25 Ağustos 2008 Pazartesi

YAPAY ANA ARI DÖLLENDİRME VE ARI ISLAHI KURSU GÖRÜNTÜLERİ

BİZİM ERKEKLERİ TOPLARSINIZ HE AL SANA DER GİBİ BİR KAÇ İŞÇİ ARININ GAZABINA UĞRAYANLAR VARDI.
ERKEK TOPLAMADA HERKES BAŞARILI İDİ.
ERKEKLER DİĞER ARILARA GÖRE ÇOK DAHA NAZİKLER ÇABUK TAHRİP OLUYORLAR. GÖRÜNÜŞLERİNİN AKSİNE HEM ÇOK BAL TÜKETİYORLAR HEMDE DAYANIKSIZ OLUYORLAR

10 Ağustos 2008 Pazar

FONDAN ŞEKER YADA DİĞER KEKLER

MERHABA

Pınarhisardan arkadaşlar bu mevsimde kek ile ilgili bilgi istemişler bilgim dahilinde aktarımda bulunmak istiyorum.

Sevgili okurlarım bal mevsimi bitti ve artık tüm kovanlarda birim arı başına daha fazlşa miktarda varova paraziti düşmekte. Bunun nedeni varova ömnrünün arı ömründen daha uzun olması. Mevcutlar bal dönemindeki kadar çok değil fakat güçlü buda sonbahar beslemesi yapmak için iyi bir zamanlama. Fakat yanlış ve bilinçsiz uygulamalar ile arıcılarımız bir anlamda sonbaharda genç bireyler yetiştirirken varovada yetiştirebilirler.

Sonbahar beslemesi biliyoruz ki bir nevi kış sigortası yerine geçiyor. Yanlız sonbahar beslemesi ile her göze atılan yumurta ile bir kaç adette varova yumurtası atılmakta böylece varova mevcudunun artışını körüklemiş olmaktayız. Yapılacak iş sonbaharda nektarında azaldığı baldan sonraki bu dönemde arı mevcudunun bol fakat yumuyrtanmın az olduğuı dönemde öncelikle varova mücadelesi yapmak olamlıdır.

Bir çok varova mücadelesinde kullanılan ilaçlar mevcut kesemize ve becerimize uygun olan bir çok ilacı kullanmak mümkün. Kullanım önerilerine uygun şekilde kullanılan her nevi ruhsatlı ilaç işimizi görecektir. Böylece kovan içerisinde varova temizliği yaparak yeni nesil varovaların üremesini ortadan kaldırmış olacağız.

Artık sıra beslemede yeni nesil işçi arılarımızın ömrü yaz dönemindekilere göre daha az çalıştıklarından daha uzun oluyor. Buda ancak sağlıklı bir kolonide çok yumurta atılması ile kışın bize fayda sağlar. Baharda hem ölümlerin azalmasını hemde arı ürünlerinin artmasını sağlar.

Bal dönemi sonunda hem nektarın azalması hemde varova miktarının çok olması neticesinde uygulanan varova ilacının ardından hemen mevcut çoğaltma işlemine girişilkmelidir. Elbetteki yapılacak iş besleme olacaktır.

Besleme yapılırken bilinenin aksine ve genelde yapılanınm aksine sizlere kek verilmesini önereceğim. Bir çok nedeni var. Arz edeyim.

Arılar bu dönemde nektar azalması söz konusu olduğundan yağmacılık eğilimi çok yüksektir. Yağmacılık eğilimini ortadan kaldıran en iyi besleme tarzı kek ile beslemedir. Bu şekilde verilen besleme neticesinde arıcı her gün yada fasılalı olarak yaz sıcağında ve arıların hırçın olduğu dönemde besleme çalışması yapmamış olacak ve arılar huzursuzlanmadan daha sakin bir şekilde daha uzun bir zaman süreceinde kesintisiz beslenme durumu ile yumurta atmaya zorlanmış olacaktır. Şekerle yapılan şurup ile besleme daha zor ve yağmacılığı tetikleyen bir besleme oluşturur. Beslemeye şurup ile daha ileride yani kekle beslemeden daha sonra yapmak ve eksik olan bal kemerindeki bölümün eksikliğini ortadan kaldırmak için dopink besleme yapılarak kışa girmek gerekmektedir. Dopinkli besleme koyu olmalı ve şerbetin ekşimesi ortadan kaldırılmalıdır.

Keklerin d oğal olmasına içerisinde arıların zorlanacağı katkı maddelerinin olmamasına özen göstermelisiniz. Keklerin içine konban katkı maddeleri hayvansal değil bitkisel kaynaklı olmalıdır. Süt tozu ve süt kullanılmamasına dikkat ediniz.

En iyi kek bal ve pudra şekeri ile yapılan kek olmakla birlikte sizin yapacağınız kektir. Lakin bu da ekonomik değildir. Fondan şeker adında yapılan kek hem çok ucuz hemde arılarca rahat tüketilen ve zararsız % 100 şeker pancarından üretilen bir üründür. Üstelik şeker pancarı üreticilerince kurulan bir fabrika tarafından üretildiği düşünüldüğünde onlara destek verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Sevgili okurlarım arılarımızı Tekirdağdan İstanbula pürenlik alana getirdik ve hemen dinlenmek üzere Kastamonuya Abana ve Bozkurt ilçelerine geri döndük. Hepinize buradan sonsuz selamlar.

Ürünlerinizin bereketli olması temennisi ile ....

16 Temmuz 2008 Çarşamba

14 Temmuz 2008 Pazartesi

TEKİRDAĞ- KARACAKILAVUZ KÖYÜNDE AYÇİÇEK BALI ÜRETME İŞLETMEMİZ.

Mesut bey ve eşi bu yıl en büyük şansım oldu. Aile atmosferi halinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Geçen yıl oğul vermiş ve yardımcımızı arıcılığa başlatmıştık. Bu yıl yüz üzerinde arı kovanı ile çalışmalarına devam eden yardımcımın ardından Mesut bey ve Gülhanım ablamızla etkin arıcılık çalışmalarımıza devam etmekteyiz. Bu yıl arıların satışına başlama sebebimiz arılarımızın sayısının haddinden fazla olması ve işlere yetişemiyor olmamızdı. Yeni yardımcılarımla tekrar arıcılığın keyfine varmış ve kendimiz yeni alanlarda geliştirmeye fırsat bulabilmiş oldum.
Trakyanın önemli bir sorunu eğerki yakınlarınızda su yok ise suluk oluşturma mecburiyeti. yakında bir gölet ve baraj olmasına rağmen arılıkta hazırlanmış suluğu kullanan arıların varlığı hem bizi sevindiriyor hemde işimizi artırıyor. Bildik su ile hastalıksız sağlıklı su vermiş oluyoruz. Bu iş içinde her gün yüzlerce arıya suluktaki su temini ayrıca bir iş olarak karşımıza çıkıyor.

Trakyada özel olarak ayçiçeği balı üreteceğim diye arı hazılama işini ilk defa bu yıl gerçekleştirdim. Geçmişte kestaneden gelir kışlayacağım arılıkların etrafındaki ayçiçek tarlalarında Allah ne verdi ise almaya çalışırdım. Birde bölmelerin yaptıkları balı alırdım. İki yıl önceki bereketli ayçiçek sezonunu unutamıyorum çok bal olmuş ve sağa sağa bitirememiştik. Değer kıymetinin fazla olmadığı bu sanayi balı olarak nitelendirilen Çok ve sağlıklı koloni çok bal demektir. Sürümden kazanma az gayretle olacaktır. Az miktarda pahalı bal üretmek müşteripotansiyeliniz çok ise elbette çok daha iyi. Barakanın telli camından bu görüntü yağmur gibi akan arıları çekmeye çalıştım başarılı olamadım. Malum trakyanınn rüzgarı bol oluyor.
Burada Ar-Ge çalışmalarında yardımcı olduğumuz MAYE marka kovanları görüyoruz. Arıcılığı zevk haline getiren yapısı ile bu kovanlar bir çok kişinin kendi doğal balını üretmesine imkan verecek.Arılar hem daha sağlıklı olacak hemde verimlilik artacak. Geçmişte her yerinden arı kaçıran kovanlarda nakliyeden önce hazılık çalışmalarım bir kaç gün sürerdi. Deliklerin çamurlanması. Çuvalların bantlanması. Üst tahtaların çivilenmesi önlerinin tıkanması kapak ve katların çivilenmesi taşıma sırasında gözden kaçan deliklerden çıkan arılar her seferinde gelen arkadaşaların arılarca taciz edilmeleri gerçi bizede bu geniş bilgi birikimini sağlayan çalışmalar oldu. Okuyan değil gezen bilir derler. Gezerken işin içinde yer almak hem alaylı hemde mektepli olmanın faydasını gördüğüm arıcılık çalışmalarında elimden geldiğinde herkese faydalı olmaya çalıştım. Hala çalışıyorum. Hizmet bizden taktir sizden.
Yeni aldığımız baraka. Mesut abi arıların başında inanın onu kıskanır oldum. Arıların keyfini o sürüyor. Bir arkadaşım bir anektod söylemişti. Şehrin en zengin adamının dünyada eşi benzeri olmayan arabası varmış ama arabayı şöförü kullanır ve keyfini sürermiş. Dünyada eşi benzeri olmayan bir çiftliği varmış Keyfini kahyası sürermiş. Çiftliği koruyan eşi benzeri olmayan köpeğinin keyfini bakıcısı sürermiş. Yzlığının olduğu villasındaki havuzun keyfini villada yaşayanlar sürermiş. Zengin amcamda elindeki varlığı ile gururlanmaktan başka bir iş yapamazmış. Mesut abiyi bu anlamda bende arıların başında hem tatil yapıyor hemde keyif sürüyor diye kıskanmıyor değilim anlayacağınız. Ben ıslah çalışmaları ile meşgulüm bu yıl. Ana yetiştirme işlemleri ile ilgileniyorum. Üç ayrı arılıkta yaptığımız eliminelerin kayıtları incelemeleri, ilerde belki özel bir arının oluşması noktasında çalışmalarımızı başlatmış bulunmaktayız.

Tekirdağ ili merkeze bağlı köylerden Karacakılavuz köyü bu yıl ayçiçek balı üretmek için gittiğimiz yerdi. Bu istasyondada verimli kızların kolonilerini işaretlemeden kendimizi alıkoyamıyoruz.. Bir kısmıda üretim etkinliğinde aktif olamayacağı düşüncesi ile önümüzdeki yaklaşık 40 günlük süre içerisinde ayçiçeğine hazırlandı. Bu durum Muhsin oğaroğlu hocamızın koloni destek sistemine benzer bir çalışma idi.
Ayçiçeği balı kestane balından çok daha bol miktarda üretilebiliyor. Kültür bitkilerinin balının çok olması hem arıcıları hemde tarla bitkilerindeki verimliliği artırıyor.
Bazı kovanlarda ikinci ballıkları atma mecburiyetimiz ortaya çıktı. Yeni tip besleme kapları arılıklarda bulunan çuval ihtiyacını ortadan kaldırdı. Görsel kirliliğe artık son vermiş olduk.Kovanların nefes almasıda diğer bir avantajı tüm kovanlara bu besleme kaplarından bir tane ekledik.
Standart kovan kullanmanın verimliliği artırmadaki etkisi tartışılmaz. Kovan ekipmanlarındaki standart, arı yaşamına yardımcı oluşu, arıcılık faaliyetlerindeki hızlı ve seri çalışma becerisine elvermesi bereketli bir arıcılığın olmasında çok büyük etkenlerden.

11 Temmuz 2008 Cuma

TV KANALLARI ARI HABERİ YARIŞINDA

Hemen hemen tüm kanallarda bu aralar arılarla ilgili haberleri görmek mümkün. 16.07.2008 çarşamba günü haber özelprogramında akşam21 sularında arılarla ilgili show tv de yine bir haber var. ilgilenenlere duyurulur.

29 Haziran 2008 Pazar

ARILAR YOK OLUYOR

http://www.showtvnet.com/haber/anahaber/haftalikarsiv/cumartesi.shtml

Buradan show tv deki arılar yok oluyor adlı akşam haberini izleyebilirsiniz.

17 Haziran 2008 Salı

ALİ YAŞAR MERİÇİN YAZISI

Değerli meslektaşlarımNedenmi arıyoruz ! Nedeni ben size söyleyeyim futursuzca yaşam alanını diğer canlıların aleyhine genişleten, ormanları keserek yok eden, çevreyi kirleten, Manyetik alan kirliliği yaratan, Yer küremizin bile ısınması sürecini başlatmayı beceren,Ozon tabakasını delen, Ozon tabakasının delinmesine neden olan zararlı gazların kullanımını kendi sağlığı için bir tehlike olmasına rağmen yasaklamayan,üreten ve kullanan, Suları kirleten hatta içilecek durumdan çıkarıp birer zehirli sıvı haline getiren, Düşüne bildiğini ve muhakeme yeteneğine sahip tek canlı olduğunu iddia eden fakat yaptıklarının sonuçlarına bakıldığında aslında hiç düşünemediğini ve muhakeme yeteneğine sahip olmadığını ispatlayan, Bu şekilde aymazlıkla devam edildiğinde Dünyamızın sonunu getireceğini azda olsa görebildiği için kirletmek ve yaşanamaz hale getirmek için başka gezegenler arayan ! Dünyamızdaki en zararlı canlı olan İNSAN bu işlerin tek ve yegane sorumlusudur.Bu kesin ve bilimseldir. Başka bir neden yoktur.Arılar olacakları bizlerden önce hissettikleri için kendilerine daha rahat yaşayabilecekleri alanlar aramaktadırlar bu nedenledir kaçışları eğer gezegenler arası uçabilselerdi bu dünyada daha fazla kalmazlardı ! Sebebide İNSANLAR ve Yaptıklarıdır.Saygı ve sevgilerimle.
Ali Yaşar MERİÇVeteriner HekimGÖRELE

16 Haziran 2008 Pazartesi

ARI DESTEKLEMELERİNDE YENİ DÜZENLEME

Ayvalıktan Erdal ÇOKENGİNİN araştırıp bizlerle paylaştığı destekleme ile ilgili bu yazıyı dikkatli okumakta fayda var.


13 Haziran 2008 CUMA Resmî Gazete Sayı : 26905Tarım ve Köyişleri Bakanlığından:HAYVANCILIĞIN DESTEKLENMESİ HAKKINDAUYGULAMA ESASLARI TEBLİĞİ(TEBLİĞ NO: 2008/31)
Aktif koloni (arılı kovan) desteklemesiMADDE 8 – (1) Arıcılık Kayıt Sistemine kayıtlı, en az otuz adet arılı kovana sahip işletme tanımlama numarası almış birlik üyesi arıcılara, aşağıda belirtilen kriterler çerçevesinde koloni başına destekleme ödemesi yapılır. Arıcılara yapılacak destekleme aşağıdaki esaslara göre belirlenir.a) Destekleme ödemesinden yararlanacak arıcılar, arılığın bulunduğu ilin il/ilçe müdürlüğüne doğrudan veya birlik aracılığı ile başvuruda bulunur;1) Dilekçe (Ek-15),2) Arılık ve Koloni Bildirim Formu (Ek-16),3) Arıcı kayıtlı olduğu il/ilçe dışında müracaat ediyor ise Arı Konaklama Belgesi ve Yurtiçi Hayvan Sevklerine Mahsus Veteriner Sağlık Raporunu ibraz eder.b) Destekleme için başvurular 2 Haziran – 31 Temmuz, işletme tespitleri ise 2 Haziran – 31 Ekim tarihleri arasında yapılır.c) İl/ilçe müdürlükleri birlik yetkilisi ile destekleme talebinde bulunan üreticilerin işletmelerini arılıkta inceleyerek "Arılık ve Aktif Koloni Tespit Tutanağı"nı (Ek-17) düzenler. Üreticinin gezginci arıcı olması halinde düzenlenen, dilekçe, Arılık ve Koloni Bildirim Formu, Arılık ve Aktif Koloni Tespit Tutanağı, Arı Konaklama Belgesi ve Hayvan Sevklerine Mahsus Veteriner Sağlık Raporunun asılları veya onaylı suretleri üreticinin bağlı bulunduğu il/ilçe müdürlüğüne gönderir.ç) Arıcının kayıtlı olduğu ilçe müdürlükleri desteklemeye konu belgeleri, icmal ekinde en geç 31 Ekim tarihine kadar il müdürlüğüne gönderir. İl müdürlükleri tarafından alınan belgeler kontrol edilip onaylandıktan sonra destekleme ödemesi için "Aktif Arılı Kovan Hak Ediş Belgesi" ni (Ek-18) birliklere göre ayrı ayrı düzenler. Hakediş belgeleri 03 Kasım tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde toplu olarak ilgili banka şubelerine gönderilir.d) 1 Kasım tarihinden itibaren hakediş belgesi düzenlenmez. İl müdürlükleri, hakediş belgelerindeki desteklemeye konu arıcıların icmalini (Ek-19) en geç Kasım ayı sonuna kadar istatistikî bilgi amacıyla TÜGEM’e gönderir.e) Aktif arı koloni desteklemesine konu olacak kovan sayısı, işletme başına en fazla bin adettir.

Arkadaşlar tüm arıcıların yeni kurulmuş olan Arıcılık kayıt Sistemine kovanlarını kayıt ettirmek zorundadır.Bundan sonra kovanları bir yerden bir yere naklederken bu sisteme kayıtlı olup olmadığına bakılacak eğer kayıt yaptırılmamışsa sağlık ve nakil sertifikası verilmeyecek.Bu sene sistem yeni başladı biraz esnek olabilir ama tüm arkadaşların kayıt yaptırmasında fayda var.

6 Haziran 2008 Cuma

ARICILIĞA BAŞLARKEN HANGİ MALZEMELERE ACİL İHTİYACIMIZ VARDIR?

Arıcılığa başlamak isteyen arkadaşlardan gelen e maillerin bir kısmı bu soruyu içeriyor.

Arıcılık alet ve edevatlarının bir kısmı uzun yıllar kullanılabilecek bir kısmı ise daha kısa sürelerde değiştirilebilecek türdendir. Fakat kovan içerisinde kullanılanların hemen hepsi geri dönüşümlü ürünlerdir.

Bir amatör arıcının öncelikle bir arılı kovana ihitiyacı vardır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli unsur kovanın TSE standartlarına uygunluğu olmalıdır. TSE ölçüleri dünya üzerinde kabul görmüş standartları içermektedir. Ordu, Muğla, falanca firma, feşfekanca bölge gibi ölçülere rağbet etmemelidir. Bunun bir çok nedenleri var ayrıca bir yazı olarak yazılabilir.

Amatörler için alınacak olan arının gücünden çok sağlıklı olmasına önem vermek gerekmektedir. Çok güçlü katlı diye ifade edilen iki kat arı ile dolu olan bir arı ailesi ile uğraşmak yeni başlayan bir kişiyi telaşlandırır. Zorlar. Yanlış uygulamalar yapmasına neden olabilir. Hangi mevsim alıyor iseniz alın 3-5 çerçeve arasında alacağınız bir koloni size her türlü arıcılık bilgisini öğrenebilmeniz için tatbikat yapabileceğiniz bir çalışma materyali olacaktır. Kış aylarına girerken hem mevcudun kalabalık olmasına hemde fiyatın düşük olmasına dikkat etmelisiniz. Baharda alınacak olan 3-5 çerçeve bir arı ile bilgi ve tecrubenizi düşünemeyeceğiniz kadar artırabilirsiniz.

Arı kovanı içerisinde hareketli olan çerçeveler en çok üzerinde çalışılan ve incelenen ekipmanlardır her kovan için yaklaşık 15 adet yeni kullanılmamış çerçeve mutlaka olmalıdır. Çerçeve üzzerinde delik delmeye yarayan biz, delme aleti, matkap gibi aletlerden biri bu işi görebilir. Bunun için harcanacak zamanı aza indirmek için bazı firmalar çerçeveleri delerek vermektedirler.

Paslanmaz nikel teller çerçevelerin tellenmesinde kullanılır.

Petek güvenilir petek firamlarından katışıksız bir şekilde alınmalıdır.

Peteğin çerçeveye monte edilmesinde kullanılan mahmuzlar hem üst çıtaya hemde tellere mumu yapıştırmaya yarayan alettir. Bunun için son zamanlarda adaptörler yada aküler kullanılmaktadır böylece peteklerin tellere çok daha mükemmel bir şekilde montesi söz konusu olmaktadır.

Çerçevelerin kovan içerisindeki hareketini sağlayan ve propolis dediğimiz yapıştırıcı maddelerin gevşemesine yardımcı olan ve daha kolay kovandan çerçeveyi çıkarmayı sağlayan alete el demiri denilmektedir. Bir çok modeli olmakla birlikte farklı işlerdede kullanılmaya yarayan türleride vardır. Üzerinde çivi çekmeye yarayan delik kısım yada çivi çakmayı sağlayan çekiç görünümlü kısmı olmakla birlikte kazıyıcı görevi gören ve spatula gibi kullanılan bir yüzü bulunanıda mevcuttur.

Arıları beslemek için kovan içinden, önünden yada üzerinden besleme kapları bullunur. Bunlardanher kovan için bir tane bulunmalıdır.

Arılarla uğraşırken onların daha sakin olması en çok istenilen durumdur. ıslah ile sakin arı ırkları elde edilmesi söz konusu olsada elimizdeki materyalle çalışırken mutlaka alevli dumanı değil alevsiz fakat bol duman veren körükler kullanılmalıdır.

Körükte kullansanız mutlaka maske kullanılmalıdır. Maske ile birlikte koruyucu olarak maske içinden giyilen eldiven kullanılmalıdır.

Kovanımızı ve arı ailesini kovan uçuş deliği doğu, güney yada güneydoğu yönüne bakacak şekilde yerleştirilmelidir. Kovanı yerden mutlaka yükseğe bir sehpaha üzerine koymalıdır. Kovanı ve arıları koruma maksatlı kovan üzerine bir kuruluk konulması faydalı olacaktır.

Kolay gelsin.

Arıların sayısı arttıkça, gezgincilik yapmak isterseniz, gezgincilik istasyonlarınız birden fazla olursa alet ve ekipmanlarınızın sayısı ve işlevleride artacaktır.

Çalışmalarınızda başarılar dilerim.

BİZİM ÇULLUK RAHATSIZLANMIŞ.

Hepimizin çulluk diye tanıdığı arkadaş canlısı, kimsenin kalbini kırmayan yaşının gençliğine rağmen büyüklerde olması gereken tevazu ve anlayışı üzerinde gösteren Murat Doner arkadaşımız arıları ile ilgilenirken geçirdiği ani bir rahatsızlık ile hastahaneye sevk edilmiş.

Kendisine acil şifalar diliyor, tez vakitte iyileşmesi için dualarınızı bekliyoruz.

BİR SORU VE CEVAP

SORU: İki katlı arımda günlük yumurta yok .kapalı meme var.anasız kalmış. birden fazla meme bıraksam oğula gidermi ne yapmalıyım .tşk.

CEVAP: İki katlı olupta hiç yumurta olmaması bu arının en az 21 gün önce ana kaybettiğinin bir göstergesidir.
Burada muhtemelen kapa meme olduğuna göre kapalı yumurta var. Bu durumda kapalı memenin olması için en az 6 gün önce bu meme kapanabilir.Böyle olunca halen larva görülebilmelidir.

Böyle kovanlarda memenin çerçeve üzerindeki yerine dikkat etmek daha elverişli oluyor. Eğer çerçeve ortasında ise ve birden çoksa ana kaybından dolayı olmuş olduğunun göstergesi fakat erkenden ana yapma düşüncesi ile arılar 3-5 günlük larvalardan ana yapmaya çalışıyorlar.BU durumda arıcı ilk kapanan memenin erken çıkacağını düşünerek vasıfsız ana elde etmeyi adeta körüklüyor.

Birden fazla kalan memelerden bazen vasıflı birden çok ana çıkarsa oğul da diyebileceğimiz şekilde bir miktar arı anayı takip ederek kovanı terk edebiliyor. En doğrusu kaliteli üretilen ana arıların teminine gidilip, ana kazandırma yöntemleri ile kovana intibakının sağlanması olmalıdır. Bu hem erken gelişmeyi hemde olası riskleri ortadan kaldırmayı sağlar.

Biraz kapsamlı cevap vermeye çalıştım.Kolay gelsin.

1 Haziran 2008 Pazar

AYÇİÇEKLERİ BU HALDE YAKLAŞIK 35-40 GÜN VAR AÇMALARINA

AYÇİÇEĞİNE GİDECEKLERE ÖNERİ YERİNİZİ AYARLAYIN.
BAZI TARLALAR BOYLANDI. BAZILARIDA DAHA KÜÇÜK.
BU ALMAÇLI DURUM AYÇİÇEĞİ BALI ÜRETİCİLERİNİN BOL BAL ELDE ETMESİNE YARDIMCI OLUYOR.

İÇİMİZDEN BİRİ İSTANBUL BAL ÜRETİCİLERİ BİRLİĞİ ANADOLU YAKASI TEMSİLCİMİZ ZİRAAT MÜHENDİSİ KERİM YENER.

İÇİMİZDEN BİRİ İSTANBUL ARICILARI İÇİN BULUNMAZ NİMET. BİRLİĞMİZ ÜYELERİNDEN KERİM YENER. ZİRAAT YÜKSEK MÜHENDİSİDİR. ARILARIMIZIN ÖZELLİKLE VAROVA İLAÇLAMASININ ÖNEMİNİ HER FIRSATTA ARICILARIMIZA AYRINTILARI İLE ANLATAN VE İLAÇLAMALARIN İİNCELİKLERİNİN OLDUĞUNU BİLDİREN ÇOK POZİTİF BİR O KADARDA BAŞARILI HOCAMIZ.
ALEMDAĞINDA BULUNAN ARILIĞINI ZİYARETİMİZDE HER ARILIKTA OLANLARIN YANINDA İLMİNİ ORTAYA KOYAN NOKTALARI YAKALAMAK MÜMKÜN.
ANA ARI YETİŞTİRME KOVANCIKLARININ ARILANDIRILMASI VE BU KUTULARDA DÖLLENMİŞ ANA OLMASI HER AN ANA ARININ EL ALTINDA BULUNDURULMASI BUNUN BİR PARÇASI.

TABİ KENDİSİ RİZELİ. RİZELİ OLURDA OĞUL SEVDALISI OLUNMAZMI?. DALA KOVAN ÇEKİLMEZMİ?.
KATA ÇIKMIŞ OLANLAR, KATA ÇIKMAYA HAZIR OLANLAR,
KÜTÜK KOVANLAR, KOT KOVANLAR,

KÜTÜK İÇİNDEKİ OĞULUN YENİ PETEK ÖRME DURMUNUN GÖSTERİLMESİ
HOCAMIZIN YÜZÜNDEKİ SAMİMİ GÜLÜCÜĞÜ VE KÜTÜKTEKİ YENİ OĞULUN ONA VERDİĞİ MUTLULUĞU GÖRMEMEK MÜMKÜN DEĞİL.

KERİM HOCAMIZ ARTVİNDE ANA ARI YETİŞTİRME ÇALIŞMALARINDA BULUNMUŞ VE GÜRCİSTANDAKİ ANA ÜRETİMİNİ İNCELEME FIRSATI YAKALAMIŞ BİR ARICIMIZ.SEKTÖRÜMÜZÜN TÜM ZORLUKLARINIDA GAYET İYİ BİLEN, BU ZORLUKLARIN ÜSTESİNDEN GELMEK İÇİN ÇALIŞMALARIN SAMİMİ YAKLAŞIMLAR İLE YAPILABİLECEĞİNİ SAVUNAN BİR HOCAMIZ.

SEHPAHADA KÜTÜK KOVAN.
DALDA KOT KOVAN.



ZERZAVATÇI KÖYÜNDE YABAN TV DEN ÇEKİME GELEN EKİP.

TÜRKİYEDE ARICILIĞIN GELİŞMESİ NOKTASINDA BİR İLKİ DAHA GERÇEKLEŞTİRMİŞ BULUNMAKTAYIZ. yABAN TV DE ARICILIK EĞİTİMİ DİZİSİ BAŞLADI.
KAMERAMAN MUTLU BEY VE YÖNETMEN YELİZ HANIM İLE BİRLİKTE SON DERECE MÜKEMMEL BİR ARICILIK EĞİTİMİ FİLM ÇEKİMLERİNİ GERÇEKLEŞTİRDİK.
ARICILARIN ÇİLEKŞELİĞİNDEN BALIN ÜRETİM SERÜVENİNİ ANLATAN BU BİR SERİ FİLMİN İLKİNİN YABAN TV DE YAYINLANMASININ ARDINDAN TÜM TÜRKİYEDEN OLUMLU TEBRİK TELEFON VE MAİLLERİNİ ALDIK. DESTEKLERİNİ BİZDEN ESİRGEMEYEN TÜM ARICI DOSTLARIMIZA TEŞEKKÜR EDİYOR. TÜRKİYEDEKİ ARICILIĞIN GELİŞMESİNDE BİR NEBZEDE KATKIDA BULUNABİLİYORSAK EN BÜYÜK MUTLULUĞUN BUNDAN İBARET OLDUĞUNU SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTİYORUM.
YABAN TV YETKİLİLERİNE, İSTANBUL KÖYLERİ MUHTARLARINA, ZERZAVATÇI KÖYÜ MUHTARINA VE TÜM ARICI ARKADAŞLARIMIZA SONSUZ TEŞEKKÜRLER.

31 Mayıs 2008 Cumartesi

BİZİM ORALAR GÖZÜMDE TÜTÜYOR.

ANNEANNEMİN ÇOCUKLUĞUNUN GEÇTİĞİ BABAOCAĞI BURASI
bİZDE HER YAZ GİDER DENİZE GİRERİZ BURADA. BİZİM EVDE AZ İLERDE ZATEN.
ARKASI KESTANE ORMANLARI,
ÖNÜ DENİZ,
BURADA ÇOK İLGİNÇ BİR DURUM VAR;
DENİZLE KUMSALIN BİRLEŞTİĞİ YERDEN TATLI SU ÇIKIYOR VE EVE MOTORLA BASILIYOR,
BUZ GİBİ SUYA DOYUM OLMUYOR.

28 Mayıs 2008 Çarşamba

İLGİNÇ VE GÜZEL BİR HİKAYE DAHA

HİKAYEYİ BİZLERLE PAYLAŞAN KADİR KILIÇ BEYE TEŞEKKÜR EDERİZ.


GUZEL BIR HIKAYE


Beş yaşında idim. Rahmetli babaannem pirinç ayıklıyordu.Bir tane yere düştü.Babaannem eğildi, aramaya başladı. Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyordu .Çocukluk iste, -Aman babaanne dedim.- Bir pirinç tanesi için bu kadar caba harcamaya, yorulmaya değer mi?Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu. -Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun, ' dedi.- Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanin göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var biliyor musun?'Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.Aradan yıllar geçti.Hukuk Fakültesinde öğrenciyim.Alain'in proposlarini okuyorum.Birden irkildim.Babaannemi hatırladım.Alain, bir insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa, bütün uygarlığa karşı ihanet etmiş olur diyordu.İlave ediyordu. Bir iğnenin üretiminde binlerce insanin alın teri, göz nuru, el emeği vardır diyordu.On dokuz yıl evveldi.Stockholm'e gitmiştim. Bir otele indim.Geceydi.Sabahleyin, traş olmak i çin lavaboya gittiğimde, aynanın yanında ilginç bir not gördüm.'Lütfen traştan sonra jiletinizi çöpe atmayın, yanda bir kutu var oraya bırakın, bir tek jiletle dahi olsa, İsveç çelik sanayisine yardımcı olun' diyordu.Doğrusu hayretler içinde kaldım.Çocukluğumdan beri çelik eşya denince akla İsveç çeliği gelir.Birçok eşya üzerinde' İsveç çeliğinden yapılmıştır' diye yazardı. İste o ülke, kullanılmış bir tek ufacık jiletin bile çöpe gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor, gelen turistlere rica yollu uyarıda bulunuyordu.İsviçre'de zaman zaman, belli periyotlarda radyolar, televizyonlar bir haberi duyurur. 'Şu tarihte, su saatte, adamlarımız gelecek. Siz lütfen hazırlığınızı yapın.Okumadığınız, ilgilenmediğiniz, kullanmadığınız ne kadar kitap, dergi, gazete varsa, kâğıt, ambalaj, kutu varsa, velev ki, bir ilaç prospektüsü dahi ols a, kapının önüne koyun. İsviçre'nin kalkınmasına yardımcı olun. Fazla ağaç ziyanına engel olun.'Japonlar son derece sade, basit, yalın mütevazı yasayan insanlardır.Evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar Japonlara göre ruhen tekamül edememiş, hayatın manasını anlayamamış, zavallı kimselerdir.Böyleleriyle; evini mezat salonuna çevirmiş zavallı, diye eğlenirler.Bir insanin gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar acıdır. Vaktiyle Japon ekonomisi darboğazdan geçiyor. İç borçlar, dış borçlar gırtlağı aşıyor.Zamanın başbakanı meclisi toplar. Kürsüye çıkar.Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleri ile anlatır ve; -Şu andan itibaren der, -Tanrı şahidim olsun ki, Japonların iç ve dış borçları son kuruşuna kadar ödenmeden, pirinçten başka bir şey yemeyeceğim.-Şu üstümdeki elbiseden başka elbise giymeyeceğim.Dediklerini yapar, en üstten en alta bir israftan kaçınma kampanyası açılır.Japonya bütün borçlarını öder. Bu durumun toplumun bütün kesimlerini, tek istisna olmadan kapsadığını söylemeye gerek yok.Geçenlerde Japon imparatorunun sarayını gördüm.Yarabbim, ne kadar sade, ne kadar mütevazı, ne kadar gösterişten uzak... *Gerekmediği halde elektriği yakmakla, suyu kapamadan bos yere akıtmakta, gece çamurlu ayakkabılarımızı temizlemeden yatmakla, yemek yediğimiz kapları yıkamadan bırakmakla biz de zalimler sınıfına geçmiyor muyuz? *Hayat çok ince, akil almaz incelikte ipliklerle örülmüştür. Her şey o kadar birbirine bağlıdır ki, İlk okul okuma kitabımızdaki bir sözü hiç unutmadım.Bir mıh bir nalı kurtarır.Bir nal bir atı, bir at bir komutanı, Bir komutan bir orduyu,Bir ordu bir ülkeyi kurtarır diyordu..Maddi durumumuz ne olursa olsun, ister zengin olalım ister fakir, hepimiz çok dikkatli olmak zorundayız.Burada parayı da, maddiyatı da aşan büyük bir edep ve incelik vardır.

26 Mayıs 2008 Pazartesi

SATILIK BU YILIN TAZE POLENLERİ

Üretmiş olduğumuz bu yılın taze polenlerini satışa sunmuş bulunmaktayız.

200 gr lık polen 15 ytl

500 gr lık polen 35 ytl

1000 gr lık polen 50 ytl dir.

İlgilenenlere duyurulur.

yalcinsezer@msn.com

İSTANBULLU ARICILARA KENE HABERİ İLE İLGİLİ BİR MÜJDE DAHA

KKKA AÇISINDAN İSTANBUL RİSK TAŞIMIYOR
Zati Vatansever'in verdiği bilgiye göre, İstanbul'da görülen kene türü ağırlı olarak Ixodes Ricinus. Bu kene genellikle nemli taban örtüsüne sahip ormanlık alanlarda yaygınlık gösteriyor. Türkiye'de en çok Marmara ve Karadeniz bölgelerinin denize bakan kesimleri ve Akdeniz bölgesinin yüksek kesimlerinde görülüyor.
Söz konusu kene Laym Boreliyoz ve kene ensefaliti denilen iki ciddi hastalık taşıyabiliyor. Bu hastalıklar da günümüzde birçok Avrupa ülkesinin başlıca sağlık sorunları arasında yer alıyor. KKKA hastalığı ise hyalomma marginatum adındaki kene tarafından bulaştırıyor. Bu kene genellikle orta Anadolu platosu ile Karadeniz Bölgesinin güneye bakan kesimleri arasında yaygınlık gösteriyor. İstanbul'da ise pek gözlenmiyor. Dolayısıyla İstanbul'da KKKA hastalığı açısından bir risk bulunmuyor.
KKKA VİRÜSÜ TAŞIYAN KENE
Türkiye'de 30'un üzerinde kene çeşidi bulunuyor ve bunlar 800'ün üzerinde hastalık taşıyor. KKKA virüsü her kenede bulunmuyor. Bu virüsü özellikle Hyalomma soyuna ait keneler taşıyabiliyor.
Virüs taşıyabilen kene yumurtadan çıktıktan sonra tavşan gibi küçük yaban hayvanları ile yerde beklenen yabani kuşların üzerinde konaklıyor. Erişkin olduğu zaman buradan yere düşüyor, daha sonra da büyük yaban hayvanları, büyükbaş evcil hayvanlar ve insanların üzerine geliyor. Beslenmesini tamamlayan kene tekrar toprağa düşüyor erkek ölüyor, dişi kene ise önce yumurtluyor (bir defada 5-7 bin adet yumurta bırakıyor) daha sonra ölüyor. KKKA virüsü taşıyan bir kenenin yumurtalarının yüzde 3-5'i virüslü çıkıyor.
Erişkin avcı kene konaklayacak bir canlı bulamazsa iklim şartlarına göre ortalama 1 yıl yaşıyor. Artı 16-18 derece sıcaklıkta yaşam süresi 3 yıla kadar çıkıyor.
Büyükbaş yaban veya evcil hayvanlara gelen kene bir defa besleniyor (kan emerek), bu da 10-15 gün sürüyor.
Bu keneler karakter olarak diğer kenelere benzemiyor. KKKA virüsü taşıyabilen Hyalomma soyuna ait keneler "avcı kene" olarak da biliyor. Bu keneler diğer keneler gibi otların üzerinde değil toprakta veya toprak altında saklanıyorlar, titreşimleri, ısı, koku ve nefesteki karbondioksiti hissedebiliyorlar, gözleri olduğu için de avlarını siluet şeklinde görebiliyorlar ve avlarına atlıyorlar.
KORKMAYIN, KİŞİSEL ÖNLEMİNİZİ ALIN
Hangi kene türü olursa olsun, kenelerle bulaşan hastalıklardan korunmak için birinci ve en öncelikli yapılması gereken şey "kişisel korunma önlemlerinin" alınması. Bu konuda Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış kene öldürücü spreyler ile muamele edilmiş elbiselerin kullanılması, kenelerden korunma açısından önem taşıyor.
Özellikle kırsal alanda yaşan, tarlada çalışan kişilerin bunu bir yaşam tarzı haline getirmeleri gerekiyor.
NASIL ÇIKARILMALI
Vücuda kene yapıştığı zaman öncelikle paniklememek gerekiyor, çünkü her kene hastalık taşımıyor. Keneyi bir uzmanın çıkarmasına veya hemen bir sağlık kuruluşuna gitmek gerekmiyor.
Keneyi deriye batmış bir ağaç kıymığı gibi algılamak gerekiyor. Kene elle, peçete, pens veya iple çıkartılabiliyor. Keneyi deriye tutunduğu en yakın yerinden sabit ve yavaş hareketlerle çıkartmak gerekiyor. Keneler kolay kolay patlamıyorlar ve kusmuyorlar.
Kene tutunmasını takip eden ilk 10 günü takip etmek gerekiyor. Ateş, baş ağrısı ve aşırı kırgınlık varsa hemen bir sağlık kuruluşuna gidip kene tutma hikayesini doktora anlatmak gerekiyor.
Bu arada Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yetkilileri de kenelerin tümüyle yok edilmesinin imkansız olduğunu belirtirken, "bu konuda insanlık aciz kaldı" diye konuştular. Kene ile mücadelede en önemli önlemin "kişisel önlem" olduğunu vurgulayan yetkililer, pikniğe veya yeşil alana giden insanların en azından elbiselerinin kıvrım yerlerine sinek ilacı sıkmaları tavsiyesinde bulundular.

UYKU HASTALIĞI YAYAN SİNEKLERDE KAPIDAYMIŞ

ÇEÇE SİNEKLERİ», 1 santimden biraz iri sineklerdir. Koyu renk tonları, grimsi esmer ile koyu sarımsı - esmer arasında oynar. Yatay ve zayıf hortumlarından ve sırtlarından makas gibi caprazlanmış kanatlarından derhal tanınırlar. Kafaları geniş, torakstan az daha dardır. Bir çift iri petek gözleri vardır. Erkekler, dişilerden ancak cinsiyet organlarından ayırt edilirler.Çeçe sinekleri yalnız Afrika'da bulunurlar. Orta Afrika'nın geniş bir alanında insanlarla evcil ve yabani hayvanların ölümüne sebep olduklarından, «Glossinidae» ailesi bütün kitaplarda yer alır.Çeçe sinekleri'nin çok garip bir üreme usulleri vardır. Döllenen dişi, rahminin içinde gelişen ve özel bir salgıyle beslenen bir tek yumuşak, hacimli ve beyazımsı larva doğurur. Anne bunu doğurmak için, kumlu bir alanda bir bitki dibi veya devrilmiş bir ağaç altı arar. Larva doğduktan sonra beslenmeyerek derhal toprağın içine girer ve birkaç saatin içinde küçük bir fıçı biçiminde, siyahımsı bir pupa olur. Çeçe sineği altı hafta sonra pupanın içinden çıkar. Her iki eşey de kan emicidir. Çeçe sinekleri'nin birçoğu, insanların ölümüne sebep olan Afrika uyku hastalığının amilleri tripanozoma'ların ileticisidir.






Ufak, fakat tehlikeli bir aile:
«Glossinidae» ailesi çok ufaktır. Yirmi bir türün hepsi «Glossina» grubundandır. Bu türler üç gruptur:Adını «Glossina fusca» türünden alan «fusca» grubundan on tür vardır. Bunların, Afrika uyku hastalığını bulaştırıcı rolleri yoktur.Adını «Glossina palpalis» ten alan «palpalis» grubunda beş tür bulunur. Bu grubun üyeleri, Gambiya uyku hastalığının âmili «Trypanosoma gambiense» yi insanlara, suma hastalığına sebep olan «Trypanosoma uniforme» yi koyunlarla keçilere, «Trypanosoma vivax» ı ise sığırlarla atlara bulaştırırlar.Adını ««Glossina morsitans» tan alan «morsitans» grubunda altı tür vardır. Bu çeçe sinekleri, Rodezya uyku hastalığı'mn âmili «Trypanosoma rhodesiense'yi insanlara, öldürücü nagana hastalığının âmili «Trypanosoma brucei» yi sığırlarla atlara, suma hastalığına sebep olan «Trypanosoma caprae» yi sığırlara ve otlayan yabani hayvanlara, «Trypanosoma suis» i ise domuzlara bulaştırırlar.
Kaynak:
http://www.hayvanansiklopedisi.com/Oldurucu-Cece-Sinegi.html
Ismail Daracikli wrote:
Yeni bela "uyku hastalığı" kapıda25.05.2008Uzmanlar, Afrika'dan yurda giriş yapan ürünlerle birlikte gelen ve kara sinekten daha iri olan çöl sineğinin öldürücü etkiye sahip "uyku hastalığı" bulaştırdığını belirterek, yetkilileri uyarıyor.Sedef ŞENKAL DEMİR/ GAZETEPORT İSTANBUL- Ziraat Yüksek Mühendisi Derya Ulaşoğlu, kenelerin yanı sıra yine ölümle sonuçlanan bazı salgın hastalıkların da yine kapıda olduğunu belirterek, özellikle Afrika'dan yurda girişi yapılan ürünlerde ilaçlamanın büyük önem taşıdığını söyledi. Ulaşoğlu çeçe sineği de denilen "Tsetse Fly", yani çöl sineğinin gümrüklerden yurda giriş yaptığına dikkat çekerek, Kanamalı Kırım Kongo hastalığına neden olan keneler gibi bu sineklerin de öldürücü olacağını söylüyor. GÜMRÜKTEN GEÇEN ÖLÜMCÜL SİNEKLERTürkiye'ye Afrika'dan bol miktarda ürün girişi olduğunu belirten Ulaşoğlu, gümrüklerde fumigasyon, yani zehirli gaz ile böcekten arındırma yönteminin iyi uygulanmadığına dikkat çekerek şu uyarılarda bulunuyor: "Şu anda yalnız Afrikada görülen 'Tsetse Fly' (Çeçe Sineği, Çöl Sineği) veya ' Glossina spp.' , 'Trypanosoma' parazitinin bazı türlerini insanlara taşıyarak "Uyku Hastalığı" ( Sleeping sickness)'na, at, sığır gibi hayvanlara taşıyarak da "Nagana Hastalığı"na neden olmaktadır. Bu durumun iş kaybına neden olmanın yanında öldürücü etkisi de vardır." HER YIL 250-300 BİN KİŞİ UYKU HASTALIĞINA YAKALANIYORWHO (Dünya Sağlık Teşkilatı) kayıtlarına göre heryıl 250-300 bin kişi uyku hastalığının pençesine düşüyor. Tedavisi çok pahalı olan bu hastalık karasinek gibi görünen ancak 'Tsetse' sineklerinden bulaşıyor. Tsetse sineklerinin karasinekten biraz iri olup, 8-17 mm uzunluğunda olduğu belirtiliyor. Bu sineklerin Türkiye'ye Afrika'dan giriş yapan ürünler içerisinde geldiği belirtilirken, Afrika'dan ülkemize tonlarca ürün girişi olması nedeniyle uzmanlar vatandaşları uyku hastalığı bulaştıran bu sinekler için ciddi bir şekilde uyarıyor.FUMİGASYON'UN ÖNEMİ"Ülkemizde böcek populasyonun artışı ve yeni türlerin ortaya çıkmasında 'Küresel ısınma' tek başına sorumlu tutulamaz.Ülkeye giriş yapan her türlü ürün içerisinde canlı hayvan girişi de önemli bir konudur. Gelişmiş ülkeler ,ülkeye giriş yapan her türlü üründe (mermer dahil) fumigasyon şartı (zehirli gaz ile böcekten arındırma yöntemi) aramaktadır. Ülkemizde bu sorun ne yazık ki az gelişmiş ülkeler boyutundadır.Her türlü yönetmeliğe rağmen ülkeye içerisinde canlı hayvan olan ürün girişine (gıda dahil) iltimas gösterilmektedir.Bu olay kimi kime şikayet edeceksin boyutundadır.Olaylar görmezlikten gelinmektedir.Gazeteport.com

24 Mayıs 2008 Cumartesi

KENE MÜCADELESİNDE ARICILARIN DURUMU NEDİR?

Biliyoruz ki biz arıcıların en büyük sorunlarındandır ilaçlamadan etkilenen arıların ölümleri.


Bazen fındık ilaçlaması karadeniz bölgemizde, bazen buğday tarlalarında süne zararlısına karşı yapılan ilaçlamalar, bazen piknikçilerin sineklerden etkilenmesini önlemek için yapılan ilaçlamalar,bazen meyve ve sebze bahçelerinde uygulanan ilaçlamalar vs vs vs şimdi birde kene mücadelesi için yapılan ilaçlamalar arıcıları korkutuyor.

Dün İstanbul Orman Bölge Müdürlüğünde çalışan Fahri Ormancı adlı arıcı abimiz İstanbul'un çeşitli bölgelerinde kene mücadelesi kapsamında ilaçlamaların başladığını ve bu ilaçlamalar neticesinde arıların ölebileceği noktasında arıcıların sıkıntı duyabileceğini ve gerekli müdahalenin biran evvel yapılması gerektiği noktasında bize bilgi verdi ve gerekli tedbirleri almamız noktasında uyardı. Bilinçli bir vatandaş ve arı sevdalası olan Fahri beyin mantıklı bir o kadarda önemli olan bu istemi doğrultusunda hemen gerekli birimler tarafımdan arandı. İstanbul Büyük şehir Haşerelerle mücadele Müdürlüğünden yetkililerle bir seri görüşme neticesinde ilaçlamaların çeşitli mesire yerlerinde yapıldığı doğrulandı. Bu bölgelerde yapılan ziraai ilaçlamada kullanılan ilaçların arı biyolojisine zarar vermeyen türden olduğu ve arıcıların bu ilaçlamalardan tedirginlik duymamaları gerektiğini bildirdiler.

Arıcılar tabiatta her türlü tehlikeye açık bir şekilde çalışmak zorundalar. Bitkiler üzerinde bulunan keneler ilede temas etmeleri kuvvetle muhtemel. Sadece kene değil, sıtma sinekleri, akrep, yılan çıyan gibi bir çok zehirli canlı ilede karşılaşılabilecek bir durum ortadadır. Arıcıların özellikle gezgincilik yapan arıcıların şehir merkezlerinden uzakta olmaları durumunda karşılaşılabilecek olumsuzluklardan hızlı bir şekilde uzaklaşabilmeleri için önceden tedbir almaları gerekmektedir. Bu nedenden ötürü planlı ve programlı çalışmaların yürütülmesinde fayda vardır.


Tüm canlılar sevimli bir o kadarda özeldir. Her birinin tabiatta önemli bir takım görevleri de vardır. Her şeyin azı karar çoğu zarardır. Ekolojik dengenin bozulduğu yerlerde sorunların karşımıza çıkması kaçınılmazdır. Ekolojik dengenin kurulmasında hiç de azımsanmayacak şekilde yardımcı olan arıcıların ülkemiz genelinde yerleşimlerinin düzenlenmesi ve yat kulüplerinin limanlardaki ihtiyaçlarını gidermek için alınan tedbirlerin benzerleride arıcılar için alınabilmelidir.
Tekrar görüşek ümidi ile.