Kış aylarının iyice yaklaştığı bu günlere, arı mevcudunun kovan içerisinde ne kadar olması gerektiğinin bilinmesi gerekiyor. Bu bilindiği taktirde gerekli olan tedbirler çok önceden alınacak ve kış bastırdığında ilgisiz kalacak olan arılarımız hayatta kalma mücadelesi ile savamayacaklardır.
Öncelikle bir çerçeve arı deyimi ile ifade edilmek istenen bilginin ne demek olduğu hususu arıcılar tarafından çok iyi bilinmelidir. Bir çerçeve arı deyimi ile anlatılmak istenen, bir çerçevenin ön ve arka yüzünün tamamının arılarla kaplı olmasıdır. Üç beş yada daha fazla miktarda bulunan çerçeve arı deyiminde arılarla kaplı çerçevelerin sayısı ifade edilmektedir. Kovan içerisinde arıların sarmadığı çerçeveler arı kolonisi mevcudundan sayılmaz. Yada sıcaklık nedeni ile dağılmış görülen bir kovan içerisine baktığımızda çerçeve üzerinde seyrek gezinen arılar bir çerçeve olarak kabul edilemez. Arılar her çerçevede bile bulunsa bu yanlış bir yaklaşımdır.
Bir çok yörede arıların mevcudu değişkenlik arz eder. Bu durum nektar kaynaklarının uzun sürmesine, arı cinsinin genetiksel yapısına ve iklimin ılıman olmasına bağlıdır. Koloni içerisinde bulunan polen varlığı ve besin varlığı da bunu teşvik eden bir durumdur. Kış aylarında Akdeniz bölgesinde 10 çerçeve olan arı olduğu gibi katı indirilemeyen arıların olduğu bilinir. Fakat Artvin bölgesi Kafkas arılarının kış döneminde mevcudunu çok indirgediği ve hatta kalabalık mevcutlarla çalışan arıcılara acaba bu arıda ne sorun var diye düşündürecek kadar mevcudunu düşürmektedir.
Tüm bu söylemlerden yola çıkarak şunu söyleyebiliriz. Arılarımızın güçlü olması ve 5-6-7 çerçeve olması çok mükemmel bir mevcudu gösterir. 3-4 çerçeve orta fakat gelişip bal yapabilme becerisinde olacak arı kolonilerini, 1-2 çerçeve arı ise ölmeye yada baharda çok az mevcut ile gelişmeyecek kadar zayıf arıları ifade eder.Burada anaların genç olması ve arının sıkıştırılarak kışa sokulma mecburiyeti vardır
Teknik arıcılık sitesi arıcıların sıkıntılarını, problemlerini paylaşmak ve arıcılıktaki yeni gelişmeleri aktarmak amacıyla kuruldu. Sitenin gelişimine katkıda bulunmak için her türlü yapıcı eleştirilerinizi eksik etmeyin ki, bilgilerimizin artmasına yardımcı olacak sitemiz gün geçtikçe büyüsün ve gelişsin.
20 Ekim 2006 Cuma
19 Ekim 2006 Perşembe
ANA ARILARI DEĞİŞMEK NE KAZANDIRIR NE KAYBETTİRİR?
Devlet teşviklerinin artması ile birlikte arıcılarımıza ana arı değişmenin önemini kavratmaya çalışan ilgililer bir durumu gözden kaçırıyorlar. Aslında birden fazla önemli durumu gözden kaçırıyorlar.
Ana arının değiştirilmesi ve gençleştirilmesi arıcılarımız için çok büyük bir kazanç gibi görülüyor ilk bakışta ve öylede olması gerekli fakat yapılan uygulamadaki yanlışlıklar bazı kötü durumları da beraberinde getiriyor. Ana arı genç ise daha fazla yumurtlayabilme becerisinde olur. Bu da kışa girerken yada baharda koloninin daha fazla bireyle kışı geçirebilmesine olanak sağlar. Genç arılar salgıladıkları feromonlar sayesinde koloniye daha iyi hakim olur. Bu sayede de koloni beklenmedik bir dönemde oğul verme arzusu ile karşı karşıya gelmez. Ana arının genç olması kışa daha dayanıklı olmasına yardımcı olur. Üstelik bu gençleştirme işi için insanların cebinden teşvik nedeni ile parada çıkmaz. Tabi ki ana yetiştiriciliği yapan şirket yada kurumlar çalışmalarını sağlıklı bir şekilde yapıp yapmadıklarına bağlıdır bu durum.
Ana arı yetiştiricileri saf olarak aldıkları damızlık anaların yumurtalarını kullanarak kendi bölgelerinde bulunan yerli ırkların erkekleri ile çiftleşen ve F1 denilen melezleri elde ederler. Buradaki F harfi generasyon yada jenerasyon diye isimlendirilen birinci kuşak elde edilmiş bireyleri temsil etmektedir. Birinci derece melez anlamını taşımaktadır.
Söz konusu ana arı yetiştiricileri elde ettikleri anaları yılın her döneminde üretmektedirler. En iyi analar arılığımızdaki oğul döneminde elde edilen analardır. Yoksa ortalıkta erkek arının olmadığı sonbaharın geç dönemlerinde elde edilmiş olan analar vasıfsız olacaktır. Vasıflı bir ana elde etmek için gerekli şartlar oğul döneminde ana arı yetiştirme konusunda teferruatlıca yazılmış idi. Bu analar ile başarıya gitmek mümkün olur.
Ana yetiştiricisi diyelim ki gerekli tüm çalışmaları doğru ve usulünce yapmış olsun. Burada da başka bir sorun ortaya çıkıyor. Elde edilen F1 melezleri ana yetiştirilen bölgeler için kıymetli olan bireyler olmuş oluyor. Çünkü o yörenin özelliklerini taşıyan bireylerle elde edilmiş genleri içeren bir dizi canlı oluşuyor. Bu analar para karşılığında memleketin dört bir köşesine dağıtıldığında her bölgede bu genleri görmek mümkün oluyor. Bu durumda genetik çöp yığınları diye adlandırabileceğimiz karmaşıklıklar ortaya çıkar ki sonuçta bal arılarının vasıfsız bir çok geni içeren bireyleri ortaya çıkar. Bir başka yaklaşımla konuyu açıklamaya çalışalım.
Diyelim bir köyde arıcılık yapan 10 kişi ana arı desteğinden de faydalanarak 10 ayrı yerden ana arı aldı. Her biri memleketin başka bir yerinden alınmış anaların ürettiği erkek bireylerde o yıl dünyaya gelen anaları dölledi. Ortaya çıkan durum tamamen bir genetik kirlenme olacaktır. Biliyoruz ki birden fazla erkekle çiftleşen ana arı koloni bireyleri oluşturulurken karışım bir birey tablosu ortaya koyacaktır. Bu da sonuçta genetik kirliliğe yol açacaktır. Burada güzel ama aptal kadınla çirkin ama zeki bir erkeğin evlenmesinden doğan çirkin ve aptal çocukların olması durumu çıkar. İnsanlar melezleşme ile güzel ve zeki çocuklar olmasını isterlerse de bunun olması bu kirlilik ile son derece zayıf bir ihtimaldir.
Teşviklerin amacı doğrultusunda yapılırken arıcılarımızın içinde bulundukları sıkıntıları göz ardı ederek birde bu türlü sıkıntılarla zaten başarısız bir şekilde yaptıkları arıcılığa bilmeden de olsa bir darbe daha yapılmaktadır. Bu yapılan yanlışlıklarla Türkiye deki arıcılığı sona erdirmeyip ve başarısız yapılan arıcılığı daha da başarısızlığa götürmememiz dileği ile.
Ana arının değiştirilmesi ve gençleştirilmesi arıcılarımız için çok büyük bir kazanç gibi görülüyor ilk bakışta ve öylede olması gerekli fakat yapılan uygulamadaki yanlışlıklar bazı kötü durumları da beraberinde getiriyor. Ana arı genç ise daha fazla yumurtlayabilme becerisinde olur. Bu da kışa girerken yada baharda koloninin daha fazla bireyle kışı geçirebilmesine olanak sağlar. Genç arılar salgıladıkları feromonlar sayesinde koloniye daha iyi hakim olur. Bu sayede de koloni beklenmedik bir dönemde oğul verme arzusu ile karşı karşıya gelmez. Ana arının genç olması kışa daha dayanıklı olmasına yardımcı olur. Üstelik bu gençleştirme işi için insanların cebinden teşvik nedeni ile parada çıkmaz. Tabi ki ana yetiştiriciliği yapan şirket yada kurumlar çalışmalarını sağlıklı bir şekilde yapıp yapmadıklarına bağlıdır bu durum.
Ana arı yetiştiricileri saf olarak aldıkları damızlık anaların yumurtalarını kullanarak kendi bölgelerinde bulunan yerli ırkların erkekleri ile çiftleşen ve F1 denilen melezleri elde ederler. Buradaki F harfi generasyon yada jenerasyon diye isimlendirilen birinci kuşak elde edilmiş bireyleri temsil etmektedir. Birinci derece melez anlamını taşımaktadır.
Söz konusu ana arı yetiştiricileri elde ettikleri anaları yılın her döneminde üretmektedirler. En iyi analar arılığımızdaki oğul döneminde elde edilen analardır. Yoksa ortalıkta erkek arının olmadığı sonbaharın geç dönemlerinde elde edilmiş olan analar vasıfsız olacaktır. Vasıflı bir ana elde etmek için gerekli şartlar oğul döneminde ana arı yetiştirme konusunda teferruatlıca yazılmış idi. Bu analar ile başarıya gitmek mümkün olur.
Ana yetiştiricisi diyelim ki gerekli tüm çalışmaları doğru ve usulünce yapmış olsun. Burada da başka bir sorun ortaya çıkıyor. Elde edilen F1 melezleri ana yetiştirilen bölgeler için kıymetli olan bireyler olmuş oluyor. Çünkü o yörenin özelliklerini taşıyan bireylerle elde edilmiş genleri içeren bir dizi canlı oluşuyor. Bu analar para karşılığında memleketin dört bir köşesine dağıtıldığında her bölgede bu genleri görmek mümkün oluyor. Bu durumda genetik çöp yığınları diye adlandırabileceğimiz karmaşıklıklar ortaya çıkar ki sonuçta bal arılarının vasıfsız bir çok geni içeren bireyleri ortaya çıkar. Bir başka yaklaşımla konuyu açıklamaya çalışalım.
Diyelim bir köyde arıcılık yapan 10 kişi ana arı desteğinden de faydalanarak 10 ayrı yerden ana arı aldı. Her biri memleketin başka bir yerinden alınmış anaların ürettiği erkek bireylerde o yıl dünyaya gelen anaları dölledi. Ortaya çıkan durum tamamen bir genetik kirlenme olacaktır. Biliyoruz ki birden fazla erkekle çiftleşen ana arı koloni bireyleri oluşturulurken karışım bir birey tablosu ortaya koyacaktır. Bu da sonuçta genetik kirliliğe yol açacaktır. Burada güzel ama aptal kadınla çirkin ama zeki bir erkeğin evlenmesinden doğan çirkin ve aptal çocukların olması durumu çıkar. İnsanlar melezleşme ile güzel ve zeki çocuklar olmasını isterlerse de bunun olması bu kirlilik ile son derece zayıf bir ihtimaldir.
Teşviklerin amacı doğrultusunda yapılırken arıcılarımızın içinde bulundukları sıkıntıları göz ardı ederek birde bu türlü sıkıntılarla zaten başarısız bir şekilde yaptıkları arıcılığa bilmeden de olsa bir darbe daha yapılmaktadır. Bu yapılan yanlışlıklarla Türkiye deki arıcılığı sona erdirmeyip ve başarısız yapılan arıcılığı daha da başarısızlığa götürmememiz dileği ile.
18 Ekim 2006 Çarşamba
KEK YAPIMI
İlkbaharın erken sonbaharın geç dönemlerinde yumurta potansiyelini artırmak için arıcılarımız son sürat kek yapımına yönelirler. Kek yapımı için gerekli unsurlar öncelikle bal ve pudra şekeridir. Bunlara katkı olarak zaman zaman bira mayası, yağı alınmış soya unu, polen ve nişasta gibi katkı maddeleri konulması tavsiye ediliyor ise de ben karışım keklerinin arılara yarar sağlamadığı düşüncesindeyim. Arılar bu karışımlar içindeki bir çok unsuru şekerli kısmı aldıktan sonra uçuş tahtası önüne atmaktadırlar. Bu da arıların ek verilen unsurları kullanmadıkları anlamına gelir. Doğal olarak arılarımızın rahatça almasında sakınca olmayan birimler pudra şekeri, bal ve bulunabiliyor ise vitamin değeri yitirilmemiş olan polendir. Polen mümkünse toz haline getirilmeli keke o şekilde katılmalıdır.
Keki en mükemmel şekilde hazırlamak için balımızı ısıtmak zorundayız. Bu ısınmış bal kekin daha mükemmel karışmasına ve kıvamının rahat tutturulmasına yardımcı olur. Kek donmuş bir bal ile yada ısıtılmamış bir bal ile yapıldığında yoğunluk çok fazla olacağından dolayı, karıştırma işlemi hem çok zor gerçekleşir hem de homojen bir karışım olmaz. Balın ısıtılması, içinde bulunan vitamin değerinin azalmasına neden olmayacak ölçüde olmalı ve 40 C yi geçmemelidir. Isıtılan bal ve pudra şekeri içine polen isteğe göre katılabilir. Bu malzeme bir hamur karıştırma makinesinde fırınlarda yada pasta hanelerde bulunan makinelerde karıştırıldığında çok daha rahat yapılır. Elle yoğrulma işlemi son derece fazla emek ister ve miktar arttıkça insanı zorlar.
Kıvamı ayarlamak için 13-14 kilo bala bir çuval yani yaklaşık 50 kg şekerden yapılan pudra şekerinin kullanılmasını tavsiye ederim. İçerisine atılacaksa 5 kg kadar polen ilavesi yeterli olacaktır.
Burada önemli olan unsur kekin koyu hatta sert olması ve arılar üzerine yerleştirildiğinde çerçeveler arasına akıp arılara zarar vermemesidir.
Keki en mükemmel şekilde hazırlamak için balımızı ısıtmak zorundayız. Bu ısınmış bal kekin daha mükemmel karışmasına ve kıvamının rahat tutturulmasına yardımcı olur. Kek donmuş bir bal ile yada ısıtılmamış bir bal ile yapıldığında yoğunluk çok fazla olacağından dolayı, karıştırma işlemi hem çok zor gerçekleşir hem de homojen bir karışım olmaz. Balın ısıtılması, içinde bulunan vitamin değerinin azalmasına neden olmayacak ölçüde olmalı ve 40 C yi geçmemelidir. Isıtılan bal ve pudra şekeri içine polen isteğe göre katılabilir. Bu malzeme bir hamur karıştırma makinesinde fırınlarda yada pasta hanelerde bulunan makinelerde karıştırıldığında çok daha rahat yapılır. Elle yoğrulma işlemi son derece fazla emek ister ve miktar arttıkça insanı zorlar.
Kıvamı ayarlamak için 13-14 kilo bala bir çuval yani yaklaşık 50 kg şekerden yapılan pudra şekerinin kullanılmasını tavsiye ederim. İçerisine atılacaksa 5 kg kadar polen ilavesi yeterli olacaktır.
Burada önemli olan unsur kekin koyu hatta sert olması ve arılar üzerine yerleştirildiğinde çerçeveler arasına akıp arılara zarar vermemesidir.
17 Ekim 2006 Salı
KEK UYGULAMASININ ÖNEMİ
Canlılar aleminde proteinsiz bir yaşam düşünülemez. Proteinlerin yapı taşları amino asitlerdir. Dünya üzerinde 20 çeşit amino asit vardır. Bu amino asitlerin yerlerinin sayılarının sıralarının yer değiştirmesi ile de farklı tipte proteinler meydana gelir. Koyunun yününden, örümcek ağına kadar canlılarda bir çok unsur proteinden oluşmuştur. Peki bu bilgileri neden veriyoruz. Beslenmek için balın yanında kullanılan polen tamamen amino asitlerce ve proteince oluşmuş ve arıların protein ihtiyacını karşılayan besindir. Çiçek tozlarındaki esas yapı erkek organlardaki üreme hücreleri olmasıdır. Bu hücreler bal arılarında protein ihtiyacının giderilmesi amacı ile kullanılırken yavruların beslenmesi ve gelişimi için elzem ve mutlaka olması gereken yapılardır.
Polen kaynakları bazı mevsimlerde oldukça kıt olur. Bazı dönemlerde de yeterli olmayabilir. Bu dönemlerde arıların hububatlardan oluşmuş unları bile polen gibi taşıdıkları görülür. Aslında ana hedef nesil devamı olan bu yaklaşımda amino asit ihtiyacı karşılanmaktadır.
Polen toplanması zor olan mevsimlerde yada ihtiyacın daha fazla olduğu zamanlarda arılarımızı polenli keklerle yada keklerle besleyebiliriz. Bu durum polen geldi hissi yaratarak arıların son bir gayretle tekrar yumurta atmasına yardım eder. Sonuçta bu yumurtalardan çıkan bireylerle kışı geçiren koloniler bahara daha dayanıklı çıkarlar ve daha sağlıklı gelişirler.
Polen kaynakları bazı mevsimlerde oldukça kıt olur. Bazı dönemlerde de yeterli olmayabilir. Bu dönemlerde arıların hububatlardan oluşmuş unları bile polen gibi taşıdıkları görülür. Aslında ana hedef nesil devamı olan bu yaklaşımda amino asit ihtiyacı karşılanmaktadır.
Polen toplanması zor olan mevsimlerde yada ihtiyacın daha fazla olduğu zamanlarda arılarımızı polenli keklerle yada keklerle besleyebiliriz. Bu durum polen geldi hissi yaratarak arıların son bir gayretle tekrar yumurta atmasına yardım eder. Sonuçta bu yumurtalardan çıkan bireylerle kışı geçiren koloniler bahara daha dayanıklı çıkarlar ve daha sağlıklı gelişirler.
16 Ekim 2006 Pazartesi
ŞERBET ORANLARI
Şerbet oranı denildiğinde mevsimine yada mevsimdeki amacına göre şerbet verilmesi gerektiği akılda tutulmalıdır.İlkbaharın erken dönemlerinde koyu baharın ilerlemesi ile sulu şerbetler verilirken, sonbaharın erken dönemlerinde sulu kışa yaklaşırken koyu verilmesi gerekir. Burada verilen şerbetteki su oranının ayarı mili metrik sınırlardan öte amaca yönelik olma özelliği taşır.
Arı kolonilerindeki mevcut ve koloniler içerisindeki yumurta oranları ile birlikte arıların içinde bulunduğu mevsimsel özellikler verilecek olan şerbetin su oranını bize bildirir unsurlardır.
Arıların yumurtaya yatması istendiğinde eğer ilerleyen sıcaklar hakimse sulu, eğer kışlık yiyecek temini çalışması yapılıyorsa koyu şerbet verilmelidir. Orta bir dönemde arıların hem istihkaklarını sağlayacak hem de yumurtaya yatacakları zaman var ise şerbetin suyunu uçurabilecekleri düşünülüyorsa 1/1 oranındaki koyu şerbette verilebilir. Şerbetlerin koyuluğu göreceli bir kavramdır. % ile ifade edildiğinde viskozitesi yüksek olan şerbet dahi koyu olarak ifade edilir. Bal da bir nevi koyu şerbet olarak kullanılabilir. Eğer arılarımızı beslemekte gecikti isek ve kış bastırdı ise çerçeve şeklinde balla arılar beslenebilir. Direkt olarak çerçeve verildiği gibi süzülmüş balımız var ise doğrudan depo edilmesi gerçekleşeceğinden verilebilir.
Çok koyu şerbetler yavru atımını azaltmakta ve depo eğilimini hızlandırmaktadır. Çok sulu şerbetlerse yumurta atımını hızlandırmaktadır. Mevsimsel özelliklerde burada önemli mutlaka. Kış ortasında yumurta attırmak için sulu şerbet vermek akıllıca olmayacaktır.
Unutulmamalıdır ki tabiattaki nektarlar kovana geldiğinde bu nektarın yaklaşık % 80 i sudur. Arılar bu suyu uçurarak nektarı bal haline getirirler.
Arı kolonilerindeki mevcut ve koloniler içerisindeki yumurta oranları ile birlikte arıların içinde bulunduğu mevsimsel özellikler verilecek olan şerbetin su oranını bize bildirir unsurlardır.
Arıların yumurtaya yatması istendiğinde eğer ilerleyen sıcaklar hakimse sulu, eğer kışlık yiyecek temini çalışması yapılıyorsa koyu şerbet verilmelidir. Orta bir dönemde arıların hem istihkaklarını sağlayacak hem de yumurtaya yatacakları zaman var ise şerbetin suyunu uçurabilecekleri düşünülüyorsa 1/1 oranındaki koyu şerbette verilebilir. Şerbetlerin koyuluğu göreceli bir kavramdır. % ile ifade edildiğinde viskozitesi yüksek olan şerbet dahi koyu olarak ifade edilir. Bal da bir nevi koyu şerbet olarak kullanılabilir. Eğer arılarımızı beslemekte gecikti isek ve kış bastırdı ise çerçeve şeklinde balla arılar beslenebilir. Direkt olarak çerçeve verildiği gibi süzülmüş balımız var ise doğrudan depo edilmesi gerçekleşeceğinden verilebilir.
Çok koyu şerbetler yavru atımını azaltmakta ve depo eğilimini hızlandırmaktadır. Çok sulu şerbetlerse yumurta atımını hızlandırmaktadır. Mevsimsel özelliklerde burada önemli mutlaka. Kış ortasında yumurta attırmak için sulu şerbet vermek akıllıca olmayacaktır.
Unutulmamalıdır ki tabiattaki nektarlar kovana geldiğinde bu nektarın yaklaşık % 80 i sudur. Arılar bu suyu uçurarak nektarı bal haline getirirler.
15 Ekim 2006 Pazar
KIŞLIK YERİNİN SEÇİMİ VE HAZIRLANMASI
Her yıl arılığımızdaki bazı sorunları tespit eder bir dahaki yıl bu sorunları ortadan kaldırmayı düşünürüz. İşte bu sorunları göz ardı etmeden kışlama için arılarımızın bulunacağı yeri arılarımız son yayılım alanlarından gelmeden hazırlamalıyız.
Kovanların yerleştirileceği yer güneye yada güneydoğuya bakacak şekilde yerleştirilmelidir. Yerden mutlaka en az 20 cm yüksekte olmalıdır. Mümkünse fazla sıkışmadan yerleştirilmeli bir sıra ile ikinci sıra arasında en az 5 m yer olmasına dikkat etmelidir. Arılık yeri seçilirken mutlaka kuzey cephesi kapalı olmasına dikkat etmelidir. Kuzey cephe ülkemizde daim rüzgar esen cephedir. Mümkünse eğer bu cephe açık olduğuna inanılıyorsa rüzgar çitleri yapılmalı ve arılar rüzgardan korunmalıdır.
Bahar aylarında şerbetleme, nakliye yapılacak günler, kışlama için üzerine konacak olan kuruluk malzemelerin yerleştirilmesi kolaylığı için en mükemmel yerleşim düzeni seçilmelidir.
Arka arkaya kısa ama çok miktar sıra yerine uzun ama az sıra yapmaya gayret etmelidir.
Kovanların yerleştirileceği yer güneye yada güneydoğuya bakacak şekilde yerleştirilmelidir. Yerden mutlaka en az 20 cm yüksekte olmalıdır. Mümkünse fazla sıkışmadan yerleştirilmeli bir sıra ile ikinci sıra arasında en az 5 m yer olmasına dikkat etmelidir. Arılık yeri seçilirken mutlaka kuzey cephesi kapalı olmasına dikkat etmelidir. Kuzey cephe ülkemizde daim rüzgar esen cephedir. Mümkünse eğer bu cephe açık olduğuna inanılıyorsa rüzgar çitleri yapılmalı ve arılar rüzgardan korunmalıdır.
Bahar aylarında şerbetleme, nakliye yapılacak günler, kışlama için üzerine konacak olan kuruluk malzemelerin yerleştirilmesi kolaylığı için en mükemmel yerleşim düzeni seçilmelidir.
Arka arkaya kısa ama çok miktar sıra yerine uzun ama az sıra yapmaya gayret etmelidir.
14 Ekim 2006 Cumartesi
SONBAHAR ŞERBETLEMESİ
Arılarımızın sonbahar şerbetlemesi niçin gereklidir? Bunun önemli birkaç nedeni vardır. Öncelikle kovanlar içinde bulunan kışlık besin eksik ise temini amacı ile yapılabilir. Fakat ne olursa olsun mutlaka sonbaharda arılar beslenmelidir. Üstelik koyu şerbet ile beslenmelidir. Şerbet içine bal da katılabilir. Verilen şerbetin amacı genç bireyleri oluşturacak yumurtaların atılması amacı içindir. Böylece arıların yıpranmamış olarak uzun süre yaşamasından fayda ile baharın ortalarına kadar çalışabilecek bireylerin meydana gelmesine neden olunmuş olur ki. Bu koloni devamlılığını ve kış dayanıklılığını ortaya koyan en önemli unsurdur.
Peki sonbahar şerbetlemesi nasıl olmalıdır. Koyu şerbetten kastımız burada 1 birim su 1 birim şekerle karıştırılması. Bu miktar şerbet arılarca hem rahat alınır. Hem rahat kullanılır. Hem de arıların sonbaharda suyun uçması için imkan veren hava sıcaklığı olmadığı için ileriki günlerde rahatsızlanması engellenmiş olur.
Peki sonbahar şerbetlemesi nasıl olmalıdır. Koyu şerbetten kastımız burada 1 birim su 1 birim şekerle karıştırılması. Bu miktar şerbet arılarca hem rahat alınır. Hem rahat kullanılır. Hem de arıların sonbaharda suyun uçması için imkan veren hava sıcaklığı olmadığı için ileriki günlerde rahatsızlanması engellenmiş olur.
13 Ekim 2006 Cuma
ARILAR UYURMU
Arılar ömürleri boyunca uyumazlar. Bu durum belki de ömürlerinin daha kısa olmasına neden olur. Gece gündüz durmadan çalışan arılarımız ayrıca, kış yaz da çalışmaktadır. Lakin arılarımızın çalışmasını hava sıcaklığı, gün uzunluğu, kovan içerisindeki bal stokları ve çevredeki polen kaynakları hızlandırır yada yavaşlatır. En etkin durumlardan biri ise hava sıcaklığıdır.
Tabiattaki canlıların vücutlarında milyonlarca kimyasal reaksiyon vardır. Bunların bir kısmı yapım bir kısmı yıkım reaksiyonlarıdır. İşte bu yapım ve yıkım reaksiyonlarının tamamına metabolizma adı verilir. Eğer metabolizma hızlı ise reaksiyonlar hem çok fazla hem çok süratli olur. Eğer metabolizma ağır ise reaksiyonlarda çok yavaş ve az olur.
Kış aylarında arılar metabolik faaliyetleri düşük olarak çalıştıkları için uyuyormuş hissi verirler. Kış salkımında arıların birbiri içerisine girerek içerdekinin ısınıp dışarı çıktığı düşünülecek olursa arıların uyumadığı fakat metabolik aktivitelerinin yavaş olduğundan dolayı çalışmalarının son derece az olduğu aşikardır.
Arılarımızın kış aylarında son derece ağır çalışma durumları dikkate alındığında beslenmelerinde kendilerini zora koyacak gıdalarla beslenmesi sakınca doğurur. Örneğin polen ihtiva eden balları tüketme zorunluluğunda bıraktığımız arılar ilkbaharda nosema ile karşı karşıya gelecektir. Bizler arılarımızın sağlıklı kışlaması için gerekli bal stoklarını bıraktığımızda onları kışın beslemek gibi bir durumla da karşı karşıya gelmeyiz. Zaten arılarımız kışın hareket kabiliyetlerinin azlığından dolayı salkımı terk ederek verilen kek benzeri besinlere ulaşamazlar. Eğer salkımı terk edip uzaklaşırsa da hayatından olacaktır.
Arılarımızdan başarı elde etmek istiyorsak onların doğasına uygun çalışmalar yapmalıyız. Hepimiz zamanından önce seralarda oluşan sebze ve meyvelerin lezzetli olmadığından şikayet ederiz. Zamanından önce yapılan çalışmalar gereksiz beslemeler ve arının huzurunu bozma çalışmaları bizi hüsrana götürecektir.
Arılar uyumuyor diye kar yağarken ne şerbet ne de kek verebilirsiniz. Bu teorikte olur gibi gelse de pratikte zorluklar ve başarısızlıklar getirecektir.
Tabiattaki canlıların vücutlarında milyonlarca kimyasal reaksiyon vardır. Bunların bir kısmı yapım bir kısmı yıkım reaksiyonlarıdır. İşte bu yapım ve yıkım reaksiyonlarının tamamına metabolizma adı verilir. Eğer metabolizma hızlı ise reaksiyonlar hem çok fazla hem çok süratli olur. Eğer metabolizma ağır ise reaksiyonlarda çok yavaş ve az olur.
Kış aylarında arılar metabolik faaliyetleri düşük olarak çalıştıkları için uyuyormuş hissi verirler. Kış salkımında arıların birbiri içerisine girerek içerdekinin ısınıp dışarı çıktığı düşünülecek olursa arıların uyumadığı fakat metabolik aktivitelerinin yavaş olduğundan dolayı çalışmalarının son derece az olduğu aşikardır.
Arılarımızın kış aylarında son derece ağır çalışma durumları dikkate alındığında beslenmelerinde kendilerini zora koyacak gıdalarla beslenmesi sakınca doğurur. Örneğin polen ihtiva eden balları tüketme zorunluluğunda bıraktığımız arılar ilkbaharda nosema ile karşı karşıya gelecektir. Bizler arılarımızın sağlıklı kışlaması için gerekli bal stoklarını bıraktığımızda onları kışın beslemek gibi bir durumla da karşı karşıya gelmeyiz. Zaten arılarımız kışın hareket kabiliyetlerinin azlığından dolayı salkımı terk ederek verilen kek benzeri besinlere ulaşamazlar. Eğer salkımı terk edip uzaklaşırsa da hayatından olacaktır.
Arılarımızdan başarı elde etmek istiyorsak onların doğasına uygun çalışmalar yapmalıyız. Hepimiz zamanından önce seralarda oluşan sebze ve meyvelerin lezzetli olmadığından şikayet ederiz. Zamanından önce yapılan çalışmalar gereksiz beslemeler ve arının huzurunu bozma çalışmaları bizi hüsrana götürecektir.
Arılar uyumuyor diye kar yağarken ne şerbet ne de kek verebilirsiniz. Bu teorikte olur gibi gelse de pratikte zorluklar ve başarısızlıklar getirecektir.
11 Ekim 2006 Çarşamba
UÇUŞ DELİĞİNİN DARALTILMASI
Arıların sonbaharda uçuş deliklerini daraltmak bazı kazanımlar sağlar. Aslında kendi haline bırakılan bir koloni bu daraltma işlemini kendi yapabilir. Lakin yapılan çalışma ile propolisin çerçeve alt çıtasının sağlam bir şekilde tutturulmasına neden olur ve arıların incelenmesi zorlaşabilir. Havalar henüz soğumadan çerçeve başı iki cm olarak ayarlanacak uçuş deliği yeterli bir açıklık oluşturacaktır.
Daraltma işlemi kış aylarında dışarıdaki soğuk havanın içeri rüzgarla girmesini engellemesinin yanı sıra soğuk havanın birden koloni ortasına tesir edip, mevcut ısının korunmasını sağlar.
Ayrıca kovan içerisindeki koloni zayıf ise yağmacılığı engellemesi ve uçuş deliğindeki muhafız arıların kovanı daha rahat korumasına neden olur.
Arı kaç çerçeveyi sarıyorsa her çerçeve başı 2 cm kadar uçuş deliği bırakıldığında en güzel ayarlama yapılmış olur. Bu kapama işlemi bez parçası ile, kağıtla, kartonla, ince uzun plastik borularla, alçı, macun gibi unsurlarla yapılabilir.
Daraltma işlemi kış aylarında dışarıdaki soğuk havanın içeri rüzgarla girmesini engellemesinin yanı sıra soğuk havanın birden koloni ortasına tesir edip, mevcut ısının korunmasını sağlar.
Ayrıca kovan içerisindeki koloni zayıf ise yağmacılığı engellemesi ve uçuş deliğindeki muhafız arıların kovanı daha rahat korumasına neden olur.
Arı kaç çerçeveyi sarıyorsa her çerçeve başı 2 cm kadar uçuş deliği bırakıldığında en güzel ayarlama yapılmış olur. Bu kapama işlemi bez parçası ile, kağıtla, kartonla, ince uzun plastik borularla, alçı, macun gibi unsurlarla yapılabilir.
9 Ekim 2006 Pazartesi
SONBAHARDA ARI KOLONİSİ ALINIRMI?
Arıcılıkta en güzel arı alma zamanı ilkbahardır diye düşünmek hem gereksiz hem de çok doğru bir söz değildir. Burada vurgulanmak istenen amatörlerin kış riskleri ortadan kalkmış ve bal, oğul gibi unsurları alma garantisi veren arı kolonisine sahip olma durumudur. Kış ayında alınan, sonbaharda alınan bir koloninin ise böyle bir garantisi olmadığı, kış aylarında ölme düşüncesi, arıların ilkbaharda alınmasını cazip kılmaktadır.
Oysa ki arı dilinden anlayan profesyoneller arıları alma işini sonbaharda gerçekleştirirler. Burada insanın aklına profesyoneller ile amatörler arasındaki farkın ne olduğu gelmelidir. Bu fark elbette ki tamamen bilgi ile ilişkili olmalıdır. Bilgi ve tecrübe kışın arı alınmasının riskini azaltmaktadır. Bilgi ve tecrübenin riski azaltması bu işi yıllardır yapan insanların konu üzerindeki yapmış oldukları gözlemlere dayanarak, uygulamalarından kaynaklanmaktadır.
Bir arıcı yıllar boyunca bir bölgedeki arı kolonisinin kış boyunca ne kadar bal tükettiğini bilir ve kolonilerine kış ve ilkbaharda yetecek kadar bal bırakır. Varroa zararlısının vermiş olduğu etkiyi bilir ve ona göre ilaçlamasını yapar. Kolonilerini rutubetten korumak için yerden yüksek yerleştirir. Ana arınında yaşının genç olmasına dikkat edilirse. Kışa genç arılardan oluşan kalabalık bir populasyon ile girerse hiçbir sıkıntı olmadan kışı ehemmiyetle geçiren arılar istenen her türlü kıymetli ürünü de elde edebilirler.
Tüm bu düşüncelerin sonucunda kışa girerken ilkbaharda alınan fiyatların yarı fiyatına aldığımız koloniler tecrübe ile daha ucuza elde edilmiş olur ki, bundan dolayı sonbaharda arı almak için tedirginlik duymamak gerekir.
Üstelik arıcı amatör bile olsa sonbahar arıcılıkta başlangıç olarak kabul edildiğinden dolayı, arıcılığa başlamak için sonbaharı ben tavsiye ediyorum. Arıcı gereksiz tedirginlik duyacağına, kendisini bilgi bakımından geliştirip, gerekenleri yaptığında arılar hem sağlıklı olacaklar hem de istediğimiz ürünleri verebileceklerdir. Üstelik yarı fiyata aldığımız halde.
Tam tersini düşünen ve ilkbaharda fazla para veririm ama garantili bir koloni almış olurum diyenlere de şöyle demek isterim. Bu arılar hiç kış ayı ile karşılaşmıyacaklarmı? Önümüzdeki kış ayında arılarda bu tecrübe mutlaka edinilecek. Dolayısı ile arıcılığa gönül verenlerin heveslerini kesmek yerine her an bu işe girilebileceğini hatta kış üzeri dahi başlanabileceğini belirtmek isterim.
Arı kolonisindeki gelişme düzenini bir arıcı en mükemmel kıştan ilkbahara geçerken anlar. Hazır gelişmiş arı kolonilerinden ise sadece ürün elde edilir. Arıcılık bilgisi elde edilmesi kısmi olur. Tam zamanlı arıcılık için kolonilerin bakımını yapmak şartı ile arılar sonbaharda alınmalıdır diyorum.
Oysa ki arı dilinden anlayan profesyoneller arıları alma işini sonbaharda gerçekleştirirler. Burada insanın aklına profesyoneller ile amatörler arasındaki farkın ne olduğu gelmelidir. Bu fark elbette ki tamamen bilgi ile ilişkili olmalıdır. Bilgi ve tecrübe kışın arı alınmasının riskini azaltmaktadır. Bilgi ve tecrübenin riski azaltması bu işi yıllardır yapan insanların konu üzerindeki yapmış oldukları gözlemlere dayanarak, uygulamalarından kaynaklanmaktadır.
Bir arıcı yıllar boyunca bir bölgedeki arı kolonisinin kış boyunca ne kadar bal tükettiğini bilir ve kolonilerine kış ve ilkbaharda yetecek kadar bal bırakır. Varroa zararlısının vermiş olduğu etkiyi bilir ve ona göre ilaçlamasını yapar. Kolonilerini rutubetten korumak için yerden yüksek yerleştirir. Ana arınında yaşının genç olmasına dikkat edilirse. Kışa genç arılardan oluşan kalabalık bir populasyon ile girerse hiçbir sıkıntı olmadan kışı ehemmiyetle geçiren arılar istenen her türlü kıymetli ürünü de elde edebilirler.
Tüm bu düşüncelerin sonucunda kışa girerken ilkbaharda alınan fiyatların yarı fiyatına aldığımız koloniler tecrübe ile daha ucuza elde edilmiş olur ki, bundan dolayı sonbaharda arı almak için tedirginlik duymamak gerekir.
Üstelik arıcı amatör bile olsa sonbahar arıcılıkta başlangıç olarak kabul edildiğinden dolayı, arıcılığa başlamak için sonbaharı ben tavsiye ediyorum. Arıcı gereksiz tedirginlik duyacağına, kendisini bilgi bakımından geliştirip, gerekenleri yaptığında arılar hem sağlıklı olacaklar hem de istediğimiz ürünleri verebileceklerdir. Üstelik yarı fiyata aldığımız halde.
Tam tersini düşünen ve ilkbaharda fazla para veririm ama garantili bir koloni almış olurum diyenlere de şöyle demek isterim. Bu arılar hiç kış ayı ile karşılaşmıyacaklarmı? Önümüzdeki kış ayında arılarda bu tecrübe mutlaka edinilecek. Dolayısı ile arıcılığa gönül verenlerin heveslerini kesmek yerine her an bu işe girilebileceğini hatta kış üzeri dahi başlanabileceğini belirtmek isterim.
Arı kolonisindeki gelişme düzenini bir arıcı en mükemmel kıştan ilkbahara geçerken anlar. Hazır gelişmiş arı kolonilerinden ise sadece ürün elde edilir. Arıcılık bilgisi elde edilmesi kısmi olur. Tam zamanlı arıcılık için kolonilerin bakımını yapmak şartı ile arılar sonbaharda alınmalıdır diyorum.
KOLONİLERDE KIŞLAMA HAZIRLIKLARI
Koloniler doğal koşullarda kendileri için tedirginlik duyan insanlar yok iken gayet sağlıklı bir şekilde kışı geçirebildiğine göre fazla tedirgin olmamak gerekir. Arılar doğal içgüdüleri ile kovan içerisinde gayet düzenli bir çalışma gösterirler. Kış boyunca ne kadar mevcuda ihtiyaçları varsa o kadar mevcut ile bal stoklarına da dikkat ederek çerçeveler üzerinde bir kışlama düzeni geliştirirler. Polen ve bal stokları bireylerin her an ulaşabileceği noktada hazır yer alır. Bu nokta koloni bireylerinin sayısı ile ilişkili olarak yerleştirilir. Kış aylarında arılar daha çok tabandan tavana doğru ve genellikle çerçeveler üzerinde yer alan yumurta atılacak yerin hemen altında konumlanırlar. Yumurta atacak alan çok bal kemeri az ise durum ilerleyen kış aylarında ve ilkbaharda kötüye gidecektir. Besinsizlikten problemler ortaya çıkacaktır. Yapılacak en güzel iş bal stoklarının bol olmasına lakin yumurta yapacak alanında bulunmasına özen göstermek olmalıdır.
Bizler kolonileri kışa hazırlarken işe öncelikle kuluçkalıkta bulunan fazla çerçeveleri çıkarmakla işe başlamalıyız. Fazla ballı yada balsız çerçeve gereğinden fazla arıların yayılmasına neden olur. Bu da koloninin rahat ısınmasını engeller. Boş çerçevelerin çıkarılması ile koloni daha sıkışık ama bir o kadarda daha huzurlu olacaktır. Bu şekilde yumurta atılacak alan genişleyecek ve mevcudun yumurtaları beslemesi daha sağlıklı olacaktır.
Balı eksik olan kovanlar mutlaka beslenmelidir. Beslenmenin yanı sıra hazır çerçeve bal vermek sureti ile de eksik olan bal miktarı ayarlanabilmektedir. Bu şekilde bal tedariki en mükemmel olandır. Kış bastırmadan en çabuk yapılacak iş budur. Daha uzun sürede eğer şerbetlenerek ihtiyaç giderilmeye çalışılacak olursa bu şekilde suyun buharlaşma durumu zor olabilir. Ekşimeye yüz tutmuş ve sırlanmamış bal ile kışlayan arılarda da hastalık çok rahat ortaya çıkabilir.
Bizler kolonileri kışa hazırlarken işe öncelikle kuluçkalıkta bulunan fazla çerçeveleri çıkarmakla işe başlamalıyız. Fazla ballı yada balsız çerçeve gereğinden fazla arıların yayılmasına neden olur. Bu da koloninin rahat ısınmasını engeller. Boş çerçevelerin çıkarılması ile koloni daha sıkışık ama bir o kadarda daha huzurlu olacaktır. Bu şekilde yumurta atılacak alan genişleyecek ve mevcudun yumurtaları beslemesi daha sağlıklı olacaktır.
Balı eksik olan kovanlar mutlaka beslenmelidir. Beslenmenin yanı sıra hazır çerçeve bal vermek sureti ile de eksik olan bal miktarı ayarlanabilmektedir. Bu şekilde bal tedariki en mükemmel olandır. Kış bastırmadan en çabuk yapılacak iş budur. Daha uzun sürede eğer şerbetlenerek ihtiyaç giderilmeye çalışılacak olursa bu şekilde suyun buharlaşma durumu zor olabilir. Ekşimeye yüz tutmuş ve sırlanmamış bal ile kışlayan arılarda da hastalık çok rahat ortaya çıkabilir.
8 Ekim 2006 Pazar
SONBAHARDA YUMURTA MİKTARI
Yumurta miktarının kovan içerisindeki durumunu arz etmeden önce biyolojik yaklaşımın buradaki biçiminden bahsetmekte fayda vardır. Şöyle ki; İlkbaharda arılar mevcudu ne olursa olsun tabiatın vermiş olduğu imkanlardan faydalanmak sureti ile gün uzunluğu ve sıcaklık artışı ile birlikte süratle yumurta kapasitesini artırır. İlerleyen süreçte, oğul dönemi ve bal döneminde yumurta kapasitesi azalır fakat tamamen kesilmez. Daha sonra kış periyoduna doğru giren arılar kış aylarına yaklaştıkça yumurta miktarını azaltır. Bu doğal bir süreçtir. Arıcılar her dönemde arılarının mevcudunun çok olmasını isterler. Bu büyük bir avantajdır. Lakin istenen mevcut mevsimle orantılı olmak zorundadır. Bilinmelidir ki içerideki sıcaklık, çevredeki polen kaynakları, gün uzunluğu ve genç populasyon yoğunluğu yumurtlamayı teşvik eden bir durumdur. Bu özel durumların arttığı ilkbaharda yumurta miktarı artar. Daha sonra sonbahardan kışa doğru azalır.
Lakin ülkemiz o kadar farklı coğrafik yapıya sahiptir ki, bir yerde denize girilirken bir başka yerde kar yağabilmekte ve buzlanma olabilmektedir. Arılar bazı bölgelerde yumurtlamayı keserken bazı bölgelerde yumurta yapmaya devam etmekte hatta bir başka bölgede bal bile derleyebilmektedir.
Tüm bu farklılıklar bir miktarda tabi çevrenin imkanlarının yanı sıra arı ırkı ile ilgili bir durumdur. Bunu bir örnekle açıklamak istiyorum. Mesela yıllardır kurnaz bir takım arı simsarları Muğla bölgesindeki arı ırklarının yumurtlama potansiyeli yüksek olan arıları bölmek sureti ile doğu bölgelerindeki bir takım resmi kurumlar vasıtası ile arıcılara ve köylülere dağıtılması sırasında rastlıyoruz. Bu arı cinsi kendi yöresinde bal yaptığı zamanı eylül ekim döneminde olduğu için yıllar süren bir seri genetik içgüdü ile koloni gelişimini sonbahara kadar yapmakta ve daha sonra balın yoğun olduğu çam balı mevsiminde kışlık ihtiyacını tamamlayarak rahat bir kış geçirebilmektedir. Fakat aynı arılar temmuz döneminde bal elde edilen doğu bölgelerinde bal dönemi dahi yumurta yapmaya devam etmekte, sonuçta bölgede çam olmadığı için eylül ekim döneminde kış kendini gösterdiğinden dolayı kışlık besin dahi derleyememektendir. Tabidir ki doğal olarak kış kayıpları koloni çok güçlü dahi olsa kaçınılmaz son olmaktadır.
Bu bilgilerden yola çıkarak memleketimizde bir bölgede yumurta olurken bir başka bölgede yumurta olmamasını arı cinsi ile birlikte, bölgedeki nektar akışına , polen varlığına , sıcaklık farkına ve gün uzunluğuna bağlamalıyız. Kışın kendini gösterdiği aylarda arılarda yumurtanın ilkbahardan az olması gerektiğini unutmamalıyız. Hatta kış ayları ve gece soğukları kendini gösterdiğinde yumurta atılmayacağını da akıldan çıkarmamalı ve arılarımız için strese girmemeliyiz.
Arıların bu özelliklerini dikkatle incelediğimizde en uzun süreçte yumurta atımı için çaba sarf edersek kışı sağlıklı geçirebilecek bireylerin doğumunu elde edebiliriz. Bu durumda kışı garanti altına almış oluruz.
Lakin ülkemiz o kadar farklı coğrafik yapıya sahiptir ki, bir yerde denize girilirken bir başka yerde kar yağabilmekte ve buzlanma olabilmektedir. Arılar bazı bölgelerde yumurtlamayı keserken bazı bölgelerde yumurta yapmaya devam etmekte hatta bir başka bölgede bal bile derleyebilmektedir.
Tüm bu farklılıklar bir miktarda tabi çevrenin imkanlarının yanı sıra arı ırkı ile ilgili bir durumdur. Bunu bir örnekle açıklamak istiyorum. Mesela yıllardır kurnaz bir takım arı simsarları Muğla bölgesindeki arı ırklarının yumurtlama potansiyeli yüksek olan arıları bölmek sureti ile doğu bölgelerindeki bir takım resmi kurumlar vasıtası ile arıcılara ve köylülere dağıtılması sırasında rastlıyoruz. Bu arı cinsi kendi yöresinde bal yaptığı zamanı eylül ekim döneminde olduğu için yıllar süren bir seri genetik içgüdü ile koloni gelişimini sonbahara kadar yapmakta ve daha sonra balın yoğun olduğu çam balı mevsiminde kışlık ihtiyacını tamamlayarak rahat bir kış geçirebilmektedir. Fakat aynı arılar temmuz döneminde bal elde edilen doğu bölgelerinde bal dönemi dahi yumurta yapmaya devam etmekte, sonuçta bölgede çam olmadığı için eylül ekim döneminde kış kendini gösterdiğinden dolayı kışlık besin dahi derleyememektendir. Tabidir ki doğal olarak kış kayıpları koloni çok güçlü dahi olsa kaçınılmaz son olmaktadır.
Bu bilgilerden yola çıkarak memleketimizde bir bölgede yumurta olurken bir başka bölgede yumurta olmamasını arı cinsi ile birlikte, bölgedeki nektar akışına , polen varlığına , sıcaklık farkına ve gün uzunluğuna bağlamalıyız. Kışın kendini gösterdiği aylarda arılarda yumurtanın ilkbahardan az olması gerektiğini unutmamalıyız. Hatta kış ayları ve gece soğukları kendini gösterdiğinde yumurta atılmayacağını da akıldan çıkarmamalı ve arılarımız için strese girmemeliyiz.
Arıların bu özelliklerini dikkatle incelediğimizde en uzun süreçte yumurta atımı için çaba sarf edersek kışı sağlıklı geçirebilecek bireylerin doğumunu elde edebiliriz. Bu durumda kışı garanti altına almış oluruz.
6 Ekim 2006 Cuma
VARROA İLE SONBAHAR MÜCADELESİNİN ÖNEMİ
Varroa arılar üzerinde yaşayan parazit bir canlı olmasının yanında önemli özelliklerinden biri varroa ömrünün arı ömründen daha uzun olmasıdır. İlkbaharla birlikte arı kolonisi ile birlikte varroalar mevcudunu artırır. Mevsimin sonuna doğru arıların ömrünün azalması ile koloni mevcudunun azalmasına rağmen sayıları azalmaz bu durumda kolonide bulunan arı başına düşen varroa sayısı artar. Bu sayının artması ise kolonide ki arı başına düşen varroa miktarını artırır.Kolonideki arı başına düşen varroa miktarının artışı arıların ömürlerinin çok daha çabuk azalmasına ve ölmelerine neden olur. Böylece varroa ile infekte olmuş kolonilerde ilaçlı mücadele yapılmadığında bir iki yıl içinde koloniler kendiliğinden mutlaka yok olacaktır. İlaçlı mücadelede önceki yıllarda tarım bakanlığının vermiş olduğu ruhsatlı ilaçlar kullanılmış ve daha sonra bu ilaçların kullanılması yasaklanmıştır. Tarım bakanlığının ilaç ruhsatı vermemiş olduğu bir çok ilaç kanserojen madde ihtiva ettiği halde bilinçsiz arıcılarımız tarafından kullanılmaktadır. Bunun yanında ülkemizde kullanımı için ruhsat alınmamış olmasına karşın organik asitler varroa mücadelesinde tüm dünyada olduğu gibi kullanılmakta ve iyi sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Arılar üzerinde ve sağlık açısından bir zararının olmadığı düşünülecek olursa ucuz, uygulama kolaylığı ve zararlı bir etkisinin olmaması nedeni ile arıcılıkta organik asitlerle varroa mücadelesi için devrim diyebiliriz.
YAĞMACILIK
Arıcılar kovanlarını bu dönemlerde gereğinden fazla açık bırakırlarsa, bu dönemde şerbetleme yapıp dikkatsizce sağa sola dökülmesine neden olurlarsa ve kovanlarını güçlü değil de genellikle orta yada zayıf koloniler şeklinde bulundururlarsa, ayrıca bir arılıkta çok güçlü ve zayıf koloniler bir arada bulunuyor da mutlaka yağmacılık görülecektir.
Yağmacılık başladığında diğer kolonilere de yayılması söz konusu olabilir. Bu şekilde koloniler arasında son derece huzursuz uçuşan , kovanlarını koruma güdüsü ile kovan ağızlarında yığılmaların artması kavga eden arılar birbirinin bacağını kanadını çekiştiren bir çok arı bulunur.
Arılar üzerinde kurulan baskının ardından koloninin stoklarındaki bal yağmacı arılar tarafından kendi kovanlarına taşınır ve koloninin sönmesi ile sonuçlanır.
Yağmacılığı başlamasını engellemek için önceden yapılabilecekler ve başlamış yağmacılığı durdurmak için arıcılarımızın çeşitli yöntemleri vardır.
Yağmacılık özellikle yuvasını koruyamayan ve zayıf koloniler üzerinde yapıldığına göre bu tür kolonilerin ağızlarını daraltmak gerekir. Uçuş deliği mevcuda göre ayarlı olarak daraltılmalı ve gereğinden fazla açılmamalıdır. İlk baharda olduğu gibi sonbaharda da arıların sıcağa ihtiyaçları vardır. Bundan dolayı arıların uçuş delikleri daraltılmalıdır.Kolonilerin destek şuruplamaları yapılacak ise şerbetin yerlere akmamasına ve arılar muayene edilirken üzerlerinin gereğinden fazla açılmamasına dikkat etmek gerekir.
Başlayan yağmacılık ileri boyutlara ulaşmış ve zayıf bir koloni üzerinde yağmacılar baskı uyguluyor iseler benim yaptığım uygulama zayıf koloninin ağzının akşama kadar kapalı olarak bekletilmesi şeklinde oluyor fasılalı olarak birkaç defa ağzı açılan kovandan çıkan yağmacılar dışarı çıkar. Böylece akşam kovan içerisinde yağmacı arıların kalması engellenmiş ve ertesi gün faaliyetlerine devam etmeleri durdurulmuş olur.
Başlamış ama şiddeti artan yağmacılıklarda en güzel yöntem olarak ben arılığımda çok az ballı yada şerbet üzerine dökülmüş bir kabarmış çerçeveyi yağmanın güçlü olduğu bir noktaya koyarak yağmacı tarlacıların dikkatini bu yöne çekmek sureti ile yağmacılığı durdururum. Burada önemli olan yağmacılığın boyutunu iyi kestirmek ve zamanında müdahale yapmaktır.
Yağmacılık başladığında diğer kolonilere de yayılması söz konusu olabilir. Bu şekilde koloniler arasında son derece huzursuz uçuşan , kovanlarını koruma güdüsü ile kovan ağızlarında yığılmaların artması kavga eden arılar birbirinin bacağını kanadını çekiştiren bir çok arı bulunur.
Arılar üzerinde kurulan baskının ardından koloninin stoklarındaki bal yağmacı arılar tarafından kendi kovanlarına taşınır ve koloninin sönmesi ile sonuçlanır.
Yağmacılığı başlamasını engellemek için önceden yapılabilecekler ve başlamış yağmacılığı durdurmak için arıcılarımızın çeşitli yöntemleri vardır.
Yağmacılık özellikle yuvasını koruyamayan ve zayıf koloniler üzerinde yapıldığına göre bu tür kolonilerin ağızlarını daraltmak gerekir. Uçuş deliği mevcuda göre ayarlı olarak daraltılmalı ve gereğinden fazla açılmamalıdır. İlk baharda olduğu gibi sonbaharda da arıların sıcağa ihtiyaçları vardır. Bundan dolayı arıların uçuş delikleri daraltılmalıdır.Kolonilerin destek şuruplamaları yapılacak ise şerbetin yerlere akmamasına ve arılar muayene edilirken üzerlerinin gereğinden fazla açılmamasına dikkat etmek gerekir.
Başlayan yağmacılık ileri boyutlara ulaşmış ve zayıf bir koloni üzerinde yağmacılar baskı uyguluyor iseler benim yaptığım uygulama zayıf koloninin ağzının akşama kadar kapalı olarak bekletilmesi şeklinde oluyor fasılalı olarak birkaç defa ağzı açılan kovandan çıkan yağmacılar dışarı çıkar. Böylece akşam kovan içerisinde yağmacı arıların kalması engellenmiş ve ertesi gün faaliyetlerine devam etmeleri durdurulmuş olur.
Başlamış ama şiddeti artan yağmacılıklarda en güzel yöntem olarak ben arılığımda çok az ballı yada şerbet üzerine dökülmüş bir kabarmış çerçeveyi yağmanın güçlü olduğu bir noktaya koyarak yağmacı tarlacıların dikkatini bu yöne çekmek sureti ile yağmacılığı durdururum. Burada önemli olan yağmacılığın boyutunu iyi kestirmek ve zamanında müdahale yapmaktır.
5 Ekim 2006 Perşembe
SONBAHARDA BESLEME YERİNE GEZGİNCİLİK YAPILABİLİRMİ?
Sonbaharda arıları beslemek sureti ile kolonide ilerde oluşacak güçlü,
genç ve yıpranmamış bireylerle kışa girileceği bilinen bir gerçektir. Bu durumu kavramış olan arıcılar sonbaharda nektar salgılama özelliği olan bitkilerin bulunduğu bölgelere arılarını götürme eğilimi gösterirler. Böylece hem arılar kendilerine kış için gerekli olan ve beslenmeleri için daha uygun doğal bal ile kışlama imkanını bulurlar, hem de yumurta eğilimi artarak kışa sağlıklı koloni şeklinde girerler.
Bu tür bir besleme bazı yıllar risk olabilmekte arılar götürülen yayılım alanlarında nektar toplayamamakta hem de masraflar boşa gitmektedir. Lakin hiçbir dönemde arıların tamamen sıfırlanmasına neden olmamaktadır. Arıların aç kalmasına neden tüm tabiatı ve ekolojik dengeyi bozan ana etmenin ta kendisidir. İNSAN. İnsan oğlu koloni içerisinde bulunan balın tümünü alma eğilimindedir. Özellikle Türkiye de bal eldesinin eğitimsizlikten az olması buna imkan tanımaktadır.
Arıların sonbahar beslenmesinde şerbetlemeye ek olarak yapılan gezgincilik kolonileri haddinden fazla gelişmeye sevk edecek buda arıcılarımızın yüzünü güldürecektir.
genç ve yıpranmamış bireylerle kışa girileceği bilinen bir gerçektir. Bu durumu kavramış olan arıcılar sonbaharda nektar salgılama özelliği olan bitkilerin bulunduğu bölgelere arılarını götürme eğilimi gösterirler. Böylece hem arılar kendilerine kış için gerekli olan ve beslenmeleri için daha uygun doğal bal ile kışlama imkanını bulurlar, hem de yumurta eğilimi artarak kışa sağlıklı koloni şeklinde girerler.
Bu tür bir besleme bazı yıllar risk olabilmekte arılar götürülen yayılım alanlarında nektar toplayamamakta hem de masraflar boşa gitmektedir. Lakin hiçbir dönemde arıların tamamen sıfırlanmasına neden olmamaktadır. Arıların aç kalmasına neden tüm tabiatı ve ekolojik dengeyi bozan ana etmenin ta kendisidir. İNSAN. İnsan oğlu koloni içerisinde bulunan balın tümünü alma eğilimindedir. Özellikle Türkiye de bal eldesinin eğitimsizlikten az olması buna imkan tanımaktadır.
Arıların sonbahar beslenmesinde şerbetlemeye ek olarak yapılan gezgincilik kolonileri haddinden fazla gelişmeye sevk edecek buda arıcılarımızın yüzünü güldürecektir.
4 Ekim 2006 Çarşamba
SONBAHAR ŞERBETLEMESİNİN ÖNEMİ
Sonbaharda arıların şerbetlenmesine diğer bir deyimle beslenmesine gerek varmı? Bu önemli bir soru ve önemli bir cevabı var. Niçin profesyonel arıcılar sonbaharda arı beslerler? Bu sorulara yanıt vermeye çalışacağız.
Arılar gece gündüz demeden çalışan ve kısa ömürlerinde çok iş yapan canlılar. Bu hızlı yaşam biçimi ömürlerinin çabuk kısalmasına neden olmaktadır. Sadece hızlı yaşamları değil arıların çeşitli mevsimlerde gerçekleştirdikleri işler, farklı sürede yaşlanma durumunun ortaya çıkmasına neden olur. Mesela bal döneminde bir arının ömrü 30-35 gün ile sınırlı olabilmekte iken kış döneminin çalışmaya elvermediği aylarda ise 3-4 ay gibi uzunca bir süre arıların yaşayabildiği bilinmektedir. Bu durumu dikkate aldığımızda ve kavradığımızda arılarımızın kışı sağlıklı geçirebilmeleri için gerekli önemli bir durumun farkına varmış oluruz.
Genç arılardan oluşmayan bir arı kolonisinde ilkbaharda karşımıza çıkan tablo ilkbahar ölümleri diyerek ortaya çıkan kuvvetli mevcut azalması durumudur. Oysa ilkbaharda genç bireylerle yoğun olan bir kolonide bu tür yoğun ölümler söz konusu olmayacaktır. Yapılacak iş sonbaharda kışı geçirecek olan bireyleri meydana getirecek olan yumurtaların atılmasıdır. Bu iş içinde sonbahar beslemesi çok elzem bir davranış olur.
Beslemede dikkat edilecek bazı önemli noktalar vardır. Örneğin arı bireyleri çok fazla yoğun olan şerbeti fazla miktarda almak zorunda bırakılırsa yumurta yapmayı kesecektir. Çok sulu verilirse mevsim itibari ile şerbetin suyunu uçuramayacak ve ilerde ortaya çıkabilecek hastalıklara zemin oluşturulmuş olacaktır.
Sonbaharda arıların beslenmesi koyu şerbet ile verilmeli fakat çok sık süre ile verilmemeli ve arıların yumurta sahası daraltılmamalıdır. Arıların verilen şerbetin suyunu uçurabilmelerine imkan verecek yoğunlukta şerbet verilmeye gayret etmelidir.
Yapılan besleme ile artık arı kolonisi mevcudu oranında yumurta atacak ve 21 gün sonra kovan içerisinde genç bireyleri yoğun bir arı kolonisi oluşacaktır. Kendi haline bırakılan ve beslenmeyen bir arı kolonisi ise yumurta sayısını beslenen koloni kadar yapmayacak ve sonuçta kışı geçirecek olan kalabalık genç birey sayısından, mahrum kaldığı için ilkbahar ölümleri daha erken dönemde başlayacak ve baharın erken dönemlerinde gelişemeyecek olduğundan dolayı verimsiz bir kovan olmaya mahkum kalacaktır.
Arılar gece gündüz demeden çalışan ve kısa ömürlerinde çok iş yapan canlılar. Bu hızlı yaşam biçimi ömürlerinin çabuk kısalmasına neden olmaktadır. Sadece hızlı yaşamları değil arıların çeşitli mevsimlerde gerçekleştirdikleri işler, farklı sürede yaşlanma durumunun ortaya çıkmasına neden olur. Mesela bal döneminde bir arının ömrü 30-35 gün ile sınırlı olabilmekte iken kış döneminin çalışmaya elvermediği aylarda ise 3-4 ay gibi uzunca bir süre arıların yaşayabildiği bilinmektedir. Bu durumu dikkate aldığımızda ve kavradığımızda arılarımızın kışı sağlıklı geçirebilmeleri için gerekli önemli bir durumun farkına varmış oluruz.
Genç arılardan oluşmayan bir arı kolonisinde ilkbaharda karşımıza çıkan tablo ilkbahar ölümleri diyerek ortaya çıkan kuvvetli mevcut azalması durumudur. Oysa ilkbaharda genç bireylerle yoğun olan bir kolonide bu tür yoğun ölümler söz konusu olmayacaktır. Yapılacak iş sonbaharda kışı geçirecek olan bireyleri meydana getirecek olan yumurtaların atılmasıdır. Bu iş içinde sonbahar beslemesi çok elzem bir davranış olur.
Beslemede dikkat edilecek bazı önemli noktalar vardır. Örneğin arı bireyleri çok fazla yoğun olan şerbeti fazla miktarda almak zorunda bırakılırsa yumurta yapmayı kesecektir. Çok sulu verilirse mevsim itibari ile şerbetin suyunu uçuramayacak ve ilerde ortaya çıkabilecek hastalıklara zemin oluşturulmuş olacaktır.
Sonbaharda arıların beslenmesi koyu şerbet ile verilmeli fakat çok sık süre ile verilmemeli ve arıların yumurta sahası daraltılmamalıdır. Arıların verilen şerbetin suyunu uçurabilmelerine imkan verecek yoğunlukta şerbet verilmeye gayret etmelidir.
Yapılan besleme ile artık arı kolonisi mevcudu oranında yumurta atacak ve 21 gün sonra kovan içerisinde genç bireyleri yoğun bir arı kolonisi oluşacaktır. Kendi haline bırakılan ve beslenmeyen bir arı kolonisi ise yumurta sayısını beslenen koloni kadar yapmayacak ve sonuçta kışı geçirecek olan kalabalık genç birey sayısından, mahrum kaldığı için ilkbahar ölümleri daha erken dönemde başlayacak ve baharın erken dönemlerinde gelişemeyecek olduğundan dolayı verimsiz bir kovan olmaya mahkum kalacaktır.
3 Ekim 2006 Salı
SARICA ARILAR
Bal arılarının bir çok düşmanı bulunuyor . arı kuşları , diğer arı yiyen kuşlar ve arılar, ayılar, iki ayaklı olup yaratılmışların en kutsalı olanlar gibi.
Lakin bu sarıca arı diye adlandırılanları ile mücadele yöntemi son derece kolaydır. Kesin çözüm verir.
Bu arıların bal arılarından ayrılan özelliği havanın sıcaklığının bal arılarının faaliyetlerini yürütemedikleri sıralarda çok aktif olarak çalışabilmelerinden kaynaklanmasıdır. Kovan içine kadar girip bal yiyebilmekte yada diğer bal arılarını öldürebilme becerisine sahiptirler. Bu arıların bal arılarından en farklı özelliği ise sahip oldukları çene yapısının koparmaya uygun yönde gelişmiş olmasıdır. Et ve benzeri gıdaları da beslenme zincirinin bir parçası olarak kullanabilir. Hal böyle olunca arılarımızı yiyerek yada beslenme amacı ile kovan içerisine girdiğinde huzursuzluk vererek kovanda bir stres ve kaos yaratır.
Bu sarıca arıların beslenme yapılarından yola çıkarak mücadele yapılabilir. Beslenmelerini sağlayacağınız bir et parçasını herhangi ağzı dar bir kola şişesine koyun. Bunu arılıkta uygun yerlere yerleştirin. Sonuçta görülecektir ki kokuyu alan sarıca arılar şişe içerisine girecektirler. Fakat buradan çıkmaları son derece zor olacaktır Bu mücadele yöntemi ile bir çok sarıca arı tuzağı yapılabilir ve arılarımızı huzursuz eden bu durum ortadan kalkar
Lakin bu sarıca arı diye adlandırılanları ile mücadele yöntemi son derece kolaydır. Kesin çözüm verir.
Bu arıların bal arılarından ayrılan özelliği havanın sıcaklığının bal arılarının faaliyetlerini yürütemedikleri sıralarda çok aktif olarak çalışabilmelerinden kaynaklanmasıdır. Kovan içine kadar girip bal yiyebilmekte yada diğer bal arılarını öldürebilme becerisine sahiptirler. Bu arıların bal arılarından en farklı özelliği ise sahip oldukları çene yapısının koparmaya uygun yönde gelişmiş olmasıdır. Et ve benzeri gıdaları da beslenme zincirinin bir parçası olarak kullanabilir. Hal böyle olunca arılarımızı yiyerek yada beslenme amacı ile kovan içerisine girdiğinde huzursuzluk vererek kovanda bir stres ve kaos yaratır.
Bu sarıca arıların beslenme yapılarından yola çıkarak mücadele yapılabilir. Beslenmelerini sağlayacağınız bir et parçasını herhangi ağzı dar bir kola şişesine koyun. Bunu arılıkta uygun yerlere yerleştirin. Sonuçta görülecektir ki kokuyu alan sarıca arılar şişe içerisine girecektirler. Fakat buradan çıkmaları son derece zor olacaktır Bu mücadele yöntemi ile bir çok sarıca arı tuzağı yapılabilir ve arılarımızı huzursuz eden bu durum ortadan kalkar
EKİM AYINA GENEL BİR BAKIŞ
Arılarımızı artık kışa hazırlama zamanı geldi. Önümüzdeki ay yapamayacağımız bir takım işleri yapmalıyız. Bu çalışmalar bir sonraki yılda, elde edeceğimiz başarılar için başlangıç olacaktır.
Bunlardan bir kaçını bu güne kadar yapmış olmalı idik. Mesela varroa mücadelesi bitmiş ve artık bu akardan kurtulmuş olmalı arılarımız. Tabi ki organik ilaçlar kullanıyor isek. Bazı ilaçların kullanım dönemi ise daha ileriki günlerde de yapılabilir. Her ne ilaç kullanıyor isek kullanalım balda kalıntı yapmadığına kesin emin olmalıyız. Kışın bal tükeniyor diye düşünülüp balda kalıntı yapan türden ilaçlar kullanılacak olur ise, suni mumlar tarafından emilen bu ilaç kalıntılı kabarmış çerçeveler daha sonra bal döneminde üst katta kullanılacak olursa, balda kalıntı ortaya koyabilecektir.
Arıların kışlık balı derleyememiş olanlarına takviye besinler verilmelidir. Burada sırlanmış çerçeve balı verilebildiği gibi, sırlanmamış ama olgunlaşmaya yüz tutmuş ballı çerçevelerde verilebilir. Koyu şerbetle eksik olan besin dengelenebilir. Şerbetin sulu olmamasına çok özen gösterilmelidir. Aksi taktirde sulu şerbetin suyunun uçurulması bu mevsimde son derece zor olacaktır.
Arılarımızı sonbaharda çiçek açan bitkilerin yoğun olduğu bölgelere taşımalıyı ki; kışı geçirecek bireylerin genç yaşlarda olmasını sağlayıcı, yeni yumurtaların atılmasına imkan sağlanmış olsun. Bu imkan yok ise ve arıların yumurta atması mümkün görülüyorsa koyu sonbahar şerbetlemesi yapılmalıdır. Bu şerbetleme uzun süren ve çok büyük miktarlarda olmamalıdır. Bu sefer sanılanın tersine az yumurta atılmasına ve koloninin mevcudunun ileride düşmesine neden olunmuş olur.
Bu dönemde yağmurlar yoğun olacaktır. Arılarımızın yerden yükseğe yerleştirilmesini de sağlamalıyız. Bu hem rutubetten arıları uzaklaştıracaktır. Hem de kirpi gibi zararlılardan arıların kurtulmasını sağlayacaktır.
Bunlardan bir kaçını bu güne kadar yapmış olmalı idik. Mesela varroa mücadelesi bitmiş ve artık bu akardan kurtulmuş olmalı arılarımız. Tabi ki organik ilaçlar kullanıyor isek. Bazı ilaçların kullanım dönemi ise daha ileriki günlerde de yapılabilir. Her ne ilaç kullanıyor isek kullanalım balda kalıntı yapmadığına kesin emin olmalıyız. Kışın bal tükeniyor diye düşünülüp balda kalıntı yapan türden ilaçlar kullanılacak olur ise, suni mumlar tarafından emilen bu ilaç kalıntılı kabarmış çerçeveler daha sonra bal döneminde üst katta kullanılacak olursa, balda kalıntı ortaya koyabilecektir.
Arıların kışlık balı derleyememiş olanlarına takviye besinler verilmelidir. Burada sırlanmış çerçeve balı verilebildiği gibi, sırlanmamış ama olgunlaşmaya yüz tutmuş ballı çerçevelerde verilebilir. Koyu şerbetle eksik olan besin dengelenebilir. Şerbetin sulu olmamasına çok özen gösterilmelidir. Aksi taktirde sulu şerbetin suyunun uçurulması bu mevsimde son derece zor olacaktır.
Arılarımızı sonbaharda çiçek açan bitkilerin yoğun olduğu bölgelere taşımalıyı ki; kışı geçirecek bireylerin genç yaşlarda olmasını sağlayıcı, yeni yumurtaların atılmasına imkan sağlanmış olsun. Bu imkan yok ise ve arıların yumurta atması mümkün görülüyorsa koyu sonbahar şerbetlemesi yapılmalıdır. Bu şerbetleme uzun süren ve çok büyük miktarlarda olmamalıdır. Bu sefer sanılanın tersine az yumurta atılmasına ve koloninin mevcudunun ileride düşmesine neden olunmuş olur.
Bu dönemde yağmurlar yoğun olacaktır. Arılarımızın yerden yükseğe yerleştirilmesini de sağlamalıyız. Bu hem rutubetten arıları uzaklaştıracaktır. Hem de kirpi gibi zararlılardan arıların kurtulmasını sağlayacaktır.
17 Eylül 2006 Pazar
ÖZÜR
Sevgili Arıcılar
Biliyorum her gün bu gün ne yazı var diye gelip hüsranla kapatıyorsunuz bu blog tarzı siteyi. Sizlerle birlikte olmak için bende çok sabırsızlanıyorum. Lakin yazılarımıza devam edebilmek için 15 günlük bir zamana ihtiyacımız var. 15 gün sonra görüşmek üzere.
Geçen süreç içinde kendinize iyi bakın ve hoşçakalın.
Yalçın SEZER
Biliyorum her gün bu gün ne yazı var diye gelip hüsranla kapatıyorsunuz bu blog tarzı siteyi. Sizlerle birlikte olmak için bende çok sabırsızlanıyorum. Lakin yazılarımıza devam edebilmek için 15 günlük bir zamana ihtiyacımız var. 15 gün sonra görüşmek üzere.
Geçen süreç içinde kendinize iyi bakın ve hoşçakalın.
Yalçın SEZER
14 Eylül 2006 Perşembe
13 Eylül 2006 Çarşamba
12 Eylül 2006 Salı
11 Eylül 2006 Pazartesi
9 Eylül 2006 Cumartesi
8 Eylül 2006 Cuma
7 Eylül 2006 Perşembe
6 Eylül 2006 Çarşamba
5 Eylül 2006 Salı
4 Eylül 2006 Pazartesi
3 Eylül 2006 Pazar
2 Eylül 2006 Cumartesi
SARICA ARILAR
Bal arılarının bir çok düşmanı bulunuyor . arı kuşları , diğer arı yiyen kuşlar ve arılar, ayılar, iki ayaklı olup yaratılmışların en kutsalı olanlar gibi.
Lakin bu sarıca arı diye adlandırılanları ile mücadele yöntemi son derece kolaydır. Kesin çözüm verir.
Bu arıların bal arılarından ayrılan özelliği havanın sıcaklığının bal arılarının faaliyetlerini yürütemedikleri sıralarda çok aktif olarak çalışabilmelerinden kaynaklanmasıdır. Kovan içine kadar girip bal yiyebilmekte yada diğer bal arılarını öldürebilme becerisine sahiptirler. Bu arıların bal arılarından en farklı özelliği ise sahip oldukları çene yapısının koparmaya uygun yönde gelişmiş olmasıdır. Et ve benzeri gıdaları da beslenme zincirinin bir parçası olarak kullanabilir. Hal böyle olunca arılarımızı yiyerek yada beslenme amacı ile kovan içerisine girdiğinde huzursuzluk vererek kovanda bir stres ve kaos yaratır.
Bu sarıca arıların beslenme yapılarından yola çıkarak mücadele yapılabilir. Beslenmelerini sağlayacağınız bir et parçasını herhangi ağzı dar bir kola şişesine koyun. Bunu arılıkta uygun yerlere yerleştirin. Sonuçta görülecektir ki kokuyu alan sarıca arılar şişe içerisine girecektirler. Fakat buradan çıkmaları son derece zor olacaktır Bu mücadele yöntemi ile bir çok sarıca arı tuzağı yapılabilir ve arılarımızı huzursuz eden bu durum ortadan kalkar
Lakin bu sarıca arı diye adlandırılanları ile mücadele yöntemi son derece kolaydır. Kesin çözüm verir.
Bu arıların bal arılarından ayrılan özelliği havanın sıcaklığının bal arılarının faaliyetlerini yürütemedikleri sıralarda çok aktif olarak çalışabilmelerinden kaynaklanmasıdır. Kovan içine kadar girip bal yiyebilmekte yada diğer bal arılarını öldürebilme becerisine sahiptirler. Bu arıların bal arılarından en farklı özelliği ise sahip oldukları çene yapısının koparmaya uygun yönde gelişmiş olmasıdır. Et ve benzeri gıdaları da beslenme zincirinin bir parçası olarak kullanabilir. Hal böyle olunca arılarımızı yiyerek yada beslenme amacı ile kovan içerisine girdiğinde huzursuzluk vererek kovanda bir stres ve kaos yaratır.
Bu sarıca arıların beslenme yapılarından yola çıkarak mücadele yapılabilir. Beslenmelerini sağlayacağınız bir et parçasını herhangi ağzı dar bir kola şişesine koyun. Bunu arılıkta uygun yerlere yerleştirin. Sonuçta görülecektir ki kokuyu alan sarıca arılar şişe içerisine girecektirler. Fakat buradan çıkmaları son derece zor olacaktır Bu mücadele yöntemi ile bir çok sarıca arı tuzağı yapılabilir ve arılarımızı huzursuz eden bu durum ortadan kalkar
1 Eylül 2006 Cuma
31 Ağustos 2006 Perşembe
30 Ağustos 2006 Çarşamba
29 Ağustos 2006 Salı
TEŞEKKÜR
Sevgili arı dostları
Sizlerden gelen mail ve telefonlar için çok mutluyum.
Deneme tarzındaki sitemizin bu kadar rağbet göreceğini inanın düşünmemiş idim.
Bu ara işlerimin yoğunluğundan dolayı ara vermiş olduğum blog yazılarımız ilk fırsatta tekrar başlayacağımı ilan etmek istedim.
Hepiniz kendinize iyi bakın.
Yalçın SEZER
Sizlerden gelen mail ve telefonlar için çok mutluyum.
Deneme tarzındaki sitemizin bu kadar rağbet göreceğini inanın düşünmemiş idim.
Bu ara işlerimin yoğunluğundan dolayı ara vermiş olduğum blog yazılarımız ilk fırsatta tekrar başlayacağımı ilan etmek istedim.
Hepiniz kendinize iyi bakın.
Yalçın SEZER
24 Ağustos 2006 Perşembe
23 Ağustos 2006 Çarşamba
21 Ağustos 2006 Pazartesi
20 Ağustos 2006 Pazar
19 Ağustos 2006 Cumartesi
18 Ağustos 2006 Cuma
16 Ağustos 2006 Çarşamba
15 Ağustos 2006 Salı
14 Ağustos 2006 Pazartesi
13 Ağustos 2006 Pazar
KARINCA ZARARLISI
Karıncalar arılığımızda var ise zaman zaman bizi rahatsız edeceklerdir. Ballı çerçevelerin olduğu kovanlara musallat olabildikleri gibi bazen arılı kovanlarında üzerinde . kapak tahtası yada çuvalı üzerine yuvalanırlar. Buranın sıcaklığından ve besin maddelerinin yakınlığından rahat bir atmosfer oluştururlar kendilerine. Bu haşaratlardan kurtulmak ve koloninin rahatsızlığını bertaraf etmek için arılıkların kurulmadan önce sehpa düzeninde oluşturulmasına özen gösterilmelidir. Bu sehpaların bacaklarına ise mutlaka katran,gres yağı yada yanmış motor yağı gibi unsurlar koyarak karıncaların kovana gövdesine hareketleri kısıtlanmalıdır. Bu şekilde arıları rahatsız etmelerini önleyebiliriz. Karıncaları yok etmek amacı ile ilaç kullanacak olursak bu tür ilaçlar arışlarımızı da etkileyecektir. Bu konuya bundan dolayı dikkat etmeliyiz. Haşaratların yok edilmesinde kullanılan ilaçlar eğer ki toz ilaç ise bilin ki bizim arılarda ölecektir. Piyasada kullanılan haşere ilaçlarının sulu olanları ise arılara zarar vermeyen türden ilaçlardır.
12 Ağustos 2006 Cumartesi
11 Ağustos 2006 Cuma
KİRPİLERİN ZARARLARINI NASIL ENGELLEYEBİLİRİZ.
Arılık çevresinde iri bir fare pisliği görünümünde dışkılar gördüğünüzde kirpi varlığından şüphelenebilirsiniz. Hatta bazı kovanların önünde gövdeleri yenilmiş ve kanat ile abdomen bölümü bırakılmış arı yığını olması da bu arılıkta kirpi varlığının bir göstergesidir. Genellikle arılıkta akşam ezanına yakın bir zamanda gelen ve sabaha kadar da karnını doyurmak üzere kovanların giriş deliğinden çıkan arıları temizleyerek kolonilere zarar verirler. Kovan önüne tıklandığında çıkan arıların temizlenmesi bitince diğer kovana geçer ve böylece uzun bir süre kolonilerde düzensiz birey oluşumuna neden olduğundan dolayı kolonide bir huzursuzluk oluşmasına neden olur. Arılıkta kovan önünde bol miktarda arı ölüsü görüldüğünde bunun bir ilaçtan mı yoksa kirpiden mi kaynaklandığını ancak yakından yaptığınız inceleme ile yani gövde kısmındaki tahrip edilmiş kısmından anlayabilirsiniz.
Kirpiler yakalandığında uzak bir yere götürülse dahi tekrar eski yerlerine gelebilme becerisi gösterirler. Bu canlılarla mücadelede kirpilerin öldürülmesi şeklinde yapılmamalıdır. Nedeni kirpiler kertenkele, yılan ve solucan gibi canlıları yiyerek yapmış oldukları zararlar kadar da faydalı olurlar bundan dolayı öldürülmeleri kısmen de doğa dengesinin bozulmasına ve biraz da olsa faydalarının azalmasına neden olur.
Kirpi zararlarından kurtulmanın en basit yolu kovanların yüksek sehpalara konulması olmalıdır. Bu şekilde kirpiler kovan deliği ile direkt temas kuramayacak bu durumda ölü arıların temizlenmesinde kısmen de olsa yardımcı olacaklardır.
Kirpiler yakalandığında uzak bir yere götürülse dahi tekrar eski yerlerine gelebilme becerisi gösterirler. Bu canlılarla mücadelede kirpilerin öldürülmesi şeklinde yapılmamalıdır. Nedeni kirpiler kertenkele, yılan ve solucan gibi canlıları yiyerek yapmış oldukları zararlar kadar da faydalı olurlar bundan dolayı öldürülmeleri kısmen de doğa dengesinin bozulmasına ve biraz da olsa faydalarının azalmasına neden olur.
Kirpi zararlarından kurtulmanın en basit yolu kovanların yüksek sehpalara konulması olmalıdır. Bu şekilde kirpiler kovan deliği ile direkt temas kuramayacak bu durumda ölü arıların temizlenmesinde kısmen de olsa yardımcı olacaklardır.
10 Ağustos 2006 Perşembe
9 Ağustos 2006 Çarşamba
8 Ağustos 2006 Salı
7 Ağustos 2006 Pazartesi
6 Ağustos 2006 Pazar
5 Ağustos 2006 Cumartesi
4 Ağustos 2006 Cuma
2 Ağustos 2006 Çarşamba
BALIN DİNLENDİRİLMESİ
Bal süzüldükten sonra büyük tanklarda konulmalı ardından bir müddet dinlenmeye bırakılmalıdır. Dinlenme kazanları içerisinde süzülme esnasında bal içerisinde bulunan polen taneleri, mum kırıntıları, arı kanat bacak gibi kısımları, çerçeve tahtalarının kıymıkları gibi unsurlar ve süzülme sırasında süzgeçten geçirirken meydana gelen hava kabarcıkları ve bal köpüğünün balın üzerinde kalması sağlanır. Bu şekilde balın kavanozlara yada bal bidonlarına doldurulması sırasında görünümleri çok daha güven verici olacak ve müşteriler tarafından tercih edilecek. Göze hitap edecektir. Balın dinlenmesi sırasında her türlü bal içerisinde bulunan ve doğal olarak kabul edilen arı uzuvları gibi , mum gibi kırıntılar bal köpüğü gibi dinlendirme tankının yüzeyine çıkacaktır. Ağzı açık olan dinlendirme tankları bir miktar sıcak havalarda balın suyunun uçmasına da yardım eder. Bu iş yapılırken kesinlikle temiz ve tozsuz yerler tercih edilmelidir.
BAL SONRASI KOVANLARDA GÖZLENEBİLECEK DURUMLAR
Bal sonrası bir çok arıcı kovanlarında ana kaybı ile karşılaşır. Burada arı kolonisi tüm performansı bitmiş gibi görünen ana arıyı imha edip kendilerine yeni ana arı yapma hazırlığı göstermesine karşı bazen de bu tip bir çaba göstermeyerek koloninin anasız kalmasına neden olurlar. Bu durum anasız kalmış olan kovanın sahte ana arı yapmasına ve sonuçta kovanın sönmesine neden olur. Kolonilerde bal sonrası müthiş bir koloni mevcuduna azalmaya neden olur. Bu nedenden dolayı koloni bireylerinin sağlıklı bir şekilde kışı geçirebilmeleri için kuluçkalıkta sağlıklı işçi arı gözü içeren çerçeveler bulundurup mümkün olduğu kadar çok fazla genç arı yetiştirebilmesi sağlanmak adına koloniler ya sonbaharda nektar akışının olduğu yerlere götürülmeli yada beslenmelidir. Bu beslemede şerbetin koyu olması önem arz eder zira sonbaharda suyun uçurulması daha zor olacaktır.
20 Temmuz 2006 Perşembe
TÜM OKUYUCULARIMA SELAMLAR
Sevgili okuyucularım sizlerden gelen mesajlar bende daha iyi bir çalışma gayreti yarattı. Hergün açıp hoca bu gün ne ders veriyor diye bakıyorum diyen bir büyüğümün ailemle birlikte mutlu ve huzurlu olmam adına yaptığı duayı ben tüm okuyucularım için diliyorum. Memleketimize yapılan hizmetleri ibadet sayan arıcılarımızın çabalarını ve gayretlerinin boşa çıkmaması dileği ile.
Çok yakında gene sizlerle olacağım.
Bu ara işlerimizin yoğunluğundan dolayı görüşemiyoruz.
Hepiniz kendinize iyi bakın .
Siz bu memlekete lazımsınız.
Yalçın SEZER
Çok yakında gene sizlerle olacağım.
Bu ara işlerimizin yoğunluğundan dolayı görüşemiyoruz.
Hepiniz kendinize iyi bakın .
Siz bu memlekete lazımsınız.
Yalçın SEZER
16 Temmuz 2006 Pazar
BALI SÜZÜLMÜŞ ÇERÇEVELER İLKBAHARDA ARILARA VERİLEBİLİRMİ
Balı süzülmüş ve bal bulaşıklı çerçeveler ilkbaharda kullanılabilir. Burada dikkat edilmesi gereken bir takım noktalar bulunmaktadır.
En önemlisi bal bulaşığı olan çerçevelerin dikkatli bir şekilde muhafazasıdır. Kış boyunca bekleyen çerçevelerde dikkat edilmez ise mum güvesi oluşumu ortaya çıktığı gibi olgunlaşmadan alınmış olan balların fermente olması yani mikroorganizmalarla karşılaştığında bal kalıntılarının ekşimesi söz konusu olabilir. Bu durumların ortaya çıkmasını engellemek için polen içerikli çerçeveleri bekletmemeli ve arılara vermelidir. Bal olgunlaşmadan alınmamalıdır. Serin ve güneş almayan yerlerde depolanmasına gayret edilmelidir.
Bu şekilde kış boyu bekletilen bal bulaşıklı çerçeveler iki şekilde kullanılabilir. Kuluçkalığı doldurmuş ve bal dönemi ile çakışmış kolonilerde ballıklarda kabarmamış çerçeve vermek yerine bir hamlede arıların ballığa çıkmasını teşvik edecek bal bulaşıklı bir ilave dolusu çerçeve verilebilir. Burada arılar daha hızlı bir biçimde ilaveye çıkacaklardır. Çerçevelerin kabarması için harcanacak bal henüz kata çıkmamış koloni için bir külfettir ve bu ortadan kaldırılmış olur.
Diğer yöntemse ballı çerçevelerin sırlarının alınması sırasında dikkatli davranılmış ve gözlerin çok bozulmamasına özen gösterilmiş ise , ayrıca çerçevelerde işçi arı gözü içeriyorsa bu tür çerçeveler zamanı geldiğince kuluçkalıkta arıya verilmeli ve bal bulaşığı olan kabarmış çerçevelere yumurta atılmasıdır. Burada arıların ırk faktörü önemli bir unsurdur. Bir kısım arıların gelişme düzeni bal dönemi ile çakışıp üstün başarı elde edilmekte, bir kısım arılar ise aşırı gelişimden dolayı zamansız oğul eğilimi ile verimsiz bir arıcılık ortaya koymaktadır.
Çerçeveler gerek kuluçkalıkta, gerekse ballıkta kullanılsın çok eski olmamasına özen gösterilmelidir.
En önemlisi bal bulaşığı olan çerçevelerin dikkatli bir şekilde muhafazasıdır. Kış boyunca bekleyen çerçevelerde dikkat edilmez ise mum güvesi oluşumu ortaya çıktığı gibi olgunlaşmadan alınmış olan balların fermente olması yani mikroorganizmalarla karşılaştığında bal kalıntılarının ekşimesi söz konusu olabilir. Bu durumların ortaya çıkmasını engellemek için polen içerikli çerçeveleri bekletmemeli ve arılara vermelidir. Bal olgunlaşmadan alınmamalıdır. Serin ve güneş almayan yerlerde depolanmasına gayret edilmelidir.
Bu şekilde kış boyu bekletilen bal bulaşıklı çerçeveler iki şekilde kullanılabilir. Kuluçkalığı doldurmuş ve bal dönemi ile çakışmış kolonilerde ballıklarda kabarmamış çerçeve vermek yerine bir hamlede arıların ballığa çıkmasını teşvik edecek bal bulaşıklı bir ilave dolusu çerçeve verilebilir. Burada arılar daha hızlı bir biçimde ilaveye çıkacaklardır. Çerçevelerin kabarması için harcanacak bal henüz kata çıkmamış koloni için bir külfettir ve bu ortadan kaldırılmış olur.
Diğer yöntemse ballı çerçevelerin sırlarının alınması sırasında dikkatli davranılmış ve gözlerin çok bozulmamasına özen gösterilmiş ise , ayrıca çerçevelerde işçi arı gözü içeriyorsa bu tür çerçeveler zamanı geldiğince kuluçkalıkta arıya verilmeli ve bal bulaşığı olan kabarmış çerçevelere yumurta atılmasıdır. Burada arıların ırk faktörü önemli bir unsurdur. Bir kısım arıların gelişme düzeni bal dönemi ile çakışıp üstün başarı elde edilmekte, bir kısım arılar ise aşırı gelişimden dolayı zamansız oğul eğilimi ile verimsiz bir arıcılık ortaya koymaktadır.
Çerçeveler gerek kuluçkalıkta, gerekse ballıkta kullanılsın çok eski olmamasına özen gösterilmelidir.
15 Temmuz 2006 Cumartesi
BALI SÜZÜLMÜŞ ÇERÇEVELERİN DURUMU
Ballı çerçevelerin süzüldükten sonra içerisindeki bal bulaşıkları nasıl değerlendirilmelidir. Bal bulaşıklı çerçeveler kovanlara tekrar iade edilmeli ve arılar tarafından temizlendikten sonra tasnif edilmek üzere geriye alınmalıdır. Tasnif sırasında çerçevelerin işçi arı gözü ihtiva edenleri eni orta ve eski olarak ayrılabileceği gibi eski , erkek göz bulunduran ve kullanımında zorluk bulunan çerçeveler imha edilmeli mum eldesin de kullanılmalıdırlar. Baktığımızda içerisinde polen ihtiva eden çerçeveler var ise bunlar mutlaka kovana verilmelidir. Bu polenler arıların yavrularını beslemesinde kullanılacağından ötürü önemlidir. Ayrıca dışarıda kalan polenli çerçevelerin polen kısımlarında mum güveleri çok rahat bir şekilde gelişirler. Bu gelişme sonucu kovanlarda güve kurtları ve kelebekleri gelişir ki sonuçta
Kovanın sönmesine bile neden olabiliriz.
Kovanın sönmesine bile neden olabiliriz.
13 Temmuz 2006 Perşembe
BAL KOVANIN HANGİ KISMINDAN ALINIR
Bir çok arıcı balın ilaveden alındığını ve kuluçkalıktan ballı çerçeve alınmaması gerektiğini söyler. Aslında ballık diğer adıyla ilave yada kat arıların balı depo ettikleri kısımdır ve mevsimden mevsime değişebilen sayılarda olabilir. Bazı yıllar iki yada üç kat bal alındığına şahit olunur. Tabi sahte bal üreticilerinin ilaveleri merdivenle koyduklarını duyuyoruz.
Sabit yada gezginci fark etmez tamamen doğal elde edilen ballı çerçevelerin genellikle çerçeve kenarlarında yoğun bir bal akışında dahi boşlukların olduğu yada balın sırlanmamış olduğu görülür. Ballı çerçevenin genellikle üçte ikisinin yada yarısından fazlasının sırlanması balın alınabileceğinin işaretidir. Bakıldığında arılar bazı yıllar balı ilaveye değil kuluçkalığa dahi koyabilirler ve ilavede boş çerçevelerin olduğuna şahit olunur.Bu durum balın fazla miktarda gelmediğini , arıların mevcudunun balı kuluçkalık bal kemerine koymasının ardından yukarı ilaveye taşıma isteğini göstermemelerinden kaynaklanır.
Dolayısı ile sizler bal dönemi boyunca gerek besleme periyoduna devam etmiyorsanız ve sahte bal üretme isteğinde değil iseniz yapabileceğiniz iş kuluçkalıktan da bal alabilmek olmalıdır. Kuluçkalıkta en sondaki çerçeveler bal çerçeveleridir. Bazı arı ırkları bal dönemi boyunca yumurta işi ile ilgilenmeyi pek sevmezler. Bu arılar kuluçkalıkta da son derece bal tutma becerisi gösterirler. İki üç çerçeve yumurta neslin devamını sürdürecek olduğundan dolayı gereklidir. Fakat bal verimi yüksek ırklarda görülen bu davranış modeli ile daha fazla bal elde edebildiğimiz gibi eğer besleme yaparken fazla şeker kullanmaz ve kuluçkalığa sirayetini engelleyemez isek kuluçkalıktan bal alamayız. Kuluçkalıktan bal alınabilmesi için bal mevsimi başladığında değil çok önceleri şerbetin kesilmesi ve arıların doğal floradan gelen nektarlar ile kendilerini idare edebilecek beceride olmaları gerekmektedir. Böylece kuluçkalıktan aldığınız ballarda sizi utandıracak bir durum olmaz.
Birde kuluçkalık çerçevelerinin özellikle 2. ve 9. bazen tamamında bazen dağınık olarak polen ihtiva eden çerçeveler bulunur. Bu çerçevelerin balları süzülür iken bala polen tanelerinin karışımından ötürü bulanık bir görünüm verir. Polenli bal besleyici değeri yüksek bir bal olduğu halde balın çabuk donmasına neden olur. Müşterilerce görünümündeki bulanıklık nedeni ile rağbet görmez. Oysaki içerisindeki protein birimlerinin zenginliğinden ötürü son derece kıymetli bir besindir.
Sonuç olarak içerisinde katkı bulunmayan tüm ballar kovandan alınabilir. Amerika gibi kovan başına yüksek miktarlarda bal alındığı söylenen ülkelerin tamamı hesaplamalarında kuluçkalıklarda dahil edilmektedir. Hatta bu hesaplamalara yumurtalı çerçevelerin üzerindeki bal kemerleri de dahil edilir.
Sabit yada gezginci fark etmez tamamen doğal elde edilen ballı çerçevelerin genellikle çerçeve kenarlarında yoğun bir bal akışında dahi boşlukların olduğu yada balın sırlanmamış olduğu görülür. Ballı çerçevenin genellikle üçte ikisinin yada yarısından fazlasının sırlanması balın alınabileceğinin işaretidir. Bakıldığında arılar bazı yıllar balı ilaveye değil kuluçkalığa dahi koyabilirler ve ilavede boş çerçevelerin olduğuna şahit olunur.Bu durum balın fazla miktarda gelmediğini , arıların mevcudunun balı kuluçkalık bal kemerine koymasının ardından yukarı ilaveye taşıma isteğini göstermemelerinden kaynaklanır.
Dolayısı ile sizler bal dönemi boyunca gerek besleme periyoduna devam etmiyorsanız ve sahte bal üretme isteğinde değil iseniz yapabileceğiniz iş kuluçkalıktan da bal alabilmek olmalıdır. Kuluçkalıkta en sondaki çerçeveler bal çerçeveleridir. Bazı arı ırkları bal dönemi boyunca yumurta işi ile ilgilenmeyi pek sevmezler. Bu arılar kuluçkalıkta da son derece bal tutma becerisi gösterirler. İki üç çerçeve yumurta neslin devamını sürdürecek olduğundan dolayı gereklidir. Fakat bal verimi yüksek ırklarda görülen bu davranış modeli ile daha fazla bal elde edebildiğimiz gibi eğer besleme yaparken fazla şeker kullanmaz ve kuluçkalığa sirayetini engelleyemez isek kuluçkalıktan bal alamayız. Kuluçkalıktan bal alınabilmesi için bal mevsimi başladığında değil çok önceleri şerbetin kesilmesi ve arıların doğal floradan gelen nektarlar ile kendilerini idare edebilecek beceride olmaları gerekmektedir. Böylece kuluçkalıktan aldığınız ballarda sizi utandıracak bir durum olmaz.
Birde kuluçkalık çerçevelerinin özellikle 2. ve 9. bazen tamamında bazen dağınık olarak polen ihtiva eden çerçeveler bulunur. Bu çerçevelerin balları süzülür iken bala polen tanelerinin karışımından ötürü bulanık bir görünüm verir. Polenli bal besleyici değeri yüksek bir bal olduğu halde balın çabuk donmasına neden olur. Müşterilerce görünümündeki bulanıklık nedeni ile rağbet görmez. Oysaki içerisindeki protein birimlerinin zenginliğinden ötürü son derece kıymetli bir besindir.
Sonuç olarak içerisinde katkı bulunmayan tüm ballar kovandan alınabilir. Amerika gibi kovan başına yüksek miktarlarda bal alındığı söylenen ülkelerin tamamı hesaplamalarında kuluçkalıklarda dahil edilmektedir. Hatta bu hesaplamalara yumurtalı çerçevelerin üzerindeki bal kemerleri de dahil edilir.
12 Temmuz 2006 Çarşamba
BAL HANGİ KAPLARA KONULUR
Balımızı süzdük , dinlendirdik ve artık kaplara koyma zamanı geldi. Bir çok arıcı koydukları kapların sağlık yönünden sıhhi olup olmadığını bilmeden bu işi yapar. Aslında laklı tenekeler kullanılmalıdır yada gıda nizamnamesi doğrultusunda gıda da kullanılmasında bir sakınca yoktur ibaresi olan kaplar kullanmak zorundayız. Bir çok bal firması bu işi yaparken firma kuruluşu aşamasında sağlığa uygun kaplar kullanacağını taahhüt eder ve tüketici ister plastik olsun isterse teneke bu balı güvenerek alır. Aslında balı arıcıdan alan firma ne ile geldiğine dikkat edermi etmezmi bilemiyorum ama kendilerine gelen balı mutlaka sağlıklı kaplarda pazarlamak zorundadırlar. Biz arıcılar balımızı değerine satmak istiyor isek mevcut birlik yönetimlerinde yer almalıyız. Yönetimdeki insanlara itici güç oluşturmalı ve değerine balların satılması için çaba sarf etmeliyiz. Burada balın konulacağı teneke yada bidonun sağlığa aykırı olup olmadığına dikkat etmek bile , çalıştığımız karanlık sektörde bir mum yakmak olacaktır.
11 Temmuz 2006 Salı
BALI NİÇİN ESKİLER HARMAN ZAMANINDAN SONRA ALIRLARDI
Bal eskiler tarafından bahçede süs , evin ihtiyacının giderilmesi ve birazda müthiş canlıların gizemini ve çalışkanlığının ibret verici halinin zaman zaman seyredilmesi için evin bahçesinde , yakınında tutulurdu. Çoğu da çeşitli ilkel kovanlardı. Özel olarak modern kovan yapıp da bundan gelir elde edeyim diyen sayısı son derece az idi.Çoğaltma yöntemleri bilinmiyor ve sonuç olarak ta doğal oğul yada dışarıdan bahçeye gelecek oğullar bekleniyordu.
Eski arıcılar arı harman tozunu yemeli ki bal değerli olsun derler . Kısmen doğruluk payı olan bu görüşün nedenlerinden bahsetmek istiyorum. Bir koloni balı sırladığı zaman balın suyu uçmuş ve artık bu bal olgunlaşmış sayılır. Lakin arı üzerinde yattığı ve sırrını sağlamlaştırdığı balın çok daha kıvamlı olduğu bilinir. Bunun neden arı her ne kadar çerçeve üzerinde yatarsa o kadar çok suyunu uçuracak ve balın olgunlaşmasını sağlayacaktır. Modern arıcılıkta ise bir yerden bir başka yere arının nakli söz konusu olacaktır. Bu durumda bir bölgenin ablı sırlandığı zaman diğer bölgeye gidilebilir. Balın sırlanması çerçevelerin alınmasını söyleyen bir işarettir.
Eskiler ise genellikle doğal yada ilkel kovanlar ile arıcılık yaptıklarından koloni birey sayısının yoğun olduğu ve gezgincilik yapmadıklarından dolayı bir acelelerinin olmamasından dolayı nüfusun en az olacağı sonbahar ve hatta kışa yakın olan tarihleri beklemektedirler. Hatta kış aylarında arıların soğuktan çekildikleri yuva dalakları üzerinde iken ilkel kovanlardan balın alınması son derece rahat olmaktadır.
Laf aramızda anadoluda bir tabir vardır. Köyün işi ölünce biter diye, eski arıcılarımız işlerinin yoğunluğundan dolayı da bal alınmasını bu kadar sonraya bırakıyorlardı.
Eski arıcılar arı harman tozunu yemeli ki bal değerli olsun derler . Kısmen doğruluk payı olan bu görüşün nedenlerinden bahsetmek istiyorum. Bir koloni balı sırladığı zaman balın suyu uçmuş ve artık bu bal olgunlaşmış sayılır. Lakin arı üzerinde yattığı ve sırrını sağlamlaştırdığı balın çok daha kıvamlı olduğu bilinir. Bunun neden arı her ne kadar çerçeve üzerinde yatarsa o kadar çok suyunu uçuracak ve balın olgunlaşmasını sağlayacaktır. Modern arıcılıkta ise bir yerden bir başka yere arının nakli söz konusu olacaktır. Bu durumda bir bölgenin ablı sırlandığı zaman diğer bölgeye gidilebilir. Balın sırlanması çerçevelerin alınmasını söyleyen bir işarettir.
Eskiler ise genellikle doğal yada ilkel kovanlar ile arıcılık yaptıklarından koloni birey sayısının yoğun olduğu ve gezgincilik yapmadıklarından dolayı bir acelelerinin olmamasından dolayı nüfusun en az olacağı sonbahar ve hatta kışa yakın olan tarihleri beklemektedirler. Hatta kış aylarında arıların soğuktan çekildikleri yuva dalakları üzerinde iken ilkel kovanlardan balın alınması son derece rahat olmaktadır.
Laf aramızda anadoluda bir tabir vardır. Köyün işi ölünce biter diye, eski arıcılarımız işlerinin yoğunluğundan dolayı da bal alınmasını bu kadar sonraya bırakıyorlardı.
10 Temmuz 2006 Pazartesi
KOVANLARDAN BALLI ÇERÇEVELERİN ALINMASI
Kovanlardan ballı çerçevelerin alınması gerçekten maharet isteyen bir çalışmadır. Genellikle balların alındığı dönemde nektar kesilmiştir. Bu dönemde arılarda müthiş bir yağmacılık eğilimi vardır. Tatlı ne bulurlarsa bir müddet sonra ortalık karışır. Sanki tüm tarlacı arıcılara haber verilmiş gibi balın bulaştığı yerde adeta oğul gibi bir kitle doluşuverir. Bu şekilde bir çalışma son derece sakıncalıdır. Arılardan bal son derece sakin ama hızlı bir biçimde alınmalıdır.
Öncelikle balı alınacak olan kovanın yanına bir ilave getirilir. Katlı kovanın içerisine bakılır. Eğer ki arı yoğunluğu ilavenin iç cidarını kaplıyor ise arılar kovan ilavesinin iç cidar duvarlarında yoğun ise çerçeveler teker teker çıkarılarak sarsmadan üzerindeki arlar düşürülmeden sakince dışarıdaki ilaveye yerleştirilir. Daha sonra en son çerçeve üzerindeki arılar kovanın ilavesi içerisine silkme yöntemi ile arılar düşürülmelidir.Üzerinde dolaşan birkaç tane arı ki bunlar genelde genç bireylerdir, fırça ile düşürülmeli ve hemen üzerine ıslak bez konulmuş olan bir kovanın içerisine yerleştirilir. Bu şekilde dışarıdaki çerçevelerin her biri sıra ile arısından arındırıldıktan sonra koloni üzeri hemen bezi örtülerek kapatılmalı ve diğerine geçilmelidir. Bu şekilde hızlı ve seri bir çalışma gerçekleştirilirken arıları huzursuz etmemek gerekir. Oysa her çerçeveyi aldığımızda üzerindeki arıları silkme işlemini yapsaydık bir arı birden fazla sayıda rahatsız edilmiş olacak ve sonuçta huzursuzlaşıp arıcıyı rahatsız edecekti.
Arıların ballı çerçevelerden uzaklaştırılması için kullanılan ilaçları ve aletleri duyuyor , okuyor fakat göremiyoruz. Yurt dışında bazı kimyasalların kullanılmasının yasaklandığını bir yazıda okumuştum. Buradan şu çıkıyor doğal olmak için doğal davranmak lazım.
Öncelikle balı alınacak olan kovanın yanına bir ilave getirilir. Katlı kovanın içerisine bakılır. Eğer ki arı yoğunluğu ilavenin iç cidarını kaplıyor ise arılar kovan ilavesinin iç cidar duvarlarında yoğun ise çerçeveler teker teker çıkarılarak sarsmadan üzerindeki arlar düşürülmeden sakince dışarıdaki ilaveye yerleştirilir. Daha sonra en son çerçeve üzerindeki arılar kovanın ilavesi içerisine silkme yöntemi ile arılar düşürülmelidir.Üzerinde dolaşan birkaç tane arı ki bunlar genelde genç bireylerdir, fırça ile düşürülmeli ve hemen üzerine ıslak bez konulmuş olan bir kovanın içerisine yerleştirilir. Bu şekilde dışarıdaki çerçevelerin her biri sıra ile arısından arındırıldıktan sonra koloni üzeri hemen bezi örtülerek kapatılmalı ve diğerine geçilmelidir. Bu şekilde hızlı ve seri bir çalışma gerçekleştirilirken arıları huzursuz etmemek gerekir. Oysa her çerçeveyi aldığımızda üzerindeki arıları silkme işlemini yapsaydık bir arı birden fazla sayıda rahatsız edilmiş olacak ve sonuçta huzursuzlaşıp arıcıyı rahatsız edecekti.
Arıların ballı çerçevelerden uzaklaştırılması için kullanılan ilaçları ve aletleri duyuyor , okuyor fakat göremiyoruz. Yurt dışında bazı kimyasalların kullanılmasının yasaklandığını bir yazıda okumuştum. Buradan şu çıkıyor doğal olmak için doğal davranmak lazım.
9 Temmuz 2006 Pazar
BAL SÜZMEDEN ÖNCE DÜŞÜNÜLECEKLER
Arılardan ballı çerçevelerin alınması bayağı maharet isteyen bir iştir. Arıların durumu , çevredeki nektar akımı, seri çalışma ve yağmacılık eğiliminin en az olması gibi unsurlara dikkat etmek gerekir.
Öncelikle çevredeki bal kaynaklarındaki azalma dikkati çekiyor ise yağmacılık eğilimine dikkat etmek ve çalışmayı bu konu göz ardı edilmeden dikkatli bir şekilde yapmak gerekir. Ballı çerçeveler kolonilerden alınırken kesinlikle bal eldivenler, kovan ilavelerine ve çeşitli ekipmanlara bulaştırılmamalıdır. Bal bulaşığı olan yerler süratle silinmeli yıkanmalı ve arıların farkına varmadan bu bal bulaşığını kovanlara bildirmesine müsaade edilmemelidir. Aksi taktirde arılıkta arkası kesilmeyen ve iş gücü kaybına neden olacak bir kaos yaşanır ki. Bundan zayıf kolonilerde çok olumsuz etkilenirler. Yağmaya uğrayacak olursa kolonilerin sönmesi söz konusu olabilir.
Ballı çerçeveler alınırken kaç tane koloninin balı alınacak ise o kadarda ilave olması işimizi kolaylaştıracaktır. Ballı çerçevelerin sırları sır bıçağı yada sır tarağı ile alınacaktır. Bu iş için gerekli olan aletler önceden yıkanmalı , temizlenmeli ve sayısı kullanacağımızdan fazla olmalıdır. Olası bir durumda tarak dişlerin kırılması bıçak sapının kopması gibi aksilikler göz önünde tutulmalıdır. Bal süzme kazanı mutlaka geçen yıldan bu yana tozlanmış olacaktır. Temizlenmeli ve yıkanıp,kurutulmalıdır. Sır teknesi yada sır içine konacak olan bir aparat hazırlanmalı burada bal mumunun yanı sıra sır ve mumla birlikte gelen balın süzülüp alınması düşünülmelidir. Sır balının çok taliplisi olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Elimizdeki ballı çerçevelerin içeriği yaklaşık olarak tahmin edilmeli ve o kadar teneke yada bal koyacak kap bulundurulmalıdır.
Balın süzülmesi sırasında gerek ekipmanın gerekse ellerin yıkanması için temiz su bulundurulmalıdır. Ellerin silinmesinde ve ekipmanın kurutulmasında kullanılacak havlu yada bez toz ve hav bırakmayan suyu emen türden olmalıdır.
Kazandan akacak olan balın arı kanadı, bacağı , arı, propolis, mum ve çeşitli doğal unsurlar bulundurabileceği düşünülerek mutlaka süzgeç bulundurulmalıdır. Süzgeçler bir süre sonra kırıntılar ile tıkanacak ve ilk anda olduğu gibi rahat balın süzülmesine imkan vermeyecektir. Yıkandığında ise hem zaman kaybına neden olacaktır. Hem de rahat kuruyamayacaktır. Bundan dolayı yedek bir süzgeç olması işlerin daha seri ve çabuk olmasına yardım eder.
Arılıkta hijyenik kurallara riayet etmek de son derece önemlidir. Gelecekte balların organik üretimi ile ilgilenmesi zorunlu ve kaçınılmaz olan ülkemizin arıcılarının buna çok dikkat etmesi gerekmektedir.
Bir çok arıcı balını gece süzmeyi , bir çoğu da gündüz çadırda süzmeyi tercih eder. Süzme işlemi gerçekleştirilirken havanın sıcak olması çerçevedeki balın daha rahat bir şekilde çıkmasına yardımcı olmaktadır.
Çadırda sağım gündüz yapılarak zamandan kazanç ve çerçeveden daha fazla balın daha rahat bir şekilde çıkması düşünülerek yapılır. Burada eğer ki çadır içerisine arıların girmesi söz konusu olursa önü arkası kesilmeyen bir yağmacılığın oluşmasına ve çalışma zorluğu yaratacağından iş gücü kaybına neden olur. Dikkat etmek gerekir. Hele ki nektar kesilmiş ise bal kokusu arıları fena halde huysuzlandıracaktır.
Gece açık arazide yapılacaksa arıların süzme işleminin yapıldığı noktada yakılacak ışığı görmemesi işimizi kolaylaştıracaktır. Yoksa kovanı ışık varlığından dolayı terk eden arılar huzursuzluk yaratır. Burada yapılan çalışmalar sırasında yerlere damlayan bal damlaları ertesi gün arılar tarafından temizlenecek ve böylece kirlilikte hiç olmayacaktır. Bal sağımının yapıldığı anda gece eğer hava soğuk ise bir miktar bal çerçevelerde kalabilir.
.
Öncelikle çevredeki bal kaynaklarındaki azalma dikkati çekiyor ise yağmacılık eğilimine dikkat etmek ve çalışmayı bu konu göz ardı edilmeden dikkatli bir şekilde yapmak gerekir. Ballı çerçeveler kolonilerden alınırken kesinlikle bal eldivenler, kovan ilavelerine ve çeşitli ekipmanlara bulaştırılmamalıdır. Bal bulaşığı olan yerler süratle silinmeli yıkanmalı ve arıların farkına varmadan bu bal bulaşığını kovanlara bildirmesine müsaade edilmemelidir. Aksi taktirde arılıkta arkası kesilmeyen ve iş gücü kaybına neden olacak bir kaos yaşanır ki. Bundan zayıf kolonilerde çok olumsuz etkilenirler. Yağmaya uğrayacak olursa kolonilerin sönmesi söz konusu olabilir.
Ballı çerçeveler alınırken kaç tane koloninin balı alınacak ise o kadarda ilave olması işimizi kolaylaştıracaktır. Ballı çerçevelerin sırları sır bıçağı yada sır tarağı ile alınacaktır. Bu iş için gerekli olan aletler önceden yıkanmalı , temizlenmeli ve sayısı kullanacağımızdan fazla olmalıdır. Olası bir durumda tarak dişlerin kırılması bıçak sapının kopması gibi aksilikler göz önünde tutulmalıdır. Bal süzme kazanı mutlaka geçen yıldan bu yana tozlanmış olacaktır. Temizlenmeli ve yıkanıp,kurutulmalıdır. Sır teknesi yada sır içine konacak olan bir aparat hazırlanmalı burada bal mumunun yanı sıra sır ve mumla birlikte gelen balın süzülüp alınması düşünülmelidir. Sır balının çok taliplisi olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Elimizdeki ballı çerçevelerin içeriği yaklaşık olarak tahmin edilmeli ve o kadar teneke yada bal koyacak kap bulundurulmalıdır.
Balın süzülmesi sırasında gerek ekipmanın gerekse ellerin yıkanması için temiz su bulundurulmalıdır. Ellerin silinmesinde ve ekipmanın kurutulmasında kullanılacak havlu yada bez toz ve hav bırakmayan suyu emen türden olmalıdır.
Kazandan akacak olan balın arı kanadı, bacağı , arı, propolis, mum ve çeşitli doğal unsurlar bulundurabileceği düşünülerek mutlaka süzgeç bulundurulmalıdır. Süzgeçler bir süre sonra kırıntılar ile tıkanacak ve ilk anda olduğu gibi rahat balın süzülmesine imkan vermeyecektir. Yıkandığında ise hem zaman kaybına neden olacaktır. Hem de rahat kuruyamayacaktır. Bundan dolayı yedek bir süzgeç olması işlerin daha seri ve çabuk olmasına yardım eder.
Arılıkta hijyenik kurallara riayet etmek de son derece önemlidir. Gelecekte balların organik üretimi ile ilgilenmesi zorunlu ve kaçınılmaz olan ülkemizin arıcılarının buna çok dikkat etmesi gerekmektedir.
Bir çok arıcı balını gece süzmeyi , bir çoğu da gündüz çadırda süzmeyi tercih eder. Süzme işlemi gerçekleştirilirken havanın sıcak olması çerçevedeki balın daha rahat bir şekilde çıkmasına yardımcı olmaktadır.
Çadırda sağım gündüz yapılarak zamandan kazanç ve çerçeveden daha fazla balın daha rahat bir şekilde çıkması düşünülerek yapılır. Burada eğer ki çadır içerisine arıların girmesi söz konusu olursa önü arkası kesilmeyen bir yağmacılığın oluşmasına ve çalışma zorluğu yaratacağından iş gücü kaybına neden olur. Dikkat etmek gerekir. Hele ki nektar kesilmiş ise bal kokusu arıları fena halde huysuzlandıracaktır.
Gece açık arazide yapılacaksa arıların süzme işleminin yapıldığı noktada yakılacak ışığı görmemesi işimizi kolaylaştıracaktır. Yoksa kovanı ışık varlığından dolayı terk eden arılar huzursuzluk yaratır. Burada yapılan çalışmalar sırasında yerlere damlayan bal damlaları ertesi gün arılar tarafından temizlenecek ve böylece kirlilikte hiç olmayacaktır. Bal sağımının yapıldığı anda gece eğer hava soğuk ise bir miktar bal çerçevelerde kalabilir.
.
8 Temmuz 2006 Cumartesi
AVRUPA YAVRU ÇÜRÜKLÜĞÜ
Avrupa Yavru Çürüklüğü
Avrupa yavru çürüklüğü hastalığı daha çok ilkbahar ve yaz başında zayıf kovanlarda görülür. Özellikle nektarın az olduğu dönemlerde daha sık görülür.
Kovanların zayıf ve kötü kışlatılması , ilkbaharda soğuk ve nemli havaların uzun süre devam etmesi, yetersiz beslenme, stres ve nektar akımının geç başlaması sonunda hastalık belirtileri görülür.
Dünyada en yaygın görülen hastalıklardan biridir. Hastalığın etmeni en son yapılan sınıflandırmaya göre Melisococcus pluton adında bir bakteridir. Hastalıkta diğer bazı (sekonder) bakteri türleri de görülür ancak bunlar doğrudan hastalık oluşturmazlar fakat ölü larvanın kokusu ve kıvamı üzerinde etkili olurlar.
HASTALIĞIN BELİRTİSİ
Hastalığın kendine özgü kokmuş et ya da balık kokusunu andıran kokusu kovan açıldığında algılanabilir. Açık yavru döneminde ölmüş larvalar koyu kahverengi ve siyaha yakın renktedir ve larvadaki renk değişimi önemli bir belirtidir.
Hastalığın çok şiddetli seyrettiği durumlarda kapalı yavru gözlerinde de görülebilir. Ölmüş larva bir çöple çekildiğinde Amerikan yavru çürüklüğünde görülen ipliksi uzama görülmez, kolayca petek hücresinden çıkartılabilir. Genellikle, Amerikan yavru çürüklüğü kapalı yavrularda görülürken Avrupa yavru çürüklüğü açık yavrularda görülür.
Avrupa yavru çürüklüğü oldukça sık görülen bir hastalıktır. Ancak çoğu yerde enfeksiyonun seviyesi düşük seyrettiği ve kuvvetli koloniler, hastalıkla kendi kendine başa çıktığı için arıcıların gözünden kaçmaktadır.
Hastalığa yakalanmış kovanlarda canlı, istekli çalışan işçi arılarda aşırı bir hassasiyet , tedirginlik, isteksizlik ve tembellik göze çarpar. Ölü larvaların rengi değişir, donuk beyazdan önce sarı sonra kahverengi ve sonra da siyaha dönüşür. Larvalar genellikle kangal (C harfi) formundayken ölürler. Ölen larvalar sulu, yumuşak bir görünüştedirler sonraları ise hamur kıvamını alırlar .
MÜCADELESİ
Amerikan yavru çürüklüğündeki uygulamanın aksine şiddetli durumlar hariç, bu hastalıkta arıların ve yavru peteklerin imhasına gerek yoktur. Koloninin ana arısı bir süre kovan içerisinde kafeslenerek yumurta atması engellenir. Oxytetracycline, erythromycin veya diğer antibiyotik uygulamaları ile tedavi edilebilir. Ancak, antibiyotik kullanımı konusunda mutlak surette bir uzmanın görüş ve önerileri alınmalıdır. Çünkü antibiyotikler belli aralıklarla, belli dozlarda ve belli bir süre için kullanılması gereken maddelerdir. Aksi halde arı kolonisine, aile bütçesine ve balın kalitesine zarar verilir. Antibiyotik verilen kovanın balı uzun bir süre tüketilmemelidir. Örneğin bu sürenin oxytetracycline grubu için en az 8 hafta olmasına karşın diğer antibiyotik grupları için 1 yıla kadar çıkabilir.
Arılıkta kullanılan ekipman ve hastalıklı kolonilerin boş kovanları 50 lt suya 1 kg soda veya 1/1'lik amonyum klorid eriyiği ile dezenfekte edilmelidir.
(KAYNAK: YAYÇEP, ARICILIK , ARİCİLİK.GEN.TR
Avrupa yavru çürüklüğü hastalığı daha çok ilkbahar ve yaz başında zayıf kovanlarda görülür. Özellikle nektarın az olduğu dönemlerde daha sık görülür.
Kovanların zayıf ve kötü kışlatılması , ilkbaharda soğuk ve nemli havaların uzun süre devam etmesi, yetersiz beslenme, stres ve nektar akımının geç başlaması sonunda hastalık belirtileri görülür.
Dünyada en yaygın görülen hastalıklardan biridir. Hastalığın etmeni en son yapılan sınıflandırmaya göre Melisococcus pluton adında bir bakteridir. Hastalıkta diğer bazı (sekonder) bakteri türleri de görülür ancak bunlar doğrudan hastalık oluşturmazlar fakat ölü larvanın kokusu ve kıvamı üzerinde etkili olurlar.
HASTALIĞIN BELİRTİSİ
Hastalığın kendine özgü kokmuş et ya da balık kokusunu andıran kokusu kovan açıldığında algılanabilir. Açık yavru döneminde ölmüş larvalar koyu kahverengi ve siyaha yakın renktedir ve larvadaki renk değişimi önemli bir belirtidir.
Hastalığın çok şiddetli seyrettiği durumlarda kapalı yavru gözlerinde de görülebilir. Ölmüş larva bir çöple çekildiğinde Amerikan yavru çürüklüğünde görülen ipliksi uzama görülmez, kolayca petek hücresinden çıkartılabilir. Genellikle, Amerikan yavru çürüklüğü kapalı yavrularda görülürken Avrupa yavru çürüklüğü açık yavrularda görülür.
Avrupa yavru çürüklüğü oldukça sık görülen bir hastalıktır. Ancak çoğu yerde enfeksiyonun seviyesi düşük seyrettiği ve kuvvetli koloniler, hastalıkla kendi kendine başa çıktığı için arıcıların gözünden kaçmaktadır.
Hastalığa yakalanmış kovanlarda canlı, istekli çalışan işçi arılarda aşırı bir hassasiyet , tedirginlik, isteksizlik ve tembellik göze çarpar. Ölü larvaların rengi değişir, donuk beyazdan önce sarı sonra kahverengi ve sonra da siyaha dönüşür. Larvalar genellikle kangal (C harfi) formundayken ölürler. Ölen larvalar sulu, yumuşak bir görünüştedirler sonraları ise hamur kıvamını alırlar .
MÜCADELESİ
Amerikan yavru çürüklüğündeki uygulamanın aksine şiddetli durumlar hariç, bu hastalıkta arıların ve yavru peteklerin imhasına gerek yoktur. Koloninin ana arısı bir süre kovan içerisinde kafeslenerek yumurta atması engellenir. Oxytetracycline, erythromycin veya diğer antibiyotik uygulamaları ile tedavi edilebilir. Ancak, antibiyotik kullanımı konusunda mutlak surette bir uzmanın görüş ve önerileri alınmalıdır. Çünkü antibiyotikler belli aralıklarla, belli dozlarda ve belli bir süre için kullanılması gereken maddelerdir. Aksi halde arı kolonisine, aile bütçesine ve balın kalitesine zarar verilir. Antibiyotik verilen kovanın balı uzun bir süre tüketilmemelidir. Örneğin bu sürenin oxytetracycline grubu için en az 8 hafta olmasına karşın diğer antibiyotik grupları için 1 yıla kadar çıkabilir.
Arılıkta kullanılan ekipman ve hastalıklı kolonilerin boş kovanları 50 lt suya 1 kg soda veya 1/1'lik amonyum klorid eriyiği ile dezenfekte edilmelidir.
(KAYNAK: YAYÇEP, ARICILIK , ARİCİLİK.GEN.TR
7 Temmuz 2006 Cuma
FARKLI BÖLGELERİN BALLARI KARIŞTIRILMALIMI?
Gezginci arıcılık yapan arkadaşlarımız bir bölgenin balından faydalanıp daha sonra bal akımının azalmasının hemen ardından yoğun bal akımı olan diğer bölgelere kolonilerini taşırlar. Böylece ballarını birbirlerine karıştırabilme imkanına sahip olabilirler.
Arılar bir bölgede yoğun bir şekilde bal akımı ile karşılaştıklarında ve çerçeveler bal ile dolduğunda bu bölgenin balı süzme makinesinde süzülebildiği gibi , çerçeve şeklinde de satılabilecek ballı çerçevelere sahip olurlar. Lakin akım az olursa çerçeveler dolmaz ise diğer bal akımından faydalanma isteği ile bölge değişikliği yapan arıcılar ballarının karışımı ile karşı karşıya kalırlar. Burada talebe göre değişen bir durum yaratabilirler. Arılarda bulunan sırlı çerçevelerini alarak azda olsa ballarının karışımını engelleyebilirler. Yada ballarını karıştırarak daha farklı renk ve rahiya sahip bal elde ederler. Bu arz ve talep meselesidir. Kimi kişiler karışım ballarından ziyade içerisinde tek tip nektar yada nektar karışımı farklı bir çok bitkiye ait olmayan balı tercih ederler. Bu durumda bal karışımı ve bunun oranı isteğe bağlı olarak değişecektir. Ballar dışarıdan katkı maddesi katılmadığı sürece ister karışım olsun ister olmasın kaliteli olacaktır bundan şüphemiz olmamalıdır.
Arılar bir bölgede yoğun bir şekilde bal akımı ile karşılaştıklarında ve çerçeveler bal ile dolduğunda bu bölgenin balı süzme makinesinde süzülebildiği gibi , çerçeve şeklinde de satılabilecek ballı çerçevelere sahip olurlar. Lakin akım az olursa çerçeveler dolmaz ise diğer bal akımından faydalanma isteği ile bölge değişikliği yapan arıcılar ballarının karışımı ile karşı karşıya kalırlar. Burada talebe göre değişen bir durum yaratabilirler. Arılarda bulunan sırlı çerçevelerini alarak azda olsa ballarının karışımını engelleyebilirler. Yada ballarını karıştırarak daha farklı renk ve rahiya sahip bal elde ederler. Bu arz ve talep meselesidir. Kimi kişiler karışım ballarından ziyade içerisinde tek tip nektar yada nektar karışımı farklı bir çok bitkiye ait olmayan balı tercih ederler. Bu durumda bal karışımı ve bunun oranı isteğe bağlı olarak değişecektir. Ballar dışarıdan katkı maddesi katılmadığı sürece ister karışım olsun ister olmasın kaliteli olacaktır bundan şüphemiz olmamalıdır.
5 Temmuz 2006 Çarşamba
AMERİKAN YAVRU ÇÜRÜKLÜĞÜ
Üzülerek bu gün arıların hastalıklarından ve hemde en kötü olanlarından birini açıklamak istiyorum. Aslında arılar bizler için mükemmel gıdaları sunan varlıklar. Onlara zarar veren bir hastalığın olması çok üzücü. Ayrıca bu hastalığın ekonomik olarak arıcılarımıza zarar vermesi bir o kadar daha üzücüdür. Arılarımızı zor duruma sokan bu hastalıkla ilgili bilgiyi Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının vermiş olduğu talimata dayanarak sizi bilgilendirmek istedim.
Aman arılarımıza sahip çıkalım onlar geleceğimizin insanlarının sağlığını, ekonomisini ve mutluluğunu ortaya koyacak olan kapitallerdir.
BAL ARILARININ AMERİKAN YAVRU ÇÜRÜKLÜĞÜ HASTALIĞINA KARŞI KORUNMA VE MÜCADELE TALİMATI
Hukuki Dayanak
12.11.2001 tarih ve HSHD-HHM-10474-029963 Sayılı Koruma ve Kont Gn. Md. Yazısı
1-GİRİŞ
Amerikan Yavru Çürüklüğü (AYÇ), arıların yavru hastalıkları içerisinde oldukça bulaşıcı, dünyanın her tarafında yaygın olarak görülen, önemli ve en tehlikeli bakteriyel hastalıklarından biridir. Amerikan Yavru Çürüklüğü hastalığına karşı teşkilatımızdaki veteriner hekimlerin bilgilerini tazelemek, ülkedeki arı sağlığını korumak, hastalıkla mücadele etmek ve bu hususta gerekli her türlü tedbirin alınmasını sağlamak önem arz etmektedir. Bu çerçevede 3285 Sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Yönetmeliği’nin 129. Maddesine göre bu talimat hazırlanmıştır.
2- HASTALIK HAKKINDA GENEL BİLGİ 2.1.Hastalığın Tanımı
Amerikan Yavru Çürüklüğü yavru arılarda Paenibacillus larvae tarafından oluşturulan infeksiyöz, oldukça bulaşıcı bir hastalıktır. 2.2.Hastalığın Önemi
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de arıların en tehlikeli ve bulaşıcı hastalıkları arasında Amerikan Yavru Çürüklüğü bildirilmektedir. Etkeni Gram (+) bir bakteri olan Paenibacillus larvae (White)'dır. 2.5-5 x 0.5-0.8 mikrometre büyüklükte, çomak şeklinde ve peritrik flagella taşıyan bu bakteri, enfekte larvaların her birinde bir milyarın üzerinde spor meydana getirebilir. 1.1-1.9 x 0.4-0.7 mikrometre büyüklükte ve hastalık oluşturmada etken form olan bu sporlar, ısıya ve kimyasal ajanlara oldukça dirençlidirler. Karbol fuksin ile boyandığında sporların ortası berrak kalmakta, duvarlar ise kırmızı-mor renkte boyanmaktadır. Kültürlerde koloniler 3-4 mm çapında, küçük, opak, beyaz-gri renkte görülür. 35-40 yıl gibi bir süre canlılıklarını sürdürürler. Zamanla tedbir alınmazsa koloniyi (ana arısı bulunan ve minimum 10-14 bin adet işçi arısı bulunan arı ailesini) öldürebilir hatta tüm koloniler ve diğer arılıklara (kolonilerin bir arada bulunduğu mekan) bulaşabilirler. Larvaların sindirim sistemine bulaşan hastalık sporları, barsakta vejetatif forma dönüşerek hemolenfe geçer ve süratle çoğalmak suretiyle tüm doku ve organlara yayılır. İşçi ve erkek arılar ilk 3 (üç) gün arı sütü ile beslendikleri için genç larvaların ilk iki gün hastalığa yakalanma ihtimali çok zayıftır. Yumurta açılımından sonra 53. saatten itibaren larvalar hastalığa yakalanmaya açık hale gelmektedir.
Yavru çürüklüğü kütlesinde sporların, kuru olarak 100 °C 'ye 8 saat, nemlendirilmiş yavru çürüklüğü kütlesinde 60-80 °C 'ye 240-180 dakika, 90°C' ye 120 dakika, 95°C 'ye 55 dakika, 97°C' ye 45 dakika, 100 °C' ye 11-14 dakika ve 120°C 10-15 dakika dayanabildikleri çeşitli araştırıcılar tarafından tespit edilmiştir. Bal içinde sporlar, sulu bal sıvısındakilere nazaran daha dirençlidirler. Her türlü çevre koşullarına dayanıklı olan P. larvae sporlarının bal içinde 1 yıl, peteklerde ise 40 yıl kadar canlı kalabildikleri saptanmıştır. Eğer etkenler pupa oluşumu sırasında hemolenfe geçmişlerse pupa ölür yada ölmediği durumlarda hastalık diğer jenerasyonları etkiler. Bundan birkaç gün sonra petek gözünün kapakları çöker, çatlar veya ortada küçük bir delik görülür. Ölü larva salyamsı bir kütle oluşturur. Sonradan katılaşabilir ve petek gözlerinin kenarına yapışabilir. Kuruyan larvayı yerinden çıkarıp almak çok zordur. Çok sıkı yapışmasından dolayı, temizleyici işçi arılar bunu temizleyemezler. Yaşlı larvalar ise enfeksiyona rağmen gelişimlerini tamamlayarak ergin arı haline gelirler
2.3.Hastalığın Yayılması
Başlıca bulaşma nedenleri şunlardır;
a) Sterilize edilmemiş temel petekler,
b) Arıcıların bizzat kendileri,
c) Her türlü alet ve ekipmanları,
d) Hastalıklı kovandan çerçeve alıp sağlam kovanlara verilmesi,
e) Oğul arıları ile temel petekte kolonilerin birleşmesi,
f) Hastalık etkeni taşıyan ergin arılar,
g) Yağmacılık,
h) Sağlam arıların hastalıklı bölgelere girmesi,
ı) Hastalıklı bulaşık eski kovanların kullanılması,
i) Bal,
j) Ana arı
Petek ve bal hastalığın yayılmasında çok önemlidir. Çünkü bulaşık bal ile beslenen arılar larvaları enfekte edebilmektedir.
3- HASTALIĞIN TEŞHİSİ
3.1.Klinik Muayene
Kuvvetli kolonilerde yeni bulaşmış hastalığın farkına varmak çok zordur. Hastalık ilerledikçe kolonide sürekli bir arı azalması göze çarpar. Önceleri çok istekli ve canlı olarak çalışan koloninin, arıların azalması ile uçuş deliği önündeki canlılığı azalır. Arılar uçuş tahtası üzerinde veya uçuş deliği önünde şaşırmış ve ne yapacağını bilmez bir şekilde isteksizce gezinirler. İşçi arıların dışarıya yavru atma durumunu, bal özü akımının sona ermesi ile erkek arı meydana getirecek pupaların dışarıya atılması veya aşırı açlık çeken kolonilerin koloni yaşamını emniyet altına almak için dışarıya yavru atmaları ile karıştırmamak amacıyla kovan hemen kontrol edilmelidir.
Hastalığın klinik bulguları;
a) Başlangıçta sağlıklı olan larva, önce petek gözünün tabanında " C " harfi şeklinde gelişir. Larva enfekte olduğu zaman morfolojik yapısını kaybederek hücreyi dolduracak şekilde yukarı doğru yerleşir ve bu pozisyonda ölür.
b) Ölü larvalar önce donuk beyaz, açık kahve, koyu kahve ve sonunda siyah renge dönerler.
c) Ölü larva çikolata rengi aldığında bir kibrit çöpü sokulup çekilirse iplik şeklinde 2.5-10 cm kadar uzar.
d) Bazı gözlerde ölü yavru kalıntısı gözün alt yüzeyinde düzgünce uzanmış ve çok sıkı bir şekilde göze yapışmıştır.
e) Yavru, pupa döneminde ölmüşse petek gözü kapağı (Operkulum) yavaşça kaldırılacak olursa arının dilinin yukarıya doğru kalkık ve genellikle gözün alt üst iç yüzeyine değecek biçimde sertleşmiş bir vaziyette olduğu görülür.
f) Kovan kapağı açıldığında, ısıtılmış tutkal kokusu yada bozuk balık kokusu algılanır.
g) Hastalıklı çerçevelerin yavrulu gözleri gayrı muntazam olup, üzeri açık ve kapalı petek gözleri ile alacalı bir görünüm arz eder. Çok sayıda yavrusuz göz vardır.
h) Kapalı gözlerde kapağın renkleri solmuş, içeri doğru çukurlaşmış, toplu iğne başı büyüklüğünde delinmiş bir görünüm vardır. Larva döneminde ölmekle birlikte, ölü yavrular daha ziyade mühürlenmiş gözlerde bulunurlar. Yavru, prepupa ve pupa dönemindedir.
3.2. Laboratuvar MuayeneleriKlinik bulgular hastalığın teşhisinde önem taşırsa da kesin teşhis için marazi madde alınarak laboratuvar muayenelerinin yapılması gereklidir.
3.2.1. Mikroskopik görünüm
Bir tüpe 5 ml fizyolojik tuzlu su konur. Gelen petek gözünden bir öze yardımıyla bu tüpe hastalıklı parça alınır, karıştırılır. Bundan 1-2 damla temiz lam üzerine alınarak froti yapılır. Üzerine 5-6 damla metil alkol damlatılır ve 15 dakika bekletilerek tesbit edilir. Alkol dökülüp kurumaya bırakılır. Spor boyalarından karbol fuksin ile 2 dakika boyanır ve su ile yıkanır. Preparat kurumadan sedir yağı damlatılarak immersiyonda muayene edilir.
AYÇ hastalığının teşhisi ışık mikroskobunda P. larvae’nin görülmesi ile olur. Modifiye asılı damla tekniği AYÇ ve diğer yavru çürüklüğü hastalıklarında ayırıcı teşhis olarak kullanılabilir. Şüpheli materyal su ile karıştırılır ve bu süspansiyondan bir damla lam üzerine konur, kurutulur, ısı ile tesbit edilir. 30 sn süre ile karbol fuksin veya uygun bir spor boyası ile boyanır, fazla boya su ile giderilir. Preparat hala ıslakken lam üzerine ince bir damla sedir yağı konur ve yüksek güçte bir ışık mikroskopu ile incelenir. Böylece P. larvae’nin moleküler hareketleri (brownian) görünür. Bacillus cinsine ait diğer türlerin sporları hareketsiz kalır. Sporların karekteristik ve morfolojik görünümü teşhise yardımcı olur. Eğer enfeksiyon 10 günlükten az ise bakterinin uzun vejetatif formları mevcuttur. Vejetatif formla birlikte yeni oluşan sporlarda görülebilir. P. larvae’nin boyanmasında karbol fuksin yerine giemza boyası da kullanılabilir.
3.2.2. Floresan Antikor Tekniği
Paenibacillus larvae sporları, 1 yaşlı tavşanlara enjekte edilerek immun serum elde edilir. Serumun saflaştırılmasından sonra florokrom boyası ile antiserumun konjugasyonu sağlanır. Şüpheli materyal ile konjugat % 90 oranında nemli bir ortamda iki saat inkube edilir ve floresan mikroskopta incelenir.
3.2.3. Holst Süt Testi
Yüksek düzeydeki proteolitik enzimlerin, sporlanan P. larvae tarafından oluşturulması esasına dayanır. Yağsız süt tozundan % 1’lik hazırlanan çözeltiden 3-4 ml eriyik bir cam tüpe alınır. Hastalıklı gözden bir çubuk yardımıyla numune alınarak cam tüpteki eriğiye karıştırılır. Test tüpü 36 0C’ de 15-20 dakika inkubasyona bırakılır, P. larvae varsa bulanık çözelti berraklaşır.3.2.4. Kültür Teknikleri
Paenibacillus larvae, ancak özel bakteriyolojik besi ortamlarında üreyerek spor verebilmektedir. Bunun için kompleks vasatlar gereklidir. 0.2 mg/lt Tiamin hidroklorür ile kuvvetlendirilmiş Difco Beyin-Kalp İnfüzyonu (BHI) vasatı, maya ekstresi, eriyebilir nişasta, glikoz ve Potasyum fosfat tamponu (pH:6.6) içeren vasatlar ve koyun kanı içeren vasatlar kullanılabilmektedir. Kullanılan vasatlar sıvı, yarı katı (% 0.3 agar içeren) ve katı agar (% 2 agar içeren)’dan oluşabilmektedir. Paenibacillus larvae içeren hastalıklı materyalden alınan örnek 9 ml su bulunan test tüplerinde süspanse edilir. Süspansiyon 80 0C’ye kadar ısıtılarak sporsuz bakteriler öldürülür. Steril swap süspansiyona batırılarak BHI agara sürülerek 2-3 gün 34 o C’de inkube edilir. İnokulum fazla sayıda spor içeriyorsa pleytlerin yüzeyi küçük ve opak kolonilerle kaplanır. Spor süspansiyonları başka sporlu bakterileri içeriyorsa koloniler birbirini örtecek şekilde gelişir.
3.2.5. Nitrat Redüksiyonu
Paenibacillus larvae’nin nitratı nitrite indirgemesi esasına dayanır. Potasyum nitrat (1-2 mg/lt vasat) içeren bir Beyin-Kalp İnfüzyon (BHI) vasatında çoğalabilir. Üreme meydana geldiğinde 1 damla Sulfanilik asit-alfa naftil ilave edilir ve nitrat nitrite indirgenmişse kırmızı renk oluşur. Ancak bu test teyid için uygulanır, tek başına geçerli değildir. 3.2.6.Katalaz Testi
Aktif üremenin olduğu katı besi yerine 1 damla % 3’lük hidrojen peroksit (H2O2) ilave edildiğinde aerobik bakterilerin çoğu hidrojen peroksiti, su ve oksijene ayrıştırarak kabarcıklı bir köpürme meydana getirirlerken P. larvae hemen hemen daima negatif reaksiyon verir.
3.2.7. Balda Spor Aranması
Balı 1/5 oranında sulandırıp yüksek devirde sanrifüj ederek sporları elde ederiz. Bal örneği sporlar için 45 oC ısıtılarak spor varsa yayılsın diye sallanır ve 25 ml bal 25 ml su ile sulandırılır. 44 ml pora sahip dializ tüpünün bir tarafı bağlanarak sulandırılmış bal dializ tüpüne konur ve öbür ucu da bağlanır. Tüpler 18 saat akan suyun altında tutularak veya yine aynı süre içerisinde 3-4 kez suyu değiştirilmek suretiyle dializ edilir. Dializden sonra içerik 2000 devirde santrifüj edilir. Süpernatant 9 ml su ile sulandırılır. Süspansiyon 80 oC’ de 10 dakika bakterilerin sporsuz formu ölsün diye ısıtılır ve BHI agara ekilir.
Diğer bir metot da, sulandırılmış bal örneğinden alınarak direkt agar yüzeyine ekim yapmak. Bir parça bal iki parça buffer ile sulandırılır ve santrifüj edilir. Sediment 0.5 ml su içerisinde eritilir (çözülür) ve 80oC’de 15 dakika şok ısı uygulanarak Avrupa Yavru Çürüklüğünün etkeni olan Paenibacillus alvei’nin büyümesini engelleyen 3 ?g/ml miktarındaki nalidiksik asit içeren koyun kanlı agarına inokule edilir.
4. LABORATUVARA MARAZİ MADDE GÖNDERME
Herhangi bir arı hastalığında doğru teşhis gönderilen numuneye bağlıdır. Petek numunesi yaklaşık olarak 10 x 10 cm ebadında ve mümkün olduğu kadar renk değişikliği olan ve ölü larva içerir şekilde olmalıdır. Numunede hiç bal olmamalı yada çok az bal içermelidir. Numune gevşek şekilde ambalajlanmalı ve ambalaj işleminde plastik çanta, alüminyum folyo, yağlı kağıt, teneke veya cam gibi malzemeler kesin teşhisi imkansız hale getirdiği için kullanılmamalıdır. Numune tahta veya kalın karton kutularla gönderilmelidir. Eğer peteğin bir kısmı gönderilemiyorsa herhangi bir test için yeterince materyal içeren petek gözü de yeterli olabilir.
EK-1 de yer alan marazi madde protokolü eksiksiz ve doğru bilgilerle doldurularak ilgili laboratuvara gönderilir. Numune gönderildikten sonra hastalığın tipik bulguları bakımından incelenir. Bazen peteğin durumundan dolayı larva kalıntıları bulmak zordur. Pul haline gelmiş materyal ultraviyole ışığı kullanılarak tespit edilebilir. 5.KORUNMA
Bütün arıcıların bu hastalıkla mücadeleyi en iyi şekilde öğrenmeleri ve bu konuda aşağıdaki hususlara dikkat etmeleri gereklidir.
a) Arılık temiz ve düzenli olmalı, yerlere petek, petek kırıntıları, propolis parçaları atılmamalı, eski ve hastalıklı petekler yakılarak imha edilmelidir.
b) Koloni satın alınması sırasında hastalık olup olmadığı kontrol edilerek hasta koloniler satın alınmamalıdır.
c) Kullanılmış arıcılık malzemeleri satın almamaya dikkat edilmelidir.
d) Arıların beslenmesinde hastalıklar yönünden kontrol edilmiş bal kullanılmasına dikkat edilmeli, şüpheli durumlarda (sağlıklı bal olmadığı zaman) arıların beslemesinde bunun yerine şeker şurubunun verilmesi teşvik edilmelidir.
e) Kovanların diziliminde, arıların kovanları şaşırmasını önleyici tedbirler (Giriş deliklerinin farklı yönlere bakması, kovanların değişik renklerde boyanması gibi) alınmalıdır.
f) Gezginci arıcılıkta, yer seçimi hastalıksız bölgelerde yapılmalı ve diğer arılıklardan uzakta olmasına dikkat edilmelidir.
g) Koloniler sık sık kontrol edilerek, hastalık görüldüğü anda (bal tutma dönemi hariç) hastalık görülmeyen koloniler de dahil tüm koloniler koruyucu olarak ilaçlanmalıdır.
h) Hastalık görüldüğünde Tarım İl veya İlçe Müdürlüklerine ihbar edilmelidir.
ı) Bal mumları 120°C de 10-15 dakika süreyle sterilize edildikten sonra petek yapımında kullanılmalıdır.
i) Temel peteklerin üretim izni almış olan firmalardan alınmasına dikkat edilmelidir.
j) Strafor kovanlarda nem oluşumu az olduğu için kışın sıcaklık kaybı daha az olmakta ve bakteri, mantar ve protozoa gelişimini en aza indirmesinden dolayı bu kovanların kullanılması tercih edilmelidir.
6. MÜCADELE
Amerikan yavru çürüklüğü hemen her ülkede; İhbarı Mecburi Hastalıklar arasında yer almaktadır.
Bir yerde salgın bir arı hastalığının çıktığını haber alanlar 3285 Sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunun 9 ve 10 uncu maddesine göre illerde Bakanlık İl Müdürlüğüne, ilçelerde İlçe Müdürlüğüne derhal bildirir.
6.1. Hükümet Veteriner Hekimi Gelinceye Kadar Yapılacak İşlemler
a) Hükümet veteriner hekimi hastalık çıkan yere gelinceye kadar o yerdeki idari makamlar, belediye yahut köy ihtiyar heyeti hastalıktan şüpheli kovanları muayene ve teşhis için muhafaza altına aldırır.
b) Geçici kordon konularak hastalıklı kovanların bulunduğu yere giriş ve çıkışlar önlenir. Hastalıklı kovanlarda kullanılan malzemelerin, hastalık mahallinin dışına çıkışına izin verilmez. Hastalıklı yerden kovan çıkarılmaz, buraya başka yerden kovan girmesine izin verilmez.
c) Hastalıklı kovanların bakımı için bir kişi görevlendirilir. Görevli kişinin dışında tecrit mahalline hiç kimsenin girmesine izin verilmez.
d) Bu hastalığın teşhisi için hükümet veteriner hekimi tarafından marazi madde alınmadan, herhangi bir işlem yapılmaz.
e) Alınan tedbirlerin uygulanmasından köylerde muhtarlar ve arı sahipleri, kasabalarda belediyeler, mahalle muhtarı ve arı sahipleri, gezginci arılarda ise korucu, arı bakıcısı ve arı sahipleri sorumludur.
6.2. Hükümet Veteriner Hekimi Geldiğinde Yapılacak İşlemler
Hastalık ihbarını alan hükümet veteriner hekimi en seri vasıta ile en geç 24 saat içinde hastalık yerine gider. Bu maksat için mülki, mahalli idare ve zabıta makamları gereken kolaylığı ve yardımı göstermeye mecburdur.
a) Hükümet veteriner hekimi hastalık mahallinde hastalığa el koyar, kovanlardaki yavru gözlü petekleri muayene ve kontrol eder. Gerekli marazi maddeyi alır ve İl’in bağlı bulunduğu Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsüne gönderir.
b) Hastalığın çıkışı ve seyri hakkında aşağıda belirtilen bilgiler toplanır.
-Hastalığın çıkış tarihi,
-Hastalığın başlangıcından bugüne kadar kaç kovanda larva ölümlerinin olduğu,
-Hastalıklı kovanların diğer arılıklardaki arılarla temasının olup olmadığı
-Yabancı kovan getirilip getirilmediği,
-Kordon konmadan önce başka herhangi bir yere koloni nakli yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa kime, nerelere, ne zaman ve ne kadar yapıldığı,
-İlaç kullanılıp kullanılmadığı, eğer kullanıldıysa hangi ilaçların kullanıldığı,
6.3. Hastalık Çıktığında Yapılacak İşlemler
Hastalığın varlığı laboratuvar raporuna istinaden teyit edildikten sonra mahallin Hayvan Sağlık Zabıtası Komisyonu, Yönetmeliğin 91’inci maddesindeki usullere göre toplanarak hükümet veteriner hekiminin düzenlediği “Amerikan Yavru Çürüklüğü Hastalık Çıkış Raporunu” görüşür. Alınan tedbirleri gözden geçirir, önerileri değerlendirir ve o mahaldeki AYÇ hastalığına karşı yürütülecek mücadele esaslarını oy çokluğu ile karara bağlar.
6.3.1. Hayvan Sağlık Zabıtası Komisyonu Kararları Alınırken Dikkat Edilecek HususlarHayvan Sağlık Zabıtası Komisyon Kararlarında aşağıda belirtilen hususlar yer almalıdır.
a) Hastalıklı kovanların bulunduğu yerler,
b) Kordon altına alınacak yerler,
c) Komşu köy, kasaba, ilçe, şehir veya arıcılara haber verme şekli,
d) Hastalık olduğuna dair levhaların dikileceği yerler,
e) Toplanan bilgilerin nasıl değerlendirileceği,
f) Yeni hastalanan ve ölen larvalı kovanlar için yapılacak işlemler,
g) Kordon altındaki bölgede serbest, şartlı serbest veya yasak olan hususlar,
h) Transit geçişlere yapılacak işlemler,
ı) Kordon bölgesinde zirai mücadele yapılacağı zaman kolonilerin hangi bölgeye taşınacağı
Bu kararlar alınırken dikkat edilecek hususlar şunlardır;
a) Hastalık çıkan yerde, 3285 Sayılı Hayvan Sağlığı Zabıtası Yönetmeliği’nin, Amerikan Yavru Çürüklüğü hastalığı ile ilgili maddesinde belirtilen saha kordon altına alınır.
b) Bulaşmaya vasıta olabilecek her türlü alet, malzeme ve ekipmanlar dezenfektan maddeler bölümündeki dezenfektanlarla dezenfekte edilir.
c) Kordon altındaki bölgede hastalık görülmeyen arılıklarda hükümet veteriner hekimi kontrolünde gerekli tedbirler alındıktan sonra koloni hareketine izin verilir.
d) Kordon altına alınan bölgenin sınırlarına " BURADA ARILARDA AMERİKAN YAVRU ÇÜRÜKLÜĞÜ HASTALIĞI VAR" levhaları asılır.
6.3.2. Hastalığın Tedavisi
Hastalık yeni başlamış ve hemen farkına varılmış ise, ilaçla tedavisi mümkün olabilmektedir. Bu durumda koloni, dezenfektan olarak kullanılan bazı kimyasal maddelerin yardımı ve ilaç olarak kullanılan bazı antibiyotiklerle tedavi edilebilir.
6.3.2.1. Dezenfektan Maddeler
Günümüzde en çok kullanılan dezenfektan maddeler ve özelliklerini sıralayacak olursak;
a) Potasyum hipoklorit (KClO) : Çamaşır sodası olarak da bilinir. Metal şurupluklar, el demiri, körük, ana arı ızgarası, maske, eldiven v.b. gibi malzemeler, 5 lt kaynar suya katılan 500 ml çamaşır suyu çözeltisinde 5-10 dakika kadar tutulur, sonra bol suyla durulanır ve güneşte kurutulur. Hazırlanan sodalı suya 250 gr Kalsiyum klorit ilave edilirse daha güvenilir bir dezenfeksiyon gerçekleştirilir.
b) Küllü Su : Potasyum hipoklorit yoksa, metal arıcılık malzemeleri % 1'lik küllü suda 1 saat kaynatılarak da dezenfekte edilebilir.
c) Zefiran : 100 ml'de 10 gr Benzalkonyum klorür içerir. Maske, eldiven gibi kıyafetlerin sterilizasyonu için 1/4000'lik eriğiyi tercih edilmeli ve çözelti için saf su kullanılmalıdır.
d) Hidrojen peroksit (H2O2): Oksijenli su olarak da bilinir. % 1'lik H2O2 çözeltisi ile arıcılık alet ve ekipmanları, boş kovanlar ve çerçeveler sprey şeklinde ilaç püskürtülerek dezenfekte edilebilir.
e) Kloramin: Boş kovan ve peteklerin dezenfeksiyonunda % 4'lük kloramin çözeltisi de kullanılmaktadır.6.3.2.2. İlaçla Tedavi
Amerikan Yavru Çürüklüğü tüm dünya arıcıları için çok tehlikeli bir hastalıktır. Tedavi için kullanılan kimyasallar dikkatli seçilip uygulanmalıdır. Hatalı ilaç uygulamaları balda kalıntı problemi yaratabilir. Amerikan yavru çürüklüğü hastalığı görülür görülmez ilaçla tedavinin yanı sıra "Transmasyon" (Çekirdek koloniler, yani dayanıklı kolonilerin oluşturulması) uygulaması da yapılmalıdır. Arı hastalıkları için son yıllarda ilaç kullanımı önemli derecede yaygınlaşmıştır. Ancak ilaçların, özellikle, antibiyotiklerin gelişi güzel kullanılması beklenen başarıyı önemli ölçüde etkilemiştir. Zira bazı hastalık yapıcı mikroorganizma türlerinin yaygın ve bilinçsizce kullanılması ilaçlara karşı toleransın artışına yol açtığı gibi dirençli suşların ortaya çıkışı da kaçınılmaz olmuştur. Bu nedenle ilaç seçiminin özellikle antibiyotik seçiminin yapılmasında hastalık etkenlerinin antibiyotiklere karşı duyarlılık derecelerinin bilinmesinde büyük yarar vardır.
Özellikle Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından bal arıları için bu amaçla ruhsatlandırılmış ve veteriner hekim reçetesi ile satılacak ilaçlar kullanılmak suretiyle ilaçlama yapılmalıdır.
Kordon yerinden çıkışta alınan tedbirler veteriner hekim tarafından kontrol edilir, noksan olanlar tamamlattırılır.
6.3.3. Arıların Toptan Öldürülmesi ve İmhası
Hastalığın ileri safhalarında AYÇ hastalığının ilaçlarla önlenmesi pek mümkün olmamaktadır. Bu durumda arı ailesi ve çerçevelerin (petekleri ile birlikte) hepsi yakılarak imha edilir. Önce akşam üzeri arıların öldürülmeleri gerekir. Bunun için kovanın uçma deliği kapatılır, çerçevelerin üzerine kalsiyum siyanid, etilasetat ya da herhangi bir insektisit uygulanarak arılar öldürülür. Yakma işlemi için, çukur kazılarak içinde çerçeveler (petekleri ile birlikte) ve ölmüş arılar toplanır ve benzin v.s. dökülerek yakılırlar. Yakma işi tamamlandıktan sonra çukur toprakla kapatılmalıdır ve bütün bu işlemler arılıktan biraz uzak bir yerde yapılmalıdır.
Isıya dayanıklı kovanın gövde, kapak ve dip tahtası ile işletmede kullanılan her türlü malzeme yukarıda yazılan dezenfektan maddelerle dezenfekte edilip, yüzeyler iyice kazındıktan sonra pürmüzle yakılarak kullanılmasına izin verilir.
Strofor kovanların kullanımına ise çamaşır suyu ile yıkandıktan ve 2 gün güneşte kurutulduktan sonra izin verilir.
6.4. Hastalık Bölgesinin Kontrolü
Amerikan Yavru Çürüklüğü Hastalığını takiple görevli hükümet veteriner hekimi bölgeyi kontrol eder. Bu hastalık ile ilgili konularda arı yetiştiricilerini aydınlatır, bu çalışmalarını bir rapor halinde İl veya İlçe Müdürlüğüne sunar.
6.5. Hastalığın Sönüşü
Kordon kaldırılmadan önce hastalık görülen koloniler son bir kez daha kontrol edilerek, marazi madde alınır ve ilgili laboratuvara gönderilir. Laboratuvar muayeneleri ile hastalığın tamamen ortadan kalktığı teyit edilir.
Hastalığın ortadan kalkmasından ve yönetmelikle belirlenen sürenin geçmesinden sonra dezenfeksiyon yapılarak kordon kaldırılır.
6.6. Temel Petek Üretim Yerlerinde Hastalığın Çıkması Durumunda
Amerikan Yavru Çürüklüğü Hastalığı yönetmeliğinde “Bal mumları 120 0C de 10-15 dakika süreyle sterilize edildikten sonra petek üreticileri tarafından piyasaya sürülür.”denmektedir. Eğer sterilizasyon yapılmazsa bal mumlarında bulunan hastalıklar (Amerikan ve Avrupa Yavru Çürüklüğü ile diğer yavru çürüklükleri, mantar ve kireç hastalığı gibi) peteklerle beraber bütün bölgelere yayılır.
Temel petek üretimi yapan yerler belirlenerek üretim izni olmayan yerler hakkında yasal işlem yapılır, üretim izni alan yerlerden numuneler alınarak ilgili labaratuvarlara gönderilir.
Temel petek üretim yerlerinden alınan bal mumu numunelerinin, laboratuvarda yapılan analizleri sonucunda hastalık etkeninin tespit edilmesi durumunda; imalathanenin üretimi durdurulur, mevcut stoklara el konularak satışı engellenir. Bütün stoğun yönetmelikte belirtilen sterilazasyon işlemine tabi tutulmasından ve üretimde kullanılan kazan ve ekipmanların dezenfeksiyonundan sonra tekrar numune alınarak ilgili laboratuvara gönderilir. Laboratuvar muayenelerinin temiz çıkmasından sonra ancak imalathanenin tekrar üretim ve satışına izin verilir.
Bakanlık hastalıkla ilgili gerek gördüğü her türlü mücadele esaslarını tespit ederek valiliklere bildirir.
EK-1
ARI HASTALIKLARI İÇİN LABORATUARA MARAZİ MADDE GÖNDERME PROTOKOLÜ
Arıcının Adı, Soyadı
:
Arıcının Adresi
:
Arılıktaki Koloni Sayısı
:
Gezginci Arıcılık Yapılıyorsa Arının Menşei
:
Hastalığın Başlangıç Tarihi
:
Arılıktaki Hasta Koloni Sayısı
:
Hastalıktan Kaç Koloninin Söndüğü
:
Kullanılan İlaçlar ve Kullanma Tarihleri
:
Klinik Bulgular
:
Hangi Hastalıktan Şüphe Edildiği
:
Marazi Maddenin Cinsi ve Adedi
:
Marazi Maddenin Alındığı Tarih
:
Marazi Maddeyi Alan Veteriner Hekimin Düşünceleri :
Veteriner Hekim
İmza
Not: İki suret doldurularak, biri laboratuara gönderilecektir.
TARIM VE KOYİŞLERİ BAKANLIĞI, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü
Aman arılarımıza sahip çıkalım onlar geleceğimizin insanlarının sağlığını, ekonomisini ve mutluluğunu ortaya koyacak olan kapitallerdir.
BAL ARILARININ AMERİKAN YAVRU ÇÜRÜKLÜĞÜ HASTALIĞINA KARŞI KORUNMA VE MÜCADELE TALİMATI
Hukuki Dayanak
12.11.2001 tarih ve HSHD-HHM-10474-029963 Sayılı Koruma ve Kont Gn. Md. Yazısı
1-GİRİŞ
Amerikan Yavru Çürüklüğü (AYÇ), arıların yavru hastalıkları içerisinde oldukça bulaşıcı, dünyanın her tarafında yaygın olarak görülen, önemli ve en tehlikeli bakteriyel hastalıklarından biridir. Amerikan Yavru Çürüklüğü hastalığına karşı teşkilatımızdaki veteriner hekimlerin bilgilerini tazelemek, ülkedeki arı sağlığını korumak, hastalıkla mücadele etmek ve bu hususta gerekli her türlü tedbirin alınmasını sağlamak önem arz etmektedir. Bu çerçevede 3285 Sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Yönetmeliği’nin 129. Maddesine göre bu talimat hazırlanmıştır.
2- HASTALIK HAKKINDA GENEL BİLGİ 2.1.Hastalığın Tanımı
Amerikan Yavru Çürüklüğü yavru arılarda Paenibacillus larvae tarafından oluşturulan infeksiyöz, oldukça bulaşıcı bir hastalıktır. 2.2.Hastalığın Önemi
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de arıların en tehlikeli ve bulaşıcı hastalıkları arasında Amerikan Yavru Çürüklüğü bildirilmektedir. Etkeni Gram (+) bir bakteri olan Paenibacillus larvae (White)'dır. 2.5-5 x 0.5-0.8 mikrometre büyüklükte, çomak şeklinde ve peritrik flagella taşıyan bu bakteri, enfekte larvaların her birinde bir milyarın üzerinde spor meydana getirebilir. 1.1-1.9 x 0.4-0.7 mikrometre büyüklükte ve hastalık oluşturmada etken form olan bu sporlar, ısıya ve kimyasal ajanlara oldukça dirençlidirler. Karbol fuksin ile boyandığında sporların ortası berrak kalmakta, duvarlar ise kırmızı-mor renkte boyanmaktadır. Kültürlerde koloniler 3-4 mm çapında, küçük, opak, beyaz-gri renkte görülür. 35-40 yıl gibi bir süre canlılıklarını sürdürürler. Zamanla tedbir alınmazsa koloniyi (ana arısı bulunan ve minimum 10-14 bin adet işçi arısı bulunan arı ailesini) öldürebilir hatta tüm koloniler ve diğer arılıklara (kolonilerin bir arada bulunduğu mekan) bulaşabilirler. Larvaların sindirim sistemine bulaşan hastalık sporları, barsakta vejetatif forma dönüşerek hemolenfe geçer ve süratle çoğalmak suretiyle tüm doku ve organlara yayılır. İşçi ve erkek arılar ilk 3 (üç) gün arı sütü ile beslendikleri için genç larvaların ilk iki gün hastalığa yakalanma ihtimali çok zayıftır. Yumurta açılımından sonra 53. saatten itibaren larvalar hastalığa yakalanmaya açık hale gelmektedir.
Yavru çürüklüğü kütlesinde sporların, kuru olarak 100 °C 'ye 8 saat, nemlendirilmiş yavru çürüklüğü kütlesinde 60-80 °C 'ye 240-180 dakika, 90°C' ye 120 dakika, 95°C 'ye 55 dakika, 97°C' ye 45 dakika, 100 °C' ye 11-14 dakika ve 120°C 10-15 dakika dayanabildikleri çeşitli araştırıcılar tarafından tespit edilmiştir. Bal içinde sporlar, sulu bal sıvısındakilere nazaran daha dirençlidirler. Her türlü çevre koşullarına dayanıklı olan P. larvae sporlarının bal içinde 1 yıl, peteklerde ise 40 yıl kadar canlı kalabildikleri saptanmıştır. Eğer etkenler pupa oluşumu sırasında hemolenfe geçmişlerse pupa ölür yada ölmediği durumlarda hastalık diğer jenerasyonları etkiler. Bundan birkaç gün sonra petek gözünün kapakları çöker, çatlar veya ortada küçük bir delik görülür. Ölü larva salyamsı bir kütle oluşturur. Sonradan katılaşabilir ve petek gözlerinin kenarına yapışabilir. Kuruyan larvayı yerinden çıkarıp almak çok zordur. Çok sıkı yapışmasından dolayı, temizleyici işçi arılar bunu temizleyemezler. Yaşlı larvalar ise enfeksiyona rağmen gelişimlerini tamamlayarak ergin arı haline gelirler
2.3.Hastalığın Yayılması
Başlıca bulaşma nedenleri şunlardır;
a) Sterilize edilmemiş temel petekler,
b) Arıcıların bizzat kendileri,
c) Her türlü alet ve ekipmanları,
d) Hastalıklı kovandan çerçeve alıp sağlam kovanlara verilmesi,
e) Oğul arıları ile temel petekte kolonilerin birleşmesi,
f) Hastalık etkeni taşıyan ergin arılar,
g) Yağmacılık,
h) Sağlam arıların hastalıklı bölgelere girmesi,
ı) Hastalıklı bulaşık eski kovanların kullanılması,
i) Bal,
j) Ana arı
Petek ve bal hastalığın yayılmasında çok önemlidir. Çünkü bulaşık bal ile beslenen arılar larvaları enfekte edebilmektedir.
3- HASTALIĞIN TEŞHİSİ
3.1.Klinik Muayene
Kuvvetli kolonilerde yeni bulaşmış hastalığın farkına varmak çok zordur. Hastalık ilerledikçe kolonide sürekli bir arı azalması göze çarpar. Önceleri çok istekli ve canlı olarak çalışan koloninin, arıların azalması ile uçuş deliği önündeki canlılığı azalır. Arılar uçuş tahtası üzerinde veya uçuş deliği önünde şaşırmış ve ne yapacağını bilmez bir şekilde isteksizce gezinirler. İşçi arıların dışarıya yavru atma durumunu, bal özü akımının sona ermesi ile erkek arı meydana getirecek pupaların dışarıya atılması veya aşırı açlık çeken kolonilerin koloni yaşamını emniyet altına almak için dışarıya yavru atmaları ile karıştırmamak amacıyla kovan hemen kontrol edilmelidir.
Hastalığın klinik bulguları;
a) Başlangıçta sağlıklı olan larva, önce petek gözünün tabanında " C " harfi şeklinde gelişir. Larva enfekte olduğu zaman morfolojik yapısını kaybederek hücreyi dolduracak şekilde yukarı doğru yerleşir ve bu pozisyonda ölür.
b) Ölü larvalar önce donuk beyaz, açık kahve, koyu kahve ve sonunda siyah renge dönerler.
c) Ölü larva çikolata rengi aldığında bir kibrit çöpü sokulup çekilirse iplik şeklinde 2.5-10 cm kadar uzar.
d) Bazı gözlerde ölü yavru kalıntısı gözün alt yüzeyinde düzgünce uzanmış ve çok sıkı bir şekilde göze yapışmıştır.
e) Yavru, pupa döneminde ölmüşse petek gözü kapağı (Operkulum) yavaşça kaldırılacak olursa arının dilinin yukarıya doğru kalkık ve genellikle gözün alt üst iç yüzeyine değecek biçimde sertleşmiş bir vaziyette olduğu görülür.
f) Kovan kapağı açıldığında, ısıtılmış tutkal kokusu yada bozuk balık kokusu algılanır.
g) Hastalıklı çerçevelerin yavrulu gözleri gayrı muntazam olup, üzeri açık ve kapalı petek gözleri ile alacalı bir görünüm arz eder. Çok sayıda yavrusuz göz vardır.
h) Kapalı gözlerde kapağın renkleri solmuş, içeri doğru çukurlaşmış, toplu iğne başı büyüklüğünde delinmiş bir görünüm vardır. Larva döneminde ölmekle birlikte, ölü yavrular daha ziyade mühürlenmiş gözlerde bulunurlar. Yavru, prepupa ve pupa dönemindedir.
3.2. Laboratuvar MuayeneleriKlinik bulgular hastalığın teşhisinde önem taşırsa da kesin teşhis için marazi madde alınarak laboratuvar muayenelerinin yapılması gereklidir.
3.2.1. Mikroskopik görünüm
Bir tüpe 5 ml fizyolojik tuzlu su konur. Gelen petek gözünden bir öze yardımıyla bu tüpe hastalıklı parça alınır, karıştırılır. Bundan 1-2 damla temiz lam üzerine alınarak froti yapılır. Üzerine 5-6 damla metil alkol damlatılır ve 15 dakika bekletilerek tesbit edilir. Alkol dökülüp kurumaya bırakılır. Spor boyalarından karbol fuksin ile 2 dakika boyanır ve su ile yıkanır. Preparat kurumadan sedir yağı damlatılarak immersiyonda muayene edilir.
AYÇ hastalığının teşhisi ışık mikroskobunda P. larvae’nin görülmesi ile olur. Modifiye asılı damla tekniği AYÇ ve diğer yavru çürüklüğü hastalıklarında ayırıcı teşhis olarak kullanılabilir. Şüpheli materyal su ile karıştırılır ve bu süspansiyondan bir damla lam üzerine konur, kurutulur, ısı ile tesbit edilir. 30 sn süre ile karbol fuksin veya uygun bir spor boyası ile boyanır, fazla boya su ile giderilir. Preparat hala ıslakken lam üzerine ince bir damla sedir yağı konur ve yüksek güçte bir ışık mikroskopu ile incelenir. Böylece P. larvae’nin moleküler hareketleri (brownian) görünür. Bacillus cinsine ait diğer türlerin sporları hareketsiz kalır. Sporların karekteristik ve morfolojik görünümü teşhise yardımcı olur. Eğer enfeksiyon 10 günlükten az ise bakterinin uzun vejetatif formları mevcuttur. Vejetatif formla birlikte yeni oluşan sporlarda görülebilir. P. larvae’nin boyanmasında karbol fuksin yerine giemza boyası da kullanılabilir.
3.2.2. Floresan Antikor Tekniği
Paenibacillus larvae sporları, 1 yaşlı tavşanlara enjekte edilerek immun serum elde edilir. Serumun saflaştırılmasından sonra florokrom boyası ile antiserumun konjugasyonu sağlanır. Şüpheli materyal ile konjugat % 90 oranında nemli bir ortamda iki saat inkube edilir ve floresan mikroskopta incelenir.
3.2.3. Holst Süt Testi
Yüksek düzeydeki proteolitik enzimlerin, sporlanan P. larvae tarafından oluşturulması esasına dayanır. Yağsız süt tozundan % 1’lik hazırlanan çözeltiden 3-4 ml eriyik bir cam tüpe alınır. Hastalıklı gözden bir çubuk yardımıyla numune alınarak cam tüpteki eriğiye karıştırılır. Test tüpü 36 0C’ de 15-20 dakika inkubasyona bırakılır, P. larvae varsa bulanık çözelti berraklaşır.3.2.4. Kültür Teknikleri
Paenibacillus larvae, ancak özel bakteriyolojik besi ortamlarında üreyerek spor verebilmektedir. Bunun için kompleks vasatlar gereklidir. 0.2 mg/lt Tiamin hidroklorür ile kuvvetlendirilmiş Difco Beyin-Kalp İnfüzyonu (BHI) vasatı, maya ekstresi, eriyebilir nişasta, glikoz ve Potasyum fosfat tamponu (pH:6.6) içeren vasatlar ve koyun kanı içeren vasatlar kullanılabilmektedir. Kullanılan vasatlar sıvı, yarı katı (% 0.3 agar içeren) ve katı agar (% 2 agar içeren)’dan oluşabilmektedir. Paenibacillus larvae içeren hastalıklı materyalden alınan örnek 9 ml su bulunan test tüplerinde süspanse edilir. Süspansiyon 80 0C’ye kadar ısıtılarak sporsuz bakteriler öldürülür. Steril swap süspansiyona batırılarak BHI agara sürülerek 2-3 gün 34 o C’de inkube edilir. İnokulum fazla sayıda spor içeriyorsa pleytlerin yüzeyi küçük ve opak kolonilerle kaplanır. Spor süspansiyonları başka sporlu bakterileri içeriyorsa koloniler birbirini örtecek şekilde gelişir.
3.2.5. Nitrat Redüksiyonu
Paenibacillus larvae’nin nitratı nitrite indirgemesi esasına dayanır. Potasyum nitrat (1-2 mg/lt vasat) içeren bir Beyin-Kalp İnfüzyon (BHI) vasatında çoğalabilir. Üreme meydana geldiğinde 1 damla Sulfanilik asit-alfa naftil ilave edilir ve nitrat nitrite indirgenmişse kırmızı renk oluşur. Ancak bu test teyid için uygulanır, tek başına geçerli değildir. 3.2.6.Katalaz Testi
Aktif üremenin olduğu katı besi yerine 1 damla % 3’lük hidrojen peroksit (H2O2) ilave edildiğinde aerobik bakterilerin çoğu hidrojen peroksiti, su ve oksijene ayrıştırarak kabarcıklı bir köpürme meydana getirirlerken P. larvae hemen hemen daima negatif reaksiyon verir.
3.2.7. Balda Spor Aranması
Balı 1/5 oranında sulandırıp yüksek devirde sanrifüj ederek sporları elde ederiz. Bal örneği sporlar için 45 oC ısıtılarak spor varsa yayılsın diye sallanır ve 25 ml bal 25 ml su ile sulandırılır. 44 ml pora sahip dializ tüpünün bir tarafı bağlanarak sulandırılmış bal dializ tüpüne konur ve öbür ucu da bağlanır. Tüpler 18 saat akan suyun altında tutularak veya yine aynı süre içerisinde 3-4 kez suyu değiştirilmek suretiyle dializ edilir. Dializden sonra içerik 2000 devirde santrifüj edilir. Süpernatant 9 ml su ile sulandırılır. Süspansiyon 80 oC’ de 10 dakika bakterilerin sporsuz formu ölsün diye ısıtılır ve BHI agara ekilir.
Diğer bir metot da, sulandırılmış bal örneğinden alınarak direkt agar yüzeyine ekim yapmak. Bir parça bal iki parça buffer ile sulandırılır ve santrifüj edilir. Sediment 0.5 ml su içerisinde eritilir (çözülür) ve 80oC’de 15 dakika şok ısı uygulanarak Avrupa Yavru Çürüklüğünün etkeni olan Paenibacillus alvei’nin büyümesini engelleyen 3 ?g/ml miktarındaki nalidiksik asit içeren koyun kanlı agarına inokule edilir.
4. LABORATUVARA MARAZİ MADDE GÖNDERME
Herhangi bir arı hastalığında doğru teşhis gönderilen numuneye bağlıdır. Petek numunesi yaklaşık olarak 10 x 10 cm ebadında ve mümkün olduğu kadar renk değişikliği olan ve ölü larva içerir şekilde olmalıdır. Numunede hiç bal olmamalı yada çok az bal içermelidir. Numune gevşek şekilde ambalajlanmalı ve ambalaj işleminde plastik çanta, alüminyum folyo, yağlı kağıt, teneke veya cam gibi malzemeler kesin teşhisi imkansız hale getirdiği için kullanılmamalıdır. Numune tahta veya kalın karton kutularla gönderilmelidir. Eğer peteğin bir kısmı gönderilemiyorsa herhangi bir test için yeterince materyal içeren petek gözü de yeterli olabilir.
EK-1 de yer alan marazi madde protokolü eksiksiz ve doğru bilgilerle doldurularak ilgili laboratuvara gönderilir. Numune gönderildikten sonra hastalığın tipik bulguları bakımından incelenir. Bazen peteğin durumundan dolayı larva kalıntıları bulmak zordur. Pul haline gelmiş materyal ultraviyole ışığı kullanılarak tespit edilebilir. 5.KORUNMA
Bütün arıcıların bu hastalıkla mücadeleyi en iyi şekilde öğrenmeleri ve bu konuda aşağıdaki hususlara dikkat etmeleri gereklidir.
a) Arılık temiz ve düzenli olmalı, yerlere petek, petek kırıntıları, propolis parçaları atılmamalı, eski ve hastalıklı petekler yakılarak imha edilmelidir.
b) Koloni satın alınması sırasında hastalık olup olmadığı kontrol edilerek hasta koloniler satın alınmamalıdır.
c) Kullanılmış arıcılık malzemeleri satın almamaya dikkat edilmelidir.
d) Arıların beslenmesinde hastalıklar yönünden kontrol edilmiş bal kullanılmasına dikkat edilmeli, şüpheli durumlarda (sağlıklı bal olmadığı zaman) arıların beslemesinde bunun yerine şeker şurubunun verilmesi teşvik edilmelidir.
e) Kovanların diziliminde, arıların kovanları şaşırmasını önleyici tedbirler (Giriş deliklerinin farklı yönlere bakması, kovanların değişik renklerde boyanması gibi) alınmalıdır.
f) Gezginci arıcılıkta, yer seçimi hastalıksız bölgelerde yapılmalı ve diğer arılıklardan uzakta olmasına dikkat edilmelidir.
g) Koloniler sık sık kontrol edilerek, hastalık görüldüğü anda (bal tutma dönemi hariç) hastalık görülmeyen koloniler de dahil tüm koloniler koruyucu olarak ilaçlanmalıdır.
h) Hastalık görüldüğünde Tarım İl veya İlçe Müdürlüklerine ihbar edilmelidir.
ı) Bal mumları 120°C de 10-15 dakika süreyle sterilize edildikten sonra petek yapımında kullanılmalıdır.
i) Temel peteklerin üretim izni almış olan firmalardan alınmasına dikkat edilmelidir.
j) Strafor kovanlarda nem oluşumu az olduğu için kışın sıcaklık kaybı daha az olmakta ve bakteri, mantar ve protozoa gelişimini en aza indirmesinden dolayı bu kovanların kullanılması tercih edilmelidir.
6. MÜCADELE
Amerikan yavru çürüklüğü hemen her ülkede; İhbarı Mecburi Hastalıklar arasında yer almaktadır.
Bir yerde salgın bir arı hastalığının çıktığını haber alanlar 3285 Sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunun 9 ve 10 uncu maddesine göre illerde Bakanlık İl Müdürlüğüne, ilçelerde İlçe Müdürlüğüne derhal bildirir.
6.1. Hükümet Veteriner Hekimi Gelinceye Kadar Yapılacak İşlemler
a) Hükümet veteriner hekimi hastalık çıkan yere gelinceye kadar o yerdeki idari makamlar, belediye yahut köy ihtiyar heyeti hastalıktan şüpheli kovanları muayene ve teşhis için muhafaza altına aldırır.
b) Geçici kordon konularak hastalıklı kovanların bulunduğu yere giriş ve çıkışlar önlenir. Hastalıklı kovanlarda kullanılan malzemelerin, hastalık mahallinin dışına çıkışına izin verilmez. Hastalıklı yerden kovan çıkarılmaz, buraya başka yerden kovan girmesine izin verilmez.
c) Hastalıklı kovanların bakımı için bir kişi görevlendirilir. Görevli kişinin dışında tecrit mahalline hiç kimsenin girmesine izin verilmez.
d) Bu hastalığın teşhisi için hükümet veteriner hekimi tarafından marazi madde alınmadan, herhangi bir işlem yapılmaz.
e) Alınan tedbirlerin uygulanmasından köylerde muhtarlar ve arı sahipleri, kasabalarda belediyeler, mahalle muhtarı ve arı sahipleri, gezginci arılarda ise korucu, arı bakıcısı ve arı sahipleri sorumludur.
6.2. Hükümet Veteriner Hekimi Geldiğinde Yapılacak İşlemler
Hastalık ihbarını alan hükümet veteriner hekimi en seri vasıta ile en geç 24 saat içinde hastalık yerine gider. Bu maksat için mülki, mahalli idare ve zabıta makamları gereken kolaylığı ve yardımı göstermeye mecburdur.
a) Hükümet veteriner hekimi hastalık mahallinde hastalığa el koyar, kovanlardaki yavru gözlü petekleri muayene ve kontrol eder. Gerekli marazi maddeyi alır ve İl’in bağlı bulunduğu Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsüne gönderir.
b) Hastalığın çıkışı ve seyri hakkında aşağıda belirtilen bilgiler toplanır.
-Hastalığın çıkış tarihi,
-Hastalığın başlangıcından bugüne kadar kaç kovanda larva ölümlerinin olduğu,
-Hastalıklı kovanların diğer arılıklardaki arılarla temasının olup olmadığı
-Yabancı kovan getirilip getirilmediği,
-Kordon konmadan önce başka herhangi bir yere koloni nakli yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa kime, nerelere, ne zaman ve ne kadar yapıldığı,
-İlaç kullanılıp kullanılmadığı, eğer kullanıldıysa hangi ilaçların kullanıldığı,
6.3. Hastalık Çıktığında Yapılacak İşlemler
Hastalığın varlığı laboratuvar raporuna istinaden teyit edildikten sonra mahallin Hayvan Sağlık Zabıtası Komisyonu, Yönetmeliğin 91’inci maddesindeki usullere göre toplanarak hükümet veteriner hekiminin düzenlediği “Amerikan Yavru Çürüklüğü Hastalık Çıkış Raporunu” görüşür. Alınan tedbirleri gözden geçirir, önerileri değerlendirir ve o mahaldeki AYÇ hastalığına karşı yürütülecek mücadele esaslarını oy çokluğu ile karara bağlar.
6.3.1. Hayvan Sağlık Zabıtası Komisyonu Kararları Alınırken Dikkat Edilecek HususlarHayvan Sağlık Zabıtası Komisyon Kararlarında aşağıda belirtilen hususlar yer almalıdır.
a) Hastalıklı kovanların bulunduğu yerler,
b) Kordon altına alınacak yerler,
c) Komşu köy, kasaba, ilçe, şehir veya arıcılara haber verme şekli,
d) Hastalık olduğuna dair levhaların dikileceği yerler,
e) Toplanan bilgilerin nasıl değerlendirileceği,
f) Yeni hastalanan ve ölen larvalı kovanlar için yapılacak işlemler,
g) Kordon altındaki bölgede serbest, şartlı serbest veya yasak olan hususlar,
h) Transit geçişlere yapılacak işlemler,
ı) Kordon bölgesinde zirai mücadele yapılacağı zaman kolonilerin hangi bölgeye taşınacağı
Bu kararlar alınırken dikkat edilecek hususlar şunlardır;
a) Hastalık çıkan yerde, 3285 Sayılı Hayvan Sağlığı Zabıtası Yönetmeliği’nin, Amerikan Yavru Çürüklüğü hastalığı ile ilgili maddesinde belirtilen saha kordon altına alınır.
b) Bulaşmaya vasıta olabilecek her türlü alet, malzeme ve ekipmanlar dezenfektan maddeler bölümündeki dezenfektanlarla dezenfekte edilir.
c) Kordon altındaki bölgede hastalık görülmeyen arılıklarda hükümet veteriner hekimi kontrolünde gerekli tedbirler alındıktan sonra koloni hareketine izin verilir.
d) Kordon altına alınan bölgenin sınırlarına " BURADA ARILARDA AMERİKAN YAVRU ÇÜRÜKLÜĞÜ HASTALIĞI VAR" levhaları asılır.
6.3.2. Hastalığın Tedavisi
Hastalık yeni başlamış ve hemen farkına varılmış ise, ilaçla tedavisi mümkün olabilmektedir. Bu durumda koloni, dezenfektan olarak kullanılan bazı kimyasal maddelerin yardımı ve ilaç olarak kullanılan bazı antibiyotiklerle tedavi edilebilir.
6.3.2.1. Dezenfektan Maddeler
Günümüzde en çok kullanılan dezenfektan maddeler ve özelliklerini sıralayacak olursak;
a) Potasyum hipoklorit (KClO) : Çamaşır sodası olarak da bilinir. Metal şurupluklar, el demiri, körük, ana arı ızgarası, maske, eldiven v.b. gibi malzemeler, 5 lt kaynar suya katılan 500 ml çamaşır suyu çözeltisinde 5-10 dakika kadar tutulur, sonra bol suyla durulanır ve güneşte kurutulur. Hazırlanan sodalı suya 250 gr Kalsiyum klorit ilave edilirse daha güvenilir bir dezenfeksiyon gerçekleştirilir.
b) Küllü Su : Potasyum hipoklorit yoksa, metal arıcılık malzemeleri % 1'lik küllü suda 1 saat kaynatılarak da dezenfekte edilebilir.
c) Zefiran : 100 ml'de 10 gr Benzalkonyum klorür içerir. Maske, eldiven gibi kıyafetlerin sterilizasyonu için 1/4000'lik eriğiyi tercih edilmeli ve çözelti için saf su kullanılmalıdır.
d) Hidrojen peroksit (H2O2): Oksijenli su olarak da bilinir. % 1'lik H2O2 çözeltisi ile arıcılık alet ve ekipmanları, boş kovanlar ve çerçeveler sprey şeklinde ilaç püskürtülerek dezenfekte edilebilir.
e) Kloramin: Boş kovan ve peteklerin dezenfeksiyonunda % 4'lük kloramin çözeltisi de kullanılmaktadır.6.3.2.2. İlaçla Tedavi
Amerikan Yavru Çürüklüğü tüm dünya arıcıları için çok tehlikeli bir hastalıktır. Tedavi için kullanılan kimyasallar dikkatli seçilip uygulanmalıdır. Hatalı ilaç uygulamaları balda kalıntı problemi yaratabilir. Amerikan yavru çürüklüğü hastalığı görülür görülmez ilaçla tedavinin yanı sıra "Transmasyon" (Çekirdek koloniler, yani dayanıklı kolonilerin oluşturulması) uygulaması da yapılmalıdır. Arı hastalıkları için son yıllarda ilaç kullanımı önemli derecede yaygınlaşmıştır. Ancak ilaçların, özellikle, antibiyotiklerin gelişi güzel kullanılması beklenen başarıyı önemli ölçüde etkilemiştir. Zira bazı hastalık yapıcı mikroorganizma türlerinin yaygın ve bilinçsizce kullanılması ilaçlara karşı toleransın artışına yol açtığı gibi dirençli suşların ortaya çıkışı da kaçınılmaz olmuştur. Bu nedenle ilaç seçiminin özellikle antibiyotik seçiminin yapılmasında hastalık etkenlerinin antibiyotiklere karşı duyarlılık derecelerinin bilinmesinde büyük yarar vardır.
Özellikle Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından bal arıları için bu amaçla ruhsatlandırılmış ve veteriner hekim reçetesi ile satılacak ilaçlar kullanılmak suretiyle ilaçlama yapılmalıdır.
Kordon yerinden çıkışta alınan tedbirler veteriner hekim tarafından kontrol edilir, noksan olanlar tamamlattırılır.
6.3.3. Arıların Toptan Öldürülmesi ve İmhası
Hastalığın ileri safhalarında AYÇ hastalığının ilaçlarla önlenmesi pek mümkün olmamaktadır. Bu durumda arı ailesi ve çerçevelerin (petekleri ile birlikte) hepsi yakılarak imha edilir. Önce akşam üzeri arıların öldürülmeleri gerekir. Bunun için kovanın uçma deliği kapatılır, çerçevelerin üzerine kalsiyum siyanid, etilasetat ya da herhangi bir insektisit uygulanarak arılar öldürülür. Yakma işlemi için, çukur kazılarak içinde çerçeveler (petekleri ile birlikte) ve ölmüş arılar toplanır ve benzin v.s. dökülerek yakılırlar. Yakma işi tamamlandıktan sonra çukur toprakla kapatılmalıdır ve bütün bu işlemler arılıktan biraz uzak bir yerde yapılmalıdır.
Isıya dayanıklı kovanın gövde, kapak ve dip tahtası ile işletmede kullanılan her türlü malzeme yukarıda yazılan dezenfektan maddelerle dezenfekte edilip, yüzeyler iyice kazındıktan sonra pürmüzle yakılarak kullanılmasına izin verilir.
Strofor kovanların kullanımına ise çamaşır suyu ile yıkandıktan ve 2 gün güneşte kurutulduktan sonra izin verilir.
6.4. Hastalık Bölgesinin Kontrolü
Amerikan Yavru Çürüklüğü Hastalığını takiple görevli hükümet veteriner hekimi bölgeyi kontrol eder. Bu hastalık ile ilgili konularda arı yetiştiricilerini aydınlatır, bu çalışmalarını bir rapor halinde İl veya İlçe Müdürlüğüne sunar.
6.5. Hastalığın Sönüşü
Kordon kaldırılmadan önce hastalık görülen koloniler son bir kez daha kontrol edilerek, marazi madde alınır ve ilgili laboratuvara gönderilir. Laboratuvar muayeneleri ile hastalığın tamamen ortadan kalktığı teyit edilir.
Hastalığın ortadan kalkmasından ve yönetmelikle belirlenen sürenin geçmesinden sonra dezenfeksiyon yapılarak kordon kaldırılır.
6.6. Temel Petek Üretim Yerlerinde Hastalığın Çıkması Durumunda
Amerikan Yavru Çürüklüğü Hastalığı yönetmeliğinde “Bal mumları 120 0C de 10-15 dakika süreyle sterilize edildikten sonra petek üreticileri tarafından piyasaya sürülür.”denmektedir. Eğer sterilizasyon yapılmazsa bal mumlarında bulunan hastalıklar (Amerikan ve Avrupa Yavru Çürüklüğü ile diğer yavru çürüklükleri, mantar ve kireç hastalığı gibi) peteklerle beraber bütün bölgelere yayılır.
Temel petek üretimi yapan yerler belirlenerek üretim izni olmayan yerler hakkında yasal işlem yapılır, üretim izni alan yerlerden numuneler alınarak ilgili labaratuvarlara gönderilir.
Temel petek üretim yerlerinden alınan bal mumu numunelerinin, laboratuvarda yapılan analizleri sonucunda hastalık etkeninin tespit edilmesi durumunda; imalathanenin üretimi durdurulur, mevcut stoklara el konularak satışı engellenir. Bütün stoğun yönetmelikte belirtilen sterilazasyon işlemine tabi tutulmasından ve üretimde kullanılan kazan ve ekipmanların dezenfeksiyonundan sonra tekrar numune alınarak ilgili laboratuvara gönderilir. Laboratuvar muayenelerinin temiz çıkmasından sonra ancak imalathanenin tekrar üretim ve satışına izin verilir.
Bakanlık hastalıkla ilgili gerek gördüğü her türlü mücadele esaslarını tespit ederek valiliklere bildirir.
EK-1
ARI HASTALIKLARI İÇİN LABORATUARA MARAZİ MADDE GÖNDERME PROTOKOLÜ
Arıcının Adı, Soyadı
:
Arıcının Adresi
:
Arılıktaki Koloni Sayısı
:
Gezginci Arıcılık Yapılıyorsa Arının Menşei
:
Hastalığın Başlangıç Tarihi
:
Arılıktaki Hasta Koloni Sayısı
:
Hastalıktan Kaç Koloninin Söndüğü
:
Kullanılan İlaçlar ve Kullanma Tarihleri
:
Klinik Bulgular
:
Hangi Hastalıktan Şüphe Edildiği
:
Marazi Maddenin Cinsi ve Adedi
:
Marazi Maddenin Alındığı Tarih
:
Marazi Maddeyi Alan Veteriner Hekimin Düşünceleri :
Veteriner Hekim
İmza
Not: İki suret doldurularak, biri laboratuara gönderilecektir.
TARIM VE KOYİŞLERİ BAKANLIĞI, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü
4 Temmuz 2006 Salı
ANA ARININ İŞARETLENMESİ
Ana arı kolonide en önemli bireydir. Bu önemli bireyin kalabalık koloni içerisinde bulunması zaman zaman gerekebilir. Ana arının arlığını anlamak için mutlaka ana arının görülmesine gerek olmayabilir. Arı kovanı içinde günlük yumurtalar var ise mutlaka ana arı vardır anlamına gelir ve görmeye gerek kalmaz. Diyelim ki ana arı olup olmadığı kovan içerisindeki yumurta ile de anlaşılamıyor. Yani kovanda ana arıyı görmediğimiz gibi günlük yumurtada göremiyoruz bu durumda yapılacak iş koloniye günlük yumurtalı bir çerçeve vermek olmalıdır. Bu durumda eğer koloni içerisindeki ana yokluğu durumu varsa o halde arılar kendilerine verilen günlük yumurtalı çerçeve üzerine genelde de çerçevenin orta kısımların da ana memesi yaparlar. Eğer ki döllenmemiş yada döllenmiş fakat daha yumurtlama becerisi kazanmamış bir ana var ise bu yumurtalara hiç dokunmazlar. Normal yumurtaların bakımına devam ederler.
İşte gerek pratik bir takım bilgiler ışığında gerekse tecrübelerle ana arının bulunmasına kolaylık sağlayan bir diğer uygulama ise ana arıların işaretlenmesidir. Bu iş için özel yapılmış ana arıya zarar vermeyen kimyasal içerikli boyalar kullanılmaktadır. 5 yıllık renkleri yılın son harfi ile gösteren boyalar kullanılmaktadır. Beş ayrı renk 10 yıla dağıtılmıştır.0-5 mavi renk beyaz 1 ve 6'yı; sarı 2 ve 7'yi; kırmızı 3 ve 8'i, yeşil 4 ve 9'u belirtir. Bu şekilde ana arılar işaretlenmelidir. Fakat teknik arıcılıkta her yıl ana değişimi uygulaması daha sağlıklı ve başarılı bir yoldur. En çok analar 2 yaşında olmalıdır. Ana arıların yaşlarının bu kadar yaşlı saklanmasındaki amaç belli ırkların ana arılarının yumurtalarından erkek ve yeni ana arılar için damızlık yumurtası kullanılması çalışmasıdır.
Ana arılar ele alınarak, direkt çerçeve üzerinden, yada bir pistona sıkıştırılarak işaretlenebilir. Fakat tavsiyem ana arıyı çok ezmemek,üzerine bastırmamak ve ona zarar vermemektir. Çünkü kolonideki arılar içerisinde en nazik ve dayanıksız olan arı ana arıdır.
İşte gerek pratik bir takım bilgiler ışığında gerekse tecrübelerle ana arının bulunmasına kolaylık sağlayan bir diğer uygulama ise ana arıların işaretlenmesidir. Bu iş için özel yapılmış ana arıya zarar vermeyen kimyasal içerikli boyalar kullanılmaktadır. 5 yıllık renkleri yılın son harfi ile gösteren boyalar kullanılmaktadır. Beş ayrı renk 10 yıla dağıtılmıştır.0-5 mavi renk beyaz 1 ve 6'yı; sarı 2 ve 7'yi; kırmızı 3 ve 8'i, yeşil 4 ve 9'u belirtir. Bu şekilde ana arılar işaretlenmelidir. Fakat teknik arıcılıkta her yıl ana değişimi uygulaması daha sağlıklı ve başarılı bir yoldur. En çok analar 2 yaşında olmalıdır. Ana arıların yaşlarının bu kadar yaşlı saklanmasındaki amaç belli ırkların ana arılarının yumurtalarından erkek ve yeni ana arılar için damızlık yumurtası kullanılması çalışmasıdır.
Ana arılar ele alınarak, direkt çerçeve üzerinden, yada bir pistona sıkıştırılarak işaretlenebilir. Fakat tavsiyem ana arıyı çok ezmemek,üzerine bastırmamak ve ona zarar vermemektir. Çünkü kolonideki arılar içerisinde en nazik ve dayanıksız olan arı ana arıdır.
3 Temmuz 2006 Pazartesi
BÜYÜK KENTLERDE ARICILIK YAPILABİLİRMİ?
Büyük şehirlerde arıcılık yapılabilir mi diye soru çoğu zaman ilgi çekici gelmeli insana. Bende ilkin bu soruya olmaz herhalde diye düşünerek hayıflanmıştım. Ömrümün büyük bir kısmını İstanbul gibi büyük bir şehirde geçirdiğimden ve kent ortamında hiç de ziraat ile ilgili bir çalışma görmediğimden belki de tabiat ilgimi daima çekmiş ve isteyerek biyoloji bölümünü okumuş idim. Yıllar sonra arıcılıkla olan ilgili çalışmalarıma anadoluda mesleğimi gerçekleştirme çabaları ile birlikte yan yana götürme fırsatı buldum.
Arıcılığa başlayan herkes mutlaka Nizamettin Kayral amcanın kitabını mutlaka hatim eder hatta yetmez tekrar tekrar okurlar. Bende çocukluğumun geçtiği Bakırköy de zaman zaman arı kovanlarının bulunduğu o bahçeyi dikkatle izler gelip geçerken kutuların içerisinde ne olduğunu anneme sorardım. Çocukluk yaşlarında kovanlardan çıkan bu böceklerin yuvalarına nasıl girdiklerini , nasıl yerlerini şaşırmadıklarını anneme sorardım. Sanki ilerde bu işlerle uğraşacağımı biliyormuşçasına tabiatla ilgili gözlemlerim hiç durmadan arttı. İsteyerek okuduğum Biyoloji bölümünün ardından en çok heves ettiğim araştırmaya açık olan Biyoloji öğretmenliğime devam etmekteyim. Nizamettin beyin arılığını gören onunla tanışan ,konuşan biri olmak benim için bir ayrıcalıktır.
Arıcılığa Artvin ili Yusufeli ilçesinde Pamukçular köyünde başladım. O bölgenin mükemmel arıcısı Ahmet Ağduman hocamızın arıcılıkla ilgili bilgi ve tecrübelerinden yaralandım. Köydeki Hacı amcadan aldığım 2 Kovanla başladığım arıcılığı bu gün büyük boyutlarda şehirde yapmaktayım.
Şehre gelinceye kadar arılarımı önce Yusufelinden görev yerim olan Giresun Espiye ilçesine götürdüm sonra memleketim Kastamonu Abana – Bozkurt ilçelerine götürdüm Fakat uzaktan kumanda ile çok zor olduğunu gördüğüm arıcılık işini İstanbul da doğduğum büyüdüğüm kentte yanı aşımda yapmalıydım ve öyle oldu. İstanbul dışında tabiatın müsaade ettiği yerleri bir köşeye bırakın balkonlarında arı bakan nice arı sevdalısı gördüğümde şaşkınlıktan kendimi alamadım. Algıda seçicilik denilen psikolojik tanım burada kendini gösterdi ve ben hemen her yerde arıcılıkla uğraşan kişileri kısa sürede buldum ve tanıştım.Şimdi bırakın İstanbul u Türkiye de arcılıktan bahsedildiğinde tanınan biri olmakla karşı karşıya kaldım. Bu tanınma durumu bana mutluluk vermekte . İnsanlar akalarından birkaç şey bıraktıklarında ölümsüz olurlarmış. Yada öldükten sonra kendilerinden bahsettirebilirlermiş. Kitap, cami gibi kullanılabilen bir bina , bilgili insanlar yetiştirdiklerinde. İçeriğini doldurduğum sitede mutlaka eksikler vardır ve mutlaka eklenilecek birçok bilgi bulunmaktadır. Fakat yapılan bu çalışma bile büyük bir boşluğu dolduracak seviyede nitelendiriliyor. Bilgiye ne kadar çok ihtiyacımız olduğunun göstergesi mailler her zaman geliyor.
İstanbul da en ufak bir bölge bulan arı sevdalıları dere kenarlarında, bahçelerinde, taraslarında,balkonlarında, yol kenarlarında ,yazlıklarda yapmaktadırlar bu zevkli işi . Belki büyük masraflar harcayarak çok cüzide olsa bal elde etmektedirler. Bazı seneler yüksek miktarda bal elde ettiklerini söyleyenlerde vardır. Şehir atmosferinde elde edilen balların ne derece iyi olduğunun düşünülmesi gerekmektedir. Lakin şehrin yoğun olduğu bölgeler dışında ziraat yapılan kırsal ilçelerin olduğu bir gerçektir. Buralarda yıllardır ayçiçeği yada kestane balı elde eden arıcılar bulunmaktadır.
Şişli gibi bir yerde balkonda duran oğulun kendine mum örerek yuva yapmaya çalıştığı düşünülecek olursa memleketimizin ne derece arıcılık yapmaya elverişli olduğunu anlatmaya gerek bile kalmaz.
Ne diyorlar. İstanbulun taşı toprağı altın . Söyleyenler bilerek söylemişler demekki.
Arıcılığa başlayan herkes mutlaka Nizamettin Kayral amcanın kitabını mutlaka hatim eder hatta yetmez tekrar tekrar okurlar. Bende çocukluğumun geçtiği Bakırköy de zaman zaman arı kovanlarının bulunduğu o bahçeyi dikkatle izler gelip geçerken kutuların içerisinde ne olduğunu anneme sorardım. Çocukluk yaşlarında kovanlardan çıkan bu böceklerin yuvalarına nasıl girdiklerini , nasıl yerlerini şaşırmadıklarını anneme sorardım. Sanki ilerde bu işlerle uğraşacağımı biliyormuşçasına tabiatla ilgili gözlemlerim hiç durmadan arttı. İsteyerek okuduğum Biyoloji bölümünün ardından en çok heves ettiğim araştırmaya açık olan Biyoloji öğretmenliğime devam etmekteyim. Nizamettin beyin arılığını gören onunla tanışan ,konuşan biri olmak benim için bir ayrıcalıktır.
Arıcılığa Artvin ili Yusufeli ilçesinde Pamukçular köyünde başladım. O bölgenin mükemmel arıcısı Ahmet Ağduman hocamızın arıcılıkla ilgili bilgi ve tecrübelerinden yaralandım. Köydeki Hacı amcadan aldığım 2 Kovanla başladığım arıcılığı bu gün büyük boyutlarda şehirde yapmaktayım.
Şehre gelinceye kadar arılarımı önce Yusufelinden görev yerim olan Giresun Espiye ilçesine götürdüm sonra memleketim Kastamonu Abana – Bozkurt ilçelerine götürdüm Fakat uzaktan kumanda ile çok zor olduğunu gördüğüm arıcılık işini İstanbul da doğduğum büyüdüğüm kentte yanı aşımda yapmalıydım ve öyle oldu. İstanbul dışında tabiatın müsaade ettiği yerleri bir köşeye bırakın balkonlarında arı bakan nice arı sevdalısı gördüğümde şaşkınlıktan kendimi alamadım. Algıda seçicilik denilen psikolojik tanım burada kendini gösterdi ve ben hemen her yerde arıcılıkla uğraşan kişileri kısa sürede buldum ve tanıştım.Şimdi bırakın İstanbul u Türkiye de arcılıktan bahsedildiğinde tanınan biri olmakla karşı karşıya kaldım. Bu tanınma durumu bana mutluluk vermekte . İnsanlar akalarından birkaç şey bıraktıklarında ölümsüz olurlarmış. Yada öldükten sonra kendilerinden bahsettirebilirlermiş. Kitap, cami gibi kullanılabilen bir bina , bilgili insanlar yetiştirdiklerinde. İçeriğini doldurduğum sitede mutlaka eksikler vardır ve mutlaka eklenilecek birçok bilgi bulunmaktadır. Fakat yapılan bu çalışma bile büyük bir boşluğu dolduracak seviyede nitelendiriliyor. Bilgiye ne kadar çok ihtiyacımız olduğunun göstergesi mailler her zaman geliyor.
İstanbul da en ufak bir bölge bulan arı sevdalıları dere kenarlarında, bahçelerinde, taraslarında,balkonlarında, yol kenarlarında ,yazlıklarda yapmaktadırlar bu zevkli işi . Belki büyük masraflar harcayarak çok cüzide olsa bal elde etmektedirler. Bazı seneler yüksek miktarda bal elde ettiklerini söyleyenlerde vardır. Şehir atmosferinde elde edilen balların ne derece iyi olduğunun düşünülmesi gerekmektedir. Lakin şehrin yoğun olduğu bölgeler dışında ziraat yapılan kırsal ilçelerin olduğu bir gerçektir. Buralarda yıllardır ayçiçeği yada kestane balı elde eden arıcılar bulunmaktadır.
Şişli gibi bir yerde balkonda duran oğulun kendine mum örerek yuva yapmaya çalıştığı düşünülecek olursa memleketimizin ne derece arıcılık yapmaya elverişli olduğunu anlatmaya gerek bile kalmaz.
Ne diyorlar. İstanbulun taşı toprağı altın . Söyleyenler bilerek söylemişler demekki.
2 Temmuz 2006 Pazar
KOVANDAN BALLI ÇERÇEVELER NE ZAMAN ALINMALIDIR?
Ballı çerçeveler kovanlardan eskilere göre harman tozu görmeden alınmaz. Aslında buradaki amacın kovan içerisindeki ballı çerçevelerin suyunun iyice uçması şeklinde yorumlanması gerekir. Kovanlardaki balların sırlanması artık balın olgunlaştığı anlamına gelmektedir. Ballı çerçevelerin üzerinde bulunan sır balın artık olgunlaştığını ve alınabileceğinin bir göstergesidir.
Bazen arılar bal gözlerinin üzerini mevsim kısıtlı gittiğinden dolayı tamamen doldurulamaz ve bal sırlanamaz ballı gözler üzeri açık bekler ve belli bir süre sonra arılar göz balı olarak adlandırılan bu balı alt kata alırlar böylece arıcılar balı tüketti diye düşünürler. Bal kısmen tüketilmiş kısmen alt kata taşınmıştır ve üst katta bulunan sırlı bal beklemektedir. Miktarı mevsimin çerçeveleri doldurabilecek kadar iyi bir mevsim olmadığından dolayı bu şekilde olmuş olur.
Bazı yıllar ise arılar artık yumurtlayacak kuluçkalıkta dahi yer bulamayacak şekilde kovanları bal ile doldururlar. Bu şekilde mevsimin çok iyi olduğu anlaşılabilir. Lakin kışlatma bakımları yapılırken kovan içerisindeki kuluçkalık çerçevelerinde yumurta atılımı için gerekli olan yerin ayarlanmasına dikkat etmek gerekir. Kenarlarda bulunan ballı çerçeveler alınabilir.
Bal alınırken bir çerçevenin 4 de 3ünün sırlanmış olması yeterlidir. Bu hesapla 3 çerçeve sırlı bir çerçeve sırsız bal da kullanılabilir. Fakat çerçevelerin sırlı olması balların ekşime durumunu ortadan kaldıracaktır. Sırsız balların kovanlardan alınıp süzülmesi sonucu alınan ballar bir müddet sonra ekşir ve bozulur. Bu tür ballar tad bozukluğuna uğrar ve sirkeye benzer bir yapı kazanır. Böyle olması da normaldir. Sulu olduğundan dolayı fermentasyon sonucu balda sirkeleşme olayı meydana gelir.
Teknik arıcılıkta balın sırlanmasının ardından alınması balın alınıp yerine yeni kabarmış çerçeveler verilerek daha fazla bal elde edilme çabası ile düşünülmelidir.
Bazen arılar bal gözlerinin üzerini mevsim kısıtlı gittiğinden dolayı tamamen doldurulamaz ve bal sırlanamaz ballı gözler üzeri açık bekler ve belli bir süre sonra arılar göz balı olarak adlandırılan bu balı alt kata alırlar böylece arıcılar balı tüketti diye düşünürler. Bal kısmen tüketilmiş kısmen alt kata taşınmıştır ve üst katta bulunan sırlı bal beklemektedir. Miktarı mevsimin çerçeveleri doldurabilecek kadar iyi bir mevsim olmadığından dolayı bu şekilde olmuş olur.
Bazı yıllar ise arılar artık yumurtlayacak kuluçkalıkta dahi yer bulamayacak şekilde kovanları bal ile doldururlar. Bu şekilde mevsimin çok iyi olduğu anlaşılabilir. Lakin kışlatma bakımları yapılırken kovan içerisindeki kuluçkalık çerçevelerinde yumurta atılımı için gerekli olan yerin ayarlanmasına dikkat etmek gerekir. Kenarlarda bulunan ballı çerçeveler alınabilir.
Bal alınırken bir çerçevenin 4 de 3ünün sırlanmış olması yeterlidir. Bu hesapla 3 çerçeve sırlı bir çerçeve sırsız bal da kullanılabilir. Fakat çerçevelerin sırlı olması balların ekşime durumunu ortadan kaldıracaktır. Sırsız balların kovanlardan alınıp süzülmesi sonucu alınan ballar bir müddet sonra ekşir ve bozulur. Bu tür ballar tad bozukluğuna uğrar ve sirkeye benzer bir yapı kazanır. Böyle olması da normaldir. Sulu olduğundan dolayı fermentasyon sonucu balda sirkeleşme olayı meydana gelir.
Teknik arıcılıkta balın sırlanmasının ardından alınması balın alınıp yerine yeni kabarmış çerçeveler verilerek daha fazla bal elde edilme çabası ile düşünülmelidir.
29 Haziran 2006 Perşembe
NEKTARDA MEYDANA GELEN DEĞİŞİKLİKLER.
Nektar içerisinde bol miktarda su bulunmaktadır. Yaklaşık %60-80 oranında bulunan su arıların fiziksel bir takım çabaları ile uçurulur. Kovan giriş deliği önünde yapılan kanat çırpma hareketleri koloni içerisinde bulunan nektardaki suyun uçurulması için yapılmış olan bir çabadır.. Balın olgunlaştırılması olarak ifade edilir. Nektar içerisinde bol miktarda bulunan suyun uçurulması bu tatlı maddenin bal olarak ortaya çıkmasına neden olur. Bu işler arıların kanat çırpma hareketleri ile gerçekleşmektedir.
28 Haziran 2006 Çarşamba
BAL NEDİR?
Arılar tabiatta bulunan bitkilerin nektar bezlerinden elde ettikleri nektarları toplarlar ve bir takım enzimsel değişikliklerle içerisinde bulunan suyun uçurulması sonucu koyu kıvamlı ve çeşitli şeker türevlerinden oluşmuş balı elde ederler. Bu çok basit bal tarifi aslında çok uzun ve bir takım seri işlemleri içerisine alan karmaşık bir olaydır. Ayrıca bu işlemler sosyal yapıları itibari ile arı kolonisi içerisinde görev bölümü ile yapılan bir işlem olarak dikkati çeker.
27 Haziran 2006 Salı
BAL DÖNEMİNDE KOLONİLERİN KONTROLÜ
Bal döneminde arılar artık tüm düzenlerini oluşturmuşlardır. Bakıldığında çevre şartları ile uyumlu bir şekilde çalışmalıdırlar. Mevsim bal yapımı için uygun şartları ortaya koyduğunda koloni bireyleri üzerlerine düşen görevi mükemmel bir şekilde yapmak zorundadır. Kısa bal dönemleri yaşandığına dikkat edecek olursak , bal dönemi arıların görevlerini en hızlı biçimde yerine getirdikleri bir o kadarda hızlı balın depolandığı zamandır. Bir çok arıcı bir kovanın altına kantar koyarak arılarının günlük getirebileceği nektar miktarını tespit etmek ister. Bu şekilde bir yöredeki nektar yoğunluğunun akışını ve azalışını anlayarak kolonilerini daha uygun bölgelere götürür.
Bal döneminde yaşlı analar yada artık bahar döneminden bu yana tüm eforunu sergileyen ve verimsiz bir hal almış olduğu düşünülen analar değiştirilmek istenebilir.Bu işleri bal döneminden sonraya bırakmak daha avantajlı olacaktır. Bundan dolayı da bal döneminin ardından ana arının değişimi gerçekleştirilebilir. Arılar ana değişimi moduna geçebilirler. Ana arının değişimi nedeni ile birden çok ana arı namzedi hazırlanabilir. Sonuçta ana arıların gözlerden çıkmasını müteakip oğul veriyormuş şekli ile kovandan bir kısım arının çıkması söz konusu olabilir. Bu durumla karşılaşmamak için her yıl sıfır yaşında ve verimli ana arılar kullanmak gerekir. Genç ana arıcılıkta en önemli uygulama olmalıdır. Başarı için bu kaçınılmazdır.
Bal döneminde nektarın azalmaya başladığı dönemde artık yakın ve yüksek yerlerdeki nektar kaynaklarına koloniler taşınabilir. Bu noktadaki akımdan da yararlanarak bal oluşumuna bir nebze daha yardımcı olabiliriz. Nektar kaynaklarının azaldığı ve bittiği dönemde arılar daha çok hırçın ve saldırgan oldukları gibi çok fazla miktarda yağmacılık eğilimi gösterirler. Az bir tatlı maddeye dahi saldırı son derece yüksek düzeyde olmaktadır.
Bal dönemi içerisinde arılar acaba ne yaptılar diye sık sık üzerlerinin açılması , kontrol edilmeleri,çerçevelerin çıkarılıp bakılması gibi uygulamalardan uzak durmak gerekir. Arılar bal döneminde huzurlu bir şekilde çalışmaları için rahat bırakılmalıdırlar. Bir koloninin huzuru bozulduğunda bu koloninin tekrar eski düzenini oluşturabilmesi 15 dakika ile 4 saat arasını almaktadır. Bu denge bozucu hareketler koloninin nektar toplama çalışmasını durdurmasını, dışarıdan gelen tarlacılarında görevlerini bırakıp düzeni oluşturma çabası içerisine girmelerine neden olmaktadır. Sonuçta bal döneminin boşa geçmesi durumu meydana gelir.
Tüm gayemiz, az çalışma ve çok ürün elde etme çabası olduğuna göre ,uygulamalarımız ile ortaya koymuş olduğumuz çalışmalarımızın boşa gitmemesi için,uygulamalarımızın arıların bal döneminde çalışmalarına sekte verecek şekilde olmamasına gayret etmeliyiz.
Bal döneminde yaşlı analar yada artık bahar döneminden bu yana tüm eforunu sergileyen ve verimsiz bir hal almış olduğu düşünülen analar değiştirilmek istenebilir.Bu işleri bal döneminden sonraya bırakmak daha avantajlı olacaktır. Bundan dolayı da bal döneminin ardından ana arının değişimi gerçekleştirilebilir. Arılar ana değişimi moduna geçebilirler. Ana arının değişimi nedeni ile birden çok ana arı namzedi hazırlanabilir. Sonuçta ana arıların gözlerden çıkmasını müteakip oğul veriyormuş şekli ile kovandan bir kısım arının çıkması söz konusu olabilir. Bu durumla karşılaşmamak için her yıl sıfır yaşında ve verimli ana arılar kullanmak gerekir. Genç ana arıcılıkta en önemli uygulama olmalıdır. Başarı için bu kaçınılmazdır.
Bal döneminde nektarın azalmaya başladığı dönemde artık yakın ve yüksek yerlerdeki nektar kaynaklarına koloniler taşınabilir. Bu noktadaki akımdan da yararlanarak bal oluşumuna bir nebze daha yardımcı olabiliriz. Nektar kaynaklarının azaldığı ve bittiği dönemde arılar daha çok hırçın ve saldırgan oldukları gibi çok fazla miktarda yağmacılık eğilimi gösterirler. Az bir tatlı maddeye dahi saldırı son derece yüksek düzeyde olmaktadır.
Bal dönemi içerisinde arılar acaba ne yaptılar diye sık sık üzerlerinin açılması , kontrol edilmeleri,çerçevelerin çıkarılıp bakılması gibi uygulamalardan uzak durmak gerekir. Arılar bal döneminde huzurlu bir şekilde çalışmaları için rahat bırakılmalıdırlar. Bir koloninin huzuru bozulduğunda bu koloninin tekrar eski düzenini oluşturabilmesi 15 dakika ile 4 saat arasını almaktadır. Bu denge bozucu hareketler koloninin nektar toplama çalışmasını durdurmasını, dışarıdan gelen tarlacılarında görevlerini bırakıp düzeni oluşturma çabası içerisine girmelerine neden olmaktadır. Sonuçta bal döneminin boşa geçmesi durumu meydana gelir.
Tüm gayemiz, az çalışma ve çok ürün elde etme çabası olduğuna göre ,uygulamalarımız ile ortaya koymuş olduğumuz çalışmalarımızın boşa gitmemesi için,uygulamalarımızın arıların bal döneminde çalışmalarına sekte verecek şekilde olmamasına gayret etmeliyiz.
26 Haziran 2006 Pazartesi
HANGİ KOVANLARA ANA ARI VERMEK DAHA KOLAYDIR?
Kovanlara bakıldığında sağlıklı bir kolonide çok farklı yaşlarda arı ve yumurta bulunduğunu görürüz. Bu şekildeki bir koloni ana arının kendi eforunu ve performansını gösterebildiği en güzel topluluğu ortaya koyar. İşte bu koloninin anası yaşlı yada istemediğimiz bir cins ise o taktirde yapılacak iş anayı almak ve hemen döllü kaliteli bir anayı kovana kafesle vermek olmalıdır.
Fakat bazen kovanın yaşamını sağlayabilen verimsiz veya sakat analarda bulunabilir. Bu durumda da ana arıyı almak ve yerine hemen kafesle vermek durumu söz konusu olabilmektedir.
Asıl problemli olan durumsa bazı arı kovanları verilen ana arıları cins itibari ile yada verimsiz bulduklarından dolayı öldürmeleri eğiliminden kaynaklanır. Bizim kontrollerimiz sırasında yada yaşlılığı nedeni ile ölmüş bir ana arının olmayışı yüzünden koloni uzun süre anasız kalmışsa ve kış dönemi çıkışında yada bal dönemi içinde bu durumla karşılaşıldığında arılar kendilerine yeni ana yapma fırsatını yakalayamayabiliriler. Bu dönemler sonunda ana arı yapacak yumurta bulamayan kolonilerin arıları oldukça yaşlı olacağı için ana arı kabul etme şansı son derece azalır. Ana arıların kabul edilme derecesini artıran birkaç unsur vardır. Anaların verimli oluşu. Döllenme sonucunda bol sperm depolamış olması. Cüssesinin büyük olması. Kolonide genç bireylerin ve kapalı gözlü yumurta varlığının olması. Yaşlı arı populasyonundaki azlık. Kolonideki bireylerin sayısının dengeli olması. Çevrede nektar ve polen akımının olması.
Bu tür kovanlarda son derece rahat ana arı kabul ettirilebilmektedir.
Fakat bazen kovanın yaşamını sağlayabilen verimsiz veya sakat analarda bulunabilir. Bu durumda da ana arıyı almak ve yerine hemen kafesle vermek durumu söz konusu olabilmektedir.
Asıl problemli olan durumsa bazı arı kovanları verilen ana arıları cins itibari ile yada verimsiz bulduklarından dolayı öldürmeleri eğiliminden kaynaklanır. Bizim kontrollerimiz sırasında yada yaşlılığı nedeni ile ölmüş bir ana arının olmayışı yüzünden koloni uzun süre anasız kalmışsa ve kış dönemi çıkışında yada bal dönemi içinde bu durumla karşılaşıldığında arılar kendilerine yeni ana yapma fırsatını yakalayamayabiliriler. Bu dönemler sonunda ana arı yapacak yumurta bulamayan kolonilerin arıları oldukça yaşlı olacağı için ana arı kabul etme şansı son derece azalır. Ana arıların kabul edilme derecesini artıran birkaç unsur vardır. Anaların verimli oluşu. Döllenme sonucunda bol sperm depolamış olması. Cüssesinin büyük olması. Kolonide genç bireylerin ve kapalı gözlü yumurta varlığının olması. Yaşlı arı populasyonundaki azlık. Kolonideki bireylerin sayısının dengeli olması. Çevrede nektar ve polen akımının olması.
Bu tür kovanlarda son derece rahat ana arı kabul ettirilebilmektedir.
25 Haziran 2006 Pazar
ANA ARI VERME YÖNTEMİ
Bir çok ana arı verme yöntemi bulunmaktadır. Bunlardan en basitini şimdi daha karmaşık olanlarını daha sonra bildireceğim. Bir koloninin anası yaşlı, verimsiz, ana kaybetmiş olduğunda,cinsi istediğimiz türden olmadığı zaman yada yeni bir bölme yapmak istediğimiz zaman kolonimize ana arı verebiliriz.
En kısa ve doğru yol ruşetlerde döllenmiş olarak bulunan bir ana arının kafesle koloniye verilmesidir. Bu kafeslerin bir ucunda kek diğer ucunda ana ve bakıcı işçi arıların bulunduğu kısım vardır. Koloninin orta noktasında arıların yoğun bulunduğu bölgedeki çerçeveler aralanmalı ve buraya kafesin kekli kısmı açılarak kek kısmı aşağı gelecek şekilde biraz eğimli bir şekilde kafes çerçevelere sıkıştırılmalıdır. Kafes kovan tabanına düşmemeli ve arıların ana arıya bakıp bakmadıkları inceleme imkanı ile yerleştirilmelidir. Ana verilecek kovanda ana olmamasına dikkat edilmelidir.
Bu yöntem en basit yöntemdir. Eski anası alınır alınmaz verilebildiği gibi, anayı vermek üzere başka yöntemler daha vardır. Buradaki yöntemler daha teknik olmakla birlikte ana kabulünün garantili olması düşüncesi ile yapılmaktadır.
En kısa ve doğru yol ruşetlerde döllenmiş olarak bulunan bir ana arının kafesle koloniye verilmesidir. Bu kafeslerin bir ucunda kek diğer ucunda ana ve bakıcı işçi arıların bulunduğu kısım vardır. Koloninin orta noktasında arıların yoğun bulunduğu bölgedeki çerçeveler aralanmalı ve buraya kafesin kekli kısmı açılarak kek kısmı aşağı gelecek şekilde biraz eğimli bir şekilde kafes çerçevelere sıkıştırılmalıdır. Kafes kovan tabanına düşmemeli ve arıların ana arıya bakıp bakmadıkları inceleme imkanı ile yerleştirilmelidir. Ana verilecek kovanda ana olmamasına dikkat edilmelidir.
Bu yöntem en basit yöntemdir. Eski anası alınır alınmaz verilebildiği gibi, anayı vermek üzere başka yöntemler daha vardır. Buradaki yöntemler daha teknik olmakla birlikte ana kabulünün garantili olması düşüncesi ile yapılmaktadır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)