm uzunluğunda olduğu belirtiliyor. Bu sineklerin Türkiye'ye Afrika'dan giriş yapan ürünler içerisinde geldiği belirtilirken, Afrika'dan ülkemize tonlarca ürün girişi olması nedeniyle uzmanlar vatandaşları uyku hastalığı bulaştıran bu sinekler için ciddi bir şekilde uyarıyor.FUMİGASYON'UN ÖNEMİ"Ülkemizde böcek populasyonun artışı ve yeni türlerin ortaya çıkmasında 'Küresel ısınma' tek başına sorumlu tutulamaz.Ülkeye giriş yapan her türlü ürün içerisinde canlı hayvan girişi de önemli bir konudur. Gelişmiş ülkeler ,ülkeye giriş yapan her türlü üründe (mermer dahil) fumigasyon şartı (zehirli gaz ile böcekten arındırma yöntemi) aramaktadır. Ülkemizde bu sorun ne yazık ki az gelişmiş ülkeler boyutundadır.Her türlü yönetmeliğe rağmen ülkeye içerisinde canlı hayvan olan ürün girişine (gıda dahil) iltimas gösterilmektedir.Bu olay kimi kime şikayet edeceksin boyutundadır.Olaylar görmezlikten gelinmektedir.Gazeteport.com
Etiketler:
arıcıların sorunları
20 Aralık 2007 Perşembe
GIDA VE BAL SEKTÖRÜ SORUNLARI
Tüm sektörlerde olduğu gibi gıda sektöründe ve içinde bulunduğumuz bal sektöründe de bir takım sorunlar yaşanmaktadır ve vardır. Çözümüne şiddetle ihtiyaç duyulan bu sorunlar sektörün gelişmesinde ve toplumun sağlığını ayrıca ülkemizin itibarını ortaya koyacağı bir seri çalışma ile mümkün olabilecektir. Kayıt dışı üretimle birlikte ülkemizde sağlıksız ve bir o kadarda ciddi sorunlarla karşı karşıya olan sektörümüzde büyük işletmeler dışındaki bir çok işletme zorlukları yaşamakla karşı karşıya gelmek zorunda kalıyor.
Tabi ki içinde bulunduğumuz bal sektörünün de öncüleri, büyükleri ve küçükleri var ve bu sektörün her bir kısmında çalışanlarında bir takım sorunları var.
Fuarlar sırasında üreticiden sanayiciye her kesimden bal ile uğraşan büyük ve küçük işletmeler ile bir arada olma, görüş alış verişi yapma imkanı buldum. Burada hemen her kesim içinde bulundukları sektörün sorunlarından bunalmış durumdalar
Üretici sorunları.
Kaliteli ürettikleri balların donma özelliğinden dolayı perakende satışlarda zorluk yaşadıklarını ile getiriyorlar.
Toptancıların fiyatı çok düşük verdiğini belirtiyorlar.
Girdilerin pahalı olmasından dolayı rahatsızlıklarını söylüyorlar.
Burada üreticiler fazla miktarda kaliteli balı nasıl üretirim, bal dışında ne tür üretim modelleri olabilir, sektöre hangi normlarda ve nasıl bal üretilmesi gerektiği konusunda bilgi almak isteyen pek üretici bulunmuyor.
Toptancı bazındaki Küçük işletmeler
Üretici ruhsatı alımlarının zorunlu hale gelmesi ve kavanoza bal paketleme noktasında bakanlığın zorluklar çıkardığını, üreticinin üretim yanlışlıklarının kendilerine mal edildiğinden şikayetçi idiler. Örneğin balda bulunan sulfanamid kalıntısının üretici tarafından antibiyotikler ile bala karıştırıldığını ve bakanlık normlarına uygun olmayan bu balların dolumda kullanılmasının sonucunda baldaki kalitesizliğin kendilerine mal edildiğinden, cezai müeyyide uygulandığından şikayetçiler.
Büyük bal firmalarının pek şikayetlerini duymadım. Lakin bal birliklerinin bal üretiminde öncü olmalarını istediklerini söylediklerini duyuyoruz.
Sektörümüzde her alanda şüphesiz sorunlar var ve kayıt dışı bir üretim söz konusu. Tarım ab süreci içerisinde ele alınan ve düzenlemeye çalışılan bir sektör. Gıda sektörü ise tarım ürünü olarak karşımıza çıkıyor ve balda bu sektör içinde olmaz ise olmazlardan.
Büyük firmalar kendi çabaları ile ulusal ve uluslar arası normlarda bal üretiminin yapılmasını çabalamaktadırlar ve bunda da başarılı olmaktadırlar. Fakat bu başarı sektörün genelinde maalesef yok.
Bal birlikleri bu konuda amaçları doğrultusunda çalışmalar yaparlar. Üreticinin eğitimine önem verirler. Arılarının bakımı, ilaçlanması ve takibi arıcıların tüm sorunlarına yardımcı olmak için kurulmuş üretici birlikleridir.
Bakıldığında sektörün üreticilerinin ve sanayicilerinin ayrıca tüketicilerin her türlü sorunlarının çözülmesi noktasında fedakarca çalışacak bir kuruma ihtiyaç var. İşte bal birlikleri bu işleri yapmak üzere hazır ve nazır bekliyorlar.
Lakin bu işleri yapmak ve gerçekleştirmek için sektörün her kesiminden kişilerin bu sorunların giderilmesi noktasında samimi olmaları gerekiyor.
Üretici balı çok üretmek ve kaliteli üretmek noktasında yardım alsa ve balın pazarlanması noktasında görev yapanlarda kaliteli balların pazarlanması noktasında üretici ile anlaşmalı bir takım ürünlerin üretiminde onlara ballarını alıp satma noktasında yardımcı olsa nitekim anlaşmalı üretim modeline geçilse ve bu işleyiş üreticiden tüketiciye her noktasında kayıt altına alınsa hiçbir sorun kalmaz.
Kayıt dışı üretimi ortadan kaldırmalı. Kayıt altına alınma ciddi bir şekilde yapısal değişimle söz konusu olmalıdır. Bu şekilde üretim kayıt altına alındığında menşei belli olan ve kimyasal kalıntılardan uzak son derece kaliteli balların daha ucuza alınması mümkün olabilecektir.
Ticarette yüklü partiler daha uygun fiyata alınabildiği kuralını herkes bildiğine göre. Çok üret az paraya sat sürümden kazan felsefesi güdülmelidir. Büyük firmalar kar marjinallerini yüksek tutmamalı onlarda fiyatlardaki değişkenlikten faydalanma yolunu tercih etmelidirler.
Sonuç olarak tez zamanda bal üretimi sektöründe denetim ile ilgili yönetmelikler çıkarılmalıdır.
Tabi ki içinde bulunduğumuz bal sektörünün de öncüleri, büyükleri ve küçükleri var ve bu sektörün her bir kısmında çalışanlarında bir takım sorunları var.
Fuarlar sırasında üreticiden sanayiciye her kesimden bal ile uğraşan büyük ve küçük işletmeler ile bir arada olma, görüş alış verişi yapma imkanı buldum. Burada hemen her kesim içinde bulundukları sektörün sorunlarından bunalmış durumdalar
Üretici sorunları.
Kaliteli ürettikleri balların donma özelliğinden dolayı perakende satışlarda zorluk yaşadıklarını ile getiriyorlar.
Toptancıların fiyatı çok düşük verdiğini belirtiyorlar.
Girdilerin pahalı olmasından dolayı rahatsızlıklarını söylüyorlar.
Burada üreticiler fazla miktarda kaliteli balı nasıl üretirim, bal dışında ne tür üretim modelleri olabilir, sektöre hangi normlarda ve nasıl bal üretilmesi gerektiği konusunda bilgi almak isteyen pek üretici bulunmuyor.
Toptancı bazındaki Küçük işletmeler
Üretici ruhsatı alımlarının zorunlu hale gelmesi ve kavanoza bal paketleme noktasında bakanlığın zorluklar çıkardığını, üreticinin üretim yanlışlıklarının kendilerine mal edildiğinden şikayetçi idiler. Örneğin balda bulunan sulfanamid kalıntısının üretici tarafından antibiyotikler ile bala karıştırıldığını ve bakanlık normlarına uygun olmayan bu balların dolumda kullanılmasının sonucunda baldaki kalitesizliğin kendilerine mal edildiğinden, cezai müeyyide uygulandığından şikayetçiler.
Büyük bal firmalarının pek şikayetlerini duymadım. Lakin bal birliklerinin bal üretiminde öncü olmalarını istediklerini söylediklerini duyuyoruz.
Sektörümüzde her alanda şüphesiz sorunlar var ve kayıt dışı bir üretim söz konusu. Tarım ab süreci içerisinde ele alınan ve düzenlemeye çalışılan bir sektör. Gıda sektörü ise tarım ürünü olarak karşımıza çıkıyor ve balda bu sektör içinde olmaz ise olmazlardan.
Büyük firmalar kendi çabaları ile ulusal ve uluslar arası normlarda bal üretiminin yapılmasını çabalamaktadırlar ve bunda da başarılı olmaktadırlar. Fakat bu başarı sektörün genelinde maalesef yok.
Bal birlikleri bu konuda amaçları doğrultusunda çalışmalar yaparlar. Üreticinin eğitimine önem verirler. Arılarının bakımı, ilaçlanması ve takibi arıcıların tüm sorunlarına yardımcı olmak için kurulmuş üretici birlikleridir.
Bakıldığında sektörün üreticilerinin ve sanayicilerinin ayrıca tüketicilerin her türlü sorunlarının çözülmesi noktasında fedakarca çalışacak bir kuruma ihtiyaç var. İşte bal birlikleri bu işleri yapmak üzere hazır ve nazır bekliyorlar.
Lakin bu işleri yapmak ve gerçekleştirmek için sektörün her kesiminden kişilerin bu sorunların giderilmesi noktasında samimi olmaları gerekiyor.
Üretici balı çok üretmek ve kaliteli üretmek noktasında yardım alsa ve balın pazarlanması noktasında görev yapanlarda kaliteli balların pazarlanması noktasında üretici ile anlaşmalı bir takım ürünlerin üretiminde onlara ballarını alıp satma noktasında yardımcı olsa nitekim anlaşmalı üretim modeline geçilse ve bu işleyiş üreticiden tüketiciye her noktasında kayıt altına alınsa hiçbir sorun kalmaz.
Kayıt dışı üretimi ortadan kaldırmalı. Kayıt altına alınma ciddi bir şekilde yapısal değişimle söz konusu olmalıdır. Bu şekilde üretim kayıt altına alındığında menşei belli olan ve kimyasal kalıntılardan uzak son derece kaliteli balların daha ucuza alınması mümkün olabilecektir.
Ticarette yüklü partiler daha uygun fiyata alınabildiği kuralını herkes bildiğine göre. Çok üret az paraya sat sürümden kazan felsefesi güdülmelidir. Büyük firmalar kar marjinallerini yüksek tutmamalı onlarda fiyatlardaki değişkenlikten faydalanma yolunu tercih etmelidirler.
Sonuç olarak tez zamanda bal üretimi sektöründe denetim ile ilgili yönetmelikler çıkarılmalıdır.
Etiketler:
arıcıların sorunları
18 Aralık 2007 Salı
KOVAN İNDİRME TİMİ
Soldan başlayarak: Orhan Koca, Yalçın erdoğan, Yalçın Sezer, Salim abi, Niyazi abi, Ahmet abi.
Yalçın Erdoğanın arılığı. Sıcakda gölgelik var, rüzgarda rüzgar perdesi, aynı zamanda yağmurda ve karda kuruluk, güneye bakıyor sabahtan akşama güneş görüyor, Kışın içeri taşı arıları baharda dışarı çıkar bir kısmını. Gayet güzel bir arılık.
Eğer ki önünde kiviler de varsa ki burada öyle gel keyfim gel.
Öndekiler vezirköprülü Yılmaz kardeşimizin. Ondaki bilgiler daha da güzel.
Bu görüntüye hastayım bende. Çalışkan arıcılarımız. Üretken olan insanımız üretici olmayanların tabiki tepkisini alır.
Etiketler:
arıcıların birlikte çalışmaları,
arıcıların sorunları
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)