22 Aralık 2007 Cumartesi

ÜRETİMDE YENİ YAKLAŞIMLAR.

Üretimde yeni yaklaşımlar.

İçinde bulunduğumuz sektör bal sektörü. Lakin hem tarım hem gıda hem üretim ve hem de sanayi sektörüne hitap eden bir sektör özelliği taşımaktadır. Sektör anlamı ile baktığımızda yeni bakış açıları üretmek ve bu pencerelerden verimlilik artışlarında sektörde varlığımızı sürdürmek ve hatta gelişmek için zaman içerisinde bu sektörler arasında yer değişikliğine uğramak zorunluluğu doğmaktadır. Bu gün üretim sektörü içinde yer alırken bir müddet sonra sanayi sektöründe bulunulabilir. Bu gelişim göstergesidir. Olağan olan bu durum gerçekleşmez ise sektör ölür. Sektörün ölmesi değişikliği yaşayamamasından , dünya bakışının dar olmasından kaynaklanır.

Bal sektörü üretimi içinde bulunan her üreticinin dolum tesisi kurması büyük bir ekonomik kayıp ve aynı zamanda gereksiz bir yatırım olur. Belli bölgelerde kurulacak birkaç adet dolum tesisi büyük kitlelerin bal paketlemesinde artarda fazla bile kalır. Fason üretim dünyada hemen her sektörde kullanılan yeni bir yapılanma süreci yaratmaktadır.

Büyük firmalarda dahil olmak üzere bir çok firma üretim ayağından uzaklaşmakta ve hatta paketleme işlerini de fason hale getirmekte kendileri markalarını satma yolunu tercih etmektedirler. Üretim hamallık olarak düşünülmekte her işletmenin yaptığı işi en iyi şekilde yapması planlanmaktadır. Hesaplanmaktadır.

Sektörümüzün içinde de bu böyledir. Arı ıslahı, balın pazarlanması, paketlenmesi, yeni üretim modellerinin geliştirilmesi, alternatif yan ürünlerin üretilmesi, yeni bir takım çalışma stratejilerinin ortaya konulması hep fikir anlamında konuşulurken artık çalışır hale getirilmiştir. Birileri parçalanma olarak görürken bir diğeri uzmanlaşma olarak ifade eden bu tür çalışmalar kişilerin yaptıkları işlerde kaliteyi ortaya koyarken marka olmaları yolunda yollarının açılmasına neden olmuştur.

Bu gün kafkas arısı bir marka, yurdumuzdaki birkaç şirket bal sektöründe marka konumundadır. Başarılı şirketler en ucuz ve kaliteli üretilen ürün nerede ise mallarını oraya üretmektedirler. Bu onlara gelir sağlamaktadır. Üreticiye de öyle. Eğer üretilen mal kalitesiz ise şirket bir daha ürün almaz. Bu pek bal sektöründe bu şekilde görülemese de üretim modeli örneği bu tip olduğunda menşei belli olan ballar marka anlamında satışa sunulabilmekte ve üretici sanayici rolüne bürünebilmektedir. Eğer üretici sanayi rolü üslenmez ise şirketler ile çalışmayı tercih ederse o anlamda marka karını şirket, kar anlamında kullanır ve üreticinin de bir anlamda yükünü hafifletmiş olur.

Buradan üreticinin yada sanayicinin rolünü iyi belirlemesi ve yaptığı işi en iyi ve kaliteli şekilde yapması gerekliliği ortaya çıkıyor. Bu anlamda tüketici sağlıklı ve kaliteli üretimi almış oluyor.

Büyük şirketlerin marka yatırımlarında bulunmaları temennisi ile.

Birliklerin markalaşan ürünlerini satmaları dileklerimle.

Sektördeki üretim sektörüne katılmak isteyenlerin başarılı olmaları dileklerimle.

Üreticilerimizin bol ve hayırlı kazançlar kazanmaları dileklerimle.

Hangi ayağı oluşturmak istiyor isek isteyelim üretimin fason yapılması kazanç getiriyor. Karlılık getiriyor. Kalite getiriyor. Fason üretimlerde kalitesizlik ortaya çıkar mı? diye düşündüğümüzde kalitesiz üründe başarısızlık getirir. Müşteri portfeyi değişir. Her tüketici sağlıklı ürünü hak eder lakin parasına göre de ürün almak ister. Sadece ben çok kazanayım diğerleri ezilsin mantığı başarısızlığı getiriyor. Başarılarınıza başarılar katılsın. Tüm üreticiler sağlıklı ürün kullansın. Tüm kazançlarınız helalinden bol olsun.

Kalın sağlıcakla.

Yalçın SEZER
Uzman Biyolog
İstanbul Bal Üreticileri Yönetim Kurulu Başkanı

yalcinsezer@msn.com

www.teknikaricilik.com

2 yorum:

ilhamiuyar dedi ki...

Sayın hocam dediklerinize katılmamamk mümkün değil ayakta kalabilmek için şartlara uyum sağlamalı,değişen konjoktöre göre politika belirlemeliyizki rekabet edebilelim.Değişmeyen tek şey değişimmiş piyasa böyle yürüyor,kaliteliden ödün vermeden ,bölünmeden,amaçlarımızı belirleyerek gitmekten başka yolumuz olduğunu sanmıyorum.

Yalçın Sezer dedi ki...

teşekkür ederim İLhami bey.

Yalçın SEZER